Doç. Dr. Hüseyin Uğur:
" Telekomünikasyon'da
ölçüm envanteri oluşacak"

Sektörün en önemli kazancı, yürürlükte olan yönetmeliklerin uygulanması için bir ölçü sistemi oluşmuş olacak. Bu ölçümler sonucunda ortaya çıkacak soruların yanıtlanmasında ortak çalışmalar yaygınlaşacak. Tüm bunların sonucunda da telekomünikasyon sektörüne yönelik olarak ölçüm envanteri oluşmuş olacaktır.

Bu sayımızda eğitim sayfamız için TÜBİTAK'a bağlı olan Ulusal Metrolojji Enstitüsü'nde (UME) yapılan çalışmaları konu edindik. Ulusal Metroloji Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Uğur yaptıkları çalışmaları dergimize anlattı.

Soru: Türkiye'nin ölçüm merkezi olarak telekomünikasyon sektörüne ne yönde hizmet verecekseniz?

Hüseyin Uğur: Telekomünikasyon sektörü regüle edilmiş, denetlenen bir sektör; sağlık sektörü gibi, diğer başka sektörler gibi. Bir kural koyucu var ve bu kural koyucunun koyduğu kuralların uygulanıp uygulanmadığını takip etmesi gerekiyor. Bizim telekomünikasyon sektörüne verdiğimiz hizmetler ikiye ayrılıyor. Bunun bir tanesi, verifikasyon dediğimiz ölçüm metodu. Örneğin, bir baz istasyonundan yayılan elektronik ışınımlar, Türkiye'nin kabul ettiği değerlerin üstünde mi, altında mı olduğunun tespit edilmesine doğrulama diyoruz. Baz istasyonunu kuran kişiler, kuruluşlar belli bir beyanda bulunuyorlar. Biz gidip yaptığımız ölçümlerle bu beyanın doğru olup olmadığını kontrol ediyoruz. Elimizdeki ölçüm teknolojisini de buna göre optimize ediyoruz. Böyle bir ölçümün gerçekleşmesi için talep edilmesi gerek. Bu, Telekomünikasyon Kurumu tarafından talep edilebileceği gibi, baz istasyonunu kuran kuruluş tarafından da talep edilebilir. İkincisi ise tiponayı dediğimiz onay. Türkiye'de kullanılan cihazların kurallara uygunluğunun tespiti. Bu cihazlar ister Türkiye'de üretilen cihazlar olsun ister ithal edilen cihazlar olsun, piyasaya sürülürken kullanılacak ülkenin standartlarına uygunluğunun denetlenmesi gerekiyor. Telekomünikasyon Kurumu, telekomünikasyon cihazlarının büyük bir kısmından sorumlu olduğu için bu denetlemeyi yapması gerekiyor. Ancak bu büyük bir yatırım gerektiriyor. Sadece yatırım da yetmiyor. Yatırımın işletilebilmesi için özel laboratuvarların kurulması gerekiyor. Uzmanların eğitimli ve deneyimli olması gerekiyor. Hatta görünmeyen kalemler olarak bilgisayar sistemlerinin, mekanik atölyelerinin olması gerekiyor. Çünkü ölçüm bir sistem. Bunun için Telekomünikasyon Kurumu sıfırdan başlayıp bir yatırım yapsaydı, 6-7 milyon dolar civarında bir yatırım yapması gerekecekti. Telekomünikasyon Kurumu bu konuda duyarlı davrandı. Ülke kaynaklarını israf etmemek amacıyla UME'yle protokol imzaladı. UME'nin mevcut altyapısı, küçük bir değişiklikle Telekomünikasyon Kurumu'nun ölçümleri için hazır hale getirilicek. Böylece UME'nin elindeki boş kapasitenin de dolması sağlanacak.

Soru: Türkiye'de kullanılan cep telefonları standartlara uygun mu?

Hüseyin Uğur: Şu anda ülkemizde kullanılan cep telefonlarının standartlara uygun olup olmadığını bilmiyoruz. Şimdiye kadar hiçbir cep telefonunu standartlara göre ölçmedik. Böyle bir talep olmadı. Diğer konularda olduğu gibi cep telefonlarında da standartları belirleyen uluslararası kuruluşlar var. Tabii bu standartlar, diğer standartlarda olduğu gibi gönüllü standartlardır. Siz buna ister uyarsınız, isterseniz de uymazsınız. Ya da bir başka standart geliştirirsiniz. Ancak bu, globalleşen dünyada dış ticaret hacminiz açısından pek doğru olmaz. Ülkemiz ise diğer ülkelere oranla çok daha duyarlı. Örneğin baz istasyonu limit değerleri uluslararası değerlerin dörtte biri civarında. Cep telefonları konusunda ülkemizde uygulanan standartlarla, dünyadaki standartların ne olduğu ve birbirine uygunluğunun olup olmadığını bilmiyoruz.

Soru: Bu yönde bir talep gelirse ölçüm yapılabilir mi?

Hüseyin Uğur: Yürütebileceğimiz ve yürütemeyeceğimiz çalışmalar konusuna açıklık getirmek isterim. Elektromanyetik ışınım yayan aletleri ölçebiliriz. Yani bu cep telefonu olabilir, televizyon olabilir, baz istasyonu olabilir, buzdolabı olabilir herhangi bir şey olabilir. Biz bunun ne kadarlık elektromanyetik ışınım yaydığını ölçebiliriz. Ama bu ışınımların insan sağlığına olan etkisini bilemeyiz. Bize çok sık sorulan sorulardan biri: Şu alet baş ağrısı yapar mı? Kanser yapar mı? Cilde zarar verir mi? Biz bunun cevabını veremeyiz.

Soru: Cep telefonlarının insan ergonomisine uygunluğunun satndartları var mı?

Hüseyin Uğur: Ergonomik parametreler bazı standartlarda işin içine giriyor, bazılarında ise girmiyor. Telekomünikasyon sektöründe binlerce standart var, binlerce cihaz var. Ergonomik olarak yazılı bir standart varsa, biz bunun ölçümünü yaparız. Ancak şimdi, kullanılan cihazların ergonomik parametrelere uygunluğu karşısında bir şey söyleyemem.

Soru: AB'ye uyum sürecinde ölçüm konusunda bir sorun yaşanacak mı?

Hüseyin Uğur: Standartları ikiye ayırmakta yarar var: Yazılı standartlar, ölçüm standartları. Türkiye'de standartları TSE, dünyada ise ISO ve IRT belirliyor. AB'nin içinde de Standart Enstitüsü var. Biz cihazın yazılı olan standartlara uygun olup olmadığını ölçerken, ikinci bir standart oluşturmak zorundayız. Bunlara ölçüm standartları adını veriyoruz. UME'nin bu standartları geliştirme tekniği, diğer bütün ülkelerin ölçüm standartlarını geliştirme tekniğiyle aynı. Her ülke, dokuz tane teknik komisyonun koyduğu kurallara uygun olarak kendi ülkelerinin referans standartlarını oluşturuyor. Biz oluşturduğumuz standartlarla bir konuda daha önce referans standart oluşturmuş ülkelerin standartlarını karşılaştırıyoruz. Bunun sonucunda örneğin Türkiye ile Japonya arasında referans farkı ortaya çıkıyor. Eğer iki ülke standartları arasındaki fark belirlenen sınırın üstündeyse, gerekli ayarlama, fark gözönünde bulundurularak yapılıyor. Bu şekilde Türkiye'deki bir ölçümle Japonya'daki ölçüm aynı sayılıyor. Bu konu özellikle dış ticaretimiz açısından çok önemli. Örneğin Almanya, ihraç ettiğimiz biberlerde tarım ilacının fazla olduğunu öne sürerek ürünlere zehirli dedi. Almanya bu konuda ölçüm yaptı. Biz UME olarak bir ölçüm yapamadık. Çünkü gıda teknolojisine yönelik yatırımlarımız bu yılın sonunda hayata geçiyor. Eğer bize bir talep gelse ve biz ölçüm yapsaydık o zaman bu konuda zor duruma girmeyebilirdik. Ama ölçüm yapamadığımız için, Almanya'nın ölçümlerini kabul etmek zorunda kalıyoruz. AB ile uyum sürecinde bizim açımızdan bir problem yok. AB Metroloji Enstitüleri Organizasyon (EuroMed) üyesiyiz ve yönetimde söz hakkımız var.

Soru: UME ile Telekomünikasyon Kurum arasındaki işbirliği sektörü nasıl etkileyecek?

Hüseyin Uğur: Bu protokol, sektörü birçok açıdan olumlu etkiler. Şirketler şu anda almaları gereken bir hizmet için hazır laboratuvar bulmuş olacaklar. Örneğin bir kuruluştan ölçüm istendiğinde bu kuruluş ölçüm yaptıracak laboratuvar bulamıyordu. Bunun sonucunda da yönetmeliğin, kanunun fazla bir anlamı kalmıyordu. Örneğin, Türkiye, Ölçüler ve Ayarlar Kanunu'nu 1940'larda çıkarmış, ancak bu kanunun yürütülmesinde en önemli kurum olan UME'yi 1992'de kurabilmiş. Sektörün en önemli kazancı, yürürlükte olan yönetmeliklerin uygulanması için bir ölçü sistemi oluşmuş olacak. Bu ölçümler sonucunda ortaya çıkacak soruların yanıtlanmasında ortak çalışmalar yaygınlaşacak. Tüm bunların sonucunda da telekomünikasyon sektörüne yönelik olarak ölçüm envanteri oluşmuş olacaktır. Telekomünikasyon Kurumu'nun da kural koyması kolaylaşacak. Çünkü koyduğu kurallar ölçülebilecek.