1. Uluslararası Orta Asya ve Hazar Ülkeleri
Telekomünikasyon Konferansı İstanbul'da yapıldı


Hazar'da liberal
telekomünikasyon rüzgarı

Genel olarak bakıldığı zaman Hazar Bölgesi'nin birkaç ülke dışında telekomünikasyon altyapısı açısından gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğu gözükmektedir. Ekonomik şartlar nedeniyle talep sınırlı kaldığından telekomünikasyon alanında yeterli yatırım yapılamamaktadır.

Bölgesel işbirliği ve Orta Asya'daki ulusal ve bölgesel tele-komünikasyon yatırımları konusunda görüş bildirmek üzere Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Gürcistan'ın iletişim bakanları ve temsilcileri, 1. Uluslararası Orta Asya ve Hazar Ülkeleri Telekomünikasyon Konferansı (Caspian Telecoms Conference) kapsamında İstanbul'da bir araya geldiler. Üç gün süren konferansa, bu 7 ülkenin yanı sıra Hazar ülkelerinin önemli komşusu Rusya ve İran'dan üst düzey bakanlık temsilcileri ile Avrupa Komisyonu, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Tele-komünikasyon Birliği (ITU) ve EBRD'den delegasyonlar da katıldılar. Hilton Otel'de gerçekleştirilen Konferans'a Türkiye'den Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, Telekomünikasyon Kurulu Üyesi Abdullah Raşit Gülhan ve Türk Telekom Genel Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk de katıldı.
Konferans'ta tartışılan başlıca konular arasında Çin'den Almanya'ya uzanan 20 bin kilometrelik Trans Asia European adlı fiber optik ağının geliştirilmesi ile Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) uydu ağları yer aldı. Yatırım fırsatları yaratmak ve değişiklikleri desteklemek amacıyla dünyanın dört bir yanından sektörün öncü firmaları da konferansa büyük ilgi gösterdi.
Orta Asya ve Hazar ülkelerinin kısmen özelleştirilmiş veya özelleştirilmekte olan ulusal telekomünikasyon şirketleri, yabancı büyük çaplı fonları çek-mek için çok kararlı bir tutum izledikleri dikkat çekti. Yapılan değerlendirmelerde, iyi bir telekomünikasyon altyapısı için bölgenin ekonomik ve sosyal durumu, önemli bir anahtar faktör olarak ortaya kondu. Asya telekomünikasyon ağının henüz gelişmekte olan bir ağ olduğu ve halen Sovyet Rusya'dan kalan ekipmanları kullandığı belirtildi. Ağların sayısallaştırılması ve kapasitesinin genişletilmesi, özellikle her 100 kişiye 4 hat düşen sabit hat döşenmiş kırsal bölgeler üzerindeki etkisi açısından çok önemli bulundu. İnternet teknolojilerindeki bölgesel yatırımların beklenenden yüksek olması da gündeme gelen konular arasında yerini aldı.

"Öncelik; serbestleştirme, rekabet ve telekom yatırımlarının teşvik edilmesi"

Konferansın açılışında konuşan Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, bu buluşmanın bölge için yeni ufuklar açacağına olan inancını dile getirdi. Vural, konferansın Hazar bölgesi ülkelerinin telekomünikasyon alanında işbirliğini geliştirmesi ve ortak bir piyasanın oluşmasında önemli bir ortam olduğunu düşündüğünü söyledi. "Artık klasik kalkınma modellerinin yerini, bilgi kaynaklarını elinde bulundurmaya dayalı farklı bir gelişme modeli almaktadır. Kuşkusuz bu değişimde en önemli etkenlerden biri telekomünikasyon sektörüdür" diye konuşan Vural, telekom sektörünün bilgi ekonomisinin temel dinamiği haline geldiğini ve kalkınma süreçlerinde ülkelerin sanayileşme yolundaki mücadelelerine yeni bir boyut kazandırdığının altını çizdi. Vural konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, bir telekom piyasasının ortaya çıkmasını sağlayabilecek idari, teknik ve hukuki tedbirleri almak zorundadır. Bütün bunlar içerisinde telekomünikasyon sektöründe serbestleştirme, rekabet ve telekom yatırımlarını teşvik edebilecek bir atmosfer öncelik kazanmıştır".

TK'nın Türk telekom sektörüne katkısı

Telekomünikasyon Kurumu Üyesi Abdullah Raşit Gülhan, Telekomünikasyon Kurumu, işleyişi ve faaliyetleri hakkında katılımcılara ayrıntılı bilgi verdi. ITU tarfından geçtiğimiz Mart ayında İstanbul'da gerçekleştirilen WTDC'02 ve konferanstan çıkan sonuçlar konusunda açıklamalar yapan Gülhan, Telekomünikasyon Kurumu'nun bugüne kadar bütün çalışmalarını Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü olan ETSI'nin yönetmeliklerine paralel şekilde yürüttüğünü ve bu sayede Türk telekom sektörünün Avrupa'da rekabet edebilir konuma geldiğini vurguladı. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de telekomünikasyon sektörünün yeniden yapılanma sürecinde olduğunu belirten Gülhan, yapılan özelleştirme çalışmalarının sektörün önünü açacağını söyledi. 4673 sayılı yasanın Mayıs 2001'de devreye girmesiyle birlikte başlayan lisanslama çalışmaları sonucunda 25'e yakın lisans verildiğini ve sürecin devam ettiğini ifade eden Gülhan, çoklu ortam mesajlaşma (MMS), bant genişletilmesi (broadband) ve TETRA gibi sistemlerde de lisanslama çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Hazar Bölgesi'nin Türkiye için önemini vurgulayan Gülhan,Hazar Bölgesi'nde Türkiye ve Gürcistan dışında düzenleyici kurumların olmadığını ve Türkiye'nin bu anlamda sahip olduğu tecrübeyi bu ülkelerle paylaşmak konusunda hazır olduğunu vurguladı. Gülhan konuşmasını şöyle tamamladı: "Eğer bazı vergilerde indirim sağlanabilirse, teşvik mekanizması geliştirilebilirse ve enerji ücret-lerinde olumlu bir ayarlama yapılabilirse Türkiye bir üretim merkezi haline gelebilir".

"Dünyanın en büyük 13. telekomünikasyon şirketiyiz"

Konferansta bir konuşma yapan Türk Telekom Genel Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk, Türk Telekom hakkında bilgiler verdi. Alptürk, hem hizmet üreten, hem de hizmet satan Türk Telekom'un dünyanın en büyük 13'üncü telekomünikasyon şirketi olduğunu açıkladı.
Türk Telekom'un biri ortak, 4 uydusunun bulunduğunu anlatan Alptürk, Türksat 2A'nın Avrupa'nın en güçlü uydularından biri olduğunu hatırlattı. Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı, Türkiye'nin Hazar Bölgesi'nde mobil hizmetlerin kullanımında birinci, internet kullanımında ise ikinci durumda olduğunu açıkladı. "Türk Telekom artık ulusal sınırlar içindeki misyonunu neredeyse tamamladı. Birikimini bölge ülkelerine taşımayı ve onlar için kullanmayı amaçlıyor" diye konuşan Alptürk, "İşbirliklerine her zaman açığız" mesajını verdi.

"Bölgede finans sorunu var"

Alcatel Orta ve Doğu Avrupa, Rusya Sorumlusu Jan Glinski, Rusya ve Hazar bölgesi ile ilgili bilgiler verdi. Bölgede telekom sektörünün öneminin kavrandığını söyleyen Glinski, bunun için gerekli finansmanın nasıl sağlanacağı konusunda sorunlar bulunduğunu belirtti. Bölgesel bir değerlendirme yapıldığında, bütün ülkelerde mobiliteden internete geçiş yapıldığını görüyoruz. İnternet ve mobilite, bölgede çok önemli bir itici güç durumunda. Düzenlemeler, yasalar ve mevzuat bölge için oldukça önemli. Özelleştirme konusunda hassasiyetle çalışılması gerekiyor. Bu konularda çalışmalar tamamlanmadıkça bölgeye yatırımlar akmayacak. Rusya, Türkiye ve İran, bölgenin diğer ülkelerine oranla çok daha gelişmiş durumda. Bu ülkeler dışında bölge, yatırımlara açık bir alan. Burada 500 milyonluk bir nüfus yaşıyor ve operatörlerin şu anda elde ettikleri gelir 25 milyar euro civarında. Tedarikçi pazar ise 5 milyar euro civarında. Bölgede çok büyük bir potansiyel var. Rusya'da büyük bir yatırım potansiyeli var. Rusya'da birkaç sene önce yaşanan kriz atlatıldı ama Rusya yine de çok hızlı büyümüyor. Mevzuat konusunda yapılacak işlemler hızlı ilerlemiyor. Potansiyelin kaybolmaması için Rusya'nın içinde bulunduğu yavaş büyümenin önüne geçilmek zorunda. Mobil hizmetler, alternatif hizmet olmadığı için ve erişimin en kolay sağlandığı hizmet olduğu için bölgenin temel büyüme lokomotifi olacak. Bölgedeki iklim koşullarının değişkenliği, burada uydu hizmetlerinin kullanılmasının çok doğru olacağını gösteriyor.

ETSİ ile ortaklaşa gerçekleştirilen seminer

1. Uluslararası Hazar Ülkeleri Telekom Konferansı'nın 2. gününde ETSI ile Telekomünikasyon Kurumu ve Türk Cumhuriyetleri temsilcilerinin katıldığı ortak bir seminer gerçekleştirildi.
Seminerde, ETSI Genel Müdürü Karlz Heinz Rosenbrock ve Kurul Üyesi Abdullah Raşit Gülhan'ın açılış konuşmalarını yapmalarının ardından, ETSI ve standartları tanıtılarak, ETSI ve standartlarının bölgesel entegrasyon için gerekliliğine, standartların ve regülasyonun Hazar Bölgesi ile yakından bağlantılı olduğu konuları üzerinde durulmuştur. Telekomünikasyon Kurumu Başkan Yardımcısı A. Hicabi Erdinç; "Hazar Bölgesi Ülkeleri'nde Düzenlemeler Konusunda Gelişmeler" konulu bir sunum gerçekleştirdi.
Seminerde ayrıca Telekomünikasyon Kurumu'nun ETSI ile ilişkileri, standartları, üyeler arasındaki ilişkiler ve Telekomünikasyon Kurumu'nun hedefleri konusu tartışıldı. ETSI ile Telekomünikasyon Kurumu arasında ortaklaşa gerçekleştirilen seminerde, ETSI'nin Telekomünikasyon Kurumu ile yapılacak işbirliğine hazır oldukları belirtildi.

Sonuç

Genel olarak bakıldığı zaman Hazar Bölgesi'nin birkaç ülke dışında telekomünikasyon altyapısı açısından gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğu gözükmektedir. Ekonomik şartlar nedeniyle
talep sınırlı kaldığından telekomünikasyon alanında yeterli yatırım yapılamamaktadır. Hazar bölgesinin telekomünikasyon konusundaki temel sorunları şu şekilde sıralanabilir:
*Genel anlamda bölge ülkelerinin telekomünikasyon altyapıları oldukça zayıf durumdadır. Özellikle büyük şehirlerin dışında kalan yerlerde yeterli şebeke mevcut değildir. Kırsal bölgelerle iletişim kurmak ise oldukça zordur.
*Çeşitli yatırım projeleri planlandığı halde henüz yeterli sayıda dijital hat mevcut değildir. Genelde analog telefon hatları kullanılmaktadır.
*Bazı bölgelerde gerekli siyasi istikrarın sağlanamaması ve devlet otoritesinin olmayışı altyapı çalışmalarını engellemektedir. Bu durum ayrıca, yabancı yatırımcıların ve hibe yoluyla yatırım yapmak isteyen uluslararası kuruluşların bölgeye yönelmelerini de engellemektedir.
* Bölge ülkeleri yetersiz olan telekomünikasyon altyapılarını geliştirmek için gerekli olan dış yardımları alma konusunda bugüne kadar çok başarılı olamamışlardır. Ekonomik durumları dolayısıyla kendileri de yeterli yatırımları yapamamaktadırlar.
* Bölge ülkeleri, siyasi istikrarsızlık, ekonomik krizler ve güvenlik sorunu gibi sorunlarla uğraştıklarından telekomünikasyon konusunda geleceğe yönelik planlar yapamamaktadırlar.
Burada belirtilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise bu ülkelerin telekomünikasyon altyapılarını güçlendirebilmesi için gerekli olan ekonomik güce de sahip olma-malarıdır. Yani telekomünikasyon altyapılarını güçlendirmek için de yabancı yatırımcıya ihtiyaç vardır. Yabancı yatırımcıların gelebilmesi için söz konusu ülkelerin hızlı bir şekilde telekomünikasyon sektörünün hukuki altyapısının oluşturularak sektörün serbestleştirilmesi önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. Dünyada son yıllarda telekomünikasyon sektöründe göze çarpan en önemli gelişme; sektörde politika belirleme, idarî düzenleme yapma ve işletmecilik faaliyetlerinin birbirinden ayrılması olmuştur. Bu tür ayrımları zamanında yapabilen ülkelerin telekomünikasyon sektörlerinin büyük ilerlemeler sağladığı bilinen bir gerçektir. Bu çerçevede, gelişmiş ülkelerde uygulama alanı bulan sektör yapısı; genel olarak siyasal sorumluluk taşıyan hükümetin sektör politikaları ile genel esaslar ve hedefleri belirlemesi, faaliyetlerinde özerk nitelikteki düzenleyici otoritenin gereken teknik ve idarî düzenlemeleri yapması ve uygulaması, buna karşılık işletmecilik faaliyetlerinin de ekonomik esaslar içinde ticarî kuruluşlar tarafından yerine getirilmesini içermektedir.
Regülasyon, rekabeti korumak ve sağlamak, abone sözleşmeleri, hizmet kalitesi ve benzeri gibi tüketici menfaatlerini korumak, özürlü, yaşlı, alt gelir gruplarını korumak gibi sosyal nedenlerle, ülkenin makro hedefleri, AR-GE gibi sektörü yönlendirmek ve milli güvenlik ile acil durumlar ihtiyaçları için yapılır. Telekomünikasyon sektöründe regülasyon ise; düzenleyici kurumlar tarafından piyasada hakim konumda olan işletmecilere yönelik olarak yapılacak teknik ve hukuki düzenlemeler olup, bir anlamda regülasyon oyununun kurallarını belirlemektir.
Sektörün serbestleştirilmesi konusunda bazı ülkeler çok önemli mesafeler almış olsalar bile, birçok ülkede yerleşik (incumbent) operatörün tekel konumu devam etmektedir. Birçok ülkede bağımsız düzenleyici kurul henüz kurulmamıştır. Hazar ülkelerinden sadece Türkiye, Gürcistan ve bir anlamda da Kırgızistan'da bağımsız kurullar oluşturulabilmiştir. Konferans sırasında Özbekistan yetkilileri de bağımsız bir kurula sahip olduklarını belirtmişlerdir. Kazakistan'da ise kurulma çalışmaları başlamıştır.
Hazar Bölgesi ile Türkiye arasında telekomünikasyon sektöründe geniş işbirliği imkanları bulunmaktadır. Telekomünikasyon Kurumu olarak bu ülkelerde yeni başlanan bağımsız düzenleyici otoriteler kurulma çalışmalarına önemli katkılar sağlanabilir. Konferans sırasında yapılan ikili görüşmeler neticesinde de bu ülkelerin her türlü ikili işbirliği projelerine sıcak baktıkları görülmüştür.Sonuç olarak; aynı coğrafyada yer aldığımız, ortak değerleri paylaştığımız, ekonomik açıdan gelecek vaat eden, ancak telekomünikasyon açısından çok gelişmemiş olan bu ülkelerle Telekomünikasyon Kurumu'nun faaliyet alanına giren konularda işbirliği yapılması, Kurum'un bu alandaki bilgi ve tecrübelerini söz konusu ülkelere aktarmasının çok yararlı olacağı sonucuna varıldı.





Diğer Bölümler için