Üçüncü
Nesil (3G)
Mobil Telekomünikasyon Sistemleri
ve Türkiye'de UMTS Lisanslarının
Verilmesine Yönelik Çalışmalar
Bugün kullandığımız GSM standartlarındaki cep telefonları, 2G sayısal teknolojiyi kullanan sistemlere bir örnek teşkil etmektedir.
Elektromanyetik dalgaların
telekomünikasyon aracı olarak kullanılabileceği fikrinin doğuşu ve bu yöndeki
çalışmaların başlangıcı, 19. yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. Söz konusu çalışmalar,
mobil telefonların kullanılmaya başlanmasına yönelik ilk meyvesini, A.B.D.'de
1940'lı yılların sonlarında, Avrupa'da ise 1950'li yılların başlarında tek hücreli
analog araç telefonlarının kullanılmaya başlanması ile vermiştir. Bunu izleyen
adım, 1970'lerin sonlarında hücresel analog mobil telefonların kullanılmaya
başlanmasıyla atılmıştır. Bu sistemler, birinci nesil (1G) analog teknolojiyi
kullanmakta olup, kullanıcıların zamanla artan ses kalitesi, kapasite, kapsama
alanı gibi ihtiyaçlarına cevap vermekte yetersiz kalması,
ikinci nesil (2G) sayısal teknolojiye doğru yol alınmasını zorunlu kılmıştır.
Bugün kullandığımız GSM standartlarındaki cep telefonları, 2G sayısal teknolojiyi
kullanan sistemlere bir örnek teşkil etmektedir. Söz konusu 2G mobil telefonlar,
1991'in ortalarında piyasaya sürülmüş ve kullanımı büyük bir hızla yaygınlaşmıştır.
Üçüncü nesil (3G)
mobil telekomünikasyon teknolojisi, bu gelişmeleri takip eden bir sonraki büyük
adımı teşkil etmektedir. 2G ile kıyaslandığında bu yeni teknolojinin en göze
çarpan farklılığının, sesten ziyade data iletimine odaklanması olduğu görülmektedir.
1G ve 2G teknolojileri kullanıcılara çoklu ortam ("multimedya") hizmetler
sunulması için tasarlanmamıştır. Ancak 3G için durumun farklı olduğu, bu teknolojinin
kullanılmaya başlanması ile mobil telefonlar vasıtasıyla yüksek hızda internet
bağlantıları sağlanabileceği, bu sayede kullanıcıya hareket halinde iken sesin
yanı sıra data, resim, grafik ve benzeri bilgilerin 2Mbit/s hızına varan yüksek
hızlarda, başka bir deyişle "geniş bantta" iletilebileceği öngörülmektedir.
3G teknolojisini
kullanan terminal cihazının; telefon, bilgisayar, televizyon, çağrı cihazı,
video-konferans merkezi, gazete, günlük, ajanda ve hatta kredi kartı olarak
işlev göreceği ve günümüzde her yere taşınan cüzdan ya da kimlik gibi kullanıcının
sürekli yanında bulunduracağı vazgeçilmez bir parçası haline geleceği tahmin
edilmektedir.
Dünyada pek çok ülke,
3G teknolojisini kullanmak amacıyla lisans çalışmalarına başlamış ve bu yönde
epey mesafe kat etmiş bulunmaktadır. Avrupa'da, 128/1999 EC Kararı ile 3G hizmetlerinin
en geç 1 Ocak 2002 itibariyle sunulmaya başlanması için Avrupa Birliği ülkeleri
tarafından her türlü önlemin alınması ve bu çerçevede 1 Ocak 2000 itibariyle
3G lisanslarının verilebilmesi için gerekli yetkilendirme sisteminin kurulması
hususları karara bağlanmıştır.
1G mobil telekomünikasyon
teknolojisi ile 1986'da, 2G teknolojisi ile ise 1994 yılında tanışmış olan Türkiye'ye
3G teknolojisinin kazandırılmasına yönelik olarak Telekomünikasyon Kurumu'nca
yürütülen çalışmalara geçmeden önce, dünyada ve Türkiye'de mobil telekomünikasyon
sektörü hakkında bazı bilgiler vermek faydalı olacaktır.
Dünyada ve Türkiye'de Mobil Telekomünikasyon Sektörü
Mobil telekomünikasyon
sektörü, dünyada en hızlı büyüyen sektörlerden biri olma özelliğini taşımaktadır.
Günümüzde, tüm dünyada yaklaşık 470 milyon mobil telekomünikasyon abonesinin
bulunduğu ve bu rakamın 2002'de 700 milyona ve önümüzdeki beş yılın sonunda
1,3 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir.
A.B.D.'de, mobil telekomünikasyon penetrasyon oranının bugün itibariyle %35'i
aştığı, telsiz sistemler abone sayısının da 100 milyonu geçtiği belirtilmektedir.
Bu alandaki işletmeciler 150.000 kadar personel çalıştırarak, ülkelerine 44
milyar A.B.D. Doları'nın üzerinde bir gelir kazandırmaktadır.
UMTS Forum tarafından
hazırlanan bir rapora göre, Avrupa'da mobil telekomünikasyon penetrasyon oranının
önümüzdeki 10 yıl içerisinde %50 değerine ulaşacağının öngörüldüğü belirtilmektedir.
Batı Avrupa mobil pazarında kullanıcı sayısının 2005 sonunda 200 milyona erişeceği
öngörülmektedir. Avrupa'da mobil çoklu ortam kullanıcı sayısının ise, 2005 yılı
itibariyle 32 milyona ulaşacağı ve bunun 34 milyar Euro değerinde (hizmetler
ve terminal cihazları ile birlikte) yıllık gelir getireceği, yine aynı raporda
ifade edilmektedir.
Konu ile ilgili olarak,
Avrupa'da uzun vadede oluşacak durum hakkında bir tahmine yer vermek gerekirse,
UMTS Forum tarafından, 2015 yılı için Avrupa mobil pazarının 300 milyon kullanıcı
sayısına erişeceği, mobil pazarının doyum noktasına ise 2017 yılı civarında
ulaşılacağı belirtilmektedir.
Avrupa Birliği tarafından
çok yakın bir tarihte hazırlanan bir rapora göre, Avrupa Birliği telekomünikasyon
hizmetleri pazarı günümüzde 200 milyar Euro değerinde olup, yıllık %12.5 civarında
bir büyüme göstermektedir. 2000 yılında %38 değerinde büyüyen mobil telekomünikasyon
sektörünün, Avrupa Birliği telekomünikasyon hizmetleri sektöründen sağlanan
toplam gelir içindeki payının yaklaşık %30 civarında olduğu belirtilmektedir.
Aşağıdaki tabloda, dünyanın çeşitli bölgelerindeki mobil telekomünikasyon sektöründeki
kullanıcı sayısının, yıllara göre (belirtilen yılların sonu itibariyle) ulaşılan/ulaşması
öngörülen değerleri verilmektedir.
Türkiye 1G mobil
telekomünikasyon teknolojisi ile "Nordic Mobile Telephone" (NMT) sistemlerinin
1986 yılında kullanılmaya başlanması ile tanışmıştır. NMT ile günümüzde yaklaşık
114.000 aboneye hizmet verilmektedir. 2G teknolojileri alanında ise, Türkiye'de
halihazırda Turkcell, Telsim, İştim ve Aycell olmak üzere 4 adet GSM işletmecisi
mevcuttur.
Söz konusu GSM işletmecilerinden
Turkcell ve Telsim'in 3G teknolojisine yönelik hazırlık içinde oldukları, bu
kapsamda Turkcell'in Ericsson'a, Telsim'in de Siemens/Motorola'ya 3G altyapısını
hazırlatmak konusunda adımlar attıkları bilinmektedir. Telsim'in 2000 yılının
Ağustos ayında Motorola ile 3G teknolojilerini içeren yeni ürünler geliştirilmesine
yönelik olarak işbirliği yaptığı; ayrıca, UMTS platformunun oluşturulması ile
ilgili olarak, potansiyel değerinin 2 milyar A.B.D. Doları'nı aşacağı tahmin
edilen bir anlaşma imzaladığı belirtilmektedir.
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan 2001-2005 yıllarını kapsayan
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'na göre, Turkcell ve Telsim'in mev-cudiyetiyle,
mobil telefonda 2000 yılı sonu itibariyle abone sayısında 12 milyona, abone
yoğunluğunda %17'ye ulaşıldığı tahmini yer almaktadır. Plan'da, söz konusu dönem
sonunda, mobil telefon abone sayısının 30,5 milyona, abone yoğunluğunun ise
%44'e ulaşacağı tahmin edilmektedir.
3G Yolunda Atılan Adımlar
1G mobil teknolojileri
dünyada 1970'li yılların sonlarında kullanılmaya başlanmış olup, analog hücresel
mobil teleko-münikasyon sistemlerini kap-samaktadır. Günümüzde hala kullanımda
olan ve analog ses iletimi hizmetini sağlayan 1G sistemlere, kuzey Amerika'da
kullanılmakta olan "Advanced Mobile Phone System (AMPS), "Total Access
Communication System" (TACD) ve Avrupa'da kullanılmakta olan "Nordic
Mobile Telephone" (NMT) sistemleri örnek olarak verilebilir. 1G'nin kullanılmaya
başlanmasıyla birlikte mobil pazarı yıllık %30-50 değerinde büyüme hızı ile
1990 yılında 20 milyonluk bir kullanıcı sayısına ulaşmıştır.
1G teknolojisinin,
kullanıcıların zamanla artan ses kalitesi, kapasite ve kapsama alanı gibi ihtiyaçlarına
cevap vermekte yetersiz kalması, yarı iletken ve mikrodalga teknolojilerindeki
ilerlemelerle birlikte 2G sayısal teknolojiye doğru yol alınmasını zorunlu kılmıştır.
2G mobil telefonlar, 1991'in ortalarında piyasaya sürülmüş ve kullanımı büyük
bir hızla yaygınlaşmıştır. Bugün kullandığımız "Global System for Mobile
Communication" (GSM) standartlarındaki cep telefonları, 2G sayısal teknolojiyi
kullanan sistemlere bir örnek teşkil etmektedir. "Code Division Multiple
Access" (CDMA) ve "Personal Digital Communication" (PDC), GSM
dışındaki diğer 2G standartlarına örnek olarak gösterilebilir. Ancak GSM; GSM900,
GSM-railway (GSM-R), GSM1800, GSM1900 ve GSM400 ile en yaygın kullanılan 2G
hücresel sayısal mobil telekomünikasyon standartını teşkil etmektedir. 1999
sonu itibariyle, GSM mobil telefon kullanıcısı sayısı, dünyada yaklaşık 140
ülkede 450 milyonun üzerindeki mobil telefon kullanıcısı içinde 250 milyonu
geçmiştir.
GSM standartlarının
belirlenme çalışmasının 1. safhası, Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü
(ETSI) tarafından 1990 yılında tamamlanmıştır. GSM standartları bundan sonra
da, değişen teknolojik ilerleme ve ihtiyaçlar doğrultusunda 2. safha ve 2. safha+
olarak adlandırılan evrelerle, 1990'lı yılların ortalarında daha da geliştirilmiştir.
Söz konusu geliştirilmiş 2G teknolojileri, "High Speed Circuit Switched
Data" (HSCSD), "General Packet Radio Service (GPRS) ve "Enhanced
Data Rates in a GSM Environment" (EDGE) olarak adlandırılmaktadır. Anılan
teknolojiler, 3G'ye doğru giden yolda son basamaklar olarak görülmekte ve topluca
2,5G teknolojisi olarak kabul edilmektedir.
Bilgi aktarım hızı
yönünden bir karşılaştırma yapılacak olursa; GSM 1. safha ile 9.6 kbit/s, HSCSD
ile 28.8 kbit/s, GPRS ile 171.2 kbit/s, EDGE ile 384 kbit/s ve 3G ile ise 2
Mbit/s hızlarında bilgi transferi yapılabileceği öngörülmektedir.
3G
3G mobil telekomünikasyon
teknolojisine yönelik standartlar, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği ("International
Telecommunication Union",
ITU) tarafından geliştirilmekte olup, topluca IMT-2000 olarak adlandırılmaktadır.
"IMT", "Uluslararası Mobil Telekomünikasyon"u ("International
Mobile Telecommunication"); "2000" ise hem bu alanda geliştirilmiş
ilk deneme sistemleri için belirlenmiş tarihi, hem de bu standartlardaki sistemlerin
çalışacağı öngörülen 2000 Mhz civarındaki frekans bölgesini temsil etmektedir.
IMT-2000 hizmetlerinin,
evrensel hizmetler olması beklenmektedir. Söz konusu evrensellik, karasal ve
uydu telsiz arayüzleri konusundaki spesifikasyonların ayrıntılı bir biçimde
belirlenmesi ve benimsenmesi ile sağlanabilecektir. Bu maksatla, ITU'nun IMT-2000
konusunda faaliyet gösteren komitesine, çok fazla sayıda standart önerilmiş,
söz konusu standartların benimsenmesi konusunda uyum sağlanabilmesi amacıyla
uzun süren bir çalışma sürecinin neticesinde, 1999'un Kasım ayında, IMT-2000
telsiz arayüz standartları belirlenmiştir.
Avrupa Birliği'nce,
söz konusu standartlarından UTRA ("UMTS Terrestrial Radio Access")
standartı kapsamındaki UMTS ("Universal Mobile Telecommunication System")
hizmet ve altyapılarının kurulması benimsenmiştir. 3G lisanslarının verilmesinde,
yukarıdaki standartların herhangi birinin kullanımına onay verilmesi mümkün
olmakla birlikte, Avrupa Birliği'ne üye ülkeler arasında uluslararası roaming
konusunda herhangi bir problem çıkmamasını temin etmek için, bu ülkeler tarafından
UTRA standartlarında çalışacak en az bir şebekeye lisans verilmesinin zorunlu
olduğu kabul edilmektedir.
2G-3G İlişkisi
2G, 2,5G ve 3G, analog
1G teknolojisinden tamamen farklı teknolojileri içermektedir. Ancak, 3G altyapılarının
2G altyapıları ile benzer yanları bulunacağı ve belirli bir geçiş dönemi boyunca
2G ve 3G ile benzer hizmetlerin sunulabileceği öngörülmektedir. Esasen, 3G şebekelerinin
geliştirilmesinde 2,5G GSM GPRS standartları dayanak teşkil etmekte olup, bu
da GSM işletmecilerinin GPRS teknolojisinin veya 3G arayüzlerinin kullanılması
yoluyla 3G hizmetlerini verebilmelerini temin edecektir.
Kullanılmaya başlandıkları
ilk birkaç yıl, 3G şebekelerinin kapsama alanının GSM şebe-kelerinin kapsama
alanına göre küçük olacağı öngörülmektedir. Bu nedenle, 3G hizmetlerinde bir
aksamaya meydan verilmemesi bakımından, standart belirleme çalışmalarında 3G
şebekelerinin 2G altyapısını da mümkün olduğu ölçüde kullanılabilir kılınması,
bir başka deyişle 2G ve 3G altyapılarının entegrasyonunun sağlanması hususları
da göz önünde bulundurulmaktadır.
Tahminlere göre,
önümüzdeki yıllarda mobil abonelerin ikili modda ("dualmode") çalışan
terminal cihazları olacak ve böylelikle hem 3G kapsama alanı içerisinde bütün
3G hizmetlerine erişilebilecek, hem de 3G kapsama alanının dışındaki bölgelerde
aynı hizmetlere GSM şebekeleri ile sunulan hızlarda erişim sağlanabilecektir.
Dünyada 3G Lisansları
Dünyada pek çok ülke, 3G lisanslarını verme yolunda önemli adımlar atmış bulunmaktadır. Çeşitli dünya ülkelerinde, 3G lisansları konusundaki uygu-lamaların son durumları, tabloda özetlenmektedir.
Telekomünikasyon Kurumu'nca Yürütülen Çalışmalar
23.05.2001 tarihinde yürürlüğe
giren 4673 sayılı Kanunun Ek 27'nci maddesi uyarınca, imtiyaz sözleşmesi akdedilerek
yürütülecek olan UMTS hizmet ve altyapılarına yönelik Yetkilendirme Plânı'nın
hazırlanması maksadıyla, Kurumumuzca yapılan çalışmalar sonucu bu kapsamda öncelikle
devlet tarafından belirlenen politikalar doğrultusunda sektör ihtiyaçlarının
ve sektörün bugünkü durumunun tahlil edilmesi, hedeflere ulaşmak için gerekli
stratejilerin (en uygun pazar yapısının) tespit edilmesi, lisansların verilmesi
için en uygun zamanın, lisans ücretlerinin ve ihale yönteminin belirlenmesi
çalışmalarının yürütülmesinin gerekli olduğu değerlendirilmiştir.
Hazırlanacak Yetkilendirme
Plânı'nın yukarıda vurgulanan çalışma alanları hakkında en doğru tespit ve önerileri
içermesinin temini bakımından; işletmeciler, sermaye şirketleri, içerik sağlayıcılar,
üreticiler, tüketiciler gibi telekomünikasyon sektöründe söz sahibi olan kesimlerin
bakış açılarının, yaklaşımlarının, talep ve önerilerinin bilinmesinin yararlı
olacağı uygun mütalaa edilmektedir.
Bu amaçla, UMTS lisansları
konusunda karar verilmesini gerektiren ve uygun görülen hususlarda söz konusu
kesimlerin görüş ve önerilerinin alınması maksadıyla, Kurumumuz eşgüdümünde
Ulaştırma Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Rekabet
Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, GSM işletmecileri, üretici şirketler
ve tüketici temsilcilerinden oluşan bir "UMTS Ulusal Koordinasyon Kurulu"nun
kurulmasının uygun olacağı değerlendirilmiş ve Kurulun ilk toplantısı 28 Mayıs
2002'de Kurumumuzda gerçekleştirilmiştir.
Bu ilk toplantıda,
yukarıda belirtilen çalışmaların UMTS Ulusal Koordinasyon Kurulu marifetiyle
yürütülmesi katılımcılar tarafından uygun görülmüş ve söz konusu Kurul bünyesinde
bir Çalışma Grubu'nun teşkil edilerek, belirlenecek çalışma programı çerçevesinde
faaliyetlerini yürütmesi konusunda görüş birliğine varılmıştır.
Sonuç
Türkiye'nin UMTS teknolojisinden
azami fayda kazanabilmesi için, devlet politikaları ve hedefleri doğrultusunda
sektör ihtiyaçlarının ve sektörün bugünkü durumunun analiz edilmesi, hedeflere
ulaşmak için gerekli stratejilerin tespit edilmesi, lisansların verilmesi için
en uygun zamanın, lisans ücretlerinin ve ihale yönteminin belirlenmesi çalışmalarının
yürütülmesinin gerekli olduğu değerlendirilmektedir.
Bu kapsamda mevzuat
gereği Telekomünikasyon Kurumu tarafından Ulaştırma Bakanlığı'na sunulması ve
Ulaştırma Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından onaylanması
gereken Yetkilendirme Planı'nın hazırlığında, UMTS lisanslarına yönelik yukarıda
belirtilen kararların Türkiye için en fazla faydayı sağlayacak şekilde verilebilmesini
teminen Telekomünikasyon Kurumu tarafından sektörün katılımıyla UMTS Ulusal
Koordinasyon Kurulu kurulmuş olup, konu hakkında çalışmalara devam edilmektedir.
Diğer Bölümler için