|
GİRİŞ
Elektromanyetik dalgaların
telekomünikasyon aracı olarak kullanılabileceği fikrinin doğuşu ve
bu yöndeki çalışmaların başlangıcı, 19. yüzyılın sonlarına rastlamaktadır.
Sözkonusu çalışmalar, mobil telefonların kullanılmaya başlanmasına
yönelik ilk meyvesini, A.B.D.’nde 1940’lı yılların sonlarında, Avrupa’da
ise 1950’li yılların başlarında tek hücreli analog araç telefonlarının
kullanılmaya başlanması ile vermiştir. Bunu izleyen adım, 1970’lerin
sonlarında hücresel analog mobil telefonların kullanılmaya başlanmasıyla
atılmıştır. Bu sistemler, birinci nesil (1G) analog teknolojiyi kullanmakta
olup, kullanıcıların zamanla artan ses kalitesi, kapasite, kapsama
alanı gibi ihtiyaçlarına cevap vermekte yetersiz kalması, ikinci nesil
(2G) sayısal teknolojiye doğru yol alınmasını zorunlu kılmıştır. Bugün
kullandığımız GSM standartlarındaki cep telefonları, 2G sayısal teknolojiyi
kullanan sistemlere bir örnek teşkil etmektedir. Sözkonusu 2G mobil
telefonlar, 1991’in ortalarında piyasaya sürülmüş ve kullanımı büyük
bir hızla yaygınlaşmıştır
[1]
.
Üçüncü nesil (3G) mobil
telekomünikasyon teknolojisi, bu gelişmeleri takip eden bir sonraki
büyük adımı teşkil etmektedir. 2G ile kıyaslandığında bu yeni teknolojinin
en göze çarpan farklılığının, sesten ziyade data iletimine odaklanması
olduğu görülmektedir. Ne 1G, ne de 2G teknolojisi kullanıcılara çoklu
ortam (“multi-medya”) hizmetler sunulması için tasarlanmamıştır
[2]
. Ancak 3G için durumun farklı olduğu, bu teknolojinin
kullanılmaya başlanması ile, mobil telefonlar vasıtasıyla yüksek hızda
internet bağlantıları sağlanabileceği, bu sayede kullanıcıya hareket
halinde iken sesin yanısıra data, resim, grafik ve benzeri bilgilerin
2Mbit/s hızına varan yüksek hızlarda, başka bir deyişle “geniş bantta”
iletilebileceği öngörülmektedir.
ITU
tarafından, 3G teknolojisini kullanan terminal cihazının; telefon,
bilgisayar, televizyon, çağrı cihazı, video-konferans merkezi, gazete,
günlük, ajanda ve hatta kredi kartı olarak işlev göreceği ve günümüzde
her yere taşınan cüzdan ya da kimlik gibi kullanıcının sürekli yanında
bulunduracağı vazgeçilmez bir parçası haline geleceği tahmin edilmektedir
[3]
.
Dünyada pek çok ülke,
3G teknolojisini kullanmak amacıyla lisans çalışmalarına başlamış
ve bu yönde epey mesafe katetmiş bulunmaktadır. Avrupa’da, 128/1999
EC Kararı ile 3G hizmetlerinin en geç 1 Ocak 2002 itibariyle sunulmaya
başlanması için Avrupa Birliği ülkeleri tarafından her türlü önlemin
alınması ve bu çerçevede 1 Ocak 2000 itibariyle 3G lisanslarının verilebilmesi
için gerekli yetkilendirme sisteminin kurulması hususları karara bağlanmıştır
[4]
.
Bu durumda, 1G mobil
telekomünikasyon teknolojisi ile 1986’da, 2G teknolojisi ile ise 1994
yılında tanışmış olan Türkiye için, 3G teknolojisinin ülkemize kazandırılması
hakkında bazı sorular belirmektedir :
§
3G teknolojisi nedir
ve ne gibi getirileri bulunmaktadır ?
§
Avrupa’da ve diğer
dünya ülkelerinde 3G teknolojisine yaklaşımlar nasıldır ?
§
Türkiye 3G lisanslarını
ne zaman ve ne şekilde vermelidir ?
Bu rapor, yukarıdaki
soruların cevaplandırılabilmesi için uzun süren detaylı bir çalışma
yapılmasının gerekliliği bilinci içerisinde, sözkonusu cevaplara doğru
ilerleme yönünde bir ön çalışma ve değerlendirme niteliğini taşımaktadır.
Çalışmada ilk olarak,
dünyada ve Türkiye’de mobil telekomünikasyon sektörü hakkında mevcut
durum ve yakın gelecekte oluşması tahmin edilen koşullara yönelik
açıklamalara yer verilmektedir. Bunun ardından, 3G mobil telekomünikasyon
teknolojisine ve halen kullanılmakta olan mobil telekomünikasyon teknolojilerine
ilişkin bilgiler aktarılmaktadır. Daha sonra, dünyadaki 3G lisans
uygulamalarından örnekler verilmekte, bu maksatla 21 ülkenin 3G lisanslarını
ne zaman ve ne şekilde verdikleri veya vermeyi planladıkları hakkında
bilgiler sunulmaktadır. Bunu müteakip, raporun ana konusunu teşkil
eden, Türkiye’de 3G lisanslarının verilmesi ile ilgili değerlendirmeler
konusuna yer verilmekte ve bu konuyu raporun son bölümü olan, sözkonusu
değerlendirmelerden çıkarılan sonuçlar kısmı takip etmektedir. [1] International Engineering Resources-Web ProForum (www.iec.org/tutorials/umts/topic01.html), sayfa 1 [2] 2G teknolojisi, Kablosuz Uygulama Protokolü (“Wireless Application Protocol”, WAP) vasıtasıyla ancak 9.6 kbit/s hızında oldukça sınırlı bir şekilde internete erişim sağlayabilmektedir. [3] ITU, More About IMT-2000 (www.itu.int/imt/more_abt_i2k.htm), sayfa 1 [4] Avrupa Birliği Komisyonu’nun 20 Mart 2001 tarih ve COM(2001)141 sayılı, “The Introduction of Third Generation Mobile Communications in the European Union : State of Play and the Way Forward” isimli raporu, sayfa 5 |