Telekomünikasyon
sektörü, bireysel haberleşmeyi sağlamasının
yanı sıra, bilgi toplumunun temel altyapısını
oluşturan ve kendi başına ekonomik değeri olan
stratejik bir sektördür. Teknolojik
gelişmelerin de etkisiyle, bu sektöre ilişkin
hizmetlerin devlet eliyle verilmeye
çalışılması, hem ülke ekonomisi hem de
sektörün gelişmesi açısından devletin konumu
itibariyle yetersiz bir hale gelmiştir.
Küresel düzeydeki teknolojik, ekonomik ve
toplumsal gelişmeler sonucu ortaya çıkmakta
olan yeni uluslararası telekomünikasyon
düzeni, hizmetlerin özel sektörün katılımıyla
rekabetçi bir ortamda verilmesini
hedeflemektedir. Böyle bir ortamda, bu
sektörleri güçlü olan ülkelerin ekonomik
gelişmelerini hızlandırmaları ve maksimum
sosyo-ekonomik faydayı sağlamaları mümkün
olabilmektedir. Bu nedenle tüm dünyada
geleneksel tekelci ve devletçi yapıdan
çıkılarak özel girişimcilerin de faaliyet
gösterebilecekleri rekabetçi bir serbest
piyasa yapısına ulaşmak için planlı bir
gelişme izlenmektedir. Teknolojik gelişmeler;
ülkeleri, kurumları ve kuruluşları değişime
zorlamaktadır. Bugün gelişmiş ülkelerin gerek
kamu kuruluşlarında gerekse özel sektörde
mevcut örgüt yapılarını ve sistemlerini
yeniden yapılandırmaya yönelmeleri, değişimin
ve rekabetin ne tür boyutlar kazandıracağı
yönünde önemli ipuçları vermektedir. İkinci
dünya savaşından sonra kamu hizmetlerinin
artışı ve devletin büyümesi 1970’li yıllarda
yaşanan krizin en önemli sebepleri arasında
görülmüş ve bu yıllarda söz konusu olan
devletleştirme hareketleri 1980’li yıllarda
yerini liberalleşme ve onun bir aracı olarak
özelleştirmeye bırakmış, 1990’lı yıllarda ise
gündemi küreselleşme almıştır. Küreselleşme
hareketi ile birlikte gelişen serbest piyasa
ekonomisi ülkeler arası mal ve sermaye
hareketlerini hızlandırmıştır. Dünyada oluşan
ticaret blokları ile bölgesel olarak
serbestleşen mal ve sermaye hareketlerinin
yakın gelecekte dünyayı tek pazara doğru
götüreceği öngörülmektedir. 2000’li yıllarda
ise yeni ekonomi ve internet ekonomisinden
bahsedilmektedir. Bu çerçevede, ulusal kamu
işletmecilerinin ilerleyen teknolojik
gelişmeler karşısında yetersiz kalmaları ve bu
arada hızla ilerleyen serbestleştirme
hareketi, sektördeki özelleştirme sürecini
hızlandırmıştır.1984 yılından beri kısmen ya
da tamamen 100 devlet telefon tekeli
özelleşmiş, sektörün yapısında global
değişiklikler yaşanmıştır. Yaşanan
özelleştirme hareketi sonrasında
telekomünikasyon sektöründe devletin işletmeci
rolü ve etkinliği asgariye inerken düzenlemeye
ilişkin işlevleri daha büyük önem kazanmıştır.
Bugün tüm dünyada telekomünikasyon sektörünü
düzenleyen bağımsız kuruluş sayısı 130'u
geçmiştir. Teknolojideki büyük gelişim
telekomünikasyon sektörünün yapısını
değiştirmektedir. Bu çerçevede, bir taraftan
pazar sınırları ortadan kalkarken, diğer
taraftan tüm telekomünikasyon sistemleri
sayısal dünyaya entegre olmuş, sektördeki ürün
çeşitliliği genişleyerek telekomünikasyon
hizmetleri hayatın vazgeçilmez bir parçası
haline gelmiştir. Artan hizmet kalitesi ve
genişleyen kullanım alanı çerçevesinde
piyasadaki arz ve talep dengeleri yeniden
oluşmaktadır. Günümüzde bilgi toplumu olmanın
en önemli özelliklerinden biri fiziksel ve
kültürel değişim hızının daha önce
rastlanmamış bir boyutta artmış olmasıdır. Bu
durum dolaşıma giren bilgi miktarını artırarak
iletişim hacmini büyütmektedir. Kısacası
teknoloji geliştikçe bilgi artışı, bilgi
artışı gerçekleştikçe teknoloji gelişmekte
yani teknik bir yaklaşımla pozitif bir geri
besleme olmaktadır. Türkiye telekomünikasyon
sektöründeki en önemli yapısal değişiklik
sektörü düzenleyen temel kanunlarda değişiklik
yapan 4502 sayılı Kanun'dur. Bu Kanunla,
Telekomünikasyon Kurumu kurulmuş; politika ve
strateji belirleme ile düzenleme ve işletme
fonksiyonları birbirinden ayrılmıştır.
Politika ve strateji belirleme görevi doğal
olarak Ulaştırma Bakanlığında bırakılırken,
düzenleyici fonksiyonlar Telekomünikasyon
Kurumuna verilmiştir. Katma değerli hizmetler
için tam rekabetin sağlanması ve şeffaf bir
lisanslama rejiminin oluşturulmasının yanında,
Kanun; Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin tekel
süresini de belirlemekte ve fiyatlandırma ve
arabağlantı gibi ana konularda açık hükümler
içererek Türk Telekomun ticari bağımsızlığını
sağlamaktadır. Telekomünikasyon Kurumu’nun
temel amacı sektörde tam serbestleşmenin
sağlanmasıdır. Kurum serbestleştirme sürecinde
düzenleme ağırlıklı bir işlev görürken;
serbestleşme sonucunda düzenleme işlevini
asgariye indirecek, ancak sektörde
sürdürülebilir rekabet ortamının tesis
edilmesi amacıyla etkin bir şekilde denetleme
ve hakemlik görevlerini devam ettirecektir.
Kurumun kuruluşu sektörde devamlılığın,
düzenin, güvenilirliğin ve şeffaflığın
sağlanması açısından önem arz etmektedir.
Ayrıca sektördeki sürdürülebilir rekabet
ortamının tesisi ile yeni işletmeciler ve yeni
yatırımcılar sektöre girecek, istihdam
artacak, devlet bütçesine önemli katkılar
sağlanacaktır. Ülkemizde telekomünikasyon
sektörünün iki temel Kanunu bulunmaktadır.
Kurum, Türkiye’nin ilk sektörel düzenleyici
kurumudur. Aynı zamanda, Türk Telekom da KİK
statüsünden çıkartılarak özel hukuk
hükümlerine tabi bir anonim şirket haline
getirilmiştir. Aynı Kanunla Türk Telekomun ses
iletimini ihtiva eden telefon hizmetleri ile
altyapı kurma ve işletmesine yönelik tekelinin
31 Aralık 2003 tarihinde son bulacağı ifade
edilmiştir. 406 sayılı Kanunda bir değişiklik
12.05.2001 tarih ve 4673 sayılı Kanunla
yapılmıştır. Bu Kanun ile, bu değişikliğe göre
yetkilendirme
görevi Telekomünikasyon Kurumu’na
devredilmiştir.
Kurumun karar
organı 16.06.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla
yapılan değişiklikle ise bir kurul başkanı ve
dört üyeden oluşan Telekomünikasyon Kurulu, 1
kurul başkanı ve 6 üyeden oluşturulmuştur.
Kurul Başkanı, Kurumun en üst amiri olup,
Kurumun genel yönetim ve temsilinden
sorumludur. Kurul, başkanın teklifi üzerine
üyelerden birini ikinci başkan olarak
seçmektedir. Üyeler, telekomünikasyon
hizmetlerini, telekomünikasyon sektörünü,
telsiz hizmetlerini ve tüketici haklarını
temsil etmektedir. Kurum; Kanunlarla öngörülen
yetki ve sorumlulukları uygulamak ve verilen
diğer görevleri yapmak üzere kamu tüzel
kişiliğini ve idari ve mali özerkliği haiz
özel bütçeli bir kuruluştur. Kurum görevlerini
yerine getirien bağımsızdır. Kurumun ilişkili
olduğu bakanlık Ulaştırma Bakanlığıdır. Kurum
dört başkan yardımcılığı altında hizmet veren
toplam 13 adet daire başkanlığından teşekkül
etmektedir. Halihazırda Kurumumuza bağlı 7
Bölge Müdürlüğü; Ankara, İstanbul, Samsun,
Mersin, Diyarbakır, Erzurum ve İzmir’de
faaliyetlerine devam etmektedir.