Ropörtaj
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | Erişim | E-Posta | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
English 
 
 
 

 

 

 


 

 

29.10.2005
 

 Klass TV – Rota
 

Samsun (*)

Sema Özata : Klass TV ekranlarından mutlu akşamlar dileğimizle, Rota programına hoşgeldiniz. Rota programının bu akşama özel konukları Telekomünikasyon Kurulu Başkanı Dr. Tayfun Acarer ve Telekomünikasyon Kurul Üyesi Hüseyin Edis. Hoşgeldiniz efendim. Hem Samsun’a hem stüdyomuza hoşgeldiniz. Sayın Hüseyin Edis sizinle başlayalım isterseniz efendim. Samsun’da ki bulunuş amacınız ve buradaki programlarınızla başlayalım isterseniz.

Hüseyin Edis : Öncelikle bize bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyoruz. Samsun’a geliş amacımız bir çok İl’de yaptığımız gibi Telekomünikasyon Kurumu’nun tanıtımı, özellikle gündemde olan konuların kamuoyuna daha iyi anlatılabilmesi, Kurumumuzun faaliyetleri hakkında daha geniş bilgiyi yerel bazda vermek amacıyla buraya geldik.

Sema Özata : Aynı zamanda Samsunlu olma gibi bir özelliğiniz de var. Kendi memleketinizde bu çalışmayı yürütmek nasıl bir duygu yaratıyor sizde?

Hüseyin Edis : Samsunluların bu konulara yakın ilgisinden dolayı çok memnunum.

Sema Özata : Peki. Sayın Hüseyin Edis Telekomünikasyon Kurulu çok fazla tanınan bir Kurul değil görev kapsam alanını sizinle paylaşacak olursak görev alanını bizlere nasıl açıklarsınız efendim.

Hüseyin Edis : Telekomünikasyon Kurumu 4502 sayılı Yasa ile 2000 yılında Bağımsız İdari Otorite olarak kurulmuştur. Bilindiği gibi bizim gibi Bağımsız Otoritelerin kamuoyunda Üst Kurul olarak bilinen bir ismi vardır. Bizim Kurumumuzun kurulması ile birlikte telekomünikasyon sektöründe denetleme, düzenleme ve politika belirleme yetkileri dağıtıldı. Politika belirleme yetkisi Bakanlığa bırakılırken mülga Telsiz Genel Müdürlüğü’nün ve TTAŞ’nin bazı yetkileri ve görevleri Telekomünikasyon Kurumu’na devredildi. Bu çerçevede Telekomünikasyon Kurumu düzenleyici, denetleyici, yetkilendirme yapan ve işletmeciler arasında problem olduğunda bunların arasında hakemlik yapan bir Kurum’a dönüştü. İdari ve mali özerkliğe haiz, görevini yaparken bağımsız bir Kurum hüviyetinde olmaktadır. Özellikle kamuoyunda isim benzerliğinden dolayı Türk Telekom ile çok sık karıştırılan bir Kurum ama bizim Kurumumuz Türk Telekom başta olmak üzere GSM şirketleri Turkcell, Telsim, Avea gibi ve bir çok Uydu şirketleri, İnternet Servis Sağlayıcıları, Uzak Mesafe İşletmecileri gibi onların üstünde, onları düzenleyen, onlara yetki veren, lisanslama yapan bir Kurum’dur. Bizden lisan almadan hiç bir kurumun  hiç bir işletmecinin telekomünikasyon sektöründe faaliyet göstermesi mümkün değil. Bu nedenle mutlaka bizden izin almaları gerekiyor.

Sema Özata : Evet oldukça geniş bir görev kapsamı var. Peki sayın başkanım sayın Acarer sizinle devam edelim dilerseniz. Özellikle merak edilen güncel konuları telekomünikasyonla ilgili cep telefonları ile ilgili merak edilen konuları konuşacağız bu akşam. Kayıt dışı telefonlar özellikle son günlerde çok fazla gündemi meşgul eden konulardan bir tanesi. Türkiye’de ne kadar kaçak cep telefonu var?

Dr. Tayfun Acarer : Biliyorsunuz bununla ilgili Kanun 12 Temmuz 2005 tarihinde çıktı. Telekomünikasyon Kurumu’nun 13 Temmuz 2005 tarihindeki kayıtlarında yaklaşık 36 milyon GSM abonesi gözüküyordu bunların 1/3 yani yaklaşık 12 milyonu kayıtsız gözüküyor.

Sema Özata : Evet oldukça büyük bir rakam.

Dr. Tayfun Acarer : Tabii 1/3 çok ciddi bir rakam. Şu andaki abone sayısı yaklaşık 41 milyon çok hızlı bir artış trendi yaşanıyor. Burda çok önemle belirtmek istediğim bir husus var. Kayıt dışı dediğimiz aboneler 13 Temmuz 2005 tarihinde Telekomünikasyon Kurumu kayıtlarında olan aboneler yani orada kayıt dışı olarak gözükenler. Bu tarihten sonra bir nedenden dolayı telefon kayıt dışı olarak ülkeye girmiş ve aboneler tarafından satın alınmışsa onlarla ilgili ciddi sorun var.

Sema Özata : Bu rakam bir hayli artabilir diyorsunuz. Peki yıllara gore oranlayacak olursak son yıllarda çok büyük artış gösterdi diyebilir miyiz?

Dr. Tayfun Acarer : Evet. Biliyorsunuz yaklaşık 10 sene once GSM kullanıma başlanıldı Türkiye’de. İlk 2-3 yıl ciddi bir artış görülmedi, cep telefonu makinaları çok pahalıydı. Fakat son 4-5 yıldır özellikle son 2 yıldır çok ciddi bir artış var. Düşünebiliyor musunuz Temmuz ayının başında GSM abone sayısı 36 milyonun biraz üstünde Eylül sonunda 41 milyon çok ciddi bir artış.

Sema Özata : Peki değerlendirmelerinizin sonucunda bunun neden ortaya çıktığı konusunda bir görüşünüz varmı?

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi mobil haberleşmenin getirdiği büyük kolaylıklar var. Bu kolaylıklar artık herkes tarafından kullanılır hale geldi güncel olarak ama burada ciddi olarak bir şeyin üzerinde durmamız lazım. Taşınabilir makinalar çok kolay bir şekilde el değiştirdiğinde, gasp edildiğinde veya kaybedilip başkası tarafından bulunduğunda ticari meta ise yani bunu çok rahatlıkla başka birine satabiliyorsa devredebiliyorsa bir kişi bu risk haline geldi. Nitekim bu son yıllarda ciddi bir sosyal sorun haline geldi cep telefonlarındaki gasp ve çalıntı olayı. Şöyle söyleyim son 2-3 yıl içinde Emniyet resmi kayıtlarına giren 7 tane ölüm olayı oldu. Bu cep telefonlarının çalınmasıyla, çalınırken yaşanan sorunlarla ilgili 600 civarında yaralanma oldu. Emniyete yansıyan 31 bin’den fazla çalıntı olayı var, bunlar yansıyanlar bir de yansımayanları katarsanız tabii bu olaylar çok daha fazla ama 7 tane ölüm 600’ün üzerinde yaralanma çok ciddi bir sosyal sorun haline geldiğini gösteriyor. İşin sosyal tarafının dışında da 12 milyon cep telefonu kayıtsız gözüküyordu Temmuz ayında. 12 milyon cep telefonunu ortalama 250$’dan maliyetini hesaplarsanız bir tanesinin 3 milyar $’lık bir bedel ekonomi dışıydı ve buna müdahale edilmeseydi, bu konuda yasal bir düzenleme yapılmasaydı ben iddia ediyorum 2005 yılının sonunda kayıtlı ve kayıtsız cep telefonu sayısı eşit olacaktı. Bu nedenle hem ekonomi açısından hem sosyal açıdan çok ciddi bir sorundu ve tam zamanında çıkartılmış bir yasal düzenleme yapıldıktan sonra %78 oranında çalıntı olayları azaldı.

Sema Özata : Neye bağlıyorsunuz peki?

Dr. Tayfun Acarer : Bu çok basit. Çalınan cep telefonu herhangi bir ekonomik değer taşımıyorsa caydırıcı oluyor bu olay. Çok güzel birolay yasa tam yürürlüğe girmeden cep telefonlarında bu olumlu gelişme oldu eğer müdahale edilmeseydi dediğim gibi ekonomide de çok ciddi kanayan bir yara olacaktı. Cep telefonlarında bakın 10 yıllık süreç içinde tahmini olarak 60-70 milyon telefon Türkiye’ye girdi, bunun toplam bedeline bakarsanız 15 milyar $’ın üzerinde Türkiye’nin bunlara ödediği miktar. Hatta ilk yıllarda 1000-1500 $’ın üzerindeydi bu rakamlar, yani Türkiye 15 milyarın $’ın üzerinde bir para ödedi. Bu trend bu şekilde giderse 2-3 sene içinde yine bir 15 milyar $ ödeyecek hiç olmazsa bu Türkiye’ye kayıtlı ekonomi içinde gelsin. Belki başka bir şey daha çıkacak bu yasal düzenlemeden sonra belki Türkiye’de cep telefonu üretimi teşebbüsleri artacak rekabet artacak. Telefon makinası eğer kayıtsız olarak girmişse bununla rekabet etme şansınız çok zor, çünkü vergisi yok, KDV’si yok ve bir de klonlama yapılmışsa çok ucuza mal ediliyor telefon. Siz Türkiye’de üretim yapacaksanız bunu nasıl rekabet edeceksiniz.

Sema Özata : Rekabet edildiğinde fiyatlar ucuzlayacağı, kampanyalar olacağı için kaçak veya kayıt dışı telefonlara da ihtiyaç duyulmayacak diyorsunuz.

Dr. Tayfun Acarer : Evet. Buradaki en önemli şey de ikinci el telefonlar Türkiye çok ilginç cep telefonu kullanım ömrü Avrupa’da en az olan ülkelerden bir tanesi, 1.5 yılın altında. Bunu şahsınızda da değerlendirebilirsiniz bir telefonu kaç yıl kullanıyorsunuz? Benim oğlum 1 yıl bile kullanmıyor. Orta yaşlılarda ve yaşlılar daha uzun kullanılıyor ama gençlerde telefonu kullanma ömrü çok az ve Türkiye’nin de nüfusu çok genç, 25 milyon insan 25 yaşın altında bu nedenle Avrupa’ya nazaran çok daha kısa telefon kullanılıyor ve bu nedenle bizim kaybımız çok daha fazla. İkinci el telefona garanti şartı getiriliyor, Türkiye’de ikinci el telefon tercih edilmiyor neden? Insanlar güvenemiyor alacakları ikinci el cep telefona halbuki ikinci el telefona garanti olursa ve ikinci elle ilgili bu malı satanlar telefonu garanti edebiliyorlarsa çok daha rahat telefon alacaklar özellikle düşük gelirliler.

Sema Özata : Yani yeni yasa yükümlülükleri ikinci el telefonları da garanti kapsamına alıyor.

Dr. Tayfun Acarer : Hatta onunla ilgili ayrı bir ambalaj getirilecek ikinci el telefonlar için. Birinci elin ambalajı ayrı ikinci elin ayrı dolayısıyla Türkiye’de ikinci el telefonların kullanımı daha fazlalaşacağı, özendirileceği için telefonu kullanma süreci de artacak. Dolayısıyla bizim ülke olarak yurt dışına ödeyeceğimiz bedel de azalacak.

Sema Özata : Telefonumuzun kayıt dışı olup olmadığını nasıl anlarız?

Dr. Tayfun Acarer : Bunu kontrol etmenin çok kolay bir yöntemi var özellikle internet kullanıcısıysanız veya evdeki gençler çok rahatlıkla bunu tesbit edebilirler. Cep telefonunuzda *#06# tuşlarını tuşladığınızda 15 karakterli bir seri numarası ya da IMEI numarası çıkacak. Bu IMEI numarasını internette http://imei.tk.gov.tr adresine girdiklerinde kayıtlı ya da kayıtsız olduklarını görecekler.

Sema Özata : Peki daha sonra nasıl kayıt altına alınır konusunu konuşacağız. Yine Hüseyin beye dönmek istiyorum ben. Sayın Edis siz Telekomünikasyon Kurumu’nun görevlerine değindiniz peki ne tür çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz? Abonelerinize yönelik olarak ne tür hizmetler sunuyorsunuz?

Hüseyin Edis : Özellikle bu düzenlemelerin, yetkilendirmenin arkasından kanunun bize verdiği temel bir yetki var aslında. Kanunun temel yetkilerine kısaca bakacak olursak; ülke kaynaklarının etkin verimli kullanımı çerçevesinde rekabet ortamının tesis edilmesi ve tüketici haklarının korunması, tüketicileri kaliteli ve en iyi hizmeti en ucuza nasıl alınabileceği konusunda çalışmalarımız var. Tüketicinin nasıl hakları var? Bu konuda biz bir yönetmelik yayınladık, bu yönetmelikte bir çok temel hususları değiştirdik. Bilindiği gibi Türk Telekom hepimizin çok iyi tanıdığı bir işletmeci ona gittiğimizde bir form verirlerdi biz de o formu imzalardık arkasından da daha sonra bir sorun çıktığında her türlü hakkı karşı tarafa vermiş olduğumuzu o zaman öğrenirdik. Biz bunu tüketicilerin lehine değiştirdik, ilk abone olduğunuzda bütün hatlar kapalı olacaktır. Eskiden açıktı. Siz şunu şunu kapatın derdiniz. Şimdi tam tersine çevirdik hatlar kapalı, siz şunu açın demediğiniz sürece uluslararası hat, 900’lü hatlar gibi hatların hiç biri açılmış olmayacak. Bu nedenle önceden size soruyorlar hangi hatların açılmasını istiyorsanız böylece tüketici de hangi haklarının olduğunu biliyor, ikincisi 900’lü hatlar malum bir çok insanımız tarafından mağdur edilen hatlardır. Bilmeden hatlara bir başkası kanalıyla girilmiştir. Biz bunlarla ilgili düzenleme getirdik. 900’lü hattı çevirdiğinizde karşınıza sesli bir mesaj geliyor mesajda kısaca girdiğiniz hattın ücreti şudur bunu bilerek girip girmemeniz konusunda sizi uyarıyor hala ısrarcıysanız bir tuşa basın devam edin gibi bir anons geliyor.

Sema Özata : Yani tüketicinin lehine tüketici haklarını koruyan unsurlar getirildi.

Hüseyin Edis : Evet. En önemlilerinden bir tanesi de özellikle GSM’de telefonunuzu değiştiriyorsunuz bir şirketten diğer bir şirkete geçiyorsunuz. Arkadaşınız arıyor size ulaşamıyor, sizin numarayı değiştirdiğinizden de haberi yok buna da bir düzenleme getirdik. Talebiniz halinde, talebinizin olması lazım 60 gün süre ile sesli anons çıkıyor numarayı çeviren arkadaşınıza diyor ki: yeni numarası budur lütfen bundan sonra bu numarayı arayın diye sesli bir mesaj ve bu 60 gün süreyle ücretsiz olarak işletmeciniz tarafından yapılmak zorunda. Diğer bir konu tarifeler konusudur. Siz bazen fiyatların tarifelerin değiştiğinden haberiniz olmadan konuşmaya devam ediyorsunuz, oysa yeni getirdiğimiz düzenlemede haberiniz olmadan hiç bir şekilde tarife değişikliği yapamıyorlar. En azından bir süre önce size bildiriyorlar, itirazınız olup olmadığını daha sonra yapıyorsunuz. Bir temel unsur bize gelen çok şikayetlerden birisiydi bu, aboneyi iptal etmiyorlar, bir cep telefonu abonesi oluyorsunuz müracaat ediyorsunuz ama bir türlü faturaların sonu kesilmiyordu. Buna bir düzenleme getirdik. Siz abonelikten çıkmak istediğiniz gün, bir telefon ederek ilgili yere benim telefon aboneliğimi sonlandırın diye talepte bulunduğunuzda o gün hattınız kapatılıyor konuşmaya. 10 gün içinde yazılı müracaat etmeniz gerekiyor  yalnız burada, 10 gün içinde müracaat ettiğinizde o anda müracaat tarihinden itibaren 1 hafta içinde hattınız kapatılmak zorunda ve sadece size bundan önceki konuşmalarınızın kalıntıları ile ilgili bir fatura gelebilir ondan sonra bir fatura gelmez. Bu şekilde temel düzenlemeler yaptık tüketiciler lehine, tabii bunların tüketici tarafından iyi bilinmesi halinde bir çok mağduriyetin önleneceğini düşünüyoruz.

Sema Özata : Bunun yanı sıra reklam mesajlarının gönderilmesi konusunda da tüketici onayına bağlı bir çalışma yürütüyorsunuz zannediyorum.

Hüseyin Edis : Evet geçmişte seçim dönemlerinde özellikle bir çok siyasi parti propaganda amaçlı SMS mesajları gönderirdi. Bizim getirdiğimiz bu düzenleme ile istemeniz halinde size gelecek. Bunu istemezseniz kesinikle size bir SMS mesajı gelmeyecektir.

Sema Özata : Sayın Acarer dilerseniz sizinle devam edelim. Kayıt dışı ise eğer telefonumuz belki bu arada bizi izleyen izleyicilerde telefonlarının kayıt dışı olup olmadığını control etme imkanı bulmuşlardır. Eğer telefonumuz kayıt dışıysa nasıl kayıt altına alabiliriz?

Dr. Tayfun Acarer : Bununla ilgili Telekomünikasyon Kurumu olarak biz ihale yaptık bir sistem kurma ihalesi. Bununla ilgili süreç de ihale süreci de bu gün tamamlandı. Daha doğrusu ihale yapılmıştı ama bunun kanuni mevzuatı İhale Kurumu’na olan müracaat bugün neticelendi. Biz bir sistem kuruyoruz, bu sistemin hazırlıkları neredeyse bitti. Muhtemelen bayramdan sonra Kasım ayının ortalarında muhtemelen ayın 10’undan sonra kayıt dışı olan yaklaşık 12 milyon aboneye biz SMS mesajı göndereceğiz. Diyeceğiz ki : telefonunuz kayıt dışı bunu abone merkezlerine gidip kayıt ettirin. Bununla ilgili GSM operatörleri yani Turkcell, Telsim, Avea’da kendi sistemleri zaten hazır onlarla aramızdaki irtibat kurulduktan sonra sizin telefonunuz kayıtsızsa abone merkezine gidip kayıt yaptıracaksınız. Ancak burada üç ayrı konu var. Birincisi kayıt dışı ise telefonunuz eğer varsa faturanızla beraber gideceksiniz, eğer faturanızı ibraz edebiliyorsanız herhangi bir ücret alınmadan kayıt altına alınacak telefonunuz, eğer fatura ibraz edemezseniz ki herhalde %90  abone fatura ibraz edemeyecekler çünkü bu faturaları atmışlardır belki de almamışlardır belki de bir yerlere vermişlerdir, kulanmışlardır. Onlar 5.-YTL ücret ödeyecekler yani onların kayıt altına alınma işlemi bu kadar basit. Asıl sorun klonlanmış dediğimiz telefonlarda. Klonlama nedir? Bir telefonun IMEI ya da seri numarasının birden çok telefona yani yüzlerce binlerce telefona kopyalanmasına klonlama diyoruz. Bu tür bir abone doğrudan abone kayıt merkezinde numarasını düzelttiremeyecek çünkü orada teknik işler yapılması lazım o da bakım servislerine yönlendirilecek bu aboneler, bakım servislerinde önce o klonlanmış yanlış numara silinecek daha sonra da yeni numara verilecek. Ama bu konuda ben abonelerden hazırlıklı olmalarını istirham ediyorum. Çünkü o numarayı temizleyip daha sonra da yeni bir numara veriliş sırasında telefon makinasının mikro işlemcisi zarar görebilir. Ya komple silinebilir bilgileri  veya darbe görebilir yani o klonlamayı temizleyip yeni IMEI numarası verilirken bazı makinalar kullanım dışı kalabilir veya özellikleri bozulabilir. Böyle de bir risk var ama bir nokta da artık müdahale edilmesi lazımdı biraz önce söylediğim gibi olayın sosyal tarafı artı ekonomik tarafı artı ikinci el telefonların kullanımının cazip hale getirilmesi ile ilgili bu yasal düzenleme sonunda yapacak bir şey yoktu.

Sema Özata : Peki kaçak cep telefonu ile kayıt dışı telefonun arasındaki fark nedir?

Dr. Tayfun Acarer : Kaçak yerine kayıt dışı diyelim. Pek çok abonenin bunda suçu yok, abone gidiyor abone merkezinden veya satış merkezinden telefon alıyor. Bir çok kişi kontrol de etmiyor aynı marka aynı model bir telefon bir tanesi diyor ki bu telefon 900 milyon aynı model bu da 500 milyon diyor. Neden diyorsunuz? Bu başka yoldan geldi diyor, ben size fatura vermeyeceğim diyor belki de o sırada hem fatura vermiyor hem de klonlanmış bir numara bu, dolayısıyla abone de  ben 400 milyon tasarruf yapayım diyor o telefonu tercih ediyor. Abonin tek hatası belki ucuz malı tercih etmesi oluyor. Ama ucuzsa mutlaka bir gerekçesi var, aynı marka aynı model telefonun bir tanesi 900 milyon diğeri 500 milyonsa bir neden olması lazım, ana etken bu. Neticede abone merkezlerindeki bu klonlama yani klonlamayı abone merkezlerinde yapmak çok zor ama klonlama sonrasında da dediğim gibi bazı telefonların hasar görmesi kaçınılmaz buna herkesin hazırlıklı olması lazım.

Sema Özata : Cep telefonu kullanıcılarına önerecekleriniz nelerdir?

Dr.Tayfun Acarer : Değişik programlarda ben ve Kurul üyesi arkadaşlarım, Kurum Başkan Yardımcıları arkadaşlarım altını çizerek bir şey söylediler: Kanunun çıktığı 12 Temmuz 2005 tarihinden itibaren yani 13 Temmuz’da Kanunun uygulanmaya başladığı bu tarihten itibaren sakın kayıt dışı telefon almayın. Çünkü bizim kayıt altına alacağımız telefonlar 13 Temmuz 2005 tarihinde Telekomünikasyon Kurumu kayıtlarında bulunan yaklaşık 12 milyon telefon. Biz bu telefonları kayıt altına alacağız. Bu telefonlar nasıl geldi ? İnsanlar yurtdışına gittiklerinde beraberlerinde getirdiler fakat gümrükte kaydetmediler. Cebine koydu getirdi. Dolayısıyle bu bizde kayıtsız görünüyor. Veya daha önce dediğim gibi satış merkezlerinden aldı veya merdiven altı dediğimiz sokak aralarındaki satıcılardan aldı. Ama bu 12 Temmuz dahil 13 Temmuz’a kadar olan süreçteki telefonlar için geçerli. 13 Temmuz’dan sonra bu olay oldu ise yani 13 Temmuz’dan sonra vatandaşlar yurtdışına gittikleri zaman yurtdışından telefon getirdilerse bu bizim kayıtlarımızda yok ve bunlar 13 Aralık 2005 tarihinden itibaren bloke olacak. 13 Temmuz 2005 tarihinden itibaren bir nedenle kayıt dışı bir telefon alınmış ise 13 Aralık 2005 tarihinden itibaren bu telefonlar bloke olacak. Biz kanunun çıktığı tarihten itibaren aman kayıt dışı telefon almayın diye uyarıda bulunduk. Telefonu alırken mutlaka faturasını alın, telefonunuzu alırken kayıtlı olup-olmadığını kontrol edin, yani satış bayisi size hem IMEI numarasını göstersin hem de internetten telefonun kayıtlı olduğunu göstersin diye. Bunlara dikkat edilmesi gerektiğini vatandaşlarımıza söyledik. Umarım bunlara dikkat edilmiştir.

Sema Özata : Bilgi İhbar Merkezi’nin kurulmasında herhangi bir çalışma yürütüyor musunuz?

Dr.Tayfun Acarer : Tabii biraz önce söylediğim gibi ihale süreci bugün tamamlandı. Bir ay önce yapılan ihale kamudaki mavzuat gereği ancak tamamlandı. Zaten bu arada firmada gerekli hazırlıklarını yapmıştı. Bu teknik sistemle beraber Bilgi İhbar Merkezi de kurulacak, 13 Aralık’tan itibaren daha doğrusu sistem kurulduktan itibaren siz cep telefonunuzu kaybettiniz veya cep telefonunuzu çaldılar bunu hemen Bilgi İhbar Merkezine bildirerek bu telefonun bloke olması sağlanacak. Yani kullanılamaz hale gelecek. O nedenle telefon makineleri de cazibesini kaybedecek.  

Sema Özata : Şu da çok merak edilen bir konu piyasada satılan kaçak yolla veya kayıt dışı satılan telefonlara yönelik olarak herhangi bir operasyon veya cezai yaptırım söz konusu mu? Yeni düzenlemeye göre bunların piyasadan çekilmesi söz konusu mu?

Dr.Tayfun Acarer : Biz Telekomünikasyon Kurumuyuz o cezai prosedür bizi ilgilendirmiyor.  

Sema Özata : Hayır sizin görev kapsamınız olduğu için değil ama genel anlamda böyle bir çalışmada yürütülebilir miydi ? Bu güne kadar en azından.

Dr.Tayfun Acarer : Tabii yürütülebilirdi. Zaten bir noktaya kadar geldi ve sonrasında yasal düzenleme yaptı Meclis. Burada önemli olan şu kayıt dışı telefonlarla ilgili cezai müeyyideyi nasıl uygulayacaksınız?

Sema Özata : Kullanıcılara yönelik olarak değilde satıcılara yönelik olarak.

Dr.Tayfun Acarer : Faturanın istenmesindeki ana etken o zaten. Kayıt dışı telefonunuz görünüyor. Diyorlar ki faturayla gelin. Faturayla gidiyorsunuz. Faturanız belki naylon fatura ama siz onun farkında değilsiniz. Netice kayıt dışı olarak görünüyor. Sizden böyle bir durumda herhangi bir ücret alınmadan yani 5 YTL alınmadan telefonunuz kaydediliyor ama o faturayla ilgili yasal işlem yapılması için emniyet güçlerine ve yargıya intikal ettirilecek ama bu bizim görevimiz değil.

Sema Özata : Peki teşekkürler. Sayın Edis sizinle devam edelim. Yeni düzenlemelere değindiniz. Tüketicinin lehine olan düzenlemeler. Mutlaka bu düzenlemelerin altında tüketicilerden gelen şikayetler ile bu düzenlemeler oluşmuştur. Ne tür şikayetler geliyor size.

Hüseyin Edis : Öncelikle ilk başlarda aboneliklerin sona erdirilmesi ile en çok gündemimizde olan şikayetlerdi. Bununla ilgili özellikle bir iki işletmeciye ağır cezalar gündeme geldi. Daha sonra bu oturdu. Abonelik terki ile pek sorun olmadı. Özellikle şu günlerde malum en çok Başkanımızın da söylediği gibi kayıt dışı cep telefonları ne olacak herkes bir bekleyiş içinde. Bunlarla ilgili çok soru geliyor. Tabii bunlarla ilgili düzenlemeler son safhaya geldi. En son olarak da dün işletmeciler ile bir toplantı yapıldı. Onlar şimdi gerekli hazırlıkları yapıyorlar. Abonelere neler yapması gerektiği belirten SMS kısa mesaj gidecek. En çok sorulan soru şu sıra gündemimiz bu. Biz tüketiciler ile ilgili bir rehber çıkardık. Tüketici Rehberi adında. Bu rehberin arkasında şikayetlerini nereye, nasıl yapacaklar internet adresi de var. Çağrı merkezlerimiz var. Orada görevli elemanlarımız var.  Onlar şikayetleri aldıkları zaman öncelikle bir soru soruyorlar. Diyorlar ki bu şikayeti öncelikle ilgili yere ilettiniz mi? İlk adım şikayetinizi ilgili işletmeciye iletmeniz gerekiyor. İşletmeciden alacağınız cevaba göre veya 1 aylık süre içerisinde cevap alamazsanız bize dönüyorsunuz. Biz şikayeti aldıktan sonra bu sefer biz işletmeciye soruyoruz. Bu sorunu neden çözmediniz. Bu sorun ile ilgili bilgi alıyoruz. Eğer cevap bizi tatmin etmezse biz işletmeci hakkında gerekli cezai müeyyideler uyguluyoruz. İşletmeciler bu konuda tedbirlerini aldılar. Sanıyorum ileride cep telefonlarının sorunları da çözüldükten sonra tüketiciler ile ilgili daha sağlıklı bir iletişim kurulacak.

Sema Özata : Abonelik sözleşmesi ile ilgili sanıyorum yeni bir düzenleme getiriliyor. Bu zamana kadar cep telefonu abonelik sözleşmelerinden biraz daha farklı olacağına ilişkin bizi bu konuda biraz aydınlatır mısınız?

Hüseyin Edis : Özellikle bundan sonra abone olmak isteyenler bir cep telefonu ya da normal sabit telefon aldıklarında önlerine konulan sözleşmenin belli kriterleri taşıması gerekiyor. En azından biz önceden karınca duası dediğimiz ne dediğini anlamanız mümkün olmayan bir büyüteçle bakmanız gereken sözleşmeler vardı.

Sema Özata : Okumak yerine imza atmak daha kolaydı.

Hüseyin Edis : Evet aboneler imza atıp bir örneğini almadan tamamen haklarını işletmecilere bırakıyorlardı. O şimdi düzenlendi. En az 12 punto dediğimiz büyüklükte çok rahat okunabilecek şekilde yazı karekteri. İkincisi size imzalı bir nüshasını vermek zorunda. Çünkü siz neye imza attığınızı bileceksiniz ve karşılığında da gerektiğinde haklarınız savunabileceksiniz. Bizim yönetmeliğimizin en temel unsurlarından bir tanesi de olmazsa olmaz ve sözleşmeye konulamaz hükümler koyduk. Eğer o hükümler sözleşmeye konmuş ise sizden habersiz ve ısrar ediyor ise bunu imzalamak zorundasınız diye siz onu imzalasanız dahi hiç bir hüküm ifade etmiyor. Tüketici aleyhine bir hüküm olduğu için bunlar, bizim için o hükümler bir anlam ifade etmiyor.  Bize konunun gelmesi halinde biz işletmecilerin gereğini yapması için gerekli prosedürleri başlatıyoruz.

Sema Özata : Telekomünikasyon Kurulu olarak 2006 yılı için gerçekleştirecek olduğunuz yeni çalışmalar yeni projeler neler ?

Hüseyin Edis : Bunların başında hepimiz çok yakından bildiği bu görüntülü telefon dediğimiz bizim teknik tanımıyla 3 nesil telefon işletmeciliği dediğimiz telefon lisansı çalışmalarımız var. Bununla ilgili gerek uluslararası gerekse teknik bazda çalışmalarımız var. Birçok ülke uygulamaları ile ilgili karşılıklı fikir alış-verişinde bulunuyoruz. Önümüzdeki dönemde bu çalışmaların tamamlanmasına müteakkip bunun bir lisans bedeli var yani kıt kaynak bir frekans kullanacaklar bunun da bir lisans bedeli olacak, bunun için biz Bakanlar Kurulundan bir yetki alacağız. Çünkü lisans bedelinin belirlenmesi Bakanlar Kurulu yetkisinde. Bunu aldıktan sonra ilgili işletmecileri belirlemek üzere çalışmalar yapacağız. Sanıyorum 2006 içerisinde bununla ilgili belli bir aşamaya gelmiş olacağız.

Sema Özata : Çok teşekkür ediyoruz efendim. Sayın Tayfun Acarer sizinle devam edelim. Yine kamuoyunun çok merak ettiği bir konu var. GSM baz istasyonlarının çevreye ve insan sağlığına zararlı olduğu yönünde zaman zaman toplumsal tepkiler meydana geliyor. Eylemler meydana geliyor. Hem bu konuyu size soralım baz istasyonlarının insan sağlığına zararlı olup olmadığını hemde Samsun ilindeki baz istasyonlarının ölçümleri konusunda değerlendirmelerinizi alalım.

Dr.Tayfun Acarer : Çok güzel bir soru da ben öncelikle biraz önceki konuyu bir ifade ile tamamlayayım. Az önce söylemiş olduğum cep telefonlarındaki klonlama ifadesinde klonlanmış makineler ki bunların sayısı az değil. Birkaç milyon. Bu telefonların tekrar ediyorum temizlenmesi ve yeni numara verilmesi sırasında ciddi sorunlar yaşanacaktır. Bu arada SMS mesajlar gönderilmeye başlandıktan sonra kayıt dışı telefonlar ile ilgili bir takım aksaklıklar olabilir. Ben burada tüm ilgili kuruluşların sivil toplum kuruluşlarının, abonelerin bize yardımcı olacaklarını ümit ediyorum. Bu toplumsal bir sorundur. Bize mutlaka yardımcı olmaları lazım çünkü bu sadece Telekomünikasyon Kurumunun sorunu değil sosyal bir sorun haline geldi. Bu arada Sayın Ulaştırma Bakanımızın bize vermiş olduğu desteği şükranla anmak istiyorum. Gerçekten bu konuda her türlü çabayı gösterdi. Ama aslında bu konu özellikle klonlanmış telefonların temizlenmesi olayında birçok telefon makinesi kullanılamaz hale gelebilir. Bu konuda da herkesin artık gereken anlayışı göstermesi lazım. Hem ekonomik açıdan hem sosyal açıdan kangren haline gelen bu sorunu bir nokta da önlememiz için. Baz istasyonlarına gelince Samsun’da yaklaşık 223 adet faal baz istasyonu var. Baz istasyonlarının % 92.8 i tam sayı olarak 206 tanesi kontrol edilmiş, denetlenmiş ve kesin ruhsat verilmiş. Bu ciddi bir rakam. Belki 2005’in sonunda bu rakam %95 lerin % 96 ların üstüne çıkacak. Bu güzel bir oran. İkincisi bizim Telekomünikasyon Kurumu olarak rsikli değer dediğimiz etkin baz istasyonunun etkin manyetik değer etkinliği Avrupa ülkelerinden çok daha fazla yani biz çok daha fazla hassas davrandık. Mesela Avrupa ETSI’nin kabul ettiği standart 41 W/m dir. Yani tehlikeli dediğimiz standart  halbuki bizim Samsun’da örneğin % 65’i  1  W/m’ nin altında. Yani kabul edilebilir değer 41 iken Samsun’daki baz istasyonların % 65’i 1 W/m ‘nin altında. Kalan % 35’i de 2 W/m civarında ortalaması. Yani neredeyse Avrupa’da kabul edilen standardın 1/20 o nedenle Türkiye olarak,  Telekomünikasyon Kurumu olarak bu konuda çok daha hassasız. Bu konuda vatandaşların herhangi bir endişesinin olmaması gerekir. Ben başka birşey daha söylemek istiyorum. Toplumda bana göre yanlış bir kanı var. İşte baz istasyonları kanser yapar risklidir şeklinde.

Sema Özata : Hatta her yeni baz istasyonu kurulduğunda yeni tepkiler olur.

Dr.Tayfun Acarer : Evet. Şu an mühendis olarak konuşuyorum. Bu sistem böyle çalışıyor. Baz istasyonu yapısı ile çalışıyor. Hücresel yapı. Yani bulunduğunuz noktada da en az üç dört tane baz istasyonu kapsama alanı içerisindesiniz ve bunların mesafesi de çok fazla değil. Bu yüzden sık sık baz istasyonu kurmanız lazım. Hüseyin Beyin söylediği üçüncü nesil telefonlar var. Üçüncü nesil telefonlardaki frekans bandı daha da yüksek. O nedenle kullanacağınız baz istasyonu sayısı daha da fazla olacak. Üçüncü nesil telefonlar geldiği zaman  kullanılacak  baz istasyonu sayısı neredeyse 1.6 kat daha fazla olacak. Baz istasyonlarında kullanılan frekanslar Turkcell ve Telsim 900 Mhz kullanıyor. Avea 1800 Mhz kullanıyor. Bunlar hücrelerde iyonlaşma etkisi yapmayan frekanslar. Hücreler için asıl riskli olan çok daha fazla yüksek frekanslar yani bizim beta, gama ışınları dediğimiz frekanslar. Bizim kullandığımız frekanslar birşey yapmıyor. Ama şu var gider baz istasyonunun antenine yapışırsanız bu riskli tabii. Ama baz istasyonlarının antenleri ya yol kenarlarında direklerin tepesinde ya binaların çatısında. Bugünkü sunumlarımızda arkadaşlarımız bunları da gösterdi. Hastanenin çatısında baz istasyonu kurmuş adam Avrupa’da. Yani burada bir risk yok. Benim çok önemli olduğuna inandığım birşey GSM teknolojisinde baz istasyonunun çokluğu değil azlığı riskli. Neden ? baz istasyonu uzakta ise sizin cep telefonunuz handchak dediğimiz yani kapışma ona yakalanmak için daha fazla enerji sarf edecek. Dikkat edin şehirlerarası yolda giderken cep telefonunuz pili daha kısa sürede biter. Neden? Çünkü daha fazla enerji sarf ediyor ki baz istasyonu ile kontak kurabilmek için. Siz baz istasyonunu ne kadar uzağa kurarsanız sizin cep telefonunuzdan yayılan enerji daha fazla artacaktır. Mesafe ne kadar uzaksa o kadar çok enerji harcayacak çünkü kontak kurmaya çalışıyor cep telefonu. Halbuki yakında olunca daha az enerji sarf edecektir. Şimdi diyeceksiniz ki ne olur cep telefonu fazla enerji sarf ederse. Cep telefonunuz ya elinizde ya da konuşurken kullağınızda yani beyninize vuruyor bu dalgalar. Yani baz istasyonunun çokluğu değil, azlığı riskli. Çünkü cep telefonum ne kadar yakındaki baz istasyonu ile irtibat kurmaya çalışırsa o kadar az enerji sarf edecek. Bırakın konuşmayı durduğu yerde az enerji sarf edecek. Uzakta olan baz istasyonlarında ise daha çok enerji sarf edeceğinden konuşurken bu benim için daha tehlikeli.

Sema Özata : Yani herhangi bir etkisi zararı yok baz istasyonlarının diyorsunuz. 

Dr.Tayfun Acarer : Ben bir zararı var şeklinde düşünmüyorum.

Sema Özata : Siz bunu gönül rahatlığı ile söylüyorsunuz. Çok teşekkür ediyoruz. Bizi bilgilendirdiniz ve çok merak edilen konularda aydınlattığınız için. 

 (*) Konuşma metni yazı diline çevrilirken, tekrarların, konuşma diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler yapılmıştır.
 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir