|
29.10.2005
Klass TV – Rota
Samsun
(*)
Sema Özata :
Klass TV ekranlarından mutlu akşamlar
dileğimizle, Rota programına
hoşgeldiniz. Rota programının bu akşama
özel konukları Telekomünikasyon Kurulu
Başkanı Dr. Tayfun Acarer ve
Telekomünikasyon Kurul Üyesi Hüseyin
Edis. Hoşgeldiniz efendim. Hem Samsun’a
hem stüdyomuza hoşgeldiniz. Sayın
Hüseyin Edis sizinle başlayalım
isterseniz efendim. Samsun’da ki bulunuş
amacınız ve buradaki programlarınızla
başlayalım isterseniz.
Hüseyin Edis :
Öncelikle bize bu fırsatı verdiğiniz
için teşekkür ediyoruz. Samsun’a geliş
amacımız bir çok İl’de yaptığımız gibi
Telekomünikasyon Kurumu’nun tanıtımı,
özellikle gündemde olan konuların
kamuoyuna daha iyi anlatılabilmesi,
Kurumumuzun faaliyetleri hakkında daha
geniş bilgiyi yerel bazda vermek
amacıyla buraya geldik.
Sema Özata :
Aynı zamanda Samsunlu olma gibi bir
özelliğiniz de var. Kendi memleketinizde
bu çalışmayı yürütmek nasıl bir duygu
yaratıyor sizde?
Hüseyin Edis :
Samsunluların bu konulara yakın
ilgisinden dolayı çok memnunum.
Sema Özata :
Peki. Sayın Hüseyin Edis
Telekomünikasyon Kurulu çok fazla
tanınan bir Kurul değil görev kapsam
alanını sizinle paylaşacak olursak görev
alanını bizlere nasıl açıklarsınız
efendim.
Hüseyin Edis :
Telekomünikasyon Kurumu 4502 sayılı Yasa
ile 2000 yılında Bağımsız İdari Otorite
olarak kurulmuştur. Bilindiği gibi bizim
gibi Bağımsız Otoritelerin kamuoyunda
Üst Kurul olarak bilinen bir ismi
vardır. Bizim Kurumumuzun kurulması ile
birlikte telekomünikasyon sektöründe
denetleme, düzenleme ve politika
belirleme yetkileri dağıtıldı. Politika
belirleme yetkisi Bakanlığa bırakılırken
mülga Telsiz Genel Müdürlüğü’nün ve
TTAŞ’nin bazı yetkileri ve görevleri
Telekomünikasyon Kurumu’na devredildi.
Bu çerçevede Telekomünikasyon Kurumu
düzenleyici, denetleyici, yetkilendirme
yapan ve işletmeciler arasında problem
olduğunda bunların arasında hakemlik
yapan bir Kurum’a dönüştü. İdari ve mali
özerkliğe haiz, görevini yaparken
bağımsız bir Kurum hüviyetinde
olmaktadır. Özellikle kamuoyunda isim
benzerliğinden dolayı Türk Telekom ile
çok sık karıştırılan bir Kurum ama bizim
Kurumumuz Türk Telekom başta olmak üzere
GSM şirketleri Turkcell, Telsim, Avea
gibi ve bir çok Uydu şirketleri,
İnternet Servis Sağlayıcıları, Uzak
Mesafe İşletmecileri gibi onların
üstünde, onları düzenleyen, onlara yetki
veren, lisanslama yapan bir Kurum’dur.
Bizden lisan almadan hiç bir kurumun
hiç bir işletmecinin telekomünikasyon
sektöründe faaliyet göstermesi mümkün
değil. Bu nedenle mutlaka bizden izin
almaları gerekiyor.
Sema Özata :
Evet oldukça geniş bir görev kapsamı
var. Peki sayın başkanım sayın Acarer
sizinle devam edelim dilerseniz.
Özellikle merak edilen güncel konuları
telekomünikasyonla ilgili cep
telefonları ile ilgili merak edilen
konuları konuşacağız bu akşam. Kayıt
dışı telefonlar özellikle son günlerde
çok fazla gündemi meşgul eden konulardan
bir tanesi. Türkiye’de ne kadar kaçak
cep telefonu var?
Dr. Tayfun Acarer :
Biliyorsunuz bununla ilgili Kanun 12
Temmuz 2005 tarihinde çıktı.
Telekomünikasyon Kurumu’nun 13 Temmuz
2005 tarihindeki kayıtlarında yaklaşık
36 milyon GSM abonesi gözüküyordu
bunların 1/3 yani yaklaşık 12 milyonu
kayıtsız gözüküyor.
Sema Özata :
Evet oldukça büyük bir rakam.
Dr. Tayfun Acarer :
Tabii 1/3 çok ciddi bir rakam. Şu andaki
abone sayısı yaklaşık 41 milyon çok
hızlı bir artış trendi yaşanıyor. Burda
çok önemle belirtmek istediğim bir husus
var. Kayıt dışı dediğimiz aboneler 13
Temmuz 2005 tarihinde Telekomünikasyon
Kurumu kayıtlarında olan aboneler yani
orada kayıt dışı olarak gözükenler. Bu
tarihten sonra bir nedenden dolayı
telefon kayıt dışı olarak ülkeye girmiş
ve aboneler tarafından satın alınmışsa
onlarla ilgili ciddi sorun var.
Sema Özata :
Bu rakam bir hayli artabilir diyorsunuz.
Peki yıllara gore oranlayacak olursak
son yıllarda çok büyük artış gösterdi
diyebilir miyiz?
Dr. Tayfun Acarer :
Evet. Biliyorsunuz yaklaşık 10 sene once
GSM kullanıma başlanıldı Türkiye’de. İlk
2-3 yıl ciddi bir artış görülmedi, cep
telefonu makinaları çok pahalıydı. Fakat
son 4-5 yıldır özellikle son 2 yıldır
çok ciddi bir artış var. Düşünebiliyor
musunuz Temmuz ayının başında GSM abone
sayısı 36 milyonun biraz üstünde Eylül
sonunda 41 milyon çok ciddi bir artış.
Sema Özata :
Peki değerlendirmelerinizin sonucunda
bunun neden ortaya çıktığı konusunda bir
görüşünüz varmı?
Dr. Tayfun Acarer :
Şimdi mobil haberleşmenin getirdiği
büyük kolaylıklar var. Bu kolaylıklar
artık herkes tarafından kullanılır hale
geldi güncel olarak ama burada ciddi
olarak bir şeyin üzerinde durmamız
lazım. Taşınabilir makinalar çok kolay
bir şekilde el değiştirdiğinde, gasp
edildiğinde veya kaybedilip başkası
tarafından bulunduğunda ticari meta ise
yani bunu çok rahatlıkla başka birine
satabiliyorsa devredebiliyorsa bir kişi
bu risk haline geldi. Nitekim bu son
yıllarda ciddi bir sosyal sorun haline
geldi cep telefonlarındaki gasp ve
çalıntı olayı. Şöyle söyleyim son 2-3
yıl içinde Emniyet resmi kayıtlarına
giren 7 tane ölüm olayı oldu. Bu cep
telefonlarının çalınmasıyla, çalınırken
yaşanan sorunlarla ilgili 600 civarında
yaralanma oldu. Emniyete yansıyan 31
bin’den fazla çalıntı olayı var, bunlar
yansıyanlar bir de yansımayanları
katarsanız tabii bu olaylar çok daha
fazla ama 7 tane ölüm 600’ün üzerinde
yaralanma çok ciddi bir sosyal sorun
haline geldiğini gösteriyor. İşin sosyal
tarafının dışında da 12 milyon cep
telefonu kayıtsız gözüküyordu Temmuz
ayında. 12 milyon cep telefonunu
ortalama 250$’dan maliyetini
hesaplarsanız bir tanesinin 3 milyar
$’lık bir bedel ekonomi dışıydı ve buna
müdahale edilmeseydi, bu konuda yasal
bir düzenleme yapılmasaydı ben iddia
ediyorum 2005 yılının sonunda kayıtlı ve
kayıtsız cep telefonu sayısı eşit
olacaktı. Bu nedenle hem ekonomi
açısından hem sosyal açıdan çok ciddi
bir sorundu ve tam zamanında çıkartılmış
bir yasal düzenleme yapıldıktan sonra
%78 oranında çalıntı olayları azaldı.
Sema Özata :
Neye bağlıyorsunuz peki?
Dr. Tayfun Acarer :
Bu çok basit. Çalınan cep telefonu
herhangi bir ekonomik değer taşımıyorsa
caydırıcı oluyor bu olay. Çok güzel
birolay yasa tam yürürlüğe girmeden cep
telefonlarında bu olumlu gelişme oldu
eğer müdahale edilmeseydi dediğim gibi
ekonomide de çok ciddi kanayan bir yara
olacaktı. Cep telefonlarında bakın 10
yıllık süreç içinde tahmini olarak 60-70
milyon telefon Türkiye’ye girdi, bunun
toplam bedeline bakarsanız 15 milyar
$’ın üzerinde Türkiye’nin bunlara
ödediği miktar. Hatta ilk yıllarda
1000-1500 $’ın üzerindeydi bu rakamlar,
yani Türkiye 15 milyarın $’ın üzerinde
bir para ödedi. Bu trend bu şekilde
giderse 2-3 sene içinde yine bir 15
milyar $ ödeyecek hiç olmazsa bu
Türkiye’ye kayıtlı ekonomi içinde
gelsin. Belki başka bir şey daha çıkacak
bu yasal düzenlemeden sonra belki
Türkiye’de cep telefonu üretimi
teşebbüsleri artacak rekabet artacak.
Telefon makinası eğer kayıtsız olarak
girmişse bununla rekabet etme şansınız
çok zor, çünkü vergisi yok, KDV’si yok
ve bir de klonlama yapılmışsa çok ucuza
mal ediliyor telefon. Siz Türkiye’de
üretim yapacaksanız bunu nasıl rekabet
edeceksiniz.
Sema Özata :
Rekabet edildiğinde fiyatlar
ucuzlayacağı, kampanyalar olacağı için
kaçak veya kayıt dışı telefonlara da
ihtiyaç duyulmayacak diyorsunuz.
Dr. Tayfun Acarer :
Evet. Buradaki en önemli şey de ikinci
el telefonlar Türkiye çok ilginç cep
telefonu kullanım ömrü Avrupa’da en az
olan ülkelerden bir tanesi, 1.5 yılın
altında. Bunu şahsınızda da
değerlendirebilirsiniz bir telefonu kaç
yıl kullanıyorsunuz? Benim oğlum 1 yıl
bile kullanmıyor. Orta yaşlılarda ve
yaşlılar daha uzun kullanılıyor ama
gençlerde telefonu kullanma ömrü çok az
ve Türkiye’nin de nüfusu çok genç, 25
milyon insan 25 yaşın altında bu nedenle
Avrupa’ya nazaran çok daha kısa telefon
kullanılıyor ve bu nedenle bizim
kaybımız çok daha fazla. İkinci el
telefona garanti şartı getiriliyor,
Türkiye’de ikinci el telefon tercih
edilmiyor neden? Insanlar güvenemiyor
alacakları ikinci el cep telefona
halbuki ikinci el telefona garanti
olursa ve ikinci elle ilgili bu malı
satanlar telefonu garanti
edebiliyorlarsa çok daha rahat telefon
alacaklar özellikle düşük gelirliler.
Sema Özata :
Yani yeni yasa yükümlülükleri ikinci el
telefonları da garanti kapsamına alıyor.
Dr. Tayfun Acarer :
Hatta onunla ilgili ayrı bir ambalaj
getirilecek ikinci el telefonlar için.
Birinci elin ambalajı ayrı ikinci elin
ayrı dolayısıyla Türkiye’de ikinci el
telefonların kullanımı daha
fazlalaşacağı, özendirileceği için
telefonu kullanma süreci de artacak.
Dolayısıyla bizim ülke olarak yurt
dışına ödeyeceğimiz bedel de azalacak.
Sema Özata :
Telefonumuzun kayıt dışı olup olmadığını
nasıl anlarız?
Dr. Tayfun Acarer :
Bunu kontrol etmenin çok kolay bir
yöntemi var özellikle internet
kullanıcısıysanız veya evdeki gençler
çok rahatlıkla bunu tesbit edebilirler.
Cep telefonunuzda *#06# tuşlarını
tuşladığınızda 15 karakterli bir seri
numarası ya da IMEI numarası çıkacak. Bu
IMEI numarasını internette
http://imei.tk.gov.tr adresine
girdiklerinde kayıtlı ya da kayıtsız
olduklarını görecekler.
Sema Özata :
Peki daha sonra nasıl kayıt altına
alınır konusunu konuşacağız. Yine
Hüseyin beye dönmek istiyorum ben. Sayın
Edis siz Telekomünikasyon Kurumu’nun
görevlerine değindiniz peki ne tür
çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
Abonelerinize yönelik olarak ne tür
hizmetler sunuyorsunuz?
Hüseyin Edis :
Özellikle bu düzenlemelerin,
yetkilendirmenin arkasından kanunun bize
verdiği temel bir yetki var aslında.
Kanunun temel yetkilerine kısaca bakacak
olursak; ülke kaynaklarının etkin
verimli kullanımı çerçevesinde rekabet
ortamının tesis edilmesi ve tüketici
haklarının korunması, tüketicileri
kaliteli ve en iyi hizmeti en ucuza
nasıl alınabileceği konusunda
çalışmalarımız var. Tüketicinin nasıl
hakları var? Bu konuda biz bir
yönetmelik yayınladık, bu yönetmelikte
bir çok temel hususları değiştirdik.
Bilindiği gibi Türk Telekom hepimizin
çok iyi tanıdığı bir işletmeci ona
gittiğimizde bir form verirlerdi biz de
o formu imzalardık arkasından da daha
sonra bir sorun çıktığında her türlü
hakkı karşı tarafa vermiş olduğumuzu o
zaman öğrenirdik. Biz bunu tüketicilerin
lehine değiştirdik, ilk abone
olduğunuzda bütün hatlar kapalı
olacaktır. Eskiden açıktı. Siz şunu şunu
kapatın derdiniz. Şimdi tam tersine
çevirdik hatlar kapalı, siz şunu açın
demediğiniz sürece uluslararası hat,
900’lü hatlar gibi hatların hiç biri
açılmış olmayacak. Bu nedenle önceden
size soruyorlar hangi hatların
açılmasını istiyorsanız böylece tüketici
de hangi haklarının olduğunu biliyor,
ikincisi 900’lü hatlar malum bir çok
insanımız tarafından mağdur edilen
hatlardır. Bilmeden hatlara bir başkası
kanalıyla girilmiştir. Biz bunlarla
ilgili düzenleme getirdik. 900’lü hattı
çevirdiğinizde karşınıza sesli bir mesaj
geliyor mesajda kısaca girdiğiniz hattın
ücreti şudur bunu bilerek girip
girmemeniz konusunda sizi uyarıyor hala
ısrarcıysanız bir tuşa basın devam edin
gibi bir anons geliyor.
Sema Özata :
Yani tüketicinin lehine tüketici
haklarını koruyan unsurlar getirildi.
Hüseyin Edis :
Evet. En önemlilerinden bir tanesi de
özellikle GSM’de telefonunuzu
değiştiriyorsunuz bir şirketten diğer
bir şirkete geçiyorsunuz. Arkadaşınız
arıyor size ulaşamıyor, sizin numarayı
değiştirdiğinizden de haberi yok buna da
bir düzenleme getirdik. Talebiniz
halinde, talebinizin olması lazım 60 gün
süre ile sesli anons çıkıyor numarayı
çeviren arkadaşınıza diyor ki: yeni
numarası budur lütfen bundan sonra bu
numarayı arayın diye sesli bir mesaj ve
bu 60 gün süreyle ücretsiz olarak
işletmeciniz tarafından yapılmak
zorunda. Diğer bir konu tarifeler
konusudur. Siz bazen fiyatların
tarifelerin değiştiğinden haberiniz
olmadan konuşmaya devam ediyorsunuz,
oysa yeni getirdiğimiz düzenlemede
haberiniz olmadan hiç bir şekilde tarife
değişikliği yapamıyorlar. En azından bir
süre önce size bildiriyorlar, itirazınız
olup olmadığını daha sonra yapıyorsunuz.
Bir temel unsur bize gelen çok
şikayetlerden birisiydi bu, aboneyi
iptal etmiyorlar, bir cep telefonu
abonesi oluyorsunuz müracaat ediyorsunuz
ama bir türlü faturaların sonu
kesilmiyordu. Buna bir düzenleme
getirdik. Siz abonelikten çıkmak
istediğiniz gün, bir telefon ederek
ilgili yere benim telefon aboneliğimi
sonlandırın diye talepte bulunduğunuzda
o gün hattınız kapatılıyor konuşmaya. 10
gün içinde yazılı müracaat etmeniz
gerekiyor yalnız burada, 10 gün içinde
müracaat ettiğinizde o anda müracaat
tarihinden itibaren 1 hafta içinde
hattınız kapatılmak zorunda ve sadece
size bundan önceki konuşmalarınızın
kalıntıları ile ilgili bir fatura
gelebilir ondan sonra bir fatura gelmez.
Bu şekilde temel düzenlemeler yaptık
tüketiciler lehine, tabii bunların
tüketici tarafından iyi bilinmesi
halinde bir çok mağduriyetin
önleneceğini düşünüyoruz.
Sema Özata :
Bunun yanı sıra reklam mesajlarının
gönderilmesi konusunda da tüketici
onayına bağlı bir çalışma yürütüyorsunuz
zannediyorum.
Hüseyin Edis :
Evet geçmişte seçim dönemlerinde
özellikle bir çok siyasi parti
propaganda amaçlı SMS mesajları
gönderirdi. Bizim getirdiğimiz bu
düzenleme ile istemeniz halinde size
gelecek. Bunu istemezseniz kesinikle
size bir SMS mesajı gelmeyecektir.
Sema Özata :
Sayın Acarer dilerseniz sizinle devam
edelim. Kayıt dışı ise eğer telefonumuz
belki bu arada bizi izleyen
izleyicilerde telefonlarının kayıt dışı
olup olmadığını control etme imkanı
bulmuşlardır. Eğer telefonumuz kayıt
dışıysa nasıl kayıt altına alabiliriz?
Dr. Tayfun Acarer :
Bununla ilgili Telekomünikasyon Kurumu
olarak biz ihale yaptık bir sistem kurma
ihalesi. Bununla ilgili süreç de ihale
süreci de bu gün tamamlandı. Daha
doğrusu ihale yapılmıştı ama bunun
kanuni mevzuatı İhale Kurumu’na olan
müracaat bugün neticelendi. Biz bir
sistem kuruyoruz, bu sistemin
hazırlıkları neredeyse bitti. Muhtemelen
bayramdan sonra Kasım ayının ortalarında
muhtemelen ayın 10’undan sonra kayıt
dışı olan yaklaşık 12 milyon aboneye biz
SMS mesajı göndereceğiz. Diyeceğiz ki :
telefonunuz kayıt dışı bunu abone
merkezlerine gidip kayıt ettirin.
Bununla ilgili GSM operatörleri yani
Turkcell, Telsim, Avea’da kendi
sistemleri zaten hazır onlarla
aramızdaki irtibat kurulduktan sonra
sizin telefonunuz kayıtsızsa abone
merkezine gidip kayıt yaptıracaksınız.
Ancak burada üç ayrı konu var. Birincisi
kayıt dışı ise telefonunuz eğer varsa
faturanızla beraber gideceksiniz, eğer
faturanızı ibraz edebiliyorsanız
herhangi bir ücret alınmadan kayıt
altına alınacak telefonunuz, eğer fatura
ibraz edemezseniz ki herhalde %90 abone
fatura ibraz edemeyecekler çünkü bu
faturaları atmışlardır belki de
almamışlardır belki de bir yerlere
vermişlerdir, kulanmışlardır. Onlar
5.-YTL ücret ödeyecekler yani onların
kayıt altına alınma işlemi bu kadar
basit. Asıl sorun klonlanmış dediğimiz
telefonlarda. Klonlama nedir? Bir
telefonun IMEI ya da seri numarasının
birden çok telefona yani yüzlerce
binlerce telefona kopyalanmasına
klonlama diyoruz. Bu tür bir abone
doğrudan abone kayıt merkezinde
numarasını düzelttiremeyecek çünkü orada
teknik işler yapılması lazım o da bakım
servislerine yönlendirilecek bu
aboneler, bakım servislerinde önce o
klonlanmış yanlış numara silinecek daha
sonra da yeni numara verilecek. Ama bu
konuda ben abonelerden hazırlıklı
olmalarını istirham ediyorum. Çünkü o
numarayı temizleyip daha sonra da yeni
bir numara veriliş sırasında telefon
makinasının mikro işlemcisi zarar
görebilir. Ya komple silinebilir
bilgileri veya darbe görebilir yani o
klonlamayı temizleyip yeni IMEI numarası
verilirken bazı makinalar kullanım dışı
kalabilir veya özellikleri bozulabilir.
Böyle de bir risk var ama bir nokta da
artık müdahale edilmesi lazımdı biraz
önce söylediğim gibi olayın sosyal
tarafı artı ekonomik tarafı artı ikinci
el telefonların kullanımının cazip hale
getirilmesi ile ilgili bu yasal
düzenleme sonunda yapacak bir şey yoktu.
Sema Özata :
Peki kaçak cep telefonu ile kayıt
dışı telefonun arasındaki fark nedir?
Dr. Tayfun Acarer :
Kaçak yerine kayıt dışı diyelim. Pek çok
abonenin bunda suçu yok, abone gidiyor
abone merkezinden veya satış merkezinden
telefon alıyor. Bir çok kişi kontrol de
etmiyor aynı marka aynı model bir
telefon bir tanesi diyor ki bu telefon
900 milyon aynı model bu da 500 milyon
diyor. Neden diyorsunuz? Bu başka yoldan
geldi diyor, ben size fatura
vermeyeceğim diyor belki de o sırada hem
fatura vermiyor hem de klonlanmış bir
numara bu, dolayısıyla abone de ben 400
milyon tasarruf yapayım diyor o telefonu
tercih ediyor. Abonin tek hatası belki
ucuz malı tercih etmesi oluyor. Ama
ucuzsa mutlaka bir gerekçesi var, aynı
marka aynı model telefonun bir tanesi
900 milyon diğeri 500 milyonsa bir neden
olması lazım, ana etken bu. Neticede
abone merkezlerindeki bu klonlama yani
klonlamayı abone merkezlerinde yapmak
çok zor ama klonlama sonrasında da
dediğim gibi bazı telefonların hasar
görmesi kaçınılmaz buna herkesin
hazırlıklı olması lazım.
Sema Özata :
Cep telefonu kullanıcılarına
önerecekleriniz nelerdir?
Dr.Tayfun Acarer :
Değişik programlarda ben ve Kurul üyesi
arkadaşlarım, Kurum Başkan Yardımcıları
arkadaşlarım altını çizerek bir şey
söylediler: Kanunun çıktığı 12 Temmuz
2005 tarihinden itibaren yani 13
Temmuz’da Kanunun uygulanmaya başladığı
bu tarihten itibaren sakın kayıt dışı
telefon almayın. Çünkü bizim kayıt
altına alacağımız telefonlar 13 Temmuz
2005 tarihinde Telekomünikasyon Kurumu
kayıtlarında bulunan yaklaşık 12 milyon
telefon. Biz bu telefonları kayıt altına
alacağız. Bu telefonlar nasıl geldi ?
İnsanlar yurtdışına gittiklerinde
beraberlerinde getirdiler fakat gümrükte
kaydetmediler. Cebine koydu getirdi.
Dolayısıyle bu bizde kayıtsız görünüyor.
Veya daha önce dediğim gibi satış
merkezlerinden aldı veya merdiven altı
dediğimiz sokak aralarındaki
satıcılardan aldı. Ama bu 12 Temmuz
dahil 13 Temmuz’a kadar olan süreçteki
telefonlar için geçerli. 13 Temmuz’dan
sonra bu olay oldu ise yani 13
Temmuz’dan sonra vatandaşlar yurtdışına
gittikleri zaman yurtdışından telefon
getirdilerse bu bizim kayıtlarımızda yok
ve bunlar 13 Aralık 2005 tarihinden
itibaren bloke olacak. 13 Temmuz 2005
tarihinden itibaren bir nedenle kayıt
dışı bir telefon alınmış ise 13 Aralık
2005 tarihinden itibaren bu telefonlar
bloke olacak. Biz kanunun çıktığı
tarihten itibaren aman kayıt dışı
telefon almayın diye uyarıda bulunduk.
Telefonu alırken mutlaka faturasını
alın, telefonunuzu alırken kayıtlı
olup-olmadığını kontrol edin, yani satış
bayisi size hem IMEI numarasını
göstersin hem de internetten telefonun
kayıtlı olduğunu göstersin diye. Bunlara
dikkat edilmesi gerektiğini
vatandaşlarımıza söyledik. Umarım
bunlara dikkat edilmiştir.
Sema Özata :
Bilgi İhbar Merkezi’nin kurulmasında
herhangi bir çalışma yürütüyor musunuz?
Dr.Tayfun Acarer :
Tabii biraz önce söylediğim gibi ihale
süreci bugün tamamlandı. Bir ay önce
yapılan ihale kamudaki mavzuat gereği
ancak tamamlandı. Zaten bu arada firmada
gerekli hazırlıklarını yapmıştı. Bu
teknik sistemle beraber Bilgi İhbar
Merkezi de kurulacak, 13 Aralık’tan
itibaren daha doğrusu sistem kurulduktan
itibaren siz cep telefonunuzu
kaybettiniz veya cep telefonunuzu
çaldılar bunu hemen Bilgi İhbar
Merkezine bildirerek bu telefonun bloke
olması sağlanacak. Yani kullanılamaz
hale gelecek. O nedenle telefon
makineleri de cazibesini kaybedecek.
Sema Özata :
Şu da çok merak edilen bir konu piyasada
satılan kaçak yolla veya kayıt dışı
satılan telefonlara yönelik olarak
herhangi bir operasyon veya cezai
yaptırım söz konusu mu? Yeni düzenlemeye
göre bunların piyasadan çekilmesi söz
konusu mu?
Dr.Tayfun Acarer :
Biz Telekomünikasyon Kurumuyuz o
cezai prosedür bizi ilgilendirmiyor.
Sema Özata : Hayır sizin görev
kapsamınız olduğu için değil ama genel
anlamda böyle bir çalışmada
yürütülebilir miydi ? Bu güne kadar en
azından.
Dr.Tayfun Acarer :
Tabii yürütülebilirdi. Zaten bir noktaya
kadar geldi ve sonrasında yasal
düzenleme yaptı Meclis. Burada önemli
olan şu kayıt dışı telefonlarla ilgili
cezai müeyyideyi nasıl uygulayacaksınız?
Sema Özata :
Kullanıcılara yönelik olarak değilde
satıcılara yönelik olarak.
Dr.Tayfun Acarer :
Faturanın istenmesindeki ana etken o
zaten. Kayıt dışı telefonunuz görünüyor.
Diyorlar ki faturayla gelin. Faturayla
gidiyorsunuz. Faturanız belki naylon
fatura ama siz onun farkında değilsiniz.
Netice kayıt dışı olarak görünüyor.
Sizden böyle bir durumda herhangi bir
ücret alınmadan yani 5 YTL alınmadan
telefonunuz kaydediliyor ama o faturayla
ilgili yasal işlem yapılması için
emniyet güçlerine ve yargıya intikal
ettirilecek ama bu bizim görevimiz
değil.
Sema Özata :
Peki teşekkürler. Sayın Edis sizinle
devam edelim. Yeni düzenlemelere
değindiniz. Tüketicinin lehine olan
düzenlemeler. Mutlaka bu düzenlemelerin
altında tüketicilerden gelen şikayetler
ile bu düzenlemeler oluşmuştur. Ne tür
şikayetler geliyor size.
Hüseyin Edis :
Öncelikle ilk başlarda aboneliklerin
sona erdirilmesi ile en çok gündemimizde
olan şikayetlerdi. Bununla ilgili
özellikle bir iki işletmeciye ağır
cezalar gündeme geldi. Daha sonra bu
oturdu. Abonelik terki ile pek sorun
olmadı. Özellikle şu günlerde malum en
çok Başkanımızın da söylediği gibi kayıt
dışı cep telefonları ne olacak herkes
bir bekleyiş içinde. Bunlarla ilgili çok
soru geliyor. Tabii bunlarla ilgili
düzenlemeler son safhaya geldi. En son
olarak da dün işletmeciler ile bir
toplantı yapıldı. Onlar şimdi gerekli
hazırlıkları yapıyorlar. Abonelere neler
yapması gerektiği belirten SMS kısa
mesaj gidecek. En çok sorulan soru şu
sıra gündemimiz bu. Biz tüketiciler ile
ilgili bir rehber çıkardık. Tüketici
Rehberi adında. Bu rehberin arkasında
şikayetlerini nereye, nasıl yapacaklar
internet adresi de var. Çağrı
merkezlerimiz var. Orada görevli
elemanlarımız var. Onlar şikayetleri
aldıkları zaman öncelikle bir soru
soruyorlar. Diyorlar ki bu şikayeti
öncelikle ilgili yere ilettiniz mi? İlk
adım şikayetinizi ilgili işletmeciye
iletmeniz gerekiyor. İşletmeciden
alacağınız cevaba göre veya 1 aylık süre
içerisinde cevap alamazsanız bize
dönüyorsunuz. Biz şikayeti aldıktan
sonra bu sefer biz işletmeciye
soruyoruz. Bu sorunu neden çözmediniz.
Bu sorun ile ilgili bilgi alıyoruz. Eğer
cevap bizi tatmin etmezse biz işletmeci
hakkında gerekli cezai müeyyideler
uyguluyoruz. İşletmeciler bu konuda
tedbirlerini aldılar. Sanıyorum ileride
cep telefonlarının sorunları da
çözüldükten sonra tüketiciler ile ilgili
daha sağlıklı bir iletişim kurulacak.
Sema Özata :
Abonelik sözleşmesi ile ilgili sanıyorum
yeni bir düzenleme getiriliyor. Bu
zamana kadar cep telefonu abonelik
sözleşmelerinden biraz daha farklı
olacağına ilişkin bizi bu konuda biraz
aydınlatır mısınız?
Hüseyin Edis :
Özellikle bundan sonra abone olmak
isteyenler bir cep telefonu ya da normal
sabit telefon aldıklarında önlerine
konulan sözleşmenin belli kriterleri
taşıması gerekiyor. En azından biz
önceden karınca duası dediğimiz ne
dediğini anlamanız mümkün olmayan bir
büyüteçle bakmanız gereken sözleşmeler
vardı.
Sema Özata :
Okumak yerine imza atmak daha kolaydı.
Hüseyin Edis :
Evet aboneler imza atıp bir örneğini
almadan tamamen haklarını işletmecilere
bırakıyorlardı. O şimdi düzenlendi. En
az 12 punto dediğimiz büyüklükte çok
rahat okunabilecek şekilde yazı
karekteri. İkincisi size imzalı bir
nüshasını vermek zorunda. Çünkü siz neye
imza attığınızı bileceksiniz ve
karşılığında da gerektiğinde haklarınız
savunabileceksiniz. Bizim
yönetmeliğimizin en temel unsurlarından
bir tanesi de olmazsa olmaz ve
sözleşmeye konulamaz hükümler koyduk.
Eğer o hükümler sözleşmeye konmuş ise
sizden habersiz ve ısrar ediyor ise bunu
imzalamak zorundasınız diye siz onu
imzalasanız dahi hiç bir hüküm ifade
etmiyor. Tüketici aleyhine bir hüküm
olduğu için bunlar, bizim için o
hükümler bir anlam ifade etmiyor. Bize
konunun gelmesi halinde biz
işletmecilerin gereğini yapması için
gerekli prosedürleri başlatıyoruz.
Sema Özata :
Telekomünikasyon Kurulu olarak 2006 yılı
için gerçekleştirecek olduğunuz yeni
çalışmalar yeni projeler neler ?
Hüseyin Edis :
Bunların başında hepimiz çok yakından
bildiği bu görüntülü telefon dediğimiz
bizim teknik tanımıyla 3 nesil telefon
işletmeciliği dediğimiz telefon lisansı
çalışmalarımız var. Bununla ilgili gerek
uluslararası gerekse teknik bazda
çalışmalarımız var. Birçok ülke
uygulamaları ile ilgili karşılıklı fikir
alış-verişinde bulunuyoruz. Önümüzdeki
dönemde bu çalışmaların tamamlanmasına
müteakkip bunun bir lisans bedeli var
yani kıt kaynak bir frekans
kullanacaklar bunun da bir lisans bedeli
olacak, bunun için biz Bakanlar
Kurulundan bir yetki alacağız. Çünkü
lisans bedelinin belirlenmesi Bakanlar
Kurulu yetkisinde. Bunu aldıktan sonra
ilgili işletmecileri belirlemek üzere
çalışmalar yapacağız. Sanıyorum 2006
içerisinde bununla ilgili belli bir
aşamaya gelmiş olacağız.
Sema Özata :
Çok teşekkür ediyoruz efendim. Sayın
Tayfun Acarer sizinle devam edelim. Yine
kamuoyunun çok merak ettiği bir konu
var. GSM baz istasyonlarının çevreye ve
insan sağlığına zararlı olduğu yönünde
zaman zaman toplumsal tepkiler meydana
geliyor. Eylemler meydana geliyor. Hem
bu konuyu size soralım baz
istasyonlarının insan sağlığına zararlı
olup olmadığını hemde Samsun ilindeki
baz istasyonlarının ölçümleri konusunda
değerlendirmelerinizi alalım.
Dr.Tayfun Acarer :
Çok güzel bir soru da ben öncelikle
biraz önceki konuyu bir ifade ile
tamamlayayım. Az önce söylemiş olduğum
cep telefonlarındaki klonlama ifadesinde
klonlanmış makineler ki bunların sayısı
az değil. Birkaç milyon. Bu telefonların
tekrar ediyorum temizlenmesi ve yeni
numara verilmesi sırasında ciddi
sorunlar yaşanacaktır. Bu arada SMS
mesajlar gönderilmeye başlandıktan sonra
kayıt dışı telefonlar ile ilgili bir
takım aksaklıklar olabilir. Ben burada
tüm ilgili kuruluşların sivil toplum
kuruluşlarının, abonelerin bize yardımcı
olacaklarını ümit ediyorum. Bu toplumsal
bir sorundur. Bize mutlaka yardımcı
olmaları lazım çünkü bu sadece
Telekomünikasyon Kurumunun sorunu değil
sosyal bir sorun haline geldi. Bu arada
Sayın Ulaştırma Bakanımızın bize vermiş
olduğu desteği şükranla anmak istiyorum.
Gerçekten bu konuda her türlü çabayı
gösterdi. Ama aslında bu konu özellikle
klonlanmış telefonların temizlenmesi
olayında birçok telefon makinesi
kullanılamaz hale gelebilir. Bu konuda
da herkesin artık gereken anlayışı
göstermesi lazım. Hem ekonomik açıdan
hem sosyal açıdan kangren haline gelen
bu sorunu bir nokta da önlememiz için.
Baz istasyonlarına gelince Samsun’da
yaklaşık 223 adet faal baz istasyonu
var. Baz istasyonlarının % 92.8 i tam
sayı olarak 206 tanesi kontrol edilmiş,
denetlenmiş ve kesin ruhsat verilmiş. Bu
ciddi bir rakam. Belki 2005’in sonunda
bu rakam %95 lerin % 96 ların üstüne
çıkacak. Bu güzel bir oran. İkincisi
bizim Telekomünikasyon Kurumu olarak
rsikli değer dediğimiz etkin baz
istasyonunun etkin manyetik değer
etkinliği Avrupa ülkelerinden çok daha
fazla yani biz çok daha fazla hassas
davrandık. Mesela Avrupa ETSI’nin kabul
ettiği standart 41 W/m dir. Yani
tehlikeli dediğimiz standart halbuki
bizim Samsun’da örneğin % 65’i 1 W/m’
nin altında. Yani kabul edilebilir değer
41 iken Samsun’daki baz istasyonların %
65’i 1 W/m ‘nin altında. Kalan % 35’i de
2 W/m civarında ortalaması. Yani
neredeyse Avrupa’da kabul edilen
standardın 1/20 o nedenle Türkiye
olarak, Telekomünikasyon Kurumu olarak
bu konuda çok daha hassasız. Bu konuda
vatandaşların herhangi bir endişesinin
olmaması gerekir. Ben başka birşey daha
söylemek istiyorum. Toplumda bana göre
yanlış bir kanı var. İşte baz
istasyonları kanser yapar risklidir
şeklinde.
Sema Özata :
Hatta her yeni baz istasyonu
kurulduğunda yeni tepkiler olur.
Dr.Tayfun Acarer :
Evet. Şu an mühendis olarak konuşuyorum.
Bu sistem böyle çalışıyor. Baz istasyonu
yapısı ile çalışıyor. Hücresel yapı.
Yani bulunduğunuz noktada da en az üç
dört tane baz istasyonu kapsama alanı
içerisindesiniz ve bunların mesafesi de
çok fazla değil. Bu yüzden sık sık baz
istasyonu kurmanız lazım. Hüseyin Beyin
söylediği üçüncü nesil telefonlar var.
Üçüncü nesil telefonlardaki frekans
bandı daha da yüksek. O nedenle
kullanacağınız baz istasyonu sayısı daha
da fazla olacak. Üçüncü nesil telefonlar
geldiği zaman kullanılacak baz
istasyonu sayısı neredeyse 1.6 kat daha
fazla olacak. Baz istasyonlarında
kullanılan frekanslar Turkcell ve Telsim
900 Mhz kullanıyor. Avea 1800 Mhz
kullanıyor. Bunlar hücrelerde iyonlaşma
etkisi yapmayan frekanslar. Hücreler
için asıl riskli olan çok daha fazla
yüksek frekanslar yani bizim beta, gama
ışınları dediğimiz frekanslar. Bizim
kullandığımız frekanslar birşey
yapmıyor. Ama şu var gider baz
istasyonunun antenine yapışırsanız bu
riskli tabii. Ama baz istasyonlarının
antenleri ya yol kenarlarında direklerin
tepesinde ya binaların çatısında.
Bugünkü sunumlarımızda arkadaşlarımız
bunları da gösterdi. Hastanenin
çatısında baz istasyonu kurmuş adam
Avrupa’da. Yani burada bir risk yok.
Benim çok önemli olduğuna inandığım
birşey GSM teknolojisinde baz
istasyonunun çokluğu değil azlığı
riskli. Neden ? baz istasyonu uzakta ise
sizin cep telefonunuz handchak dediğimiz
yani kapışma ona yakalanmak için daha
fazla enerji sarf edecek. Dikkat edin
şehirlerarası yolda giderken cep
telefonunuz pili daha kısa sürede biter.
Neden? Çünkü daha fazla enerji sarf
ediyor ki baz istasyonu ile kontak
kurabilmek için. Siz baz istasyonunu ne
kadar uzağa kurarsanız sizin cep
telefonunuzdan yayılan enerji daha fazla
artacaktır. Mesafe ne kadar uzaksa o
kadar çok enerji harcayacak çünkü kontak
kurmaya çalışıyor cep telefonu. Halbuki
yakında olunca daha az enerji sarf
edecektir. Şimdi diyeceksiniz ki ne olur
cep telefonu fazla enerji sarf ederse.
Cep telefonunuz ya elinizde ya da
konuşurken kullağınızda yani beyninize
vuruyor bu dalgalar. Yani baz
istasyonunun çokluğu değil, azlığı
riskli. Çünkü cep telefonum ne kadar
yakındaki baz istasyonu ile irtibat
kurmaya çalışırsa o kadar az enerji sarf
edecek. Bırakın konuşmayı durduğu yerde
az enerji sarf edecek. Uzakta olan baz
istasyonlarında ise daha çok enerji sarf
edeceğinden konuşurken bu benim için
daha tehlikeli.
Sema Özata :
Yani herhangi bir etkisi zararı yok baz
istasyonlarının diyorsunuz.
Dr.Tayfun Acarer :
Ben bir zararı var şeklinde
düşünmüyorum.
Sema Özata :
Siz bunu gönül rahatlığı ile
söylüyorsunuz. Çok teşekkür ediyoruz.
Bizi bilgilendirdiniz ve çok merak
edilen konularda aydınlattığınız için.
(*)
Konuşma metni yazı diline çevrilirken,
tekrarların, konuşma diline ait
sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler
yapılmıştır.
|