|
Didem Tümer – Türkiye’de kayıt dışı
ve çalıntı cep telefonlarıyla mücadelede
yeni bir dönem başlıyor. Türkiye’de
çalıntı cep telefonlarının cana
malolduğunu biz yaşanan örneklerle gördük.
Artık alım ve satım işlemleri başka bir
prosedüre göre işleyecek. Ancak kayıt dışı
cep telefonu için neden önlem alınması
gerektiği konusu herhalde üzerinde biraz
daha durulması gereken bir konu. Niçin
kayıt dışı cep telefonları ile mücadele
gerekiyor.
Dr. Tayfun Acarer – Olayın 2 yönü
var bir tanesi sosyal yönü dediğimiz olay
belki de en önemlisi bu. Yaşanan maalesef
çok kötü örnekler oldu. Ölümlere malolan
olaylar yaşandı. Eminim ki hepimizin
yakınları hatta belki kendimiz bu tür
darp, çalma veya kaybetme gibi olaylara
maruz kaldık. Bir kere bunun önlenmesi şu
açıdan önemli, bugün sokaktaki vatandaşın
cüzdanında ciddi ölçüde nakit yok. Ancak
cebinde değeri milyarları bulan cep
telefonu taşıyor. Bu telefonları
kaybettiği, düşürdüğü, çaldırdığı veya
gasp edildiği takdirde bu telefonlar aynı
anda nakite dönebiliyorsa cüzdanınızda az
para taşımanın bir anlamı yok ve bu
şekilde bilindiği zaman da ciddi bir
tehlike içindesiniz. Olayın birinci tarafı
bana göre en önemli tarafı budur, bu tür
olayların önüne geçmektir. İkinci tarafı
ise olayın ekonomik tarafıdır. Ülke
bazında, makro baz da ekonomik tarafıdır.
Biz 13 Temmuz 2005 tarihi itibariyle 24
milyon civarında kayıtlı, 12 milyon
civarında kayıtsız telefon olduğunu
belirledik. Çok basit bir hesap yapıyoruz.
Bunu hemen yapmak mümkün. Bir telefonun
yaklaşık bedelinin 250 dolar gibi mütevazı
bir rakam olduğunu düşünün ki bunun çok
üstünde yani 1000 dolar 1500 dolar gibi
fiyatlarda cep telefonları var. 250 dolar
ile 12 milyonu çarparsanız üç milyar
çıkıyor. Bu da ülkemizde 3 milyar dolarlık
kayıt dışı ekonomi var demektir. Normal
vergi dilimlerini dikkate alırsanız ki
bunlarla ilgili vergi dilimlerini de
biliyorsunuz yaklaşık 1 milyar dolarlık
bir vergi kaybı olmuştur ülkemizde. İşin
bana göre daha da kötü tarafı bu oran yani
kayıtlı-kayıtsız oranı 1/3 – 2/3 yani
kayıtlı olan 2/3 kayıtsız 1/3 oranı var
şuan. Yani 36 milyon telefonun 12 milyonu
kayıtsızsa 2/3’si kayıtlı 1/3’i kayıtsız
demektir. Ancak bu oran bu son dönemlerde
giderek ters yönde ilerlemeye başladı.
Yani ben şuna eminim 2005’in sonunda
yaklaşık 15 milyona yakın kayıtsız telefon
olacaktı. 2006’da eşitlenecek hata belki
de tersine dönecekti oran. Dolayısıyla hem
kayıt dışı ekonominin bedeli giderek
artacak hem de devletin kaybı giderek çok
daha fazla olacaktı. Ben iki yönde olayı
inceliyorum. Bir tanesi sosyal yanıdır.
İnsan mal, can güvenliğidir. Diğer tarafı
da kayıt dışı ekonominin devlete getirdiği
yamadır.
Didem Tümer – Kazanç çok büyük
olduğu için mi denge artıyor ?
Dr. Tayfun Acarer – Evet. Bugün
mesela aynı marka aynı model bir telefon
bir tanesi kayıtlı olarak gelmiş vergisi
ödeniyor. Bunun bedeli yaklaşık 1 milyar
ise bunun aynı modeli 600-700 milyon
liraya bulmak mümkün. Aradaki rakam % 30-
40 oranında gibi bir fark tabii bu da
ciddi bir rakamdır. Ben bu mevzuata
herkesin sahip çıkmasını istiyorum . Çok
önemli bir mevzuat. Herkesin sahip çıkması
lazım. Hem can, mal güvenliği açısından
hem de ekonomideki kayıp açısından.
Didem Tümer – Peki çıkan bu yasa
ile bundan sonra cep telefonu
alım-satımında neler değişecek ?
Tüketiciler nelere dikkat etmek zorunda
olacaklar ? Kurumlar ne yapmak zorunda
olacaklar ?
Dr. Tayfun Acarer – Şunun altını
çizerek açıklamak istiyorum. 13 Temmuz
2005 çok önemli bir tarih.
Vatandaşlarımızı, kullanıcıları ikaz etmek
istediğim bir nokta var. Bu tarihten
sonra cep telefonu alıyorsanız, mutlaka
bunun vergisinin ödendiğine, faturalı
olmasına dikkat edin. Çünkü 13 Temmuz’da
bizim kayıtlarımızda kayıtsız olarak yer
alan yaklaşık 12 milyon cep telefonunun
kayıt altına alınması gerekiyor ama 13
Temmuz’dan itibaren kayıtsız telefon
alırsanız bunun kaydedilme ihtimali yok.
Yani alacağınız telefon elinizde
kalacaktır. 13 Aralık’tan sonra
kullanılmayacaktır. 5 aylık süre 13
Aralık’ta bitiyor. O tarihten itibaren
kullanılmayacaktır.
Didem Tümer – Daha doğrusu siz
kullanımı engelleyeceksiniz.
Dr. Tayfun Acarer – Evet bloke
edeceğiz telefonu. Kaybınız sadece bu da
değil. Yani kaybettiniz 300- 400 milyon
liradır. Ama bundan sonra size bir
müeyyide uygulanacak. Bu aldığınız telefon
ile ilgili. Çünkü kayıtlara gireceği için
kullanımınızdan ötürü bu süreç içinde, siz
bunu açıklanmak zorunda kalacaksınız. Ve
hukuki bir süreç başlatılacak. Satan ve
alan hakkında.
Didem Tümer – Mahkemelere
gidilecek.
Dr. Tayfun Acarer – Evet.
Mahkemelere gidilecek ve siz
masumiyetinizi ispat etmek durumunda
kalacaksınız. Bu konuda kullanıcıları
uyarmak istiyorum. Kesinlikle bayiden
alırken bile mutlaka bunun faturalı
olmasına dikkat etsinler kesinlikle
faturasız, kayıt dışı olduğunu bile bile
cep telefonu almasınlar.
Didem Tümer – İkinci elde de aynı
şey geçerli olacak. Faturaların korunması
bir anlamda tüketiciler için daha
emniyetli bir yol olacak bundan sonraki
süreçte.
Dr. Tayfun Acarer – Kesinlikle
doğrudur.
Didem Tümer – Peki kurumlara ne
gibi yükümlükler getiriyor ?
Dr. Tayfun Acarer – Kurumların bir
tarafında Telekomünikasyon Kurumu var.
Diğer tarfında GSM operatörleri var. Zaten
bilgi akışı da bunlar arasında olacak.
Tabi GSM operatörlerinin bayileri var.
Şimdi Telekomünikasyon Kurumu’nun
yükümlüğü nedir? Kanunun çıktığı tarihten
itibaren 45 gün içinde bilgi ihbar
merkezini kurmak zorundadır. Bu da
yaklaşık Eylül ayının başı oluyor. Zaten
asıl bilgi akışı bu tarihten sonra
olacaktır. GSM operatörleri bu işin diğer
oyuncuları da buna uygun sistemlerini buna
adapte edeceklerdir. Her abone oluşta bu
taze bilgileri sürekli Kuruma geçecekler.
Didem Tümer – O bilgi merkezinde
tam olarak ne yapılacak ?
Dr. Tayfun Acarer – Bütün
operatörlerden gelen bilgiler tekrar
tekrar yüklenerek bir kere öncelikle 13
Temmuz tarihindeki kayıtlar ile kontrol
edilecek. Yani ilave bir kaçak telefon
kaydı yapılmış mı o kontrol edilecek.
Ondan sonra bu normal bir telefon mudur
yani beyaz liste diye tanımladığımız
listeye kayıtlı telefon mudur ona
bakılacaktır.
Didem Tümer – Şimdi beyaz bir liste
yok ama. Aynı zamanda bir gri bir de kara
liste var. Bunların anlamları ne ?
Dr. Tayfun Acarer – Beyaz liste
sorunsuz telefonlar, yani burada herhangi
bir sorunumuz yok. Kara liste kayıtsız
telefonlar. Kayıt dışı olanlar ki biz
bunları beyaz çevirmeyi taahhüt ediyoruz.
Gri liste işte onlar çalıntılar. Onların
tabi hukuksal boyutu çok daha farklı.
Didem Tümer – Farz edelim bir
vatandaş telefonun kayıt dışı olduğunu,
çalıntı olduğunu fark etti. Bunu nasıl
kayıt altına alabilecek, nereye başvurması
gerecek, hangi evrakla başvurması
gerekecek.
Dr. Tayfun Acarer – Çok güzel.
Şimdi en güncel soru bu. Öncelikle o
telefon kayıtlı mı kayıtsız mı onun
prosedürünü çok basit bir şekilde
anlatırsak, cep telefonunuzda ki * # 06 #
bunu tuşladığınız zaman tüm cep
telefonlarında 16 karekterli IMEI
numarası çıkar. Daha sonra
http://imei.tk.gov.tr adresindeki
siteye girdiğinizde size bir pencere
açılacaktır. Bu pencereye siz 16
karekterli IMEI numarasını, cep
telefonunuzdan alındığınız o numarayı
girdiğinizde sorgula diye bir tuşu var
altında ona bastığınızda eğer herhangi bir
sorun yoksa yeşil olarak “KAYITLI” çıkacak
hiçbir sorununuz yoktur. Kafanız dinçtir.
Eğer kırmızı “BULUNAMADI” çıkarsa hemen
söylemek istediğim şey lütfen hiç kimse
paniklemesin. Bununla ilgili yaklaşık 5
aylık bir süre vardır. Asıl süreçte 2 ay
sonra yani Eylül ayından itibaren
başlayacaktır. Zaten biz o tarihten
itibaren de hatta daha öncesinde SMS
göndererek 12 milyon kayıt dışı telefon
için telefon kullanıcıları için 13
Aralık’a kadar kaydınız yaptırın
diyeceğiz.
Didem Tümer – Siz aslında o
listelerdeki telefonları kimlerin
kullandığını biliyorsunuz. Onları cep
telefonlarına göndereceğiniz mesajlarla,
eğer kişi bilmiyorsa elindeki telefonun
kayıt dışı olduğunu böylece öğrenecek.
Dr. Tayfun Acarer – Böyle bir
prosedürü izlemedi yani kişi bu prosedürü
izleyip de internetten kayıtlı, kayıtsız
olduğunu öğrenmedi, bilmiyor. Bu takdirde
SMS göndereceğiz, kayıtsız olduğunu
söyleyeceğiz, nereye başvurması
gerektiğini söyleceğiz ve de hangi
belgelerle başvurması gerektiğini
söyleceğiz. Burada bir nokta önemli eğer
elinizdeki telefonun faturası varsa bu
fatura elinizde ise o fatura ile
başvurduğunuz takdirde herhangi bir ücret
ödemeden, 5 YTL olarak belirlenen bir
rakam var. Bu ücreti de ödemeden
kaydettireceksiniz, sorununuzda bitecek.
Ancak fatura ibraz edemiyorsanız,
almamışsanız veya kaybetmişseniz yine o
merkeze gideceksiniz 5 YTL ödenecek ve
muhtemelen telefonunuz laboratuvara
gönderilecek orada yeniden IMEI numarası
verilecek, kayıt altına alınacak ve size
tekrar geri verilecek. Burada yine
söylemek istediğim bir husus kayıt dışı
telefona sahip olan kişiler bu konuda hiç
bir tereddüt etmesinler, ürkmesinler,
endişe etmesinler onlarla ilgili herhangi
bir ne hukuksal, ne parasal bir cezai
müeyyide yok şu anda. Önemli olan bizim 12
milyon telefonu kayıt altına almamız.
Faturasını ibraz edemezse en kötü ihtimal
5 YTL para öder. Ancak az önce söylediğim
gibi 13 Temmuz’dan itibaren nasılsa bu
telefon kayıt dışıdır ama 5 aylık süreç
içinde 13 Aralık’a kadar ben müracaat
ederim, kayıt yaptırırım deyip % 30, 40
daha ucuz telefon almaya kalkanları ben
uyarmak istiyorum.
Didem Tümer – Son dönemde özellikle
kaçak telefon almada bir eğilim olduğu
duyumları var. İnsanlar bir af olacak
nasıl olsa diyerek cep telefonu stoklamaya
başlamış durumda.
Dr. Tayfun Acarer – Ben o konuda
ikaz ediyorum. Sakın tevessül edilmesin.
Hatta bir değil birkaç telefon alıp daha
sonra da bunları kayıt ettirip satmak
düşüncesi içerisinde olanlar var. Burada
iki tane negatif durumla karşılaşacaklar.
Birincisi bu telefonları 12 Aralık’tan
itibaren kullanamayacaklar. Bloke olacak
zaten. İkincisi onların bilgileri bu süreç
içinde bize geleceği için biz onlarla
ilgili hukuksal süreci başlatacağız. Yani
hem alan hem satan için.
Didem Tümer – Çok yüksek cezalar
olacak değil mi ?
Dr. Tayfun Acarer – Evet çok yüksek
cezalar kanunda belirtiliyor. Onunla
ilgili ben vatandaşlarımızı uyarmak
istiyorum. Çok riskli bir olay.
Didem Tümer – Sizin Kurumunuz ile
ilgili bir başka yenilik aslında hafta
başında uygulamaya giren e-imza. Şimdi
şunu söyleyebilir miyiz e-imza fiilen
uygulamaya başladı. Bundan sonra e-imza
konusunda yapılması gereken hiçbir şey yok
artık sadece tüketiciler, kullanıcılar
e-imza ile ilgili ekipmanları alacaklar ve
kullanmaya başlayacaklar ve hiç bir
sorunla karşılaşmayacaklar diyebiliyor
muyuz ?
Dr. Tayfun Acarer – Hayır,
diyemiyoruz. Çünkü daha yolun başındayız.
Yolun başındayız çünkü e-imzanın teknik
alt yapısı kuruldu bu konu ile ilgili bir
sorunumuz yok. Üç tane kuruluş
yetkilendirildi. Bunlardan bir tanesi
TÜBİTAK UEKAE, TÜRKTRUST ve E-GÜVEN diye
üç tane firma ve bunlardan TÜBİTAK kamu
ile ilgili olarak sertifikaları temin
ediyor. Diğer iki kuruluş özel kuruluş ve
özel kişiler için bu sertifikaları temin
ediyor. Bu kuruluşlar ve Telekomünikasyon
Kurumu alt yapıyı hazırladı ve prosedürü
de belirledi. Buraya kadar her şey güzel.
Ancak şimdi siz gittiniz A firmasından
token dediğimiz cihazı aldınız. USP
portuna girdiniz ufak bir aparat veya kart
aldınız bilgisayarda bunu kullanıyorsunuz.
Bir teçhizat aracılığıyla. Ama kiminle
kullanacaksınız. Yani siz bir
arkadaşınızla yazıştığında bunu
kullandığınızda tamam geçerli bu sistem
ama iki birey arasında gönderilecek resmi
belge çok azdır. Asıl nerede
kullanacaksınız bunu bir kamu kurumu,
devlet ile yapacağınız bir ilişkide, iki
özel kuruluşlarla yapacağınız ilişkide
örneğin bir bankacılık işlevleri, sigorta
işlevleri veya kamu ile ilgili diğer
işlevler. Burada gerek kamu kuruluşlarının
gerek özel kuruluşlarda yapının hazır
olması lazım. Şunu söylemek istiyorum.
Pasaport almak istiyorsunuz. Şu anda
internetten web sayfasına girerek pasaport
ile ilgili istenen belge ya da
doldurulması istenen belgeyi
alabilirsiniz. Ama bu belgeyi doldurup
sonra ıslak imza atıp götürüp kendiniz
vermeniz lazım. Yani bu şu anda kolaylık
getirmiyor size aslında. Şu kolaylığı
getiriyor size belgeyi önceden temin
ediyorsunuz. Gidip oradan belge istemeniz
gerekmiyor. Bir aşamadır. İyi bir aşamadır
ama sonucu bulunduğunuz yerde
çözemiyorsunuz. Burada yapılması gereken
şey nedir ? Bu belgenin altında
elektronik imza ile ilgili bir pencerenin
açılması lazım. Bunun için de Emniyet
Müdürlüğü gibi, Nüfus İdaresi gibi,
sigorta gibi veya bankalar gibi her
kesimin şu andaki mevcut formlarında, ve
belgelerinde bu düzenlemeyi yapmaları
gerekir.
Didem Tümer – İtici güç ne olacak
burada peki ?
Dr. Tayfun Acarer – Tarihler
belirleyecektir. Kamu kuruluşlarına şu
tarihe kadar alt yapınızı, prosedürünüzü
buna uygun hale getirin, diyeceklerdir.
Bunda fazla bir sorun görmüyorum. Ama özel
kuruluşların da hızla buna geçmesi lazım.
Kamu geçecektir, buna inanıyorum fakat
özel kuruluşların buna geçmesi lazım.
Özellikle bankacılık sektörünün. Çünkü
lokomotif sektörlerden birisi ve en çok
işlemin yapıldığı sektörlerden bir
tanesi. bankacılık sektörünün adım
atmasıyla özel sektörde e-imza uygulaması
çok hızlanacak. Zaten bir banka adım atsa
diğerleri de arkasından gelecektir diye
düşünüyorum.
Didem Tümer – E-imza yeni bir
teknoloji aynı zamanda Türkiye’de pek çok
teknoloji ortaya çıktığında güvenli diye
sunuldu ama güvenilirlikler sonradan
çeşitli olaylarla sınandı. E-imza için
kusursuz bir güven olduğu söylenebilir mi?
Dr. Tayfun Acarer – Ben mühendisim
bunu iddia etmek çok zor. Biz burada
standartları ulusal bazda isteyerek bir
kere kaliteyi sağladık. Asgari istenen
koşulları yerine getirdik. İleride bunlara
saldırılar olur mu ? Tabi bunların
yatırım kalemlerinin en büyük maliyeti
dışarıdan yapılan saldırılara karşı koruma
oluyor. Aslında yazılım o kadar çok
karmaşık değil ama böyle bir sistemde
dışarıdan yapılan saldırıları önlemek için
alınan önlemlerin bedeli yazılımın belki
birkaç katı düzeyinde. Ama biz
standartları çok yüksek tutarak bunları en
az riskli hale getirdiğimize inanıyorum.
Bu firmalarda bu konularda gerçekten iyi
yatırımlar yaptılar. Ben bu konuda bir
hususu daha ilave etmek istiyorum. Gerek
bu kayıt dışı telefonlarla yapılan
mücadele ve onunla ilgili hazırlanan,
meclisten çıkan son yasa gerekse bu e-imza
olayında Türkiye gerçekten Avrupa’daki
hemen hemen tüm ülkelerin önünde dünyada
da ilk sıralarda. Örneğin kaçak
telefonlarla ilgili sadece İngiltere’de
2002 yılında bir proje geliştirildi.
Yaklaşık iki buçuk senedir kullanılıyor ve
çok olumlu sonuçları görüldü bunun. Bu tür
olaylarla mücadele etmek için. Ama
Avrupa’da pek çok ülkede bu konu daha
proje aşamasında. E-imza da öyle, e-imzada
birkaç ülke var uygulamayanama yine
Türkiye burada da ilk sıralarda ve
gerçekten Avrupa’daki pek çok ülke şu anda
Türkiye’yi izliyor. Biz birkaç ay sonra
düzenleyeceğimiz toplantılarla,
seminerlerle veya bizzat gidip katılarak
hem e-imza konusunda hem kayıt dışı
telefonlar konusunda bilgileri Avrupa da
ki ülkelerle paylaşacağız. Bu da bence
güzel bir şey.
Didem Tümer – Efendim çok teşekkür
ediyoruz katıldığınız için.
Telekomünikasyon Kurulu başkanı Tayfun
Acarer konuğumuzdu.
|