22.07.2005

CNNTÜRK PARAMETRE

  

Didem Tümer – Türkiye’de kayıt dışı ve çalıntı cep telefonlarıyla mücadelede yeni bir dönem başlıyor. Türkiye’de çalıntı cep telefonlarının cana malolduğunu biz yaşanan örneklerle gördük. Artık alım ve satım işlemleri başka bir prosedüre göre işleyecek. Ancak kayıt dışı cep telefonu için neden önlem alınması gerektiği konusu herhalde üzerinde biraz daha durulması gereken bir konu. Niçin kayıt dışı cep telefonları ile mücadele gerekiyor.

Dr. Tayfun Acarer – Olayın 2 yönü var bir tanesi sosyal yönü dediğimiz olay belki de en önemlisi bu. Yaşanan maalesef çok kötü örnekler oldu. Ölümlere malolan olaylar yaşandı. Eminim ki hepimizin yakınları hatta belki kendimiz bu tür darp, çalma veya kaybetme gibi olaylara maruz kaldık. Bir kere bunun önlenmesi şu açıdan önemli, bugün sokaktaki vatandaşın cüzdanında ciddi ölçüde nakit yok. Ancak cebinde değeri milyarları bulan cep telefonu taşıyor. Bu telefonları kaybettiği, düşürdüğü, çaldırdığı veya gasp edildiği takdirde bu telefonlar aynı anda nakite dönebiliyorsa cüzdanınızda az para taşımanın bir anlamı yok ve bu şekilde bilindiği zaman da ciddi bir tehlike içindesiniz. Olayın birinci tarafı bana göre en önemli tarafı budur, bu tür olayların önüne geçmektir. İkinci tarafı ise olayın ekonomik tarafıdır. Ülke bazında, makro baz da ekonomik tarafıdır. Biz 13 Temmuz 2005 tarihi itibariyle 24 milyon civarında kayıtlı, 12 milyon civarında kayıtsız telefon olduğunu belirledik. Çok basit bir hesap yapıyoruz. Bunu hemen yapmak mümkün. Bir telefonun yaklaşık bedelinin 250 dolar gibi mütevazı bir rakam olduğunu düşünün ki bunun  çok üstünde yani 1000 dolar 1500 dolar gibi fiyatlarda cep telefonları var. 250 dolar ile 12 milyonu çarparsanız üç milyar çıkıyor. Bu da ülkemizde 3 milyar dolarlık kayıt dışı ekonomi var demektir. Normal vergi dilimlerini dikkate alırsanız ki bunlarla ilgili vergi dilimlerini de biliyorsunuz yaklaşık 1 milyar dolarlık bir vergi kaybı olmuştur ülkemizde. İşin bana göre daha da kötü tarafı bu oran yani kayıtlı-kayıtsız oranı 1/3 – 2/3 yani kayıtlı olan 2/3 kayıtsız 1/3 oranı var şuan. Yani 36 milyon telefonun 12 milyonu kayıtsızsa 2/3’si kayıtlı 1/3’i kayıtsız demektir. Ancak bu oran bu son dönemlerde giderek ters yönde ilerlemeye başladı. Yani ben şuna eminim 2005’in sonunda yaklaşık 15 milyona yakın kayıtsız telefon olacaktı. 2006’da eşitlenecek hata belki de tersine dönecekti oran. Dolayısıyla hem kayıt dışı ekonominin bedeli giderek artacak hem de  devletin kaybı giderek çok daha fazla olacaktı. Ben iki yönde olayı inceliyorum. Bir tanesi sosyal yanıdır. İnsan mal, can güvenliğidir. Diğer tarafı da kayıt dışı ekonominin devlete getirdiği yamadır.

Didem Tümer – Kazanç çok büyük olduğu için mi denge artıyor ?

Dr. Tayfun Acarer – Evet. Bugün mesela aynı marka aynı model bir telefon bir tanesi kayıtlı olarak gelmiş vergisi ödeniyor. Bunun bedeli yaklaşık 1 milyar ise bunun aynı modeli 600-700 milyon liraya bulmak mümkün. Aradaki rakam % 30- 40 oranında gibi bir fark tabii bu da ciddi bir rakamdır. Ben bu mevzuata herkesin sahip çıkmasını istiyorum . Çok önemli bir mevzuat. Herkesin sahip çıkması lazım. Hem can, mal güvenliği açısından hem de ekonomideki kayıp açısından.

Didem Tümer – Peki çıkan bu yasa ile bundan sonra cep telefonu alım-satımında neler değişecek ? Tüketiciler nelere dikkat etmek zorunda olacaklar ? Kurumlar ne yapmak zorunda olacaklar ?

Dr. Tayfun Acarer – Şunun altını çizerek açıklamak istiyorum. 13 Temmuz 2005 çok önemli bir tarih. Vatandaşlarımızı, kullanıcıları ikaz etmek istediğim bir nokta var.  Bu tarihten sonra cep telefonu alıyorsanız, mutlaka bunun vergisinin ödendiğine, faturalı olmasına dikkat edin. Çünkü 13 Temmuz’da bizim kayıtlarımızda kayıtsız olarak yer alan yaklaşık 12 milyon cep telefonunun kayıt altına alınması gerekiyor ama 13 Temmuz’dan itibaren kayıtsız telefon alırsanız bunun kaydedilme ihtimali yok. Yani alacağınız telefon elinizde kalacaktır. 13 Aralık’tan sonra kullanılmayacaktır. 5 aylık süre 13 Aralık’ta bitiyor. O tarihten itibaren kullanılmayacaktır.

Didem Tümer – Daha doğrusu siz kullanımı engelleyeceksiniz.

Dr. Tayfun Acarer – Evet bloke edeceğiz telefonu. Kaybınız sadece bu da değil. Yani kaybettiniz 300- 400 milyon liradır. Ama bundan sonra size bir müeyyide uygulanacak. Bu aldığınız telefon ile ilgili. Çünkü  kayıtlara gireceği için kullanımınızdan ötürü bu süreç içinde, siz bunu açıklanmak zorunda kalacaksınız. Ve hukuki bir süreç başlatılacak. Satan ve alan hakkında.

Didem Tümer – Mahkemelere gidilecek.

Dr. Tayfun Acarer – Evet. Mahkemelere gidilecek ve siz masumiyetinizi ispat etmek durumunda kalacaksınız. Bu konuda kullanıcıları uyarmak istiyorum. Kesinlikle bayiden alırken bile mutlaka bunun faturalı olmasına dikkat etsinler kesinlikle faturasız, kayıt dışı olduğunu bile bile cep telefonu almasınlar.

Didem Tümer – İkinci elde de aynı şey geçerli olacak. Faturaların korunması bir anlamda tüketiciler için daha emniyetli bir yol olacak bundan sonraki süreçte.

Dr. Tayfun Acarer – Kesinlikle doğrudur.

Didem Tümer – Peki kurumlara ne gibi yükümlükler getiriyor ?

Dr. Tayfun Acarer – Kurumların bir tarafında Telekomünikasyon Kurumu var. Diğer tarfında GSM operatörleri var. Zaten bilgi akışı da bunlar arasında olacak. Tabi GSM operatörlerinin bayileri var. Şimdi Telekomünikasyon Kurumu’nun yükümlüğü nedir? Kanunun çıktığı tarihten itibaren 45 gün içinde bilgi ihbar merkezini kurmak zorundadır. Bu da yaklaşık Eylül ayının başı oluyor. Zaten asıl bilgi akışı bu tarihten sonra olacaktır. GSM operatörleri bu işin diğer oyuncuları da buna uygun sistemlerini buna adapte edeceklerdir. Her abone oluşta bu taze bilgileri sürekli Kuruma geçecekler.

Didem Tümer –  O bilgi merkezinde tam olarak ne yapılacak ?

Dr. Tayfun Acarer – Bütün operatörlerden gelen bilgiler tekrar tekrar yüklenerek bir kere öncelikle 13 Temmuz tarihindeki kayıtlar ile kontrol edilecek. Yani ilave bir kaçak telefon kaydı yapılmış mı o kontrol edilecek.  Ondan sonra bu normal bir telefon mudur yani beyaz liste diye tanımladığımız listeye kayıtlı telefon mudur ona bakılacaktır.

Didem Tümer – Şimdi beyaz bir liste yok ama. Aynı zamanda bir gri bir de kara liste var. Bunların anlamları ne ?

Dr. Tayfun Acarer – Beyaz liste sorunsuz telefonlar, yani burada herhangi bir sorunumuz yok. Kara liste kayıtsız telefonlar. Kayıt dışı olanlar ki biz bunları beyaz çevirmeyi taahhüt ediyoruz. Gri liste işte onlar çalıntılar. Onların tabi hukuksal boyutu çok daha farklı.

Didem Tümer –  Farz edelim bir vatandaş telefonun kayıt dışı olduğunu, çalıntı olduğunu fark etti. Bunu nasıl kayıt altına alabilecek, nereye başvurması gerecek, hangi evrakla başvurması gerekecek.

Dr. Tayfun Acarer – Çok güzel. Şimdi en güncel soru bu. Öncelikle o telefon kayıtlı mı kayıtsız mı onun prosedürünü çok basit bir şekilde anlatırsak, cep telefonunuzda ki * # 06 # bunu tuşladığınız zaman tüm cep telefonlarında 16 karekterli IMEI  numarası çıkar. Daha sonra http://imei.tk.gov.tr  adresindeki siteye girdiğinizde size bir pencere açılacaktır. Bu pencereye siz 16 karekterli IMEI numarasını, cep telefonunuzdan alındığınız o numarayı girdiğinizde sorgula diye bir tuşu var altında ona bastığınızda eğer herhangi bir sorun yoksa yeşil olarak “KAYITLI” çıkacak hiçbir sorununuz yoktur. Kafanız dinçtir. Eğer kırmızı “BULUNAMADI” çıkarsa hemen söylemek istediğim şey lütfen hiç kimse paniklemesin. Bununla ilgili yaklaşık 5 aylık bir süre vardır. Asıl süreçte 2 ay sonra yani Eylül ayından itibaren başlayacaktır. Zaten biz o tarihten itibaren de hatta daha öncesinde SMS göndererek 12 milyon kayıt dışı telefon için telefon kullanıcıları için 13 Aralık’a kadar kaydınız yaptırın diyeceğiz.

Didem Tümer – Siz aslında o listelerdeki telefonları kimlerin kullandığını biliyorsunuz. Onları cep telefonlarına göndereceğiniz mesajlarla, eğer kişi bilmiyorsa elindeki telefonun kayıt dışı olduğunu böylece öğrenecek.

Dr. Tayfun Acarer – Böyle bir prosedürü izlemedi yani kişi bu prosedürü izleyip de internetten kayıtlı, kayıtsız olduğunu öğrenmedi, bilmiyor. Bu takdirde SMS göndereceğiz, kayıtsız olduğunu söyleyeceğiz, nereye başvurması gerektiğini söyleceğiz ve de hangi belgelerle başvurması gerektiğini söyleceğiz. Burada bir nokta önemli eğer elinizdeki telefonun faturası varsa  bu fatura elinizde ise o fatura ile başvurduğunuz takdirde herhangi bir ücret ödemeden, 5 YTL olarak belirlenen bir rakam var. Bu ücreti de ödemeden kaydettireceksiniz, sorununuzda bitecek. Ancak fatura ibraz edemiyorsanız, almamışsanız veya kaybetmişseniz yine o merkeze gideceksiniz 5 YTL ödenecek ve muhtemelen telefonunuz laboratuvara gönderilecek orada yeniden IMEI numarası verilecek, kayıt altına alınacak ve size tekrar geri verilecek. Burada yine söylemek istediğim bir husus kayıt dışı telefona sahip olan kişiler bu konuda hiç bir tereddüt etmesinler, ürkmesinler, endişe etmesinler onlarla ilgili herhangi bir ne hukuksal, ne parasal bir cezai müeyyide yok şu anda. Önemli olan bizim 12 milyon telefonu kayıt altına almamız. Faturasını ibraz edemezse en kötü ihtimal 5 YTL para öder. Ancak az önce söylediğim gibi 13 Temmuz’dan itibaren nasılsa bu telefon kayıt dışıdır ama 5 aylık süreç içinde 13 Aralık’a kadar ben müracaat ederim, kayıt yaptırırım deyip % 30, 40 daha ucuz telefon almaya kalkanları ben uyarmak istiyorum.

Didem Tümer – Son dönemde özellikle kaçak telefon almada bir eğilim olduğu duyumları var. İnsanlar bir af olacak nasıl olsa diyerek cep telefonu stoklamaya başlamış durumda.

Dr. Tayfun Acarer – Ben o konuda ikaz ediyorum. Sakın tevessül edilmesin. Hatta bir değil birkaç telefon alıp daha sonra da bunları kayıt ettirip satmak düşüncesi içerisinde olanlar var. Burada iki tane negatif durumla karşılaşacaklar. Birincisi bu telefonları 12 Aralık’tan itibaren kullanamayacaklar. Bloke olacak zaten. İkincisi onların bilgileri bu süreç içinde bize geleceği için biz onlarla ilgili hukuksal süreci başlatacağız. Yani hem alan hem satan için.

Didem Tümer – Çok yüksek cezalar olacak değil mi ?

Dr. Tayfun Acarer – Evet çok yüksek cezalar kanunda belirtiliyor. Onunla ilgili ben vatandaşlarımızı uyarmak istiyorum. Çok riskli bir olay.

Didem Tümer – Sizin Kurumunuz ile ilgili bir başka yenilik aslında hafta başında uygulamaya giren e-imza. Şimdi şunu söyleyebilir miyiz e-imza fiilen uygulamaya başladı. Bundan sonra e-imza konusunda yapılması gereken hiçbir şey yok artık sadece tüketiciler, kullanıcılar e-imza ile ilgili ekipmanları alacaklar ve kullanmaya başlayacaklar ve hiç bir sorunla karşılaşmayacaklar diyebiliyor muyuz ?

Dr. Tayfun Acarer – Hayır, diyemiyoruz. Çünkü daha yolun başındayız. Yolun başındayız çünkü e-imzanın teknik alt yapısı kuruldu bu konu ile ilgili bir sorunumuz yok. Üç tane kuruluş yetkilendirildi. Bunlardan bir tanesi TÜBİTAK UEKAE, TÜRKTRUST ve E-GÜVEN diye üç tane firma ve bunlardan TÜBİTAK kamu ile ilgili olarak sertifikaları temin ediyor. Diğer iki kuruluş özel kuruluş ve özel kişiler için bu sertifikaları temin ediyor. Bu kuruluşlar ve Telekomünikasyon  Kurumu alt yapıyı hazırladı ve prosedürü de belirledi. Buraya kadar her şey güzel. Ancak şimdi siz gittiniz A firmasından token dediğimiz cihazı aldınız. USP portuna girdiniz ufak bir aparat veya kart aldınız bilgisayarda bunu kullanıyorsunuz. Bir teçhizat aracılığıyla. Ama kiminle kullanacaksınız. Yani siz bir arkadaşınızla yazıştığında bunu kullandığınızda tamam geçerli bu sistem ama iki birey arasında gönderilecek resmi belge çok azdır. Asıl nerede kullanacaksınız bunu bir kamu kurumu, devlet ile yapacağınız bir ilişkide, iki özel kuruluşlarla yapacağınız ilişkide örneğin bir bankacılık işlevleri, sigorta işlevleri veya kamu ile ilgili diğer işlevler. Burada gerek kamu kuruluşlarının gerek özel kuruluşlarda yapının hazır olması lazım. Şunu söylemek istiyorum. Pasaport almak istiyorsunuz. Şu anda internetten web sayfasına girerek pasaport ile ilgili istenen belge ya da doldurulması istenen belgeyi alabilirsiniz. Ama bu belgeyi doldurup sonra ıslak imza atıp götürüp kendiniz vermeniz lazım. Yani bu şu anda kolaylık getirmiyor size aslında. Şu kolaylığı getiriyor size belgeyi önceden temin ediyorsunuz. Gidip oradan belge istemeniz gerekmiyor. Bir aşamadır. İyi bir aşamadır ama sonucu bulunduğunuz yerde çözemiyorsunuz. Burada yapılması gereken şey nedir ?  Bu belgenin altında elektronik imza ile ilgili bir pencerenin açılması lazım. Bunun için de Emniyet Müdürlüğü gibi, Nüfus İdaresi gibi, sigorta gibi veya bankalar gibi her kesimin şu andaki mevcut formlarında, ve belgelerinde bu düzenlemeyi yapmaları gerekir.

Didem Tümer – İtici güç ne olacak burada peki ?

Dr. Tayfun Acarer –  Tarihler belirleyecektir. Kamu kuruluşlarına şu tarihe kadar alt yapınızı, prosedürünüzü buna uygun hale getirin, diyeceklerdir. Bunda fazla bir sorun görmüyorum. Ama özel kuruluşların da hızla buna geçmesi lazım. Kamu geçecektir, buna inanıyorum fakat özel kuruluşların buna geçmesi lazım. Özellikle bankacılık sektörünün. Çünkü lokomotif sektörlerden birisi ve en çok işlemin yapıldığı sektörlerden bir tanesi.  bankacılık sektörünün adım atmasıyla özel sektörde e-imza uygulaması çok hızlanacak. Zaten bir banka adım atsa diğerleri de arkasından gelecektir diye düşünüyorum.

Didem Tümer –  E-imza yeni bir teknoloji aynı zamanda Türkiye’de pek çok teknoloji ortaya çıktığında güvenli diye sunuldu ama güvenilirlikler sonradan çeşitli olaylarla sınandı. E-imza için kusursuz bir güven olduğu söylenebilir mi?

Dr. Tayfun Acarer –  Ben mühendisim bunu iddia etmek çok zor. Biz burada standartları ulusal bazda isteyerek bir kere kaliteyi sağladık. Asgari istenen koşulları yerine getirdik. İleride bunlara saldırılar olur mu ?  Tabi bunların yatırım kalemlerinin en büyük maliyeti dışarıdan yapılan saldırılara karşı koruma oluyor. Aslında yazılım o kadar çok karmaşık değil ama böyle bir sistemde dışarıdan yapılan saldırıları önlemek için alınan önlemlerin bedeli yazılımın belki birkaç katı düzeyinde. Ama biz standartları çok yüksek tutarak bunları en az riskli hale getirdiğimize inanıyorum. Bu firmalarda bu konularda gerçekten iyi yatırımlar yaptılar. Ben bu konuda bir hususu daha ilave etmek istiyorum. Gerek bu kayıt dışı telefonlarla yapılan mücadele ve onunla ilgili hazırlanan, meclisten çıkan son yasa gerekse bu e-imza olayında Türkiye gerçekten Avrupa’daki hemen hemen tüm ülkelerin önünde dünyada da ilk sıralarda. Örneğin kaçak telefonlarla ilgili sadece İngiltere’de 2002 yılında bir proje geliştirildi. Yaklaşık iki buçuk senedir kullanılıyor ve çok olumlu sonuçları görüldü bunun. Bu tür olaylarla mücadele etmek için. Ama Avrupa’da pek çok ülkede bu konu daha proje aşamasında. E-imza da öyle, e-imzada birkaç ülke var uygulamayanama yine Türkiye burada da ilk sıralarda ve gerçekten Avrupa’daki pek çok ülke şu anda Türkiye’yi izliyor. Biz birkaç ay sonra düzenleyeceğimiz toplantılarla, seminerlerle veya bizzat gidip katılarak hem e-imza konusunda hem kayıt dışı telefonlar konusunda bilgileri Avrupa da ki ülkelerle paylaşacağız. Bu da bence güzel bir şey.

Didem Tümer – Efendim çok teşekkür ediyoruz katıldığınız için. Telekomünikasyon Kurulu başkanı Tayfun Acarer konuğumuzdu.