|
25.12.2003 tarihinde Doç. Dr. Ömer
Arasıl’ın CNNTURK – Parametre’de
yayınlanan röportajı
Uğur Gürses : Bize bu serbestleşme
ne getirecek? Rekabet tabii ki artacak,
fiyatlar da ucuzlayacak ama, başka neler
olacak serbestleşmeyle birlikte?
Doç.Dr. Ömer Arasıl : Serbestleşme
tabii bir başlangıç. Yani serbestleşme
ekonomik hayatımızda hatta devamında
sosyal ve kültürel hayatımızda çok önemli
gelişmeleri hem iktisadi olarak hem de
dünya ölçeğinde rekabet gücü avantajımızı
ele geçirmek anlamında çok önemli bir
dönüşüm noktası. Biz 1 Ocak 2004’den
itibaren yerleşik operatörümüz Türk
Telekom’un ses ve altyapı tekelinin
kalkacak olması ile birlikte bu piyasada
çok önemli yatırımların olacağını, orta
dönemde “ki, benim orta dönem tanımım 6 ay
ve sonrasını içeren bir kapsamdır. Ekonomi
biliminin gereklerine uygun olarak”
istihtamda bir artış sağlanacağını,
tüketicilere seçim olanaklarının artarak
sunulacağını ve nihai amacımız olan
tüketicilerin iletişim özgürlüklerine en
ucuz fiyatla en kaliteli biçimde alma
olanağını getirecektir. Bu nihai amaca
ulaşırken, ana araçlarımız olan tabiiki
vazgeçilmez şekilde sosyal paydaşlarımız
dediğimiz, bir tarafta sektörün tüm
potansiyel yatırımcıları, işletmecileri ve
hizmet sağlayıcıları bir taraftan da
yerleşik operatörümüz olan Türk Telekom’un
bu işbirliğiyle götürecekleri bir yapının
yeni bir formata girdiği dönem olarak
tanımlamak gerekir. Şimdi serbestleşmenin
tabii o kadar ders kitaplarını dolduracak
anlatımı söz konusu olabilir ki. Ancak
telekomünikasyon alanında bunu
değerlendirdiğimiz zaman mesela bazı
kıyaslamalar bize en net bilgileri
verebilir. OECD ülkelerinde ki bu
ülkelerin bir kısmı özellikle eski doğu
bloku ülkelerinden sonra serbestleşme ve
özelleşme çalışmalarına bizden çok sonra
başlamakla birlikte hız vermiş ülkelerdir.
Bunların oluşturduğu toplam OECD kamu
yatırımlarının yaklaşık 195 milyar dolar
olduğunu görüyoruz. Ülkemizde kamu
telekomünikasyon alanındaki yatırımlar şu
ana kadar devletimizin eli ile yürütülen
yatırımların 2001 yılı itibariyle
toplamının yine OECD verilerine gore 361
milyon dolar olduğunu görüyoruz. Bu en
basit istatistiki yorumuyla bu alanda çok
büyük bir yatırım açığının olduğunu ve
kamunun şu ana kadar yaşanan geriye
yönelik yılların sorumlu tutulduğu bir
finansman açığı, kamu kısıtları arka
arkaya yaşadığımız özgür ve küresel
ekonomik krizleriyle yatırım yapamadığı
alanlarda yatırımcının hevesini artıran
yatırımları optimal ölçeğe getirecek bir
ekonomik tablonun olduğunu görüyoruz. Bu
çok önemli bir kriter. Aynı şekilde fert
başına düşen telekomünikasyon miktarları
da incelendiğinde gelişmekte olan
ülkelerin dahi fert başına 100 dolarlar
seviyesinde olduğu tablonun ülkemizde
5,5-6 dolar düzeyinde olduğunu görüyoruz.
Bütün bunları niye söylüyorum?
Kıyaslamalarda biliyorsunuz matematiksel
bir gerçeklikle benzer özelliklere sahip
durumda ölçülerde olan ülkelerin
mukayesesi gerekir. Ülkemizi AB gelişmiş
ülkeleri düzeyinin üstünde bir tablo
oluşturmak istiyorsak dünya ölçeğinde
rekabet gücü avantajını elde edebileceğine
inandığımız sayılı sektörlerden biri olan
telekomünikasyon alanında bir an önce
serbestleşmeye başlamamız gerekir. Bu
çerçevede bizi özerk bağımsız düzenleyici
bir Kurum olarak mutlu eden, burada
özellikle belirtmek istediğim bir husus da
biliyorsunuz bizim sektörümüzde aktörler
ve fonksiyonları vardır her sektörde
olduğu gibi. Burada demokrasilerin olması
gerektiği şekliyle milletin teveccühünü
kazanmış olan siyasiler politikacılar,
politika ve stratejileri belirlerler.
Bağımsız düzenleyici otoriteler ise
ikincil mevzuat dediğimiz yönetmelik
tebliğ, usul, esas gibi benzer
düzenlemeleri uygulanacak bu politika ve
stratejiler ile uyumlu olmak koşuluyla
hayata geçirmek durumundadırlar. Üçüncü
ve belki de en önemli aktörümüz hizmet
sunucular işletmeciler ise hizmet
sunumuyla fonksiyonu olarak görevlerini
yerine getirirler. Beni mutlu eden en
önemli husus üç temel aktörün vizyonunun
aynı olması bir an önce serbest piyasa
ekonomisine geçişte birbirimize sürekli
çalışmalarımızla ve söylemlerimizle
desteklememizdir. Bu, demokrasilerin
gelişiminde ve özellikle bağımsız
düzenleyici otoritenin saygınlığını
oluşturmada gerçek vizyonu yerine
getirmede bence çok önemli bir faktör. Bu
yüzden hem politika belirleyicilere hem de
sektörümüze sosyal paydaşlarımızda bizim
itici gücümüz bize destek veren çok önemli
aktörler olmaları nedeniyle teşekkürü
buradan bir borç biliyorum. İkinci olarak
tabii serbestleştirmenin ülkemizde
getireceği dinamikler sadece tüketiciler
açısından kaliteli hizmet, çeşitler
arasında seçim imkanının artması ve
neticede en düşük ücretle en iyi hizmet
şeklinde sınırlandırılmamalı. Asıl
tüketicilere bu imkanı sağlayacak süreç
boyunca sektöre girecek yeni
işletmecilerin, hizmet sağlayıcıların
ileri bağlantı kat sayısı çok yüksek olan
yani farklı alt sanayilere de hem hizmet
hem girdi temin eden bu sektör yönüyle
ekonomik kalkınmanın lokomotifi olduğu da
ampirik olarak ülke uygulamaları dikkate
alındığında çok somut olarak
gözlemlenmektedir. Biz serbestleşme
takvimi olarak kamuoyunda deklare edilen
açıklamalarımızı takvim olarak şunun
için belirledik. Bir kere fiili defakto
durum vardır. Mesela bizim onlarca
düzenleme ve yetkilendirmelerimiz var. Bu
sınırlı zaman dilimi içerisinde hepsine
değinmem mümkün değil ama sektörümüzün
ulusal ve uluslararası yatırımcıların çok
ilgisini çeken bir yıldır üzerinde çalışıp
hayata geçirmeye muvaffak olduğumuz temel
konularda yoğun bir taleple karşı
karşıyayız. Örneğin birinci planda Uzak
Mesafe Telefon Hizmetleri işletmeciliği
dediğimiz bir alan var. Artık Türk
Telekom’un yerine işletmecilerimiz
dünyanın dört bir tarafıyla ulusal veya
uluslararası işletmecilerimiz bize bu
görevi yerine getirebilecekler. Ve bu
zaman içerisinde hem tüketicilere seçim
kolaylığı hem de fiyatlardaki çok önemli
düşmelerle inanılmaz bir zenginlik
kazandıracak. Kablo platform hizmetleri
işletmeciliği dediğimiz bir başka
yetkilendirmemiz var. Bu da sadece klasik
radyo-tv yayını değil bununla beraber
veri iletimini, interneti, telefon
görüşmelerini birlikte sunan çok yönlü bir
işletmecilik anlamında gündeme geliyor.
Bütün bunları tabii teknik açıdan
değerlendirmek şu aşamada nasıl olabilir
ama sektörümüzün ve ilgililerin ufkunu
açabilmek ne yapacaklarına ilişkin ilk
ipuçlarını vermek açısından belki bunları
kısa kısa izniniz olursa tanımlamakta
fayda var.
Uğur Gürses : Uzak mesafe telefonda
baktığım zaman A,B,C tiplere ayrılmış.
Bunlara çeşitli aşamalarda lisans
vereceksiniz peki bunlar ne anlama geliyor
ve bunların fonksiyonları ne olacak?
Doç.Dr. Ömer Arasıl : Şimdi biz bu
çalışmalarımızı çok uzun bir süreçten
sonra o karar alma sürecimizi de az
sonra size anlatırım. Çünkü kamuoyunda
şöyle bir beklenti de olabilir yani 1
Ocak 2004 başladı gideceğiz
Telekomünikasyon Kurumu’na işte biz
işletmeciyiz yatırımcıyız, sayın Kurul
şu yetkilendirme ruhsatını bana ver. Şimdi
tabii 1 Ocak 2004 yeni bir başlangıç yeni
bir dönemin başlangıcı ve bizim asıl
bundan sonra yetkilendirmede hız
kazanarak ortaya çıkabilecek muhtemel
sorunlara çözüm bulma sürecimiz. Uzak
Mesafe Telefon Hizmetleri işletmeciliği de
bir kere iller arası ve uluslararası
arama hizmetlerinin sunumunu kapsayan bir
hizmet türüdür. Hizmeti verebilmek için
hertürlü teknoloji ve altyapı
kullanılabilecektir. İkinci tip ruhsat
kapsamında bunlar değerlendirilecektir. Ve
biz 3 tip işletmeci öngörüyoruz. bunlar A,
B ve C tipi işletmecilerdir. Şimdi A tipi
işletmede çok basit ifadesiyle şöyle
anlatabiliriz. Yani bu hizmeti verebilecek
işletmecilere abone olan bir tüketici
bugün Türk Telekom’dan nasıl ulusal ve
uluslararası bir aramayı yapıyorsa örneğin
0+alankodu+numara bu hizmeti doğrudan o
şirketten alabilecektir. Tabii ki şirket
bunu Türk Telekom’un alt yapısını
kullanarak gerçekleştirecektir. Ancak, en
yüksek maliyeti gerektiren A tipi
işletmecinin uyması gereken temel evrensel
koşullar vardır. Bunlar nelerdir? Bir kere
bu hizmeti verecek işletmeci her ile ve
dünya üzerindeki her ülkeye erişimi
sağlamakla yükümlüdür. Bunu bugün GSM
operatörlerinde olduğu gibi, nasıl
kullandığımız operatöre bağlı olarak
yurtdışında çeşitli ülkelerde
konuşabiliyorsanız benzer anlaşmalarla
gerçekleştirebilirler. Ancak, yani fiili
durum bunun belli bir süre alacağını doğal
olarak karşımıza çıkarmaktadır. Yoksa
bizim belirlediğimiz takvimde A tipi
yetkilendirme sürecini niye Ocak’ta
vermiyorsunuz da Ağustos’da Mayıs’da
veriyorsunuz gibi bir tercihimiz yok.
Sadece bu alanda hizmet verecek olan
işletmecilerin, yatırımcıların daha büyük
bir sermaye yapısına ihtiyaç duymaları
nedeniyle bu koşulları gerçekleştirmede
verimli bir yatırım olup olmadığını,
kendileri açısından bu paranın geri
dönüşünün ne kadar olabileceği gibi
rasyonel bir müteşebbis kavramı içerisinde
önlerini görmek için tanımladık. B tipi
dediğimiz ikinci tip işletmeci türünde ise
burada işletmecilere 4 haneli bir ön
numara tahsis ediliyor. A tipinden farklı
olarak işletmecide kullanıcı bu 4 haneli
numarayı sonra arayacağı numarayı girerek
konuşabiliyor. Daha düşük maliyetli. C
tipinde ise biraz daha süreci uzatıyoruz,
bir kart sistemimiz var ve bu kart sistemi
içinde önce arayan numara işte 0800
numarayı on dijitli numarayı giriyor
sonra kart kodunu giriyor ve doğrudan
arayacağı numaraya ulaşıyor. Bu daha düşük
maliyetli. Örneğin ABD’de 10 dolarlık bir
kartla şu kadar dakika Türkiye’yi
arayabilirsiniz dediğiniz zaman özellikle
oradaki öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz
genellikle bunu kullanıyor. ABD gibi
teknolojik yatırımlarının hem üretme hem
de hizmet verme anlamında en güçlü olduğu
ülke ekonomisinde bile A tipi işletmeci
sayısını haiz işletmeci sayısı sadece üç
Avrupa bölgesinde gelişmiş ülkeler
katmanında da bu 2 ila 4 arasında
değişiyor.
Uğur Gürses : Bu düzenlemeler neden
yapılıyor diye herkesin aklına soru
geliyor. Telekomünikasyon sektörü çok
önemli bunu biliyoruz ama dışarıdan
yatırımlar yapılıyor finansman sağlanıyor.
Kurum neden böyle bir düzenleme yapıyor.
Doç.Dr. Ömer Arasıl : Bu sorunun
cevabını çok sınırlı zaman diliminde şöyle
toplayabiliriz. Biraz önce söylediğim
gibi düzenleyicilik konseptinde politikacı
bağımsız otorite ve işletmeci yapısından
oluşan üçlü bir yapı. Bu üçlü yapıda
liberal piyasa ekonomisini savunan
vizyonları ve misyonları örtüşen bir
tabloda, bu gerçekten Türkiye’nin büyük
bir şansı. Ancak serbestleşme demek
bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler;
kuralsız, intizamsız dileyenin dilediği
bir piyasa anlayışı şeklinde asla
algılanmamalı. İşte düzenleyici otoritenin
görevi burada ortaya çıkıyor. Çünkü
Türkiye özellikle 80 sonrası dönemde bir
bölümü 80 öncesinde olduğu şekliyle
hukuksal ve kurumsal altyapısını
tamamlamadan girdiği bazı serbestleşme
ataklarından başarısızlıkla çıktı. Ya da
çok süre kaybetti. En kötüsü de yüksek
bedeller, toplumca ödemek zorunda kaldı.
Finans piyasalarında bankacılık sektöründe
ve Türk Telekom’un özelleştirmesi başta
olmak üzere tüm özelleştirme uygulamaları
bunu bize doğruluyor. O zaman biz
bunlardan ders alarak ama hukuki alt
yapımızı oluşturarak bu işe bir düzen
içerisinde gitmek zorundayız. Bazı
hizmetler vardır ki; sınırsız işletmeci
girerek bunu verebilir. Ama bazı hizmetler
vardır ki ; burada bu sektörün doğası
gereği fiili duruma uygun olarak bazı
kriterleri haiz olması gerekir. Ve
yatırımcıların, işletmecilerin, kanunun
yetersiz kaldığı alanlarda bizim
düzenlemelerimiz benim eksik mukavale
olarak tanımladığım hukuki zaman
gecikmelerini kapatıcı, onları tamamlayıcı
nitelikte olmalıdır. Bu konuda çok yakın
yaşadığımız örnekler var. Bilindiği üzere
GSM piyasasında roaming sorunu,
arabağlantı sorunu. Biz artık Türkiye’ye
hayırlı bir iş yaparken şerrini ortadan
kaldırmak uğraşı içinde bir düzenle plan
programla serbestleşmesini savunuyoruz.
Zaten varlık sebebimiz de budur.
Uğur Gürses : Şu ana kadar size
gelen talep var mı? Bu alanda
yetkilendirme için gelen. Sayıları nedir
acaba? Alanlara göre.
Doç.Dr. Ömer Arasıl : Evet şimdi
tabii bize bahsettiğimiz bu uzak mesafe ve
kablo platform değil yetkilendireceğimiz
onlarca alan içerisinde hem ulusal hem
uluslararası yatırımcılar, işletmecilerden
büyük bir talep var. Biz tabii bu
yetkilendirmede mesela şu anda
değinemediğim karasal hatlar üzerinden
veri iletim hizmetleri dediğimiz bir
yetkilendirmeyi dünkü Kurul kararı ile
verdik, Sabancı, AT&T ve İnfonet
şirketlerine. Bu bizim ilk
yetkilendirmelerimiz bu anlamda. Ama uzak
mesafe ve kablo platformu ve size saydığım
4 hizmette şu anda yok. Olmaması da çok
doğal çünkü bizim açıklamalarımız,
yönetmeliklerimizin yayınlanması veya
asgari değerlerin tespit edilmek üzere,
ilişkili olduğumuz bakanlık marifetiyle
Bakanlar Kurulu istihsalinden sonra
yatırımcı buna ne ödeyeceğini bizim
yönetmeliklerimiz çerçevesinde nasıl bir
kriterlere haiz olması gerektiğini
bilecek. Ben 6 ay içinde çok ümitliyim çığ
gibi işletmeci her alanda bize
yetkilendirilmek üzere müracaat edecekler.
|