TELEKOMÜNİKASYON
              KURUMU

 

Röportajlar
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | Erişim | E-Posta | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
English 
 
 
 

 

 

 


 

   

 

21 MAYIS 2004

 CNN-TURK PARAMETRE

 Spiker: Bugün konuğumuz Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Doç.Dr. Sayın Ömer Arasıl.

Bugün yine toplantıdaydınız. Aslında yeni dönem başlıyor. Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri lisansları verildi 27 şirket bu lisansları aldı. Yeni dönemde ne değişecek ? Neler olacak ? Nasıl bir süreç izleyecek ?

 Doç. Dr. Ömer ARASIL: Yeni dönemde çok şey değişecek. Bir kere hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Bunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü Uzak Mesafe Telefon Hizmetlerinin yetkilendirilmesi ve bunun dolayısı ile serbestleştirilmesi, serbestleştirmesini ve özelleştirmesini başarı ile tamamlamış ülke örneklerinde çok önemli bir kilometre taşı olarak adlandırılıyor. Bizim ülkemizde 1.4 milyar dolarlık bir pazar olduğu tahmin edilen Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri için bu statik bir tanım. Çünkü yetkilendirme başladıktan sonra artık yerleşik operatör olarak tanımladığımız Türk Telekom’un yerine bu hizmetleri “n” sayıda şirketimiz verebilecek. Ne olacak ? Bir kere tüketiciler alternatifler arasından çok daha kaliteli hizmeti, çok daha ucuza seçme imkanına sahip olacaklar. Sektörde rekabetçi bir kâr ortamı ve sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlanacak. Her şirketin ortalama 20 direkt çalışanı ve yan sanayilerle birlikte 100’ün üzerinde çalışanını hesaba kattığımız zaman binlerce istihdam olanağı sağlanacak ve daha da önemlisi telekomünikasyon sektörünün ekonomik büyümedeki motor görevi, çarpan etkisi dediğimiz mekanizmasıyla tüm ekonomiye yayılacak. Yani gelişmiş ülke örnekleri, dar anlamda telekomünikasyon ve geniş anlamda bilişim sektöründeki büyümenin, gelişmenin artık günümüzdeki en önemli determinantlardan büyümeye yönelik en önemli determinantlardan biri olduğunu doğruluyor. Biz özellikle Türk telekomünikasyon sektöründe ilk planda 17 Mayıs günü yetkilendirdiğimiz 27 şirketimizden çok umutluyuz. Çünkü bu gelişmiş ülke örnekleri, deneyimler göz önüne alındığında bizim sektörümüzde faaliyet göstermek isteyen işletmecilerin çok rasyonel davrandığını, pazara giriş koşullarını çok iyi etüd ettiklerini ve bize asgari işi bıraktıklarını görüyoruz. Dolayısı ile biz hiç bir zaman piyasanın kendi koşulları içerisinde, çizilen sınırlar dahilinde  kendi dinamiklerine müdahale etmek istemiyoruz.

Spiker : Sizin hazırlayacağınız bu asgari koşullar nedir ? Neler önemli ?

 Doç. Dr. Ömer ARASIL: Burada önemli olan bir kere yepyeni bir sektör oluşturuyorsunuz. Yani tarih yapıldığı an ortaya çıkmaz, yazılmaz derler. Biz de bu sektörü böyle görüyoruz. Çok dinamik, zaten bu görüşümüz kendiliğimizden değil, ısrarla vurguladığım gibi özellikle AB ülkelerindeki gelişmelerden de anlaşılıyor. Bizim asgari koşullarımızda temel kriterlerimiz bir kere bu giderek büyüyen  pazarda özel sektör temsilcilerinin olabildiğince dengeli bir kâr payını alabilmeleri. Ancak bu dengeli kâr paylarını alırken piyasanın dinamik süreci içerisindeki kendi pazarlama, ticari faaliyetlerine asla müdahale etmek gibi bir hakkımız ve haddimiz yok. Ancak bizim belirlediğimiz ikincil mevzuat çerçevesinde, yönetmeliklerimiz, tebliğlerimiz ve usul esaslarımızın sonuna kadar takipçisi olmak durumundayız. Çünkü biz telekomünikasyon sektörünün Türkiye’de finans piyasalarındaki gibi kaotik bir ortamı oluşturacak bir sektör olmasını asla istemiyoruz. Tahammülümüz yok ve bu milletimize buradan da ek bir yük binmesini aklımızdan bile geçirmiyoruz. Yani düzenleyici otorite olarak, biz sektörün sağlıklı işlemesini, büyük, orta ve küçük ölçekli  işletmecilerimizin kendi ekonomik güçleri doğrultusunda en kaliteli ve ucuz hizmeti vermesini hedefliyoruz.  

Spiker: Süreçlere baktığımızda çok yeni ve bu lisansları alan şirketlerin, genellikle de yoğunluk C tipi lisansta oldu. A tipi için biraz daha uzun bir süre var. İyi hazırlandıklarını gördük. Siz de bunu teyit ediyorsunuz. Bundan sonra pazarın büyüklüğü göz önüne alındığında az önce söylediklerinizden anladığım kadarıyla yine ince elenip sık dokunacak, yine firma sayısı çok olmayacak mı ? Potansiyel nedir ?

 Doç. Dr. Ömer ARASIL:  Bu sektör o kadar dinamik ki 1 hafta sonrasını öngöremiyorsunuz. Bırakın 6 ay 1 yıl gibi genellikle bilimde kısa vade diye tanımlanan süreleri. Bizim sektörümüz ısrarla hep şunu vurguluyorum niteliğin, erdemin, bilginin ön planda olduğu bir sektör. Dolayısı ile bu sektöre yakışan davranış ve düzenleyici otorite olarak da öyle bir tutum içerisinde olmamız gerekir. Çünkü biz, bizim sektörümüzün dünyada Türkiye’ye rekabet gücü avantajını kazandıracak sayılı sektörlerden biri belki de birincisi olduğunu ısrarla savunuyoruz. Bunu tabii asla çok iyimser, Pollyanna’cılık oyanayarak söylemiyoruz. Bazı bulgularımız var. Örneğin Türk telekomünikasyon sektörü çok kısa geçmişine rağmen dünyada gerçekten çok önemli bir yere geldi. Çünkü bizim bu alandaki nitelikte insan gücümüz pek çok ülkeyi gıpta ettirecek hatta kıskandıracak düzeyde. Önemli olan bu nitelikli insan gücünün, bu iyi eğitilmiş insan gücünün doğru kaynaklarda değerlendirilebilmek ve bu sektör o özelliğe haiz. Dolayısı ile bizim belirleyeceğimiz koşullarda şirket sayıları 20 de olabilir, 50 de olabilir. Bunu piyasa aktörleri kendi ekonomik öngörülerine, yatırımlarına, beklentilerine, kendi rasyonellerine göre belirleyecek. Belki bazıları çekilecek belki bazıları biraz güçlenecek. Bu piyasanın ekonomik dengelenme mekanizmasıdır. Onlara müdahale etmek istemiyoruz. Nereye kadar ? Tekelci eğilimlerin baş gösterdiği, tüketicilerin alabileceği ucuz hizmete nazaran daha yüksek fiyatlandırmanın baş gösterdiği durumlara kadar. Böyle bir şeyin olacağını da açıkçası tahmin etmiyorum. 

Spiker : Peki en çok merak edilen konuda Türk Telekom’un verdiği hizmetlerin bedelleri. Bu sözleşmelerle mi yoksa toplu olarak mı olacak ? Nasıl bir yol izlenecek ?  

Doç. Dr. Ömer ARASIL: Biz Türk Telekom’un tarifelerini onaylıyoruz. 1 Ocak 2004 öncesine kadar hukuki tekel konumundaydı. 1 Ocak 2004 ten itibaren biliyorsunuz ses ve alt yapı hizmetlerinde serbestleştirme başladı ve bu tekel kalktı. Dolayısı ile bizim Türk Telekom’un örneğin internet servis sağlayıcalara, kiralık hatlarına, farklı hizmet türlerinin zaten onayını bize getiriyorlar. Biz bu saatten itibaren Kurum olarak yeni işletmecilerimizin, örneğin Uzak Mesafe Telefon Hizmetlerinin fiyatlandırılmasında ya da teknik deyimi ile arabağlantı, sonlandırma ücretlerinde ilk planda müdahil olmayacağız. Ben inşallah olmamız da gerekmez diyorum. Çünkü bu süreç artık dönüşü olmayan bir süreç Türk Telekom’un Sayın yetkililerinin de bu anlamda yapıcı olduklarını bire bir görüşmelerimizde biliyorum. Ancak bir uzlaşmazlık noktasına gelindiğinde tabii ki bizim Kurumumuzun uzlaştırma ve eğer uzlaşılamıyorsa bu arabağlantı ve benzer ücretleri belirleme yetkisi de vardır. Son tahlilde biz, biraz önce çizdiğim genel çerçevede işletmecilerimizin yaşamasını, rekabeti ve tüketicilere daha ucuz, kaliteli hizmeti sunmalarını sağlayan bir fiyatlandırmaya gideriz ama inşallah bu bize kalmadan ana operatörümüz ve şirketlerimiz anlaşırlar diyorum.

 Spiker : Dünya ve Türkiye’de telekom sektörü daha henüz yolun başındayız dediniz. Ne kadar başındayız, daha alacağımız ne kadar yol var? Dünyada telekom sektörü nereye gidiyor?  

Doç. Dr. Ömer ARASIL: Bu tabii çok efektif bir soru. Dünyada ve bizde telekom sektörü aslında ayrı düşünülmemesi gereken iki olgu. Çünkü biz eğer dünyadaki trendden koparsak bence bir daha telafisi imkansız bir kopuşa sebep vermiş oluruz. Tabii telekomünikasyon sektörü çok hızlı gelişiyor. Onun için neresinde olduğumuzu belirleme açısından bazı sayısal büyüklüklere bakmamız gerekir. Bu özellikle bizim ülkemizde hemen her ekonomik sorunda olduğu gibi bölgeler ve farklı gelir grupları itibari ile çok net. İşte buna biliyorsunuz, sayısal uçurum deniliyor. Şimdi bizim görevlerimizden bir tanesi de evrensel hizmeti, yani Türkiye’de ülkemizde her vatandaşımızın sağlıklı telekomünikasyon hizmetini, kaliteli bir biçimde almasını sağlamak. Bu anlamda telekomünikasyon sektörünün küreselleşme olgusu içerisinde sadece finansal boyutu değil, yapısal dönüşümü de çok önemli. Yani kalıcı rekabet gücü avantajı elde etmek istiyorsak dünya gelişmiş ülkeler liginde bir an önce yerimizi almamızı istiyorsak bu yapısal dönüşümü çok hızlı bir şekilde gerçekleştirmek zorundayız. Ancak burada tabii paradoksal tablolar var. Bu bize de has değil. İşte tekellerin kırılması, serbestleşmenin hayata geçmesi bunlar söylenildiği kadar kolay kavramlar, konseptler değil. Bayağı bir mücadele gerekiyor. Ancak bizi mutlu eden olgu, işte bugün buraya Avrasya Telekomünikasyon Sektöründe Düzenleyici Otoriteler ve İşbirliği Projesi ile ilgili uluslararası bir toplantıdan geldim. Gerçekten çok ilerideyiz. Yani bilişim sektöründe kendimize haksızlık etmememiz gerektiğine inanıyorum. Atalarımızın deyimi ile fazla tevazu kibirdendir derler, hakikaten burada çok ortada. Biz biraz tavazuyu bırakıp, artık bilişim ekonomisinde üretim safhasına geçmek zorundayız. Üretirsek ve bunları ihraç edebilirsek, biraz önce sizin bu güzel programınız da hep tartıştığınız işte paranın yönü nerede, cari hesap açığı şu kadar oldu, bu kadar oldu gibi kavramları inanın çok çabuk aşarız. Bunu asla hayalperest olarak değil bir bilim adamı sıfatımla  söylüyorum. Bunu doğrulayan, insan gücü anlamında bizden çok daha zayıf ülkeler var. İşte biraz uzak geçmişte Japonya-Güney Kore daha yakın geçmişte Finlandiya - İsveç, Hong Kong gibi bize benzesin-benzemesin ama onlara göre çok daha avantajlı konumda olduğumuzu düşünüyorum. Önemli olan başta nitelikli insan gücü kaynağımız olmak üzere, liberal piyasa ekonomisinin gereklerine uygun bir biçimde sektörümüzün önünü açmak. Çünkü bu nitelikli insanlara kendilerine bir şey yapma, üretme, hizmet sunma imkanını verdiğiniz taktirde gerçekten kamunun çok üzerinde bunu gerçekleştirebilirler. 

Spiker: Liberalleşme dediniz. Bu ara tabii hemen Türk Telekom akla geliyor. Rekabette çok avantajlı değil mi Türk Telekom? Bir de özelleştirme sürecinde bu gün açıklandı 7 firma bilgi dokümanı aldı.Bu süreçte nasıl bir yol izleyeceksiniz? Hem özelleştirme de hem de şu an ki ortamda ?

 Doç. Dr. Ömer ARASIL: Rekabet soyut bir kavram her şeyde olduğu gibi aslında rekabeti pek kimse istemez. Herkes savunur. Hele devlet pek istemez. Ancak tabular artık yıkıldı. Biraz önceki neresindesiniz sorunuzla bağlantılı bu anlamda henüz başındayız. Bazı anlamda sonuna yaklaştık ama o sonu yeni bir başlangıç diye düşünmek lazım. Biz Türk Telekom’un rekabeti öldürücü fiyatlama olsun, sektörümüzde diğer sosyal paydaşlarımızın, işletmecilerimizin, makul bir kâr, hizmet sunumu yönleri ile olsun sınırlandırıcı yani oyunun kurallarının dışına çıkıcı her hareketinde müdahil olacağız. Tabii dediğim gibi bu müdahalemiz bir anlamda  hassas bir dengede de gitmek zorunda. Çünkü Türk Telekom şu an da biraz önceki sorularınızdan yine biri ile bağlantılı olarak evrensel hizmet yükümlülüğünü şu aşamada verebilecek yegane Kurum. Bu hep böyle olmuş mesela serbestleşme uygulamaları incelendiğinde Türk Telekom’un hep aynı endişelerle, kamu büyük bir gelir kaybedecek endişesinin ön plana çıktığını ancak başarılı bir serbestleştirme ve bunun akabinde başarılı bir özelleştirme de olursa Türk Telekom’un da kazandığını ve sonuçta gerçekten herkesin kazandığı bir tablonun ortaya çıktığını görüyoruz. Yani ben Türk Telekom’un serbestleşme sürecinde aktörlerimizin, işletmecilerimizin çok önüne geçici bir politika izleyeceğini hiç düşünmüyorum. Tabii bir takım tatlı engellemeler doğal olarak bu süreç içerisinde olabilir. Bizim görevimiz bunu olabildiği kadar minimize etmek, kısa sürede çözmek.

 Spiker : Çok uzun bir süreç mesela A tipi lisansı faaliyete geçirmek 1 yıl sonrasında mümkün, bu aynen Türk Telekom’un verdiği hizmetleri verecek. Bu süreçte yapılması gerekenler var. Bunlar nasıl denetlenecek ? Yapılıyor mu ? yapılmıyor mu ? yetişecek mi ? yetişmezse ne olacak ?  

Doç. Dr. Ömer ARASIL: Uzak mesafe işletmecilerimizi yetkilendirirken tabii A tipi işletmecinin hizmete başlaması  fiili olarak 1 - 1,5 yıldan önce mümkün değil. Çünkü A tipi işletmecinin evimizdeki Türk Telekom operatörlüğü gibi apayrı bir işletme olarak bu şirketlerin ülkenin her ili ve her uluslararası her noktada vatandaşın istediği erişimi sağlaması gerekiyor. Yani kolay bir iş değil. Bu şirketlerin uluslararası anlamda da bazı anlaşmaları hızlı bir biçimde hayata geçirmeleri gerekiyor. Dolayısı ile her ülkede C , B , A bir basamak olarak düşünülmüş. Bizim yetki alan şirketlerimizin de zaten 7’si A, 13’ü B ve yine 7’si C tipi işletmeci lisansı aldı. B’de yoğunlaştığını görüyoruz. Bu da çok ideal, çok uygun bir durum. Çünkü A tipi lisans alan işletmeciler hem B ve hem de C’yi verebiliyorlar. En azından rasyonel bir yatırımcı, müteşebbis C ya da B ile başlayarak rekabet koşulları ortasında, kendi fiyatlandırmasını, hitap edeceği tüketici kitlelerini öğrenciler mi ? dar gelirliler mi ? kurumsal anlamda mı bu hizmeti vereceğini belirleyecek ve yönünü çizecek. Yani herkes Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri içerisinde alt pazarlarda ihtisaslaşma cihetini de gidecek. Bu koşulları biz tabii uygulayacağımız bütün iştemecilere bildirdiğimiz bazı özel hükümlerle hem ana operatörümüz Türk Telekom’a hem de bu hizmeti verecek  işletmecilerimize belirledik. Bir de bir teminat aldık. Oldukça yüksek sayılabilecek bir teminattı. Ancak bazı sektörümüzün yaşadığı ve finans piyasalarında yaşanan kötü deneyimler var. Olumsuz düşünmüyoruz ama maalesef bizim sektörümüz çok zeki insanların bulunduğu bir sektör ve teknolojiyi denetlemeniz çok güç bir iş olduğu için ve  kötü örnekleri olduğu için ve ayrıca devletimize, milletimize böyle mâli bir külfet gelmemesi için de teminatlarımızı üst düzeyde tuttuk ki gerçekten bu şirketlerin ne kadar ciddi olduğunu, ne kadar bizim nitelik ve erdemlerimize uygun hareket ettiklerini de gözlemleyebilelim.  

Spiker: Peki son soru Telsim ile ilgili olsun. Telsim’de nasıl bir süreç izleyeceksiniz? Çok tartışılan ve ne olacağı konusunda çok merak uyandıran bir gelişme.

Doç. Dr. Ömer ARASIL: Telsim ile ilgili biliyorsunuz imtiyazın T.C. adına takibinden sorumlu olan Kurum biziz. Bir tarafta da yine malum süreç içerisinde TMSF’nin yönetim ve denetimine geçmiş vaziyette. Biz TMSF ile koordineli olarak Başbakan Yardımcımız Sayın Abdüllatif Şener’in de daveti ile bir ekip oluşturduk. Bizim bütün gayemiz bu işin uzamaması gerektiği. Doğru da değil Telekomünikasyon Kurumu adına, ülke adına ve sürdürülebilir de değil. O yüzden sanırım Telsim ile ilgili sona yaklaşıyoruz. Ancak Sayın Bakanın da ifade ettikleri gibi burada bir uluslararası ticaret mahkemesi tahkimdeki bir davanın, bir de iç hukuka intikal etmiş bir davanın çözülmesi gerekir. Ondan sonra bir takım alternatifler var. Hisse devri, lisans devri gibi. Bu konuda gerçekten çok ciddi talipler de var. Yani ben bunun da kısa bir sürede hukuk süreci biter bitmez mutlu sona ulaşılacağını düşünüyorum.

 Spiker : Bu sorunların çözümü için mi yaptığınız görüşmelerden mi yola çıkarak sona yaklaştık diyebiliyorsunuz ? Hangi çözüm daha yakın ?

Doç. Dr. Ömer ARASIL: Burada ki sorunlardan bir tanesi kamunun biz başta olmak üzere Telsim Şirketinden alacaklarımız. Tabii şu anda kamunun yönetiminde biz burada olması gerektiği biçimde çok duyarlı davranıyoruz. Bir protokolle veya gerekir ise bir kanuni düzenleme ile kamunun alacaklarının belli bir usul ve esasa bağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü borcu giderek artan bir şirketi talep edenlerin hem sayısında hem de talep miktarında parasal olarak düşüş olması kaçınılmaz. Oysa bu şirket, gerçekten çok değerli bir şirket. Alt yapısı, üst yapısı, insan gücüyle oldukça büyük sayılabilecek abone sayısıyla. Bu şirketi ülkemize gerçek değerinde satabilmek temel gayemiz o yüzden bu koordinasyon kurulu diye nitelendirebileceğimiz çalışma grubunun öncelikli planı kamu alacaklarının uygun takvime bağlanması olmalıdır diye düşünüyoruz. Daha sonra da bilançosunun açıklanmasını müteakkip Telsim’in ortalama bir değerinin şeffaf bir biçimde tüm ilgililere, kamuoyuna duyurulması gerekir. Yani hem biz elimizdeki malın değerini bilelim hem de buna talepkar olacaklar ne ödeyeceklerini. Çünkü çok uzun bir süre gerçekten çok gelir getirecek bir şirkette planlarını öyle yapmak durumunda kalsınlar.

 Spiker : Çok teşekkür ediyoruz. Katıldığınız verdiğiniz bilgiler için. Kolay gelsin.

 Doç. Dr. Ömer ARASIL: Rica ederim. Ben teşekkür ederim. Size de kolay gelsin.

 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir