Telekomünkasyon Kurul Başkanı Doç. Dr.
Ömer Arasıl 9 Kasım 2004 tarihinde
CNN-TÜRK'de Canlı Yayınlanan "Ekonomi
Özel" Programında Ankara Haber
Müdürü Yavuz Oğhan'ın Sorularını Yanıtladı
Yavuz OĞHAN : Şu sıralar en çok
konuşulan konuların başında geliyor
telekomünikasyon sektörü.İki önemli
özelleştirme tartışılıyor biri Telsim biri
Türk Telekom. İşte bu özelleştirmeleri
konuşmak, bu özelleştirmeler sırasında
Telekomünikasyon Kurumunun rolünü
tartışmak için Telekomünikasyon Kurulu
Başkanı Doç.Dr. Ömer Arasıl konuğumuz,
hoşgeldiniz efendim.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Hoşbulduk.
Yavuz OĞHAN : Çok konuşuyoruz bu
özelleştirmeleri, Türkiye çok şey bekliyor
bu özelleştirmelerden. Özellikle Telsim ve
Türk Telekomun özelleştirmelerinden. Sizin
bir fikrinizi almak istiyorum.
Telekomünikasyon Kurulu bu operasyonlarda
nerede duruyor? Görevi nedir? Fonksiyonu
nedir bize anlatır mısınız?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Çok
teşekkür ediyorum. Tabii Türk Telekom’un
özelleştirilmesi, Telsim’in satışı gibi
gerçekten kamuoyunu son derece yakından
ilgilendiren konularda aslında bu fırsatı
iyi değerlendirerek telekomünikasyon
otoritesinin nerede durduğunu da kamuoyu
ile paylaşmakta fayda var. Çünkü her ne
kadar çok takip etmesem de bir bardak suda
fırtına koparırcasına sanki bir yetki
tartışması varmış veya özelleştirmenin
yöntemine ilişkin, Telekomünikasyon
Kurumu, ilgili kuruluşlar, Rekabet Kurumu
arasında bir yetki kavgası varmış gibi
maalesef hiç olmayan birşey sorun olarak
gösterilmeye çalışılıyor. Şimdi biz
düzenleyici otorite olarak, sektör
spesifik düzenleyici bir otoriteyiz. Yani
bunun terminolojideki ifadesi
regülatorybody
dediğimiz düzenleyici otorite. Ortaya
çıkışı tamamen iktisadi bir kavramdır.
Yani nasıl ki
enfeksiyon tıbba has bir kavramsa
düzenleyicilik de ekonomik bir terimdir ve
dolayısıyle bağımsız düzenleyici
otoritelerin özünü oluşturur. Biz
telekomünikasyon ile ilgileniriz, Enerji
Kurumu enerji piyasası ile ilgilenir.
Malumunuz Bankacılık ve benzeri sektör
spesifik düzenleyici kurumlarız. Bizim
temel görevimiz telekomünikasyon
sektöründe dar anlamda ve geniş anlamda
bilişim sektöründe çünkü o kadar dinamik
bir sektörüz ki dün olmayan bir alt
sektörün bugün bizim sektörün içinde
olması kaçınılmaz. Bu tür sektör spesifik
kurulların temel iki amacımız vardır. Bir
sürdürülebilir rekabet ortamını tesis
etmek bu da nedir? İzniniz olursa çok kısa
açayım. Bizim gibi sektörlerde rekabet
genellikle halkın anladığı gibi tam
rekabet piyasası değil aksak rekabettir.
Örneğin GSM piyasasında 3 tane
operatörümüz var. Buna iktisat
literatüründe eksik ya da aksak rekabet
deniliyor. Veya Türk Telekom ana yerleşik
işletmecimiz tekel konumunda. Özelleşirse
belki bir özel tekel konumuna geçecek.
Dolayısıyla sürdürülebilir bir rekabet
ortamını sağlamak yani bilimde tekelci
rekabet de vardır, oligopolcü rekabet de
vardır, tam rekabet de vardır. Dolayısıyla
biz birinci temel görevimiz kanunla, mer’i
mevzuatta verilen bu sektörde rekabetçi
ortamı sağlamak ve yeni girişimleri teşvik
ederek sürdürülebilir bir rekabet ortamını
sağlarken bu yeni işletmecilerimize,
sosyal paydaşlarımıza da dolaylı olarak
rekabetçi bir kârı kazandırmak ve son
olarak belki de daha önemlisi ana amacımız
bu politikalarla tüketicinin daha kaliteli
ve çeşitli hizmetler arasından daha düşük
fiyatla en uygununu seçme imkanını
sağlamak. Bu iki temel görevimiz buna
gelene kadar tabii sayısız görevimiz var.
Yavuz OĞHAN : En son
özelleştirilecek ve satılacak kuruluşlarla
bağlantılandırırsak bunları şimdi sizin
konumunuzu ve fonksiyonunuzu söyleyebilir
misiniz?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Biz
tekekomun özelleştirilmesinde tabii son
tahlilde imtiyaz sözleşmesini yani mevcut
Türk Telekomun görev sözleşmesinin imtiyaz
sözleşmesine dönüştürülme aşamasında
devlet adına imtiyaz veren kuruluş olarak
biz karşıya çıkacağız yani bizim
verdiğimiz şartlara uygun olarak Telekomu
alan konsorsüyum, şirket veya şirketlerle
imtiyaz sözleşmesini biz yapacağız. Ancak
buraya gelene kadar mevcut mevzuat
içerisinde Özelleştirme İdaresi, kendi
yasaları çerçevesinde Rekabet Kurumunun
görüşünü alıyor, Rekabet Kurumunun
görüşüne uygun bir biçimde ihaleye
çıkıyor, daha sonra da bu ihale sonucunda
tekrar Rekabet Kurumundan izin alıyor.
Buraya kadar uygulama yönüyle
Telekomünikasyon Kurumu yok bunlar
Özelleştirme İdaresi ile Rekabet Kurumu
arasında. Ancak biz rekabet ve
telekomünikasyon otoriteleri aslında
sadece bize has değil, gelişmiş hemen her
ülkede oldu ve belki de olması
gerektiği gibi aynı konuda rekabeti tesis
etmekle yükümlüymüşüz gibi bir kargaşa
yaşanıyor. Bu bize has birşey değil.
Rekabet Kurulu genellikle bizde değil
dünyada da öncelikle kurulan düzenleyici
bağımsız otorite olduğu için ve böyle
sektör spesifik kurumlar yokken kurulduğu
için bu alanlarda da rekabeti tesis etmek
görevi çok haklı olarak var. Ve doğru bir
yapılanma.
Yavuz OĞHAN : Peki görüş
ayrılığınız var mı ? Şu ana kadar giden
operasyon sırasında görüş ayrılığın
düştüğünüz bir nokta var mı ? Rekabetin
oluşması açısından. Telsim’in satışı ve
Telekomun özelleştirilmesi konusunda.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Hemen şunu
hızla anlatayım. Bizim bir görüş
ayrılığımız diye birşey asla yok. Devletin
Kurumları arasında gerginlik, kavga gibi
kelimeler asla olmaz. Ne hakkımızdır, ne
de haddimizdir.
Yavuz OĞHAN : Farklı bakış açısı
diyeyim o zaman.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Farklı bakış
açıları özelleştirme yöntemini belirleyen,
milletin teveccühünü kazanmış siyasi
iradelerdir. Biz Telekomünikasyon Kurumu
olarak istişari nitelikte veya dolaylı da
olsa görevimiz gereği siyasi karar alma
mekanizmasına bazı tavsiyelerde
bulunabiliriz. Şimdi basına yansıdığı
şekliyle bir olay varmış gibi aksedilen
aslında olmayan sorun bu. Rekabet
Kurumunun kendi hipotezleri ile ortaya
koyduğu bir tezi var. Diyor ki kablo
platformu hizmetleri işletmeciliği ayrı
bir yapılanmayla özelleştirilmelidir. Yani
yerel telefon şebekesini alanla kablo
hizmetlerini alan aynı kişi ya da kişiler
olmamalıdır diyor. Bu kendi varsayımlarına
oturttuğu ve geliştirdiği bir tez olarak
kabul görebilir. Telekomünikasyon Kurumuda
farklı varsayımlardan hareket ederek o da
kablo platformu hizmetleri
işletmeciliğinin yasal ayırımının
yapılmasını ve fakat ayrı bir yapısal
ayrırıma gidilmemesi gerektiğini ortaya
koyuyor.
Yavuz OĞHAN : Yani bölünmeden
satılabilir mi diyorsunuz siz.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Evet, yani
bu iki görüşte bakış açılarına koyduğunuz
hipotezler olarak savunulabilir ve dünyada
farklı uygulamaları da vardır.
Yavuz OĞHAN : Parçalanmadan
satılırsa Rekabet Kurumu buna onay vermez,
parçalanarak satılırsa sizin bir
yaptırımınız olur mu ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Hayır. Şimdi
bakın biz asla engel çıkarıcı bir konumda
olamayız. Ne haddimiz ne hakkımız. Hiç bir
kurum, devletin hiç bir organı olamaz. Biz
bu aşamada dediğim gibi işe birinci
derecede müdahil değiliz. Özelleştirme
İdaresi sanırım Rekabet Kurumu’nun
istediği doğrultuda bir özelleştirme
ihalesine çıkacak, sonra da o görüş
doğrultusunda gidip izin için başvuracak ,
son tahlilde bize yeni özelleştirme tabi
inşallah başarılı olursa firma ya da
firmalar gelecekler imtiyaz sözleşmesini
imzalayacağız.Görev sözleşmesi.
Yavuz OĞHAN : Burada iki soru öne
çıkıyor. Birisi Telekom mu önce satılsın
yoksa Telsim mi önce satılsın diye bir
tartışma da yürüyor aynı zamanda.
Hükümetin Telekom’un satışından sonra
Telsim’in satışının gündeme getirilmesini
istediği yönünde de haberler var. Sizce
böyle bir tartışma doğru bir tartışma mı?
Sizce hangisnin özelleştirmesi, satışı
önce yapılmalı?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Hangisinin
satışının önce yapılması gerektiği
söylemek için net bir bilgi sahibi
olmalı.
Yavuz OĞHAN : Piyasa açısından,
pazar açısından baktığınızda soruyorum
ben.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Piyasa
açısından ben bir önceliğin olduğunu
düşünmüyorum. Hangisine talip fazla
ise bence önce onun satılmasında bir
mahsur yok. Yani iktisadın genel
kuralları, piyasanın genel kuralları
işlemeli. Hangisi daha az sorunlu
addediliyorsa piyasada potansiyel alıcılar
tarafından ve hangisi devletimize para
akışı sağlayabiliyorsa piyasanın kendi
arz/talep dengesi içerisinde bence bunu
gerçekleştirir. Burada bir plan yapmanın
yani şu anda hızla düşünmeye çalışıyorum
Türk Telekom’u önce veya Telsim’i önce
satmanın birbirine çok artı veya eksisi
yok. Ama içsel bazı hukuki sorunlar
olabilir. Mesela Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu’nun Telsim’in satışına
yönelik diğer kamu alacaklıları ve diğer
özel alacaklıları ile olan prosedürünün
tamamlanması bekleniyor olabilir. Ama her
ikisini de eşit şartlar çerçevesinde
düşündüğümüzde bence birinin diğerine
öncelik kazanmasını düşünmüyorum.
Yavuz OĞHAN : Bu söylediğiniz
hukuksal sorunlardan ben şunu mu
anlayayıım ? Telsim’in satışının biraz
daha gecikebilir o hukuksal sorunlar
çözüldükten sonra Telsim’in satışı gündeme
gelebilir. Ama Telekom şu an
özelleştirilecek bir kuruluş halinde zaten
takvim de açıklandı satılır gider mi ?
Böyle mi algılayalım ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Hayır.
Telekomünikasyon Kurum Başkanı olarak
kişisel fikrim her ikisi de bir an önce
olmalı. Yani Telekomda bir an önce ihaleye
çıkılmalı, Telsimde mümkünse bu ay
içerisinde satışa hazır hale getirilmeli.
Çünkü bakın Telsim çok kıymetli bir
şirket.
Yavuz OĞHAN : Telsim bu ay içinde
satışa hazır hale getirilebilir mi ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Getirilebilir.
Bu konu da bir sorun olduğunu
düşünmüyorum.Yani şu anda TMSF’nin bu
konudaki ayrıntılı sorunlarının ne
olduğunu bilemiyorum. Ancak çok önemli
sorun olmadığını da en azından biliyorum.Telsim’in
alıcıları bizim Kurumumuza da geliyor.
Yerli ve yabancı potansiyel talipler.
Şimdi değil yani 7-8 aydır yoğun bir talep
var ve sürekli bizden de bilgi alıyorlar.
Yavuz OĞHAN : Yeri gelmişken
sorayım. Çok talep var mı kimler geliyor ?
Bunlar ciddi alıcılar mı ? Satıyorum
dendiğinde satılabilir mi Telsim ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Beni çok
mutlu eden bizim sektörümüz gerçekten
ulusal ve uluslararası anlamda hakikaten
çok nitelikli şirketlerin ve iş
adamlarının oluşturduğu bir sektör
dolayısıyla birşeye talibiz diye
geldiklerinde yani bir ön araştırma yapıp
fizibıl olup olmadıklarını araştırdıktan
sonra gelen alıcılar gerçekten çok ciddi.
Ulusal ve uluslararası çok ciddi talipler
var Telsim’e.
Yavuz OĞHAN : Bir sayı verebilir
misiniz ? Mesela sizin gördüğünüz bir sayı
var mı ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : 7-8 şirket
şu anda aklımda.
Yavuz OĞHAN : Yerli, yabancı ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Toplam
yerli, yabancı 7-8 çok ciddi ünü,
bilinirliği çok yüksek olan Türk ve
uluslararası firmalar.
Yavuz OĞHAN : Vodafone’un
ilgilendiğini biliyoruz İngiliz, Orange’ın
ilgilendiğini biliyoruz Fransız bunlar da
sizin kapınızı çalıdılar mı?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Doğrudur.
Tabii geliyorlar. Randevu alıyorlar.
Konuşuyoruz. Kendilerine kamuoyunun merak
ettiği şekliyle bunlarda bize varsa
endişelerini bu sorunların ne kadar sürede
çözülebileceğini, Telekomünikasyon Kurumu
olarak bizim hangi noktada ne yetkilerle
donatıldığımızı onlarda anlamaya
çalışıyorlar. Biz de kendilerine
olabildiğince açık, net, ürkmeden bu işe
talip olmalarını ve mümkün olan kısa
sürede de gerek TMSF ile gerek siyasi
iradenin planlamış olduğu plan
doğrultusunda bunları
gerçekleştireceğimizi söylüyoruz..
Yavuz OĞHAN : Kaygılı gözüküyorlar
mı ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Hayır. Ben
hiç kaygılı olduklarını gözlemlemedim.
Ancak bakın şöyle birşey var. Buradaki
zamanlama çok önemli. Eğer biz bunu
ötelersek üç ay dört ay beş ay daha hem
ilgi azalacak hemde malesef şimdi öyle
birşey ki Telsim, Avea ve Turkcell 3
kıymetli operatörümüzün uygun rekabet
ortamı içersinde faaliyetlerini gösterdiği
bir sektör ve bunu biz düzenliyoruz. Şimdi
bir tarafta düzenlediğimiz sektör bir
tarafta TMSF’nin elinde bir operatör. Bu
çok sürdürülebilir birşey değil. Yani hiç
bir boyutu ile sürdürülebilir değil. Ancak
Telsim çok iyi gidiyor. Biz de TMSF ile
çok sıkı bir koordinasyon içinde
çalışıyoruz.
Yavuz OĞHAN : Bir ayak direme
seziyor musunuz ? Gecikmesinden bir
kaygınız var mı sizin ?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Hayır. Ben
şunun için sadece ekonomik olarak yani
Telsim’de çok büyük hukuki sorunlar
olduğunu düşünmüyorum. Özel alacaklılarla
ben de görüştüm çeşitli kereler. Zaten
geçtiğimiz günlerde basına da yansıdı bir
anlaşmaya varıldı. Büyük alacaklı diye
bahsedilen Motorola ve Nokia’da daha
davaları devam ediyor. Diğer kamu
alacaklıları içerisnde en büyük
alacaklılardan bir tanesi
Telekomünikasyon Kurumu dolayısıyla biz
çok rahat bunu protokolle kendimiz
anlaşarak çözebiliriz. Yani Telsim’i
alacak kişi borçlarından arındırılmış,
tertemiz ülkenin tamamını kapsayan çok
kıymetli bir şirketi alacaktır.
Dolayısıyla biz bunu alt ve üst yapısı ile
zarar görmeden hasar görmeden potansiyel
alıcılara satmak durumundayız. Onun için
zamanla yarışıyoruz.
Yavuz OĞHAN : Burada da önemli bir
tartışma var. Diğer GSM operatörleri
bu ihalelere girebilir mi sizce?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Şimdi tabii
asla bazı şeyler bir polomik konusu olsun
istemiyorum ama bu ihale Telsim satıldığı
zaman Telsim’in sözleşmesi ile birlikte
yine bize gelecek. Yani son tahlilde
yetkili organ herhalukarda
Telekomünikasyon Kurumu. Bizimde geçen
Ağustos ayında yayınlanan bir
yetkilendirme yönetmeliğimiz var. Burada
çok net bir biçimde mevcut GSM
operatörlerinin sahiplerinden,
iştirakçilerinden hiç birinin diğer bir
GSM operatörünü alamayacağı tanımlanmış
bir vaziyette. Dolayısıyla Telsim’i
Telekomünikasyon Kurumu mevzuatına göre ne
Turkcell ne Avea hissedarları, iştirakleri
hiç biri alamaz.
Yavuz OĞHAN : Alamazlar rekabet
açısından uygun değil diyorsunuz.. Peki
Telekom’u alabilirler mi bu GSM
operatörleri? Turkcell ve Avea ortak
ya da iştirakleri.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Telekom’un
özelleştirilmesinde yine Rekabet
Kurumumuz’un 2. daire görüşünde
Turkcell’in hakim konum ve etkin piyasa
gücüne sahip yani GSM piyasasında
belirleyici dominant operatör olduğu için
alamayacağına ilişkin bir görüş var. Biz
yine Telekomünikasyon Kurumu olarak mevcut
mevzuatımız ve ben bir hoca olarak rekabet
teorisine acizane ömrünün önemli bir
kısmını vermiş biri olarak diyorum ki eğer
Turkcell girmeyecekse Avea ve Telsim’in de
girmemesi gerekir. Eğer Turkcell girecekse
diğerlerinin de girmesi gerekir. Biraz
önce sorduğunuz soruya göre bu bakış
açınıza, koyduğunuz hipotezlere bağlı.
Mesela dünya örnekleri incelendiğinde
Deutsche Telekom, France Telekom, British
Telekom gibi pek çok dev telekomun bir
sabit telefonunun yanı sıra bir GSM
operatörü de olduğu da gözlemlenebiliyor.
Ancak hemen tırnak içinde belirtmekte
fayda var. Biliyorsunuz yeni, genç,
kıymetli operatörümüz Avea’nın zaten
% 40 hissesi bizim Türk Telekom’a ait,
diğer % 20 İşbankası ve diğer % 40 Telekom
İtalyi Mobile ait. Dolayısıyla burada bir
operatörün girip diğerlerinin girmemesi
rekabet açısından uygun değil diye
düşünüyoruz. Ben yine kişisel görüşümü net
bir şekilde söylemem gerekirse Türk
Telekom’un özelleştirilmesine de ben
rekabet açısından üç operatörün de
girmemesinin uygun olduğunu söylüyorum.
Yavuz OĞHAN : Girerse birisi
engellenir diğer ikisi girer birisi alırsa
sizin bir yaptırımınız olur mu burada?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Tabii
burada imtiyaz sözleşmemiz akdedilirken
yetkilendirme yönetmeliğimize ve
mevzuatımıza uygun olması gerekir.
Yavuz OĞHAN : Biraz netleştirirsek
Turkcell bu ihaleye giremedi Rekabet
Kurulu’nun açıkladığı çerçevede, Avea
girdi ve girdikten sonra da aldı zaman siz
bunu alamazsınız der misiniz?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Avea’nın
ortakları var dediğim gibi yani
gidip Telecom Italia Mobile ayrı bir
şirket olarak girebilir. Ona hayır
diyemeyiz. Ancak, orada bir hukukun
netleşmesi lazım. Şu anlamda netleşmesi
lazım. Şimdi Turkcell’inde pek çok
hissedarı ortağı var Telsim’inde yeni
yapıya örneğin özelleştirmeden önce
satılırsa öyle bir ortaklık yapısı alacak.
Bunlar eğer Türk Telekom üzerinde kendi
piyasalalarında da bazı hakim konum
oluşturabilecek, rekabeti olumsuz
etkileyecek faaliyetlerine girişme
endişesini taşırsak buna hayır
diyebiliriz.
Yavuz OĞHAN : Ben taşıdığınızı
görüyorum ama.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Ben
teorik olarak ve uygulamalara baktığımda
mevcut GSM operatörlerinin iştirakleri
dolaylı dolaysız sahiplerinden hiç
kimsenin girmemesi gerektiğini kişisel
olarak söylüyorum. Ancak, bizim
mekanizmalarımızda Kurulumuz vardır,
Kurul’da bunlar tartışılır. Tabii bu arada
hukuk çok önemli bakın bizim gibi yeni
kurulmuş sektör spesifik kurumlarda biz
bir anlamda da hukuk yapıyoruz. İştihat
oluşturuyoruz. Siyasi iradeye sabah -
akşam kanun yap demek lüksümüz olmayıp
pratikte de bu mümkün olmadığı için
ikincil düzenlemeler dediğimiz
yönetmelikler, tebliğler, usul ve
esaslarıyla ve kurul kararlarıyla bu
hukukta zaman gecikmesi dediğimiz
dediğimiz boşluğu doldurmaya çalışıyoruz.
Dolayısıla hukukculara da katkımız
olduğunu düşünüyoruz bu da böyle bir
süreç. Yani ortada hukuki bir sorun yok
ancak, hukukun oluşumuna katkıda bulunan
ortak akıl yürüterek kim yetkiliyse
örneğin : özelleştirmede Özelleştirme
İdaresi Başkanlığı ile Rekabet Kurumu,
bize kadar gelen süreçte bir ortak akıl
yürütür. Bence Kriter bu olmalı, bu
olduğuna da eminim. Sektörümüz Türkiye
için çok önemli olan bu sektörün dünyada
rekabet gücünü ele geçirecek sayılı
sektörlerden biri olduğunu bıkmadan
usanmadan söylüyorum. Neden, çünkü
pek çok ülkenin gıpta ettiği hatta
kıskandıran bir iş gücümüz var, nitelikli
iş gücümüz var. Bunu iyi kullanmak lazım.
Yavuz OĞHAN : Bir şey daha var.
Telekom Italia Mobile Telsim’e talip
olursa Avea’dan ortaklığınızı çekin
dermisiniz?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Tabii
dememiz lazım. Şimdi bu da doğru bir şey
değil rekabet açısından. Rekabet öyle bir
şey ki aslında fiktif bir kavram.
Siz yakalamaya çalıştıkça uzaklaşıyor. Ben
öğrencilerime de derdim : rekabeti ben
dahil hiç kimse istemez. Bu işte bir ortak
akılla bu tür kurullarla, devletin temel
görevleri bakın regülasyon
deregülasyon haline geldi. Küçük etkin
devlet, ama bu devlet bağımsız, tarafsız,
saydam bizim gibi otoriteler siyasetten
arındırılmış kurullar marifetiyle gidiyor.
Dolayısıyla ben yine Kurum Başkanı olarak
benim bilim background’uma dayanarak
değerlendirirsem, Avea’nın bir ortağının
Telsim’in sahibi olmasına evet
demem. Çünkü dolaylı bir kontrol
mekanizması oluşabilir.
Yavuz OĞHAN : Telsim için çok fazla
talep var dediniz. Türk Telekom için sizin
kapınızı çalan var mı? Orda da benzer iyi
bir manzara çizebiliyor musunuz?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Talipliler
açısından çizmek mümkün. Zaten bunu Türk
Telekom kamuoyu ile de çok şeffaf bir
biçimde kendilerinden bilgi kitapçığı
alan, ciddi talip olan firmaları açıkladı.
Bize de dediğim gibi İmtiyaz Sözleşmesi
boyutuyla başvuran veya sizler gibi
sağolsunlar bilgimizden faydalanmak için
Telekom’un özelleştirilmesinde hangi
safhada, ne olması gerektiğine ilişkin
kendi fizibilitesini ortaya koyan ciddi
firmalar geldi. Ama asıl onun muhatabı
Türk Telekom ve Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı. Bizim mevcut mevzuattaki
görevimiz İmtiyaz Sözleşmesi noktasında
gündeme geliyor. Ancak, biz bu süreç
içerisinde de dediğim gibi ilgili
kurumların yani telekomünikasyon
sektöründe sürdürülebilir bir rekabet
ortamını , rekabetçi kar ve aksak rekabet
koşulları içinde de rekabeti sağlamakla
ilgili bizim mevzuatımızda da
sayısız görevlendirmelerimiz var.
Dolayısıyla ortada bir sorun yok. Rekabet
Kurumumuzla gayet olması gerektiği
biçimde, devlete uygun, etkin, ortak akıl
yürüterek ulusumuzun menfaatine yönelik
çalışıyoruz.
Yavuz OĞHAN : Türk Telekom bu kez
satılır diyebiliyor musunuz?
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Umutluyum.
Ben hep iyimser bakıyorum hayata.
Yavuz OĞHAN : Çok teşekkür
ediyoruz.
Doç. Dr. Ömer ARASIL : Ben teşekkür
ederim.