03.09.2003 Tarihli Basın Toplantısı
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | Erişim | E-Posta | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

English 

 
 

 

 

 
 

Telekomünikasyon Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ömer Arasıl’ın 03/09/2003 tarihinde CNBC-E’de yayınlanan röportajı

Açıl Sezen- Gündemdeki konular denince Telsim konusu ön plana çıkıyor. Bu konuda nasıl bir hukuki süreç izliyorsunuz, size yapılmış olan başvuruları nasıl değerlendiriyorsunuz. Lisans iptali söz konusu olabilir mi önümüzdeki dönemde?

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Telsim konusu kamuoyunu yakından ilgilendiriyor. Bu fırsatı verdiğiniz için de teşekkür ederim. Ancak, Telekomünikasyon sektöründe hep ilkleri öğreniyoruz. Gerek sektörce gerekse toplumla birlikte ilkleri öğreniyoruz. Yani sorunlar ortaya çıktıkca sektörümüzdeki bu sorunlara bize kanunla verilmiş görevleri aksatmadan ve toplumu rahatsız etmeden en rasyonel bir çözümü bulmak zorundayız. Telsimle biliyorsunuz imtiyaz sözleşmemiz var, neticede imtiyaz sözleşmeleri kamu hukukunun, kamusal menfaatin ve kamu düzeninin ön plana geçtiği ve en tabanda temelde de idare hukuku yani özel hukukun dışında değerlendirildiği bir konudur. Teşbihte de hata olmaz derler, bir anlamda yap-işlet modelinin değişik bir versiyonunu bu sektörde imtiyaz sözleşmeleri ile yerine getiriyoruz. Buradaki durum tabii gerek ülkemiz açısından belki de dünya genelinde ilk olma konumundan. Bizim Telekomünikasyon  Kurumu olarak kanunlarla ve yasal çerçeveyle neticede anayasal görevlerimiz var. Bunların en başında da Tüketici menfaatlerinin korunması onların çok anlamlı bir hizmet olan iletişim özgürlüklerinin kısıtlanmaması geliyor. Tabii ki  bunu yaparken, Telsim gibi son derece değerli bir şirketin bu sektörde varlığını sürdürmesi bizim için de esas. Ortada mevcut olan durum Telsim sağlıklı bir ekonomik yapı içerisinde gerek Kurumumuza, gerek Tüketicilere, gerekse kendi ticari faaliyetlerinde bulunmuş olduğu farklı şirket, kişi veya kurumlara olan ilişkilerinin rasyonel sürdürülebilir bir boyuta getirilmesi gerekir. Bu anlamda tabii sadece biz Telekomünikasyon Kurumu olarak değil  Devletin pek çok kurum ve  kuruluşuyla işbirliği halinde bilgi ve belgeleri topluyoruz. Hukukun eksik mukavele diye nitelendirdiğimiz boyutunu tamamlama gayreti içinde bulunuyoruz. Çok  yoğun çalışıyoruz. Ancak hemen şunu belirtmekte fayda var. Asli görevimiz imtiyaz sözleşmelerinde kamu düzeninin, iletişim hizmetlerinin kamu menfaati ön plana alınarak  yürütülmesidir. Bu anlamda, telsim abonelerinin, binlerce ekmek yiyen Telsimin geniş bayii yapısı içinde çalışanlarının hiç bir teleşa ve paniğe kapılmalarına gerek yoktur. Çünkü bu hizmet bir şekilde en sağlıklı bir biçimde sürdürülmeye devam ettirilecektir. Ancak bunun ne olduğu konusunda  dediğimiz gibi bir süreç yaşıyoruz  ve bunu çok uzatmak gibi bir lükse de sahip değiliz. Neticede hizmetin devamlılığı, sürekliliği, tüketicilerin menfaatleri bizim için ön plandadır. Dediğim gibi hukukun bütünü  içinde bu olayı düşünmek lazım.

Açıl Sezen - Peki efendim şöyle bir şey soracağım. Sadece Telsim için değil ama herhangi bir GSM operatörlerine verilmiş olan Lisansın iptali için hangi şartlar gerekir. Bu gereken şartlar Telsim için oluşmuş durumda mıdır?  Bir diğer soru da Lisansın iptali halinde buradaki abonelerin mağdur olmaması için şirketin alt yapısının kullanılması yine şart dolayısıyla burada nasıl hukuki bir prosedür izlenecek?

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Şimdi bakın burada Lisansın iptali ekstrem bir nokta. Yani nasıl hukukta beraatla müebbet gibi bir süreç varsa dediğim gibi böyle bir süreci yaşıyoruz. Şimdi Lisans iptali için sözleşmemiz berrak, şeffaf bir  Kurumuz. Çok net tanımlar koymuş. İşte Lisans ücretini ödememiş olması, ki böyle bir şey söz konusu değil.  Efendim İflas veya konkordosunu  talep etmiş olması, ki böyle bir şey de söz  konusu  değil, dediğim gibi  bir diğeri Kuruma olan Sözleşmede yer alan parasal ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması ve bunun için de ilgili operatöre en az  90 günlük bir  ön sürenin verilerek bu durumlarını düzeltilmesinin talep edilmesi  gerekiyor. Şu anda Telsim için çok açık  net bir biçimde söylemek gerekirse Lisansının iptalini gerektirecek  böyle bir süreç söz konusu değildir.  Ancak, bununla birlikte bu nüansı kaçırmamak lazım. Asıl olan şirketi bekası için biz Telekomünikasyon Kurumu olarak her türlü bilgi ve belgeyi  devlet adına, tüketiciler adına isteme ve inceleme yetkisini haiz bir Kurumuz. Bu bize kanunla verilmiş görevlerdir. Eğer burada bazı bilgi ve belgelere ulaşamıyorsak ve ısrarla ulaşmamıza bazı güçlüklerle karşılaşıyorsak,

Açıl Sezen-  Böyle bir şeyle karşılaşıyor musunuz?

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Şu anda hisse yapısı ile bazı bilgilere maalesef ulaşamıyoruz. Yani hukuk bilimi doğruları adilliği oluşturmak için  ortaya çıkmış bir bilimdir.  Eğer bir eksiklik aksama varsa, ki bu telekomünikasyon sektörümüzde maalesef çok yoğun yaşanıyor ve belki de doğrusu bu, çünkü öngörülemeyen bir sektör hakikaten çok hızlı gelişiyor. Dolayısıyla eğer böyle bir, bize ısrarla istediğimiz bilgi ve belgelerin zamanında  verilmemesi gibi bir sonuçla  karşılaşırsak  elbette kamu düzeninin İmtiyaz Sözleşmesi ile verilmiş haklarımızı kullanma yoluna gideceğiz. Bu tabii  tüm operatörlerimiz için geçerlidir. Bizim niyetimiz  asla ve kat’a  bağcıyı dövmek değildir. Bunun kesinlikle bilinmesi gerekir. Burada bir yönetim sorunu  vardır. Önemli olan bu şirketin sağlıklı işlemesidir. Çünkü çok değerli kıymetli bir şirkettir. Türkiye’nin neredeyse tamamını kapsama alanına almıştır. Yan kollarıyla dağıtım ağıyla alt yapısıyla gerçekten gelişmiş teknolojiler kullanarak ülkemiz açısından çok önemli bir  şirkettir. Burada ben yine çok samimi berrak bir şekilde söylüyorum beni hiç bir  operatörün sahibinin kim olduğu  ilgilendirmiyor.  Ben bunları Türkiye’nin değeri olarak tanımlıyorum. Ama kanunlarla verilmiş yetkiler çerçevesinde de telekomünikasyon gibi  çok özgün nitelik gerektiren  ve yine yönetmeliklerle bağlayıcı  hükümler getirilmiş bir sektörde de müsaade edin de  bu şirketin kimin elinde olduğunun kimler tarafından yönetildiğinin bilinmesi de hukukun en önemli gerekçelerinden bir tanesi olmalıdır.

Açıl Sezen - Peki efendim. Speküle edilen  bu konu daha doğrusu üzerinde tartışılan  konulardan başlıcası  Telsim de yaşanmış ve yaşanması muhtemel belki de  belgeler olmadığı için ortada değil diyorsunuz. Bir hisse devri söz konusu, böyle bir hisse devrinin olması halinde sizin bu konuya tepkiniz ne olur bu konuya nasıl  yaklaşırsınız? Bu İmtiyaz  Sözleşmesinin iptali için gerekçe  olabilir mi?

Doç. Dr. Ömer Arasıl -  Bakın bu söz konusu olaylar yaşanan konjonktürde  Telekomünikasyon Kurumu’nun hiç bir dahili yoktur. Biz görevlerimizi olabildiğince  piyasada yapıcı daha  fazla şirketin, daha rekabetçi bir ortam oluşması için çalışıyoruz. Ancak, hisse devrine ilişkin bilgileri biz elde ettik, yani  bunları devletin kaynaklarından  genel kurullarda ibra edilmiş bilgiler olarak aldık. Ancak, şu anda Standart Telekomünikasyon Hizmetleri yani Telsimin büyük hissedarı halini almış olan şirketin hisselerinin kimlere ait olduğuna ilişkin bilgimiz yok. Ne gariptir ki, maalesef bizim ticaret kanunumuza göre  böyle bir zorunluluk yok.  Oysa telekomünikasyon sektöründe  düşünebiliyor musunuz  yarın öbür gün benim karşıma gelecek  başkan merhaba, ben söz konusu  şirketin sahibiyim. Kimsin? Telekomünikasyonla ilgisi olmayan  bir kişi. Böyle bir şey  kabul etmemiz mümkün değil.  Ve artık dünya, Türkiye, ihtisaslaşmaya uzmanlaşmaya  ve onlarca katma değer sağlayacak hizmete sahip böyle bir sektörde  bu ihtiyaç içindeyken hakikaten  benim hisse yapısına ilişkin bilgilere net  bir biçimde ulaşmış olmam gerekir. Tabii burada temelde bazı sıkıntılar var.  Mesela halka açık şirketlerde bu sorunları asla yaşamıyorsunuz. İşte aile şirketlerinde, daha kapalı şirketlerde  böyle sorunlar ortaya çıkıyor, yaşandıkça öğreniyoruz. Biz bundan büyük dersler alıyoruz. Bütün arzumuz bir daha böyle şeylerin yaşanmaması. Ne tüketicilerin ne değerli şirket yöneticilerinin ne de çalışanların bu konularda mutsuz olup, kafalarında bir istifham oluşmamasıdır. Tekliflerimizi ilişkili olduğumuz Bakanlık kanalıyla  siyasi iradeye de yansıtacağız. Bu bir ders oldu dediğim gibi  genel imtiyaz sözleşmeleri ve telekomünikasyon hukukunun GSM operatörleriyle ilgili boyutunda  aksayan onlar lehine de aksayan kısımlarını da  gördük. Düzeltiyoruz, bütün halinde bu düzelttiklerimizi acil eylem  planı doğrultusunda  telekomünikasyon kanunu’nun içerisine yedirerek sayın siyasi iradeye sunmak istiyoruz.

Açıl Sezen - Peki. Şunu söyleyebilir miyiz. Bu yaptığınız değerlendirmeden çıkartılabilecek sonuç mudur. Eğer hisse devrine ilişkin bir problem varsa  Telsimde hisse devredilen kişinin  ya da kimlerse bu hissedarların  ehliyetine mi bakacaksınız Telekomünikasyon Kurumu olarak.

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Şimdi tabii. O bir kere olmazsa olmazımız bizim. Yani  hisse yapısı içerisinde büyük hissedarların telekomünikasyon  sektöründe en az 2 yıl faaliyet göstermiş  olmaları gerekiyor.  Bu şartlara haiz oldukları  hisselerin kimlere ait olduklarıyla bağlantılı  bir konu değil.  Ama yaşadığımız günler,  gelişmeler bunların da bilinmesi gerektiğini karşımıza çıkardı. Dolayısıyla hisse devri, hisse yapısı  gibi konuların ötesinde  makro planda tabanı  oturttuğunuz zaman  kamu düzeninin iletişim hizmetlerine yönelik boyutunun  kamu menfaatinin en ufak halel görmemesi  gerekiyor. Bu sadece tüketiciler anlamında değil, bu şirketlerde çalışanlar, binlere onbinlere varan ailelerini de kapsayan bir boyuttur. Bu yüzden kesinlikle Telekomünikasyon Kurumu, bu hizmetin aynen  yerine getirilmesini şöyle veya böyle  sağlayacaktır.  Gönül istiyor ki, kamu bu işlere sadece denetleyici olarak müdahale etsin, rekabetçi ortamın sürdürülmesine devlete olan vecibelerin basiretli bir iş adamı tüccar gibi şirketin yönetilmesine sadece gözlemci olarak bulunsun. Ancak, dediğim gibi bir hukuk yapılıyor  telekomünikasyon sektörü yapılandırılıyor,  çok dersler çıkarıyoruz ve bunun da bir düzene girmesi kaçınılmaz.

Açıl Sezen - Az önce  sorduğum soruyu isterseniz bir parça daha detaylandıralım. Eğer herhangi bir GSM operatörünün lisansı iptal edilirse,  abonelerin mağdur olmadan bu sistemin devamlı işletilmesi için nasıl bir düzenleme yapılacak yani bu durumda bir şekilde şirketin  altyapısına ilişkin bazı alt yapı modellerine alt yapı süreçlerine de mi bir şekilde müdahale olacak?

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Şimdi bakın tabii teorik olarak konuşuyorum, buradan sakın kimse bir pay çıkarmasın. En uç nokta olarak lisans iptalinde zaten bu kurumlar, bu şirketler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nindir. Alt yapısıyla üst yapısıyla herşeyiyle devlet İmtiyaz Sözleşmesi karşılığında  25 yıllığına bunlara işletme hakkını vermişti. O süre sona  erdiğinde nasıl ki, günü şartlarına göre bütün alt ve üst yapı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve onun verdiği yetkiler çerçevesinde Telekomünikasyon Kurumu’na aitse, aynı şey onun için de geçerlidir. Yani burada mevzuata ilişkin veyahut da sistemin işleyip hizmetin nasıl verileceğine ilişkin hiç bir endişe yoktur.  Çünkü belirli bir süre için verilmiş imtiyazlardır.  Ama sonuçta bunlar devletin malıdır. Alt yapısıyla üst yapısıyla  frekanslarıyla ve numaralarıyla.

Açıl Sezen - Yani şirketin yaptığı yatırım da devlete mi aittir.  Lisans iptaliyle birlikte yani lisans Telekomünikasyon Kurumuna geçerse geçici bir süre için  bu alt yapı hizmetleri de Telekomünikasyon Kurumu’na mı geçecek?

Doç. Dr. Ömer Arasıl - Tabii, aynen öyle. Lisans iptali değil,  20 yılı var, mesela  tüm operatörlerimizde Turkcell, Telsim’de  bunların 20 yıl sonra o günkü şartlara göre yenilenebilir, yeni ihaleye çıkılabilir ama normalde olan tablo, imtiyaz  sözleşmelerinde tüm fiziki imkanlarıyla yatırımlarıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti  ve o yetkilerle de bizim Kurumumuzun.

Açıl Sezen - Telsim konusuna burada nokta koyalım ama  çok önemli iki konu daha var değinmek istediğim.  Aycell’le Aria birleşmesi ile ilgili sabah sayın Ulaştırma Bakanına da sorduk bu konuyu. Yeni bir şirket ve yeni Lisans hakkı vermesi mi söz konusu olacak? Bu konuda sizin görüşünüz nedir?

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Aycel ve Aria birleşmesi yine Kurul adına değil,  Kurum Başkanı, bir Hoca, Bilim adamı sıfatıyla değerlendirdiğimde ekonomik olarak arzu edilen bir birleşme. Siyasi idare zaten çok net bir biçimde bu birleşmeye ilişkin kanun çıkardı. Bizim Hayır, birleşemezler demek  gibi ne bir hakkımız ne de bir haddimiz var. Dolayısıyla bizi ilgilendiren  bu yeni birleşme sonucu ortaya çıkacak şirketin  telekomünikasyon alanında hukuki ve ekonomik düzenlemelerine katkı sağlayarak rekabetçi, sürdürülebilir bir ortamda belirli bir süre sonunda da o şirkete imtiyaz sözleşmesini yenilemek anlamındadır. Burada arkadaşlarımız çok yoğun bir şekilde çalıştılar. Bunun alt yapısı hazırlandı. Bize geçtiğimiz hafta içerisinde resmi müracaatı yapıldı. Ancak iki şirketin hukuk prosedürü içerisinde, farklı kamu organlarından  almaları gereken izinler, yapacakları genel kurullar gibi bir süreç yaşanıyor sanırım. Onlar bizim işimiz değil. Bizim açımızdan bu şirketin birleşmesinde, işte frekans tahsislerinde bir sözleşmenin Kuruma verilmesi bunun karşılığında bir bedel ödenip ödenmeyeceği, ödenecekse miktarının ne olduğu, numara planlarının ve prefikslerin tekrar  tahsislerinin yapılması gibi teknik ve ekonomik  sorunlar yer alıyor. Bu konuda da bir ilkiz. Burda da dediğim gibi biraz önceki konuyla bağlantılı olarak,  İmtiyaz sözleşmelerinde birleşme ve de devir almalar düşünülmemiş doğal olarak  ama bunlarda artık yaşanan ve yaşanacak olan belki ilerde başka formatlarıyla  karşımıza çıkacak konular. Bunları da yine yeni İmtiyaz Sözleşmelerinde  tüm İmtiyaz sahipleri  kabul ederlerse yeni bir şekil alarak, yani bütün gayemiz bildiğimiz konuları bakın, bilimin yarısı mantık yarısı sezgidir. Bizim sektörümüzde sezgiler öngörüler çok önemlidir. Bizde hem bilimsel veriler hem de sezgiler doğrultusunda dünyayı da tabii gözönüne alarak  ve ondan büyük dersler çıkararak  ve bu yaşadıklarımızdan çıkararak en azından potansiyel sorunları minimize edecek  gelişmeler yapmaktır. Bu da tabii kolay bir şey değil, meşakkatli ama biz çok gayretle, umutla sektörümüzle sosyal paydaşlarımızla bunu el birliğiyle gerçekleştireceğiz.

Açıl Sezen - Peki  son bir sorum efendim. 2004 yılından itibaren Telekom piyasası Türkiye’de ses tekeli kalkıyor ve liberalleşiyor. Dolayısıyla burda herhangibir gecikme söz konusu olabilir mi? Çünkü bugün sayın Bakanın konuşmasında da buna dair bazı  soru işaretleri uyandı, en azından katılımcılar arasında. Buradaki serbestleşmede herhangi bir gecikme söz konusu olabilir mi? Türk Telekomun özelleştirme sürecinde şu anda hangi noktadayız  bundan sonraki süreç nasıl işliyecek?

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Şimdi Türkiye’de seçilmişlerle atanmışlar arasındaki nüansın iyi ortaya konması gerekir. Kanunla yapılan yasama organı tarafından Kanunla getirilen düzenlemeler ancak, Kanunla kaldırılabilir. Serbestleştirme 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Türk Telekomun ana operatörümüzün  ses ve alt yapı tekelinin kalkması şeklinde bir Kanunla biliyorsunuz ortaya konmuş vaziyette. Özelleştirme Kanunu tabii ayrıca politika ve strateji boyutuyla tamamen  siyasi iradeye münhasır  olan bir konudur. Biz  Türkiye Cumhuriyeti Telekomünikasyon Kurumu olarak liberalizasyondan asla dönülmeyeceğine inanıyoruz, çünkü bu sıcağa kar dayanmaz. Bunun aksini düşünmek bile doğru değil. Burada şu olabilir serbestleştirmenin hızı ve sürati kadar serbestleştirmeye ayak uydurabilme sürati de çok önemlidir. Gerçekten gelişmiş ülkelerin  Almanya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın, İtalya’nın ve belki de daha önce A.B.D.’nin liberalizasyon sürecinde yaptıkları ve karşılaştıkları sıkıntıları 10 yıl 15 yıla yayılmış düzenlemeleri biz 1,5- 2 yıl gibi bir süreçte gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Tamamının dört dörtlük olmasını beklemek hayalciliktir. Bunu ben sabahki sayın Bakanımızdan önceki  konuşmamda dile getirdim ama önemli olan sektörle açık bir biçimde onların görüşleriyle birlikte düzenleme ve yetkilendirmeleri yapmaktır.  Biz çok yoğun olarak, çok önemli addedilen kablo  hizmetleri işletmeciliği, kablo yayın yönetmeliği, yetkilendirme yönetmeliği, altyapı,  geçiş hakkı, tesis, ortak yerleşim ve tesis paylaşımı gibi, liberalizasyona ivme kazandıracak asıl düzenlemeler ve yetkilendirmelerimizi sektörümüzle oluşturduğumuz ekiplerle birlikte yapıyoruz ve bunu elektronik ortamda da  sürekli görüşler alarak  düzeltiyoruz, yeniliyoruz. Dolayısıyla,  bizim için 01/01/2004 serbestleştirmeye geçiş sürecidir.  Ancak, şu iki konseptin de birbirine karıştırılmaması gerekir.  Yani özelleştirme ve serbestleştirme her ne kadar birbirlerine yine tabirimi mazur görün “yumurta mı tavuktan? tavuk mu yumurtadan” gibi  düşünülse de aslında birbirinden ayrı iki konseptir.  Yani şu anda dünyada genel kabul gören görüş, önce serbestleştir, ne kadar serbestleştirebilirsen. Sonra özelleştir ve başarılı serbestleştirmeler  dönem sonunda yani kısa vadede değil.

Açıl Sezen – Benimsenen model bu mudur? Yani 2004 yılında özelleştirme takvimi açıklanacaktır. Telekom için de önce serbestleştirme sonra özelleştirme.

Doç. Dr. Ömer Arasıl – Tabii şimdi siyasi iradenin bu takvim içerisinde  kendi tasarrufları hakkında bir fikir yürütmem mümkün değil, zaten bilmiyorum. Ancak, kanaatim odur ki, dediğiniz gibi önce serbestleştirmeye başlayacağız, serbestleştirmede de bizim takvimizde yer alan  önceliklerimizin önceliği var. Yani asıl sektör için vazgeçilmez olan  serbestleştirme düzenleme ve yetkilendirmeleri var. Buna uygun bir biçimde siyasi irade, otorite sanırım halka arz, hisse senetlerine çevrilebilir tahvil ve blok satış yöntemleriyle zaman içerisinde Türk Telekomu özelleştirecektir. Yani düşük talep düzeylerinde arzedilen arzın  yoğun bir taleple karşılaşması durumunda arzı da yukarıya çekerek  onun değerini arttıracağı  İktisat Biliminin temel kurallarından  birtanesidir. Bu telekom sektörü  için de çok geçerlidir. Bu ana model işleyecek.  Burada tabii biz çok kritik bir görev üstleniyoruz.  Liberalizasyonu ne kadar başarılı yapabilirsek ulusumuza vatandaşlarımıza  o kadar kaliteli bir telekomünikasyon  hizmetini ve daha da önemlisi Türk Telekomun değeri artarak  yaşadığımız ekonomik sıkıntılardan  önemli bir çıkış yolu bulabileceğimizi düşünüyorum.

 


 

 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir