|
Telekomünikasyon
Kurulu BaşkanI Doç. Dr. Ömer ArasIl'In
BasInI bilgilendirme ToplantIsI
27
OCAK 2005
Doç. Dr. ÖMER ARASIL (KURUL BAŞKANI)
Değerli Basın Mensupları,
Öncelikle, temsilinden gurur duyduğum
Telekomünikasyon Kurumu ve Kurulu adına
bizleri kırmayıp onurlandırdığınız için
hepinize çok teşekkür ediyor hoşgeldiniz
diyorum. Telekomünikasyon Kurumu olarak
artık gelenekselleştirmeye çalıştığımız ve
öyle olduğuna inandığım bir yılda neler
yaptık ve önümüzdeki yıl neler yapmayı
planlıyoruz ya da ne söz verdik neleri
yapabildik diye kısaca belirleyeceğimiz
basın toplantımızda konuya geçmeden önce
bir iki hususu vurgulamak istiyorum. Tabii
ne yaptık ne yapamadığın hesabını sizlere
vermemizde iki temel gerekçe çok önemli
rol oynuyor; bunlardan bir tanesi, bizim
gibi bağımsız kurumların aslında kamu
yönetimi içerisindeki her kuruluşun
taşıması gereken temel özelliklerden biri
olan şeffaflık yada saydamlık ve bizim
içinde artı tarafsızlık özelliğimize
dayanarak, bunu temel gerekçe göstererek
bu toplantıyı tabiri caizse hesap
verilebilirlik, hesap sorulabilirlik
anlamında bir yönetişimin gereği olarak
yerine getiriyoruz. Diğer bir gerekçemiz
ve kurumumuz adına bundan daha önemli
olanı, gelişmeleri öngörmemizin mümkün
olmadığı bir sektörde son derece dinamik
ve hele bu sektörü genel olarak Türkiye
ekonomisinin dünyada yükselen bir yıldız
konuma geldiği şu günlerde
telekomünikasyon sektörüne olan ilginin
giderek arttığı, bir başka ifadeyle,
kredibilitemizin son derece yükseldiği bir
ortamda en azından bunu sağlayabilmiş
olmamızın güvencesiyle size önümüzdeki
dönemde veya yaptığımız düzenlemelerin
somut çıktılarını almaya başlamadığımız
ortamda bunların ne gibi sonuçlar
doğurabileceğini anlatarak sizleri bu çok
nitelikli çok dinamik sektörümüze uygun
siz değerli basın mensuplarımızı
haberlerinizde kamuoyuna bunları
yansıtırken sektörümüze sağlanan güven
duygusunu pekiştirmeniz ve sizlerin daha
doğru daha anlaşılabilir bir anlamda
yaptıklarımızı kamuoyuyla paylaşmamızda
katkı sağlamanızdır.
Bu
çok önemli kamu kurumu olarak
bağımsızlığımızın ve tarafsızlığımızın
temel özelliklerimiz olan bu iki unsurun
doğrultusunda yoğun çalışma tempomuzda
yaptıklarımızı çok net anlatamamanın
sıkıntısını yaşıyoruz, hani fazla tevazu
kibirdendir derler biz aslında hiç kibirli
bir kurum değiliz ama bir noktadan sonra
hakikaten bizim gücümüz dışında
yaptıklarımızı yeteri kadar anlatamamızın
sıkıntısını hergün ortaya çıkan yeni
düzenlemeler, yetkilendirmeler ve hiç
hesapta olmayan bazı gelişmeler
doğrultusunda sizlerle daha sık birlikte
olmamanın sıkıntısını da buraya bir
özeleştri olarak açıklamak zorunda
hissediyorum kendimi.
Tabii
bizim düzenleme ve yetkilendirmelerimiz
artık sizlerde bizlerde birlikte yaklaşık
dört yıldır neler yapmaya çalıştığımızı
gözlemleyerek çok önemli bilgi birikimine
sahip olduğumuz bu düzenleme ve
yetkilendirmelerin ne kadar uzun süre
aldığını, verilen yetki belgelerinin
aslında sadece yetki vermekle işin
bitmediğini, bu şirketlerimizin ulusal
veya uluslararası ekonomik bir avantaj
sağlamaya başlamadığı sürece bir anlam
ifade etmediğini çok iyi biliyoruz.
Özellikle Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri
alanında faaliyete geçen şirketlerimizin
durumu, sıkıntıları hepimizin malumu.
Ancak bu doğal da bir süreç. İşte neleri
yapamadık, neleri yapabildik derken bu
anlamda da sizlerle bir hesaplaşma içine
gireceğiz. Kaldı ki yine hepinizin yakınen
takip ettiği geçtiğimiz yıllardaki bu
geleneksel basın toplantımızda da sizlerle
paylaşmaya çalıştığımız hesapta olmayan,
öngörülemeyen çok özgün sorunları da yine
bu yıl içinde yaşadık, yaşamaya devam
ediyoruz ve belki büyük bir ihtimalle
önümüzdeki yıllarda da daha artarak başka
sorunlarla mücadele edeceğiz. Bu bizim
sektörün en büyük özelliği gerçekten
dinamik yapısını ve cezbedici boyutunu öne
çıkaran en önemli özelliklerinden bir
tanesi dolayısıyle geçen senelerden farklı
olarak bu basın toplantısını ben çok daha
kısa tutarak bir monolog içinde değil
benim kısa sunumumdan sonra konunun uzmanı
başkan yardımcıları arkadaşlarımızla
soru-cevap, diyalog anlamında daha dinamik
hale getirmeyi planlıyoruz ve bununla
birlikte basın toplantımızın sonunda
sanırım 35 ya da 36 slayttan olan bu
bilgileri sizlere takdim edeceğiz ki
haberlerinizde en azından yapılan bir
düzenlemenin amacı nedir, temel
özellikleri nedir gibi elimizde bir kaynak
bulunsun.
Yine
başlamadan önce sizlere bir önemli konu
daha iletmek istiyorum. Göreve geldiğimden
beri çok değerli siz basın mensupları, biz
de öğrenme sürecindeyiz hergün
öğreniyoruz. Örneğin ben 2,5 yıllık bir
sürede akademik hayatımda herhalde 20 yıl
bu konuda okuyacak olsaydım onun çok daha
üstünde bir birikim ve deneyime sahip
olurdum işte aynı süreç sizi de etkiliyor.
Yaptıklarımızı daha doğru anlatabilmek
konunun biraz detaylarını verebilmek adına
sizlerden de gelen teklifler doğrultusunda
isteyen sektörümüzün çok kıymetli siz
değerli basın mensuplarına bir seminer
programı planladık. Önümüzdeki cumartesi
ve ondan sonraki cumartesi günü yaptığımız
düzenlemelerin ve yetkilendirmelerin ana
hatlarıyla bilgilendirme amaçlı konunun
uzmanları tarafından size verilecek bir
seminer programını başlatmak istiyoruz.
Tabii sizin iletişimciler olarak çok yoğun
bir tempoda bu seminer programına master
ya da doktora öğrencisi gibi bir yarım gün
veya bütün gün ayırmanızı beklemiyorum bu
yüzden arkadaşlarımızın çok iyi niyetle
yaptığı program bu konularla ilgili 45' er
dakikalık bir süreci kapsıyor. Uzun ama
sizde çok yoğun haber peşinde koşan
insanlarsınız olabildiğince kısa özlü bir
şekilde bunu değiştirebiliriz. 29 Ocak’ta
ve sanırım 5 Şubat Cumartesi günlerinde
Kurumumuzda hemen hızla saymaya
çalışırsam; 15 konuda sanırım seminer
programımız var. Bunları size toplantı
bitiminde arkadaşlarımız ayrıntılı biçimde
anlatacaklar. Katılmak isteyen tüm
arkadaşlarımızın katılımı bizi çok mutlu
edecektir. Çünkü sizlerde yazdığı haberin,
yaptığımız düzenlemenin kamuoyunu
bilgilendirmek adına bizim eksikliğimizi
tamamlayan bir sosyal paydaşımız olarak
çok yararlı olacağını düşünüyorum bu
eğitim programının. Katılım ne kadar
yüksek olursa paylaşmalı gelebilirseniz
yani hepinizin birden olması mümkün
olmayabilir sanırım, kendi aranızda bir
yöntem bularak da bu bilgilendirme
sürecini birlike gerçekleştirmiş oluruz.
Yani Telekomünikasyon Kurumu ilklerin
Kurumu olmaya devam ediyor. Sizlerinde
innovatif fikirleriyle sanırım Türk kamu
yönetiminin hep eksikliğini hissettiğimiz
hususları giderek kapatmaya ve bunları
kapatırken de gerek sektörümüze, gerek
ülke ekonomimize, yatırımcılarımıza son
tahlilde işsiz nitelikli gençlerimize yeni
iş imkanları yaratmak da ancak bu
mücadelenin sonunda gerçekleşir diye
düşünüyorum.
Neler
yaptık ne söz verdik konusundaki ana
hatlarıyla sunumumuza geçmek istiyorum:
2004
yılı içerisinde, teşekkür borçlu olduğum
önemli asıl birinci kesim mutfakta çalışan
isimsiz kahramanlar diye nitelendirdiğim
çok kıymetli çalışma arkadaşlarım ve
bunları kurula getirerek kurum kararına
döken en az o kadar mesai harcayan çok
büyük emeklerle bunları karar manzumesine
getiren sayın kurul üyelerimize de
huzurunuzda teşekkürü başkan olarak bir
borç biliyorum.
Ve
hemen 2002-2003-2004 yılındaki Kurul Karar
sayılarımız incelendiğinde çok önemli bir
artışın gözlemlendiği ve toplam 1681
kararın 164 toplantıda
gerçekleştirildiğini görüyoruz. Ve hemen
belirtmek gerekir ki bunların %90'ı
sektöre yönelik kararlardır. Yani geri
kalan %10'u paralarımızın transferiyle,
bazı görevlendirmelerle, Telekomünikasyon
uzmanlığı atamaları gibi idari konulardır.
Dolayısıyla her bir karara verilen emeği
de dikkate alırsanız - keşke vaktimiz
olsaydı bunu çalışma saatleri ve gün
olarak da dökebilseydik, hakikaten
Kurumumuzun ve Kurulumuzun bu geçen süre
içerisinde artarak çok büyük bir
performans gösterdiğinin kanıtıdır diye
düşünüyorum. Artık sizler çalışma
mekanizmamızı bildiğiniz için bunun
takdiri sizler tarafından daha güzel
yapılır.
16
toplam düzenleme içerisinde 11 Yönetmelik
ve 5 Tebliğ 2004 yılı içerisinde çıkardık.
4 yeni yetkilendirme türümüz var, tabii bu
yetkilendirme türü içerisinde faaliyette
bulunan şirket sayılarımız da birazdan
sizlere slaytta göstereceğiz.
Toplam 16 düzenlemenin ve 4
yetkilendirmenin tümünün kısaca dökümünü
yaparsak son yayınlandığı tarihten geriye
doğru giderek yaptığımız bir kronolojik
sıralama içerisinde Elektronik İmza Kanunu
ile ilgili düzenlememiz çok önemli. Bize
kanun gereği tebliğ edilen görevin süresi
23 Ocak’ta bitmesine rağmen Kurumumuz 12
Kasım itibariyle Başbakanlığa bu
Yönetmelik ve Tebliğlerimizi göndermiş 6
Ocak 2005 tarihinde de yürürlüğe
girmiştir. Dolayısıyla hakikaten 2,5 ay
kadar erken bir sürede son derece teknik,
son derece ülke geleceğimizi
şekillendirecek çok önemli bir konudaki
düzenlememizi arkadaşlarımız hem de çok
şeffaf bir biçimde ulusal ve uluslararası
bütün görüşleri nazarı dikkate alarak
paylaşarak gerçekleştirdik. Bir diğeri
Tüketici Hakları Yönetmeliğimiz özellikle
bizim gibi sektör spesifik kurumların
temel iki amacından biri olan
tüketicilerin daha çeşitli ve kaliteli
hizmetleri daha ucuza alma imkanı, amacı
doğrultusunda hazırlanan Yönetmeliğimiz de
22 Aralık 2004’de yürürlüğe girdi. Numara
Ücretlerinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkındaki Tebliğ, İdari Para
Cezalarımıza Yönelik Yönetmelik,
Sertifika, Mali Sigorta Sorumluluk
Yönetmeliği ve daha teknik boyuttaki
Telsiz Telekomünikasyon Terminal
Ekipmanları Yönetmeliğimizin Atıfta
Bulunduğu Standartlara Dair Tebliğler,
Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişime İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkındaki Tebliğ, burada
artık saymaya gerek görmüyorum bütün bu
düzenlemelerimizi hızlı bir biçimde
geçerek 2004 yılında neler yaptığımızı
düzenlemeler boyutuyla görüyoruz.
Sunumumuzun akabinde çok özet olarak size
vereceğimiz bu bilgi notlarında da
görüleceği üzere her düzenlemenin amacı ve
kapsamı var, dediğim gibi bununla ilgili
haberleri yazarken seminer programımızda
ve bugün itibariyle ayrıntılı bilgileri
yani kapsamlı örneğin; bildirim ve
sertifika süreçleri nelerdir gibi bir
tereddüte düşerseniz hemen benim
sunumumdan sonra konunun uzmanı başkan
yardımcılarımız marifetiyle bununda kısa
cevaplarını almanız mümkün. Kaldı ki,
haftasonu eğitim programımızda bunu çok
daha ayrıntılı katılmak isteyen
arkadaşlarımızla paylaşacağız.
Onun
için şimdi yapılan düzenlemelerin bu amacı
ve kapsamı kısımlarını da hızla geçiyorum.
Tabii bu arada burada yer almayan ancak
öngörülemeyen gelişmelerde de Kurumumuz ve
Kurulumuz çok mesai harcadı. Bunlardan bir
tanesi özelleştirme sürecinde her ne kadar
dolaysız bir görevimiz olmasa da dolaylı
olarak siyasi karar alma mekanizmasına
ilgili kurum ve kuruluşlara yapmış
olduğumuz ve yapmaya devam edeceğimiz
katkılar var. Yine diğer önemli
düzenlemeler olarak belirlediğimiz
Standart Referans Arabağlantı Ücret
Tarifeleri var. Bu ben göreve
başladığımdan beri tartışma konusu olan
ana operatörümüz, yerleşik işletmecimiz ve
diğer GSM operatörleri arasında yargıya
intikal etmiş bir konuydu biliyorsunuz.
Bunu gerçekten arkadaşlarımız çok büyük
emek sarfederek çözdüler ve ne mutludur
ki, yaptığımız düzenlemeleri somut
çıktılarını süreç içinde alabiliyoruz şu
ana kadar feedbackler çok pozitif. Gerek
yurtdışında gerek yurtiçinde herkes
tarafından en azından muhatap taraflarca
başlangıçta beğenilmemiş olan bu rakamlar
hiç bir yargıya intikal etmeden hiç bir
hukuk boyutunda tartışmaya mahal vermeden
yine kabul gördü. Bu çok önemli, çünkü
biliyorsunuz bizim sektörümüzde hizmet
veren işletmecilerin temel girdilerinden
bir tanesi belki de en önemlisi bu, bu
rakamları biz Yeni Türk Lirası olarak da
vermeyi düşündük. Kurul kararımızda YTL
olarak da var ama dediğim gibi çok kısıtlı
bir zaman sürecinde yeterli hazırlığı ben
en azından kendim gerçekleştiremedim.
Örneğin 1 Ocak 2005'ten itibaren 3,4 Yeni
Kuruş artık o 4 Yeni Kuruşu herhalde
santim falan diye değerlendirilecek çünkü
TK 'dan başka bir dünyayı da görüp
ilgilenemiyoruz. Dolayısıyla rakamlarımız
AB normlarına çok uygun hatta süreç
içerisinde onun altında ki hemen
antiparantez şunu da dikkatlerinizden
kaçırmayın enflasyonun giderek düştüğü bir
ortamda çok daha alt yani reel olarak çok
daha alt rakamlara inecek.
Yine
bir diğer sektörümüzü ilgilendiren
düzenleme de bizim Etkin Piyasa Gücü ve
Hakim Konumda bulunan işletmecileri
belirleyip bunu Resmi Gazete’de
duyuruyoruz biliyorsunuz. GSM Mobil
Telekomünikasyon Hizmetleri ile GSM Mobil
Çağrı Sonlandırma Piyasasında da kıymetli
Turkcell şirketimizi etkin piyasa gücüne
sahip ilan ettik. Tabii aslında önümüzdeki
yıl AB müktesebatına uygun bir biçimde
2006 yılından itibaren sanırım bu etkin
piyasa gücüne sahip işletmecilerimizin
sayısında bir artış olması da kaçınılmaz.
Yani hızlı bir biçimde bizim sektörümüzün
gerek ekonomik büyüklüklerine, gerek
teknik olarak sağlamakla yükümlü olduğu
bazı büyüklüklere uygun olarak,
olabildiğince birbirine yaklaştırma
gayreti içerisinde yani adil, olması
gereken bir rekabet ortamını sağlama
görevimizi hızlı bir biçimde yerine
getirmeyi de hedefledik. Bu kolay bir
mücadele değil ancak bunun için bir dizi
teknik-ekonomik düzenlemelerimiz mevcut
olanların dışında gündeme getirilecektir.
Yine
bir diğer önemli düzenlememiz; biraz önce
söylediğim bu arabağlantı ücretleriyle
beraber temel girdi niteliğinde olan
yurtiçi sayısal kiralık devre
tarifelerimiz. Burada da önemli bir ilki
gerçekleştirdik ve maliyet esaslı
belirledik bunları. Biliyorsunuz
maliyetlerin belirlenmesi aslında
kamuoyunu belli bir süre meşgul eden ve
sanki iki Kurum arasında bir yetki
karmaşası bir çatışma varmış gibi gündeme
getirilen Rekabet Kurumuyla bizim
aramızdaki kablo platform işletmeciliğinin
ayrı mı, bir bütün olarak mı
özelleştirilsin tartışmalarının altında
yatan bir gerekçe. Sorun, maliyetinin tam
olarak belirlenememesi, bir başka ifadeyle
hesap ayrımlarının ve maaliyet
modellerinin geliştirilememesi. Bu tabii
bizim belirleyeceğimiz bir konu değil,
işletmecilerin kendilerinin bunu tespit
ederek bizim incelememize getirmeleri
gereken bir husus. yurtiçi sayısal kiralık
devre tarifelerinde Kurumumuz ilk defa
maliyet esaslı belirledi ve %50'ye varan
indirimler gerçekleştirildi. Aynı şekilde
uluslararası kiralık devre tarifelerinde
de bu oranda indirimler var. Tabii bu
rakamlar özellikle yurtiçi sayısal kiralık
devre tarifeleri, Yine AB normlarına çok
uygun hatta onun altında rakamlar olarak
da yine genel kabul gören rakamlar.
Bunları niye ısrarla vurguluyorum, çünkü
bütün bunlar sizlerin bizlerin son
tahlilde tüketicilerin daha ucuz, bu
kalitede hatta giderek zaman içerisinde
artması gereken kalitedeki hizmetleri daha
ucuza almalarını sağlayan bir sessiz
devrim. Yani Telekom sektöründe bir
Özal'ın 80'li yılların başında
gerçekleştirdiği -birinci Telekom devrimi
diyorum ben- bir de Kurumumuzun bu yoğun
çalışma temposuyla gerçekleştirdiği bu
düzenlemelerle henüz hissedilemeyen ikinci
sessiz devrim. İnşallah 2006 yılından
itibaren biz tüketicilerin bu hizmetleri
alırken ödediği paraların, bedellerin ve
kalitenin artışıyla birlikte çok net bir
biçimde hissedileceği bir devrim.
Yine,
arabağlantı ücret tarifeleri bağlamında
Türk Telekom'un Referans Arabağlantı
Teklifini yayınladık, kiralık devre hizmet
seviyesi taahhüdü onaylandı ve biraz önce
söylediğim tartışmanın belki de esasını
oluşturan bu Hesap Ayrımı ve Maaliyet
Muhasebesine İlişkin Usul ve Esaslarımızda
Şubat 2004 itibariyle yayınlandı. Ocak
2006 itibariyle Telekom’a bir geçiş süreci
verdik, yürürlüğe girecek. Şimdi bir de
yetkilendirmelerimiz var. Başta söylediğim
gibi 4 adet yetkilendirme türü yaptık 2004
yılında. Bunlardan en önemlisi 26.08 2004
tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan
Yetkilendirme Yönetmeliği ki bu her türlü
Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına
İlişkin Yetkilendirmeye Yönelik Usul ve
Esasları belirliyor. Kurulumuz çeşitli
kararlarıyla sektöre yönelik
yetkilendirmeleri ve değişen şartlara
uygun yönetmelik maddelerini gerekiyorsa
bu Yetkilendirme Yönetmeliği’nin eki
olarak yayınlama gayreti içerisinde.
Yine
bir diğer önemli yetkilendirmemiz 2 - 2,5
yıldır Telekomünikasyon sektörünün
gündemini oluşturan Aycell-Aria
birleşmesinin Avea adı altında 12 Ocak
2005’de İmtiyaz Sözleşmesi’nin taraflarca
Kurumumuz ve Avea'ca imzalanarak hukuki
olarak da, tam olarak bitmiş olmasıdır.
Avea ismi altında artık sektörümüzde
faaliyet gösteren 3. operatörümüz resmi
olarak tüm işlemlerini tamamlamıştır. Üçü
birbirinden kıymetli şirketimizin de uygun
rekabet şartları altında biz tüketicilere
çok önemli hizmetler vereceğine ve
ekonomimize katkılar sağlayacağını
umuyoruz. Daha doğrusu kesinlikle
bekliyoruz. Keza Ortak Kullanımlı Telsiz
Hizmetleri, Uzak Mesafe Telefon Hizmeti
sizlerin de ilgisini çeken haklı olarak
çekmeye de devam eden başlangıçta da
söylediğim, olması gereken gibi
gerçekleşen sorunların giderek ortaya
çıktığı ve bizim de ivedilikle o sorunları
çözme gayreti içinde olduğumuz bir
yetkilendirme türü. Kurumumuzun
eleştirileri başlangıç itibariyle haklı
bulduğum yoğun bir biçimde aldığı bir
yetkilendirme türü. Ancak, soru cevap
kısmında sanırım bununla ilgili ayrıntılı
bilgilerde verilecektir ama biz bu geçen
süre içerisinde, önümüzdeki hafta Uzak
Mesafe Hizmetini verecek tüm
şirketlerimizin en üst düzey
yetkilileriyle, Telekom’un en üst düzey
yetkililerini bir araya getirerek
ivedilikle çözülmesi gereken çok da
önceliklerinin önceliği şeklindeki
sorunlarını sanırım bu toplantı
çerçevesinde çözeceğiz ve Kurulca bir
karara bağlayarak en azından onların fiili
bir biçimde hizmete başlayan 5 şirketi var
ama hepsini bu anlam da hizmete sokmayı ve
en azından şimdiye kadar yatırdıkları
paraların artık somut bir çıktı şeklinde
kazanmaya başlamalarını sağlamayı
hedefliyoruz. Bu konudaki sorunlar dediğim
gibi bize has değil, bizim sektörümüze has
değil, gelişmiş tüm ülkelerde de benzer
sorunlar hatta daha yoğun bir biçimde
yaşanmış ve çok daha uzun süreli
çözümlenmiş. Biz asla kötü emsal olmaz
diyoruz. Bu sorunları mümkünse hiç sorun
haline getirmeden ve mümkünse süreyi değil
uzatma anında eş zamanlı çözmek gibi bir
gayret içindeyiz. Teorik olarak bu mümkün
olmakla birlikte uygulamada tabii olmuyor,
ama gerek uzlaştırma prosedürü gerekse
uzlaştırmaya gerek olmayan
yönetmeliklerimizde ki, yorum
farklılıklarından kaynaklanan konuları
taraflarca yeniden Kurul Kararlarıyla
pekiştirerek, kurul kararlarının
tartışılabilir ya da yaptırım gücünün ne
olduğu konusundaki önemli sorunlara da
açıklık getirmek istiyoruz. Burada sizin
desteğiniz çok önemli çünkü hukuk devleti
içerisinde hukukun üstünlüğüne son derece
yürekten inanan bizler açısından
taraflardan herhangi birine hukuka gitme
deme lüksümüz ve hakkımız yok. O süreci
olabildiğince kısaltmak daha doğrusu her
iki tarafa da yargıya başvurmadan
sorunları çözme imkanını getirebilmek
temel görevimiz. Çünkü çeşitli
platformlarda Telekomünikasyon Kurulunun
kararlarının yaptırım gücü nedir diye bana
soru olarak geliyor bu. Uluslararası
boyutta da ben de kendilerine hukuk
devleti içinde bunun yaptırım gücünün
sınırlarını anlatmaya çalışıyorum. Burada
bir anlamda lobicilik çok önemli, bu
lobiciliği siz saygın basın mensupları
kanalıyla yapmaktan başka bir çaremiz de
yok. Kurul kararlarımız beğenilmeyebilir
ancak ben şunu diyorum kararlarımız ne
kadar taraflarca beğenilmezse biz o kadar
başarılıyız. Çünkü her iki tarafın da
ayağına basıyor olacağız. Dolayısıyla
birini çok mutlu etmek birini çok mutsuz
etmek gibi bir hakkımız yok. O yüzden
buradaki desteğiniz ayrı bir anlam
taşıyor.
Yine
Kurumumuzun çok önemsediği gündemimizi
oluşturan Kablo Platform Hizmeti
İşletmeciliği Yetkilendirmesi var. Bu da
özelleştirmeyle çok birebir ilişkili bir
hale getirildi. Buna da soru-cevap
kısmında ayrıntılarıyla değinebiliriz
sanırım. Onu da Kurulumuz Aralık 2004
tarihi itibariyle Kurul Kararı halini aldı
ve bir yönüyle lisans bedellerinin
belirlenmesi için Ulaştırma Bakanlığımız
marifetiyle Bakanlar Kurulu istihsali,
diğer yönüyle de Yönetmeliğin yayınlanması
için Başbakanlığa bunlar gönderildi. Daha
doğrusu geniş bant sabit telsiz erişim
hizmetleri işletmeciliği yetkilendirilmesi
gönderildi. Kablo Platformları
İşletmeciliği de bugün tarafımdan
imzalanarak gönderildi. Bu iki
yetkilendirme türümüz gerçekten
telekomünikasyon sektöründe pazarın
büyümesi -bakın bunu ısrarla vurguluyorum-
pazarın büyümesi adına çok önemli. Yani
burada Türk Telekom çok kaybedecek onun
kayıplarını sektörde yeni işletmeciler
kazanacak diye bir yargı çok yanlış. 2,5
yıldır bunu anlatmaya çalışıyorum bu
statik değil, dinamiktir, pazar büyüyecek
pazar büyüyünce Türk Telekom mevcut
kazancından daha fazla kazanabilirken hiç
olmayan yeni aktörlerde para kazanacak.
Dolayısıyla bunun istihdam, ulusal gelir
üzerindeki etkileri hepsinden önce
tartışılmaz birinci pozitif sonuç olarak
karşımıza çıkacaktır.
Yine
bu konudaki biraz önce söylediğim gibi
ayrıntılı amaç ve bu yetkilendirmelerin
özellikleri sizlere sunulacak. Bu
slaytlardan takip edebilirsiniz, son
olarak yine bazı çok sınırlı şekilde basın
organlarında yer alan serbestleştirmede
telekomünikasyon bazındaki
serbestleştirmenin maalesef çok yanlış
böyle piyasanın %1'i serbestleştirildi
gibi gerçekten çok yanlış
değerlendirmelere rastladık geçtiğimiz bir
yıl içerisinde onu en azından çok hızlı
bir biçimde de hazırlanmış olsa
yanlışlığını vurgulamak daha doğru olarak
serbestleştirmenin neresindeyizi sizlerle
tartışmak için bu kısa bilgi notlarını
hazırladık.
Görüldüğü üzere, 2004 yılı içerisinde 2003
yılına göre nicelik itibariyle verdiğimiz
görev, imtiyaz ve yetki belgeleri
anlamında %65'lik bir artış var. Bunu 2002
yılıyla mukayese ettiğimizde sanırım %
110'ları aşan bir artışı gözlemliyoruz. Bu
artışın tamamı özel ekonomiye yani özel
sektör işletmecilerine ait. Çünkü kamu
sadece Türk Telekom boyutuyla var ve
birleşmeyle birlikte de olsa Avea'nın eski
Aycell kısmında %40'lık yine Türk Telekom
içerisinde kalan bir boyutuyla var. Onun
dışındaki tüm artışlar özel sektör
işletmecilerine verilen yetki belgeleri.
Dolayısıyla bunun %1 gibi tanımlanması
gerçekten bilimin, ilimin herşeyin
tabiatına aykırı. Bunu doğrulamak için
belki ileride sizlerle paylaşacağımız
rakamlar cirolar itibariyle olabilir ki, o
şu aşamada çok yanıltıcı rakamlarla
karşımıza çıktığı için biraz detaylı
çalışma yapmamız gerekiyor. Onu da çok
yakın bir gelecekte sizlerle paylaşacağız.
Kaldı ki uygulama açısından 2004'ü
sizlerle paylaşmamız için biz şirketlerin
bilançolarını henüz almadık. 2004 yılına
ilişkin bilançolarına sahip olmadığımız
için de size parasal büyüklüklerle bir
bilgi veremiyoruz. Bunlar elimize
geldiğinde Türk Telekomun ve diğerlerinin
özel ekonomik özel kesim olarak
rakamlarını çok daha anlamlı yani sektörün
ne kadar serbestleştiğini parasal büyüklük
olarak ortaya koymamız mümkün olacak.
Nitekim telekomünikasyon sektöründeki net
satış hasılatına göre aldıkları payı
incelediğimizde ki, yine vurguluyorum 2003
yılına göre alınmış olan net satış
hasılatlarıdır. %56'lık bir kamu payını
%44'lük de bir özel ekonomik özel kesim
payının olduğu karşımıza çıkıyor. Tahmin
ediyorum büyük bir ihtimalle de öyle
gerçekleşeceğini düşünüyorum ki, Türk
Telekom’un da kârındaki artışa rağmen 2004
rakamlarıyla bunu değerlendirdiğimizde en
az özel sektör lehine %3 ya da 4'lük bir
artışın olması büyük bir ihtimalle söz
konusu. Hele Uzak Mesafe Telefon
Hizmetleri İşletmecilerimiz biraz önce
söylediğim gibi fiili para kazanmaya
başladıklarında bunun bir sıçrama
etkisiyle %50'lik leyhin özel kesim
tarafına dönüşeceğini söylemek için de
kahin olmaya gerek yok.
Bir
de son olarak bu yönetişimde 2005 yılında
neleri hedefliyoruz, planlıyoruza geçmek
lazım. Sizin gibi zeki, sektöre uygun
basın mensuplarının gözünden kaçmadığını
biliyorum. 2005 yılı hedeflerimiz aslında
1 yıl önce sanırım 25 Aralık 2003
tarihindeki basın toplantımızda yer alan
iş planımızdaki hedeflerin bir kısmını da
kapsıyor. Ancak yine hatırlayacaksınız o
iş planımızda 2004’de bitiremediğimiz pek
çok düzenleme ve yetkilendirmenin pekçok
demeyeyim de bir kısmının süreklilik
gösterdiği ve 2005'e 2006'ya
sarkabileceğini de yine sizlerle
paylaşmıştık. Dolayısyla sizin birazdan
getirmeniz çok yüksek olan bu eleştirel
bakışı da ben böyle kısa bir bilgiyle
cevaplamak istedim. Bizden kaynaklanan
boyutu yok mu, bizim de taahhüt ettiğimiz
bitiremediğimiz bazı düzenlemelerimiz var,
onların açıklaması da çok haklı
gerekçelere dayanıyor. Onları yeri
geldiğinde arkadaşlarımızla açıklamamız
mümkündür. 2005 yılında piyasa tanımlarını
yapacağız bu çok önemli. Çünkü AB
tavsiyeleri kapsamında toptan ve perakende
olmak üzere ilgili 18 piyasanın
tanımlanması gerekiyor. Bu
serbestleştirmenin daha doğru ifadeyle
düzenlemenin başarısı hatta denetlemenin
başarısı için çok önemli bir düzenleme.
Sizlerin hep ilgisini çeken çeşitli
platformlarda bana yönelttiğiniz hizmet
kalitesi standartlarına yönelik hedefleri
belirleyeceğiz. Yetkilendirmeye ilişkin
İhale Tebliğimizi yayınlayacağız, Numara
Taşınabilirliği ki bu da biliyorsunuz
özellikle GSM operatörlerimizi çok
ilgilendiren bir konu onunla ilgili
düzenlemelerimizi bitireceğiz. Katma
Değerli Telekomünikasyon hizmetlerine
yönelik yetkilendirmelerimiz olacak. Sanal
Mobil Şebeke Hizmetine ilişkin
işletmeciliği yetkilendireceğiz. 118
Bilinmeyen Numara Hizmetinin Alternatif
İşletmeciler tarafından verilmesini
sağlayacak Rehber Hizmetlerini,
İşletmeciliğini yetkilendireceğiz. Karasal
Sayısal Platform Hizmeti ve çok çok önemli
olan inşallah Altyapı İşletmeciliğini Türk
Telekom’un taşıyıcı şebekesine alternatif
oluşturacak altyapı hizmeti verecek
işletmecilerin yetkilendirmesini
yapacağız. Tabii bunları yaparken
öngörülemeyen gelişmeleri de hesaba
katarak sizlere önceki yıllarda olduğu
gibi kesin tarihler yerine hem biraz önce
söylediğim çerçevede desteğinizi hem de bu
öngörülemeyen gelişmelerde Kurumun üzerine
düşen o anda tebliğ edilen görevleri
yerine getirmede karşılaşabileceğimiz
yoğunluk nedeniyle de kabul edilebilir bir
gecikme toleransını şeffaflığımız gereği,
yönetişim bilimi gereği sizlere söylemek
istiyorum. İnşallah bu olmaz, inşallah
elektronik imzada ve birkaç önemli
düzenlememizde olduğu gibi vaktinden önce
bunları gerçekleştirmenin gururunu seneye
yine bu Kurum sizlerle paylaşmak şansına
erişir diye düşünüyorum.
Sonuç
olarak ülkemizde hukuki olarak 1 Ocak 2004
tarihi itibariyle başlayan serbestleşme
süreciyle birlikte toplam Telekomünikasyon
gelirlerinde işletmeci sayılarında, hizmet
kalitesi ve tüketici tercihlerinde
dolayısıyla tüketici refahının artmasıyla
birlikte çok önemli ekonomik gelişmelerin
ve bunun kısa sürede sosyal bünyemize
yansıyacak, refah düzeyimizi arttıracak
etkileri bekliyoruz. Özellikle AB
müktesebatına büyük oranda ve belki de
sektör itibariyle en büyük oranda
entegrasyonu sağlamış olan sektörümüzde
eğer bu beklentiler gerçekleşirse tabii
yeni teknolojilerinde sürekli gelişen
teknolojilerinde eşanlı kullanılmasıyla
birlikte hep eksikliğini hissettiğimiz
dolaysız yabancı sermaye artışı yatırım ve
istihdam artışı şeklindeki çok önemli
etkilerle birlikte sürdürülebilir bir
rekabet ortamını daha rahat ve sonuçta da
ulusal gelir ve iktisadi büyüme üzerinde
anlamlı ve kalıcı bir etki sağlamayı
hedefliyoruz. Yani Telekomünikasyon
Kurumu’nun vizyonu daha da genişleyerek
2004 yılında 2005 yılı hedeflerini sadece
kendi sektörümüzde artık sınırlı değil,
fiili serbestleşmenin getirilerini
işletmecilerimize ulusal ve uluslararası
yatırımcılara yansımasıyla genel ekonomi
üzerinde düşünmeye de başladık ve bunu
hedef olarak aldık. İnşallah diyorum bu
hedeflerimizdeki sapmalar hiç olmadan
gerçekleşir.
Sizi
şimdi meşgul eden konulardan bir tanesi,
değineyim. Kamuoyunun gündemini maalesef
bazı tatsız olaylarla bir delikanlımızın
vefatıyla tekrar gündeme getiren cep
telefonu kaçakçılığıyla ilgili boyutuydu.
Kurumumuz aslında 2,5 yıldır özellikle
Teknik Düzenlemeler Daire Başkanlığımızın
bünyesinde çok önemli çalışmalar yürüttü.
Yine başta söylediğim bunların tanıtımını
yeteri kadar size yapamadık. Ama yapmamak
da doğruydu. Çünkü yasal düzenleme
tekliflerimiz alınması gereken tekliflerin
bir anda ortaya çıkması gerekir. Yani
bunları, tabirimi mazur görün, böyle
mehteran gibi bir ileri iki geri
kamuoyuyla paylaşmak yerine gerçekten
sadece ekonomik yönü değil artık insani
yönü ön plana gelen bu kaçak cep
telefonları ve sadece cep telefonları
değil, telekomünikasyon sektöründeki
cihazlara yönelik her türlü kaçakçılık
konusunda çok büyük emek sarfetti
arkadaşlarımız, 33 milyon GSM işletmeci
abonelerine ait yaklaşık 33 milyon cihazın
IMEI numaralarını karşılaştırmak suretiyle
12 milyon kullanıcıya ait cihazın kayıt
dışı olduğunu ve bunlardan yaklaşık 500
bin kadarının da IMEI numaralarının
sonradan değiştirildiğini yada
kopyalandığını tespit ettik. Bu çok önemli
bir tespit yani Türkiye'de hep söylenir,
ancak somut delillerle ortaya çıkmak
rakamlarla analiz etmek hele bu kadar
büyük bir pazarda her baba yiğidin harcı
da değildir diye düşünüyorum. Kendilerine
bu yüzden de çok teşekkür ediyorum. Eğer
bunları Kaçakçılıktan dolayı 4929 sayılı
Kanun gereği para cezasına
dönüştürülebilirse, doğru mu, değil mi, o
tartışmalı ben ona karşıyım, çünkü belki
sizlerin de cep telefonları böyle IMEI
numaraları kopyalanmış veya cepleri kaçak
olabilir. Ama bundan sonra en azından çok
büyük bir ekonomik kaybın da önüne geçmiş
olacağız. Yani ekonomik getirisi de çok
büyük. Yani bu telefonların ekonomik
değerine ikincil yada kayıt dışı
piyasalarda sıfırladığınız zaman zaten
ekonomik olarak bir kere satışını
engellemiş olacaksınız. Bunun için yasal
bir düzenlemeye ihtiyaç var. Biz bu konuda
bazı siyasiler tarafından gündeme
getirilen yasa teklifini yine
arkadaşlarımız hazırladı tamamen bize ait
bir tekliftir. Dolasıyla bu noktaya gelene
kadar biliyorsunuz uluslararası anlamda da
işbirliğine de çok gittik. En son İngiliz
Sokak Suçlarını Gasp Önleme Takımı
Başkanıyla birlikte ve yine resmi
yetkilileriyle işbirliği içerisinde bu
telekomünikasyon sektöründeki kaçakçılığa
yönelik alınacak tedbirlerle ilgili çok
önemli gelişmeler kaydettik. Bunları
burada bu kısa 2-3 dakika içerisinde
sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum ki,
Telekomünikasyon Kurumu’nun bu konudaki
hassasiyeti çok önceden başlamıştır.
Ancak, toplumun gündemine bazı istenmeyen
hadiselerle taşınmıştır. Biz de
yaptıklarımızı ne acıdır ki ancak, bu
hadiseler ortaya çıkınca sizlere anlatma
fırsatını buluyoruz. Dolayısıyla,
inşallah bu Yasa Meclisimizden geçtikten
sonra ve bizim diğer teknik
işbirliklerimiz teknik boyuttaki
işbirliklerimizle yoğun bir biçimde
uygulamaya dökülünce sanırım, tabii şok
olarak pat diye değil ama süreç içerisinde
günün sonunda 3 yıl mı, 4 yıl mı bilemem
kaçakçılıkla mücadele e çok önemli bir
mesafe katetmiş olacağımıza inanıyorum.
Evet
bu toplantımız, sunumumuz izninizle bu
boyutta bitti Evet bu yoğun temponuz
içerisinde bizleri dinleme sabır ve
nezaketini gösterdiğiniz için kurumum ve
kurulum adına sizlere çok teşekkür
ediyorum. Şimdi sorularınızı gerek şahsıma
gerek ilgili başkan yardımcısı
arkadaşlarımız marifetiyle dinamik ikinci
bölüm ve son bölüm olarak gerçekleştirelim
isterseniz. Buyrun.
SORU-
Sayın Başkan, şimdi dünya genelinde 3.
jenerasyon cep telefonlarına yönelik
pazarda yükselme var ve yeniden gündeme
geldi.Türkiye'nin de geçmiş dönemde 1-2
yıl önce yine gündemindeydi, ama sonra
piyasası uygun değil diye kaldırıldı. Bu
yeni dönemde bu UMTS'lerle ilgili olarak
bir düzenleme yapılacak mı, sizin bununla
ilgili bir lisans verme söz konusu olacak
mı?
Doç. Dr. ÖMER ARASIL (KURUL BAŞKANI) -
Evet
tabii bizim meşhur UMTS takımımız ve
raporumuz da yayınlanmıştı. Ben göreve
başladığımda sanırım hemen 2-3 ayın
içerisindeydi. Biz bu konuda önemli bir
mesafe katettik, sanırım Ertuğrul Bey
cevaplandırır neden iş planımıza
koymadığımızı. Buyrun Ertuğrul Bey...
Doç. Dr. ERTUĞRUL KARAÇUHA (KURUM BAŞKAN
YARDIMCISI) -
3.
Jenerasyonla ilgili bir takımımız
var.Bunlar bir çalışma yaptılar ve hali
hazırda bu çalışmalar yürütülüyor. 2005
takvimi içerisinde koymamamıza sebep 2005
yılı içerisinde bu lisansları
verebileceğimizi düşünmediğimiz için
koymadık. Fakat bunun 2006 yılı içerisinde
olabileceğini ve 2005 yılı içerisinde bu
çalışmaların biteceğini öngörüyoruz. Ve
zamanlamanın uygun olduğunu düşünüyoruz.
Artık bu dünyada teknoloji oturmaya
başladı ve talepler bu şekilde artıyor.
Ülkemiz içinde anlamlı olabileceğini
düşünüyoruz. Bu çalışmaları yoğun bir
şekilde yürütüyoruz.
SORU-2006'da
mı lisanslar verilme işlemi başlayacak?
Doç. Dr. ERTUĞRUL KARAÇUHA (KURUM BAŞKAN
YARDIMCISI) -
Buna Kurulumuz karar verecek.Tabii
Ulaştırma Bakanlığı'nın da raporu
belirleme yetkisi var. Ancak bizim
çalışmalarımız 2005 yılında da sürecek.
Yani diğer bir deyişle 3. jenerasyon
çalışmalarımızı yoğun bir biçimde
yürüteceğiz.
SORU -
İnternet üzerinden ses iletişimini
sağlayabilen özel telefon şirketleri
piyasaya girdi. Bunların 40'ının kapanma
noktasına geldiği söyleniyor. Özellikle
Türk Telekom'un agresif yapısı nedeniyle
arabağlantı üzerinde fahişliği gerekçe
gösteriliyor ve çoğu kapanma noktasında.
Bu konuda siz bir tedbir almayı düşünüyor
musunuz?
Doç. Dr. ÖMER ARASIL (KURUL BAŞKANI) –
Evet, düşünmek değil görevimiz bu, yani
başta da söyledim düşünmenin ötesinde
eyleme geçirmek durumundayız bu konuyu.
Bir Türk Telekom bir de Uzak Mesafe
Telefon Hizmeti İşletmeciliği Yetki
Belgesi almış olan işletmecilerimizin
bakış açısıyla değerlendirmek lazım.
Ancak, bu da tartışma götürmeyecek bir
sonuç. Artık bu yolun dönüşü yok bu
şirketlerimizi yaşatmak durumundayız. Bu
şirketlerimize bu sektörde hizmet verir ve
hizmet vermenin ötesinde devlete bunu
almak için ödedikleri paraları kendi iş
planlarındaki yatırım programlarındaki
süre içerisinde geri dönmelerini de
sağlamak zorundayız.
Yani
bu bir anlamda devletin, bizim
vebalimiz. O konuda yönetmeliklerimiz
ekleri hepsi yayınlandı. Sunumum
içerisinde kısaca belirttiğim gibi
yönetmelik maddelerinin yorum
farklılıklarına dayanan bir anlaşmazlıklar
bütünü yaşanıyor. Bizim Ekonomik
Düzenlemeler Başkan Yardımcılığımız,
Tarifeler ve Lisans Dairesi Başkanlıkları
hatta tüm hepsi birlikte çalışarak geniş
kapsamlı mevcut sorunların çözümüne
yönelik kurulumuza bir takrir sundular. O
takriri tartışıyoruz. Bunu çözeceğiz.
İnşallah haftaya veya en geç ondan sonraki
hafta bu müjdeyi vereceğiz. Bu konuda
Ertuğrul Bey ilave etmek istedikleriniz
varsa sorunların arkadaşlarımızla
paylaşılması açısından buyrun..
Doç. Dr. ERTUĞRUL KARAÇUHA (KURUM BAŞKAN
YARDIMCISI) -
Bazı
istatistiklerden bahsetmekte fayda
görüyorum. Şimdi bir sıkıntı olduğu ortada
bizim mevcut düzenlemelerimize göre lisans
alan işletmecilerimizin ne yapması lazım;
kardeşim bize lisansı getirin “biz
gidiyoruz Türk Telekom'a ipe unu seriyor,
işte biz anlaşamadık bizi anlaştırın” diye
bize müracaat ediliyor olması lazım. Bu
Arabağlantı Yönetmeliği çerçevesinde bu
arabağlantı dediğimiz konuda bir
uzlaşmazlık prosedürün başlaması lazım.
Ancak, bize müraacat eden iki tane
işletmeci var.Yani dikkat edin bu kadar
ağlıyorlar sızlıyorlar ama kardeşim biz
anlaşamadık sen bize lisans ver de gel şu
anlaşmazlık işlemlerini başlat diye iki
tane işletmeci var. Onlarla ilgili
kurulumuz hemen karar verdi. Taraflara
tebliğ edildi. Bizim Kurulun vermiş olduğu
kararlarda bağlayıcılık yükümlülüğü var.
Yani bu taraflar açısından bağlayıcı,
tarafların kendi özgür iradeleriyle
anlaşıncaya kadar geçerli olan hüküm ve
koşullar. Bu konuda diyeceklerim şimdilik
bu kadar.
Doç. Dr. ÖMER ARASIL (KURUL BAŞKANI)-
Şimdi
orada çok kıymetli şirketlerimizin
feveranlarına ben yüzde yüz katılıyorum.
Yazılı müracaat bazı şeyler özellikle
devlette sorun gibi niteleniyorsa önce
uzlaşmazlıkla çözümlenmeli, yani her şeyi
yazarsanız her şirket bize uzlaşamadım
uzlaştır derse geçecek süre, zaman en
kıymetli değişken. Bu şirketlerimiz bir
bedel yatırdılar insanları istihdam
ediyorlar ve bu hizmete başlamak için Türk
Telekom'la anlaşması gereken hususlar var.
Şimdi burada yazılı olmaması bence
Ertuğrul Bey'in aksine çok önemli değil
ortada bir sorun var. Biz bunu biliyoruz.
Ama bir taraftan da Ertuğrul Bey'in ve
arkadaşlarımızın düşünce yapısı ki ben
artık bunu bürokrasinin haşin şartlarının
da bu kurumları etkilemeye başladığını
kendim dahil gözlemliyorum. Mevzuat
çerçevesinde, ki buradaki mevzuat illa
yasalar değil bizim Kurul Kararlarımız,
Yönetmeliklerimiz, Tebliğlerimiz yani
ikincil düzenlemelerimizde o kapsamda
değerlendirmemizde şekil şartlarına da
uygunluk var. Yani bu şirketlerimizin
bizim beklediğimiz olan şekil şartlarına
uymamış olması onların tabirimi mazur
görün işte ağlama, sızlama şeklinde
algılanmamalı. Biz çok iyi biliyoruz ki
kısıtları nedeniyle bunları yapamıyorlar,
dolayısıyla planladığımız bu toplantının
temel hedefi de zaten sözle söylenen
belgeye dökülmesi, belki şu aşamada mümkün
olmayan zamanı iyice uzatacak diye olan
konuların biran önce aydınlığa
kavuşturulması.
SORU -
Yaşadıkları sorunlar sadece Arabağlantı
Sözleşmesi’nden mi kaynaklanıyor yoksa
sorun ne o zaman? 3-5 tanesini bizimle
paylaşırsanız.
Doç. Dr. ERTUĞRUL KARAÇUHA (KURUM BAŞKAN
YARDIMCISI) –
Başkanımızın
da sizlere söylediği gibi Kurulumuzun da
gündeminde olan ve Kurulumuzun alacağı
kararla önemli ölçüde Uzak Mesafeciler
sorununa deva olabilecek kararlar
tartışmak durumunda. Peki bunların içeriği
nedir diye baktığımızda bunlardan bir
tanesi Türk Telekom'da kiralık hat alma
ihtiyacı var Uzak Mesafecilerin. Yani bir
yol alacakki orada yolda ne yapsın
elektriksel işareti taşısın ve bu
telekomünikasyon hizmetini sunma durumunda
kalsın. Türk Telekom kendisine rakip
gördüğü için ne yapıyor bir şirketle uzak
mesafe işletmecisi olan bir işletmeci
arasında kiralık hat vermekten kaçınmaya
çalışıyor diyor ki ben vermeyeceğim senin
lisans kapsamında bu yoktur, Uzak
Mesafeciler yok benim lisans kapsamında
var bunu vermelisin diğer önemli
sorunlardan bir tanesi bu. Bu konuda
Kurulumuz bir karar verecek daha durumu
berraklaştırmak açısından ben de Uzak
Mesafecilerin lehine olabileceğini
düşündüğüm bir karar çıkacak diye
bekliyoruz. Problemlerden bir tanesi bu.
Bir de bu hizmetin teknoloji çok yoğun ve
hızlı geliştiği için değişik
teknolojilerle bu hizmeti sunma imkanı
var. Bu teknolojilerle verirsin veremezsin
tartışması var. Teknoloji gelişiyorsa
insanlarda bu teknolojiyi kullanacaklarsa
buyursunlar kullansınlar ve bu mal
üzerindeki hizmetlerini sunabilirler diye
düşünüyoruz. Bir başka soru da biz
lisansları verdik dedik ki; siz bu
lisansları aldıktan belli bir süre sonra
arabağlantı noktaları kurman lazım. Bu
sürede bitmek üzere fakat, problem şu ki;
arabağlantı anlaşması imzalamayan
şirketler var. Türk Telekom'la oturup
arabağlantı anlaşması yapamadığı halde bu
süre biterse lisansının yanması gibi bir
riski var. Bu da tartışılan problemlerden
birisi. Bir diğer tartışılan konulardan
birisi de bu çağrı başlatma işi cep
telefonları üzerinde, şimdi sizler bu
hizmeti sabit telefon üzerinden çağrı
başlatarak işte elinizde kart var,
numarayı giriyorsunuz evinizden, işten
İstanbul'daki annenizi arıyorsunuz
diyelim, bir başka işletmeciden de bu
hizmeti alabileceğiniz gibi cep
telefonundan da teknik olarak çağrıyı
başlatıp hizmet alma imkanınız var. Bunda
bir takım hazine payıyla ilişkili
problemler olduğu için, o konuda Kurulun
bir takım düzenlemeler yapması
bekleniyor. Tartışılan konular bunlar.Şu
anda söyleyeceklerim bunlar...
SORU -
Kaçak
cep telefonculuğunun maliyeti nedir?
Elinizde bir rakam var mı? Bu yasal
çerçeve içerisinde kaçakçılık ya da kayıt
kopyalama, şifre kopyalamayla ilgili
işlemler hususunda bir yasal hazırlık var
galiba, burada nasıl bir cezai hükümler
öngörülüyor. Bu konuda adli mercilerin
yeterli bilgisi var mı? polis nasıl takip
edecek bu işi ya da hakim nasıl ceza
verecek. Biliyorsunuz Türkiye’de ekmek
çalana 3 yıl hapis veriliyor ama banka
soyanlara hiç ceza verilmedi geçtiğimiz
yıllarda. Birde telekomünikasyon
sektörünün boyutları Gayri Safi Milli
Hasıla içindeki boyutları nereye geldi?
Bir üçüncüsü de telsiz hizmetleri
konusunda yoğun teknolojik gelişmeler
yaşandı geçtiğimiz dönemde, bundan
tüketiceler nasıl yararlanacak ve son
olarak ta siz sektörde herkesin ayağına
basmaya çalışıyoruz diyorsunuz ama en
çokta tüketicilerin ayağına basılıyor gibi
gözüküyor. Geçtiğimiz dönem de Türk
Telekom’un yayınladığı bir tarife sistemi
vardı o tarife sisteminde yoğun
eleştiriler getirdi hatta yargıya
götürdüler bunu. Haksız ve yanıltıcı
reklam yapıldığı idda edildi, %80' e varan
oranlarda indirim gelecekti güya ama ben
de bakıyorum %80’e varan indirim
sağlanmadı. Bu konuda Türk Telekom’a bir
ceza vermeniz söz konusu mu, niye
cezalandırmıyorsunuz?
Doç. Dr. ÖMER ARASIL (KURUL BAŞKANI) -
Ben sondan başlayayım, ayrıntıları sevgili
Ahmet Erdinç Başkan Yardımcımız açıklasın.
Şimdi bu meşhur tarifelerimizle ilgili
kurulumuza ve icrai dairelere geldiğinde
çok uğraştık, hatta ben onu ilk defa
açıklıyorum. Bir meşhur puzzle vardı
biliyorsunuz Eternity’di değil mi adı,
işte bunu çözene 1 milyon dolar
İngiltere'de ödül veriliyor. Ben de doğru
tarifeyi bulana işte şu kadar diye
takılıyordum. Hakikaten içinden çıkılması
çok zor bir tarife demetiydi. Ancak,
sizler nasıl düşündüyseniz ki icra bu işin
uzmanları bu işe enine boyuna Türk Telekom
yetkilileriyle de sürekli toplantı halinde
düşündü, son tahlilde karşımıza hep bir
tüketici menfaati çıkıyor. Yani olmayan
bir tarifeye göre mevcut tarifede siz
tüketicilere çok özür diliyorum kendim
dahil bunu anlamaz ne biçim karışık aptal
yerine koyarak bunu reddetme şansına ve
aklına sahip değilsiniz. Yani averaj bir
tüketici anlayışının kendine uygun
tarifeyi seçme ve dolayısıyla bu hizmetten
daha düşük fiyata faydalanma hakkı vardır
temel varsayımıyla hareket ettiğimiz için
biz bu tarifeleri, ben kendi adıma
diyorum, çok anlamadan ve içime sinmeden
onaylamak durumunda bir kurul üyesi
kimliğimle kaldım, hemen genel kanı buydu.
Nitekim uygulamalarda bunu gösterdi ki,
hakikaten pek anlaşılır değil. Şimdi bunun
altında başka şeyler aramak ve bunu
dillendirmekte söz konusu olabilir. Beni
tanıyorsunuz açık bir insanım, hesabımız
kitabımız yok, sizlerle düşündüğümüzü
paylaşıyoruz. Uzak Mesafeye Telefon
Hizmeti sunacak o dönemdeki
işletmecilerimizin, nedense onlarında
acemiliklerinden ve tecrübesizliklerinden,
dillendirdikleri bir rakam vardı
biliyorsunuz. Yani daha dereyi görmeden
paçayı sıvamak değil, böyle çölün
ortasında vaha hayal etmek gibi bir yapıda
rakamlar uçuşmaya başladı, işte uzak
mesafeyi %80-%90 inecek. Pazarı bilmezsin,
yatırım programın yok Telekom’da ki bu
sektörün içindesiniz. Burada bir stratejik
hata da yapıldı ve Türk Telekom olarak hak
vermemek, zekice planı kabul etmemekte
mümkün değildi. Yani bunu böyle bir
satranç gibi düşüneceksiniz. Bütün bu
süreç sonunda Kurulumuz hepsini enine
boyuna düşünerek çok uzun yine günlerce
tartışılan bir konuda o tarifeleri
onayladık. İçinde bulunduğumuz noktada
bir ceza uygular mısınız, şu anda cezaya
konu olacak bir şey yok. Çünkü bize resmi
bir şikayet yok yani sektörel rekabet
anlamına bu tarifelerden münferit belki
olabilir. Bizim bu konuda bir ceza
uygulamamız bireylere yönelik veya
şirketlerin şikayetleriyle belirli
prosedürler gerektiriyor, önce o şikayetin
haklılığının, doğruluğunun isbat edilmesi,
sonra bunun soruşturma konusu yapılması
gerekiyor. İlgili dairelerimize o
derecedeki şikayetler yansımışsa bunu
muhakkak yaparlar, gerçekleştirirler.
Diğer konu kaçak cep telefonu piyasasıyla
ilgili biz çalışmalar yapıyoruz rakamsal
değeri nedir? Ancak, sevgili Olcay
(Aydilek) kızacak bu rakamlardan çok
ürküyorum ceza rakamı olsun, bu rakamlar
olsun. Çünkü matematik hata affetmiyor
yani bir şeyi telaffuz edince hele
ekonomik büyüklük olarak bilinmeyen bir
paralel ya da kayıt dışı piyasaları
kastediyorsanız ağzımızdan bizim
konumumuzda çıkan rakamların çok
sansasyonel ve yanlış algılanması da
mümkün ama tahminlerimiz 2-2.5 milyar
dolarlık bir piyasa olduğunu sanırım
söylüyor. Bence daha ürkütücü rakamlarda
olabilir, bu kişisel kanım. Hele şu biraz
önce söylediğimiz 12 milyon kişiye ait
cihazın kayıt dışı olduğunu ve bunun
kaçakçılık suçunun paraya dönüştürülecek
rakamı düşündüğünüzde, bu bayağı milyar
dolarlara ulaşabilir. Ancak, bunun net
rakamını hakikaten çok bilimsel çok doğru
olarak ortaya koymak mümkün değil. Aynı
soruyla ilişkili olarak sanırım
telekomünikasyon pazarının ekonomik boyutu
ne oldu diye tanımladınız. Biz geçtiğimiz
yıllarda Sektörel Araştırma ve Stratejiler
Daire Başkanlığımızla bu tür, hala
yapıyoruz tabii, istatistiklerle ve
rakamlarla sektörümüzün boyutlarını yine
ekonomi içinde ortaya koyma gayretimiz
var. Ama yine orada benim kişisel biraz da
hocalıktan kaynaklanan bir hassasiyetim
var. Şimdi 10 milyar Euro civarında 2003
itibariyle, tabii özellikle 2004’deki
enflasyonist trenddeki düşme Türk
Lirasının Uluslararası ABD Doları ve Euro
karşısındaki aşırı değerini hesaba
kattığınız zaman bunun çok daha fazla
olduğunu yani Euro ve Dolar cinsinden çok
arttığını düşünmek mümkün. 2004
rakamlarını, biraz önce söylediğim yine
şirketlerimizin bilançoları ve toplam net
satış hasılatları cirolarını bilemediğimiz
için söylememiz mümkün değil. Ama yine
bazı bilimsel göstergelere göre kanaatim
bunun en az bir yılda %20-25'lik bir artış
göstermiş olduğudur. Sadece bunu GSM
operatörlerimiz ve Türk Telekom’un kendi
söylemlerinden çıkarmak da mümkün.
AHMET HİCABİ ERDİNÇ (KURUM BAŞKAN
YARDIMCISI) -
Kaçak telefon maliyetleriyle ilgili
hakikaten piyasada çok çeşitli rakamlar
konuşuluyor. Aşağı yukarı Sayın
Başkanımızın söylediği rakamları
söyleyebiliriz, ama net birşey olmadığı
için de net bir rakam vermek çok zor.
şimdi tabii verilecek bu cezalarla ilgili
arkadaşımızın bir sorusu olmuştu,
verilecek cezaların ne olacağı noktasında
esas olan şey kaçakçılık mevzuatına göre
yapılacak işlemler. Dolayısıyla, zaten bu
mevzuatın içerisindeki ücretlere ilişkin
gelen herhangi bir malumat bilinmiyor, ama
zannediyorum bu miktarlar vardır.
Dolayısıyla, o Kanun çerçevesinde
yapılması gereken, alınması gereken
cezalar alınacaktır. Diğer bir husus Sayın
Başkanım da söylediler, bu konuda hala
hepimizin telefonlarıda aynı durumun
içerisinde olabilir. Klonlanmış olabilir
ve dolayısıyla bir başlangıç yapılacak bu
yasayla dolasıyla daha önceden bu tür
cihazları olanlar yapılan yasa teklifi
gereği belirli bir ücret ödeyerek yasal
hale getirilecek. Bunlara belirli bir
zaman tanınacak ve bu zaman içerisinde
yapılan kontrol sonucunda kendilerinin
yapacağı kontrol sonucunda, telefonlarının
sahte veya klonlanmış olduğu tespitini
yapanlar bu süre içerisinde başvurularını
yaparak ve belirli bir bedel ödeyerek bu
telefonları yasallaştıracak ve bir diğer
konu yasa çıktıktan sonra asıl bu işle
mücadelenin yapılması yani beyaz bir sayfa
yasa çıktıktan sonra açılacak. Bunun
içerisinde tabii Telekomünikasyon Kurumu
olarak esas görevimiz teknik standartlara
ilişkin performans standartlarını
belirlemek ve ithal müsaadeleriyle ilgili.
Zaten normalde bizim ithal müsaadesi
vermediğimiz cihazların hiç birisinin
gümrükten geçmemesi lazım. Dolayısıyla
olayın diğer tarafı kaçakçılık,
gümrüklerle ilgili bir konu. Beraber
çalışıyoruz, işin içerisinde Gümrük
Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, Adalet
Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet
Genel Müdürlüğü var. Dolayısıyla bu
çalışmaların içerisinde bütün kurumlar
dahil. Ayrıca, operatörlerle ilgili de
altyapı çalışmalarımız devam ediyor. Kurum
içerisinde bu sene bitirebilirsek veya
önümüzdeki sene bir altyapı
oluşturabilirsek GSM operatörleriyle de
ortak uçları bağlamak suretiyle online bu
kaçak telefonların IMEI numaralarıyla veya
standart dışı telefonların izlenmesine
olanak sağlayacak altyapıyı da inşallah
Kurumumuzda kuracağız. Bunun bize bir
diğer faydası da şu olacak. Biliyorsunuz
şu anda operatörler bizim adımıza Telsiz
Kanunu uyarınca alınması gereken
ruhsatnamelerin kullanma ücretlerini
alıyorlar. Dolayısıyla, bunun da abone
bazında takibi yapılmış, sağlanmış olacak.
Bu altyapıyı en kısa süre içerisinde
bitirmeye çalışacağız.
SORU -
Bizim ceplerimizde olan kaçak telefonlar
için bir ücret ödenecek, yeni bir sayfa
açılacak diyorsunuz. Bunu ben nasıl
anlayacağım kaçak olup olmadığını? Yani o
konuda açıklamalar olacaktır herhalde?
AHMET HİCABİ ERDİNÇ (KURUM BAŞKAN
YARDIMCISI) -
Tabii şu anda da bunu yapabilirsiniz.
Bizim web sayfamızda bu konuyla ilgili
bizim ithalat müsadesi verdiğimiz
cihazların IMEI numaralarının hepsi
mevcut. Adresimizi biliyorsunuz herhalde,
www.tk.gov.tr buraya girdiğinizde her cep
telefonundan da IMEI numarasını tesbit
etmek için bazı işaretlerle tuşlara
basarak öğreniyorsunuz, onun da ne olduğu
web sayfamızda var. Dolayısıyla, tesbit
ettiğiniz IMEI numarası, eğer bizim
klonlanmış olarak gösterdiğimiz database
de bulunan IMEI numarasıysa bu demektir
ki, telefonununuz malesef bu kategorinin
içinde tedbir alınması lazım.
SORU -
Siz
bunu açıklamıştınız daha önce, ama o
zamandan bu yana bu cep telefonu kaçak
diye size kaç başvuru oldu? Yani IMEI
numarasını ilan ettiğiniz süre içerisinde
kaç başvuru oldu?
Doç. Dr. ÖMER ARASIL (KURUL BAŞKANI) -
|