Ropörtaj
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | İletişim | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

English 

 
 

 

 

 

   ET

23.06.2008

SKY TÜRK - EKONOMİ POLİTİK (*)


 

Uyanış Tuğtaş : “Ekonomi Politik” özel yayınına hoş geldiniz. Sayın Seyirciler, Telekomünikasyon konusunda tüm merak edilenleri yayınımızda yayınlayacağız. Rekabet koşulları ve yeni düzenlemelerle iletişim Türkiye için artık ucuzlayacak mı? 3G ve numara taşınabilirliği tam olarak ne zaman hayata geçecek serbestleşmenin neresindeyiz? Bu konuları ele alacağız. Telekomünikasyon Kurum’u Başkanı Dr. Tayfun Acarer ve II. Başkanı Sayın Galip Zerey bizlerle olacak efendim hoş geldiniz yayınımıza.

Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer: Hoş bulduk.

Telekomünikasyon Kurumu 2. Başkanı Galip Zerey: Hoş bulduk. Teşekkür ederiz. 

Uyanış Tuğtaş: Şimdi dilerseniz Telekomünikasyon Kurumu konusunda merak edilenleri daha doğrusu düzenleyici ve denetleyici bir Kurum olarak en çok merak edilen konulardan bir tanesi şu ki; özellikle Türkiye’de bakıldığında Telekomünikasyonda maalesef bir türlü ucuzluk sağlanamadı. Özellikle GSM ve sabit telefonlar açısından bakıldığında. Bu gerçekten ne zaman hayata geçecek aslında en çok merak edilen konulardan sorulardan bir tanesi bu. Sayın Acarer sizinle başlayalım mı dilerseniz bu konuya?

Dr. Tayfun Acarer: Teşekkür ederim. Rekabet arttıkça ucuzluk da olacaktır. Ben bu konuda rekabetin her geçen gün daha da arttığını düşünüyorum. Bununla beraber pek çok kampanyalar bildiğiniz gibi yapılıyor ve gerçekten de çok ucuz paketler ortaya çıkıyor. Tabi bu arada özellikle belirtmek istediğim bir husus genelde operatörlerin kendi şebekeleri içindeki fiyatlar gerçekten ucuz ancak şebekeler arası aramada fiyatlar şebeke içine göre 5-6 kat hatta daha fazla oranda yüksek. Bunu bildiğimiz için birkaç senedir bu özellikle arabağlantı ücreti dediğimiz yani şebekeler arasında aramalardaki ücretlerde ciddi indirimler yaptık. Bu sene % 33’le 35 oranında şebekeler arası aramalara indirim oldu. % 33 oranında değil ama şebekeler arası aramalardaki indirimin en az % 10’na yakın faturalara yansıması gerekir. Ben şunu ilave edeyim Avrupa Birliği Ülkeleri içinde arabağlantı ücretlerinin bizden düşük an herhalde 1 veya 2 tane ülke var. Onun dışındaki ülkelerin tamamından ve Avrupa Birliği ortalamasında şu anki arabağlantı ücretleri en az % 30 daha ucuz. Yani şebekeler arası arama ücreti daha ucuz.

Uyanış Tuğtaş: Türkiye’de ama tabi geçtimiz günlerde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın söyledikleri de dikkat çekiciydi. Sizinde oradaki konuşmalarınız arabağlantı ücretlerinin bedava olması gerektiği yönünde kendisinin de bir görüşü vardı. Bir de tabiki yine Sayın Bakanın SKY Türk’te cevapladığı bir soruydu bu, özel iletişim vergileri kalkacak bunu ilk kez açıkladı kaldırılmalı daha doğrusu biz bunun için çaba sarf ediyoruz şeklinde. Tüm bunlar hayata geçebilecek mi? Gerçekten kısa sürede bunu yaşaya bilecek miyiz? Türk halkı olarak.

Dr. Tayfun Acarer: Tabi vergiler konusunda Sayın Bakanın görüşleri çok önemli. Ama vergiler konusu tabi Telekomünikasyon Kurumu düzenlemelerinin dışında ama Sayın Bakanın bu konuda birçok defa söylevi var.

Uyanış Tuğtaş: Evet, peki numara taşınabilirliği uygulaması uzun bir süredir tartışma konusuydu. Sayın Zerey'e bu soruyu yöneltelim. Şimdi evet, 2008 yılında hayata geçecek burada merak edilen birçok konu vardı ama asıl merak ettiğimiz Sayın Zerey daha önce Sayın Acarer’le de bu konuyu gündeme getirmiştik. GSM operatörlerine örneğin Turkcell’e bağlı bir abone karşısındakinin numara taşınabilirliği hayata geçtiği zaman Turkcell'e mi ait olduğunu ya da hangi GSM operatörünü aradığını bilmeyecek. Dolayısıyla burada bir sınır ya da bunu gösteren bir ölçek olmalı diye düşünüyoruz. Bu nasıl hayata geçirilecek ve uygulanacak?

Galip Zerey: Şimdi bu sorduğunuz sorunun cevabını bizde düşündük, düzenlemelerimizi yaparken bunu da hesaba kattık. Başlangıç olarak karşımızda aradığımız abone farklı bir operatöre bağlı ise yani örneğin Turkcell'in abonesi Turkcell'in numarası diye bilinen numaraları kullanıyor fakat Vodafone geçmiş daha sonra biz de bunu bilmiyoruz. O aboneyi aradığımızda Vodafone’da olduğunu sinyal sesiyle, yani duyduğumuz sesle anlayabileceğiz başlangıç olarak. Arkadaşlarımız yeni bir çalışma daha yapıyorlar belki ilerideki aşamada bunu sesli olarak da vermeyi planlıyoruz. İlk başlangıçta sadece ses olarak yani sinyal sesi olarak çalan sesle anlayabilecek bunu ve bu şekilde ona göre konuşacak ona göre kısa tutacak veya uzun tutacak. Yani herhangi bir abone mağduriyeti söz konusu olmayacak bu durumda.

Uyanış Tuğtaş: Dolayısıyla müşteriler aboneler bu şekilde karşısındakinin hangi GSM operatörüne ait olduğunu bilecek peki 3G ve numara taşınabilirliliği her zaman birlikte ele alındığı için soruyorum net olarak ne zaman hayata geçecek? Yani buna ilişkin olarak tabi ki açıklamalar yapıldı ama son noktayı ne şekilde koyabiliriz?

Galip Zerey: Numara taşınabilirliği Türkiye’de 9 Kasım sabahı uygulamaya başlanıyor.

Uyanış Tuğtaş: 9 Kasım 2008’de

Galip Zerey: Bu tarih kesindir ve uygulanacak herhangi bir değişme söz konusu değil bütün çalışmalar yapıldı. Şu an testler yapılıyor operatörler de hazır vaziyetteler. 9 Kasım 2008 günü Türkiye’de uygulamaya başlayacağız. Bu tabi mobil tarafta, fiks tarafta biliyorsunuz 9 Kasımdan 6 ay sonra olacak.

Dr. Tayfun Acarer: Şimdi numara taşınabilirliği ilgili süreç aslında bizim geçen sene başlattığımız ondan öncede hazırlıklarını uzun süre yaptığımız bir süreç. Numara taşınabilirliğinde biraz evvel söylediğiniz gibi tüketicinin mağdur olmaması son derece önemli. Çünkü biraz evvel de söylediğim gibi şebeke içi görüşmeler oldukça ucuz ama şebekeler arasındaki görüşmeler ki arabağlantıya gidiyor bu oldukça pahalı. İşte biz onu indiriyoruz. Şimdi numara taşınabilirliğinde siz eğer şebeke aradığınız şebekenin operatör değiştirdiğini bilmezseniz çok ciddi maddi olarak mağdur duruma düşebilirsiniz. Sayın Başkanın söylemiş olduğu şey siz aradığınız zaman eğer aradığınız kişi numarasını değiştirmişse o konuyu bilmeniz lazım, aksi taktirde çok ciddi maddi olarak mağdur duruma düşebilirsiniz. Onunla ilgili çalışma uzun zamanımızı aldı. Bu arada biz yönetmeliği çıkarttık ama o yönetmelikte mahkemeye taşındı. Mahkeme bu konuda bizim lehimizde karar verdi, yürütmenin durdurulmasına ret verdi, dava devam ediyor halen. Ama Galip Bey’in söylediği gibi süreç bizim için devam ediyor ve 9 Kasım’da mobil tarafta numara taşınabilirliği başlayacak.

Uyanış Tuğtaş: Evet, numara taşınabilirliği ile belki tüketici olarak biraz iyimser mi düşünüyoruz ya da gerçekten bu olacak mı? Rekabet çok fazla olacak ve GSM’ de şirketler belki çok daha ciddi indirimlere gidebilecekler şeklinde bir ön bilgi ya da bir beklenti var ama bu gerçekten olabilir mi size göre?

Galip Zerey: Evet, bizde böyle bir şey bekliyoruz 3 mobil operatörden önemli sayılabilecek indirimle ilgili kampanyalar bekliyoruz. Kıyasıya bir rekabet bekliyoruz ve kaliteli hizmet daha kaliteli hizmet vereceklerini, kapsama alanını daha geniş yayacaklarını bekliyoruz. Tabi bu da bizim amaçlarımızdan bir tanesi fakat biliyorsunuz dünyada numara taşınabilirliği devreye girdiğinde yer değiştiren numara yüzdesi % 8’dir ortalama. Dolayısıyla bizde dünya paralelinde Türkiye’de 3 operatör arasında % 8 civarında bir abone kayması bekliyoruz  hep beraber göreceğiz.

Uyanış Tuğtaş: Peki, o halde yine uzun bir süredir aslında üzerinde çalışılan ve belki de çalışılmaya devam edecek mobil iletişimle ilgili kapsama alanının genişletilmesi konusundaki çalışmalar kuşkusuz yakından izleniyor. Bu noktada Sayın Acarer çalışmalarda bu konuya ilişkin olarak gelinen nokta ve Türkiye’de ki duruma bakıldığında nedir?

Dr. Tayfun Acarer: Şimdi biraz evvelde söylediğiniz gibi Sayın Ulaştırma Bakanı gerçekten bu konuda çok büyük çabaları var. Siyasi iradenin söylemiş olduğu şey mutlaka temel haberleşme hizmetinin Türkiye’nin en ücra köşesine kadar götürülmesi. Aslında gerçekten bu konuda Telekomünikasyon Kurumu olarak biz de üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Çünkü İstanbul’da İstanbul’un merkezindeki bir yaşayan abonenin ne kadar haberleşme hakkı varsa Türkiye’nin en ücra köşesinde bir köyde mezrada çalışanların da en azından temel haberleşme ihtiyacı vardır diye düşünüyoruz. Belki içerik olarak zengin, bant olarak daha geniş hızlı şeyler şehir merkezlerinde daha gerekli olabilir özellikle özel sektör için. Ama en azından temel haberleşmenin de Türkiye’nin en ücra köşesine kadar gitmesi gerekir. Bununla ilgili Kurum olarak GSM operatörlerinden bir çalışma başlattık mobil haberleşmeyi götürebilmek için. Tabi nüfus belli bir sayının altına düştüğünde ekonomik olmaktan çıkıyor olay. Yani yatırım size amorti etmeyebiliyor ticari açıdan baktığınız zaman. Ama kabul etmek gerekirse gerçekten bu konuda üzerlerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar 3 operatör de. Ve bazı noktalarda kendilerince ticari olmasa dahi oralara imtiyaz sözleşmesinde de böyle bir zorunluluk olmamasına rağmen. İmtiyaz sözleşmesinde 10.000 ve üstü yerleşim yerleri zorunlu tutulmuş doğru ya da yanlış yani böyle bir yükümlülük var. Ama mobil operatörlerimiz 3 operatör de 1000 hatta 500 üstündeki yerleri kapsamayı taahhüt ettiler ve bu yıl içinde çok büyük ölçüde bunu tamamlayacaklar. Beş yüzün altındaki yerlerde Sayın Ulaştırma Bakanımızın desteği ile bu tür yerlere de mobil iletişimi götürecekler tabi bu çok güzel bir şey. Türkiye coğrafi olarak zor bir ülke. Yani Avrupa’nın pek çok ülkesi gibi düz bir alan değil orada yüksekçe bir direğin üzerine baz istasyonlarınızı koyduğunuz zaman baz istasyonu antenlerini koyduğunuz zaman çok geniş alanı kapsamanız mümkün. Ama Türkiye oldukça dağlık bir ülke orada aynı alanı kaplamanız için bir değil bir çok baz istasyonu kurmanız gerekir. İşte bu konudaki zorlukta inşallah Sayın Bakanın desteğinden aşılacak diye düşünüyorum.

Uyanış Tuğtaş: Peki, şimdi öyle bir hale geldik ki, bu anlattıklarımız ışığında aslında Türkiye’de Telekomünikasyonda çok fazla ilerleme sağlanmış gibi görünüyor. Yani olumlu bir pozitif bir ışıktan bahsediyoruz ama diğer taraftan tabiki olumsuz gelişmelerle bizi etkileyen süreçler de var. Bu internet kullanımında da var bilindiği gibi youtube’nin kapatılması konusu ve diğer taraftan tabiki internet üzerinde işte sanal kumarhane konuları çok fazla konuştuk milyarlarca YTL kayba neden olan konular şimdi burada tabiki şu soru akla geliyor acaba burada devletin rolü nedir, bu yasaklar işe yarıyor mu? Çünkü bilindiği gibi mesela youtube’yi örnek alacak olursak 5 Mayıs yanılmıyorsam 5 Mayıs tarihinden buyana kapalı ve açılsa da işte tekrar kapanan dünya’da 4 ülkeden bir tanesi. Türkiye’de bunlar işe yarıyor mu ya da nedir bu konuda ki gelişmeler nasıl yanıtlamak gerekir?

Galip Zerey: Biliyorsunuz bu İnternet Güvenliği Başkanlığı Telekomünikasyon Kurumu’nun bölümlerinden bir tanesi. Şimdi bizim olaya kesinlikle yasakçı bir yaklaşımla bakmıyoruz ve aldığımız, uyguladığımız bütün kararlar daha önce Yargıtay içtihatlarına uygun. Bu konuda kamuoyunun bildiği hukuk çevrelerinin bildiği kararlar yeni bir şey yok. Yalnız youtube konusunda sıkıntımız biz belli bir içeriği kanun gereği ve hâkim kararıyla kapatmaya karar verdiğimizde youtube’den o içeriğin çıkarılmasını istiyoruz. Yani belli bir görüntünün belli bir videonun çıkarılması bizim amacımız; doğrusu da zaten. Yani bizim yasamıza aykırı olan görüntüyü youtube çıkardığı anda problem bitiyor. Fakat youtube ile olan görüşmelerimizde youtube bu görüntüyü çıkarmamakta ısrar ediyor. Problemimiz bu, çıkarsa zaten hiç konuşulacak bir şey yok. Şimdi iş karşılıklı böyle bir inatlaşmaya gittiğinde bizim Türkiye’deki hâkimlerimiz de görüntüyü kaldırmadığı için mecburen youtube’nin tamamını kapatma kararı veriyor. Bu bizim istediğimiz bir şey değil doğru da değil ama hâkimlerimiz mecbur kalıyor bunu yapmaya. Sıkıntı youtube’dan kaynaklanıyor. Ben zaman içinde karşılıklı birbirimizi anlayacağımızı ve youtube’nin sadece içeriği hâkim kararıyla istediğimiz zaman kaldıracağı kanaaitindeyim ve bu iş belli bir süre sonra normal hale gelecektir.

Dr. Tayfun Acarer: Youtube’nin şu ana kadarki kapatılması kanunda sayılan 9 tane katalog suçtan bir tanesinin içine girmesi. Ya da birden fazlasının içine girmesi. Şimdi Türkiye’nin hassasiyetleri var yani Türkiye’nin hassasiyetlerine herkesin saygı göstermesi lazım. Tabiki amaç otoyolun kapatılması değil otoyol üzerindeki tehlikeli aracın oradan çıkartılması ama ısrarla o araç otoyolda devam ediyorsa yargı kararları da bunun önlenmesine yönelik oluyor. Bu internet konusu aslında yani sadece Türkiye’de bu tür uygulamalar yapılmıyor pek çok ülkede de benzer uygulamalar var hassasiyetler konusunda. İnternet özgürlükler ortamıdır ama özgürlüklerin de sınırı vardır. Benim özgürlüğümün sınırı sizinle kesişmemesi lazım yani benim özgürlüğümün sizin sınırınızda bitmesi lazım. İnternet tabi çok hızlı gelişen bir sistem bununla ilgili düzenlemeler daha sonradan geliyor. Nitekim Avrupa ülkeleri de bununla ilgili düzenleme yapma içindelere çok hızlı geliştiği için düzenlemeler bunun arkasından yetişemiyor. Yani öyle ki içerik teknoloji bile içeriğe yetişemiyor. Teknoloji içeriği takip etmeye çalışıyor. Düzenlemeler hem teknolojiye hem içeriğe yönelik yapılmaya çalışılıyor.

Uyanış Tuğtaş: Düzenlemede belki teknolojinin gerisinde kalıyoruz.

Dr. Tayfun Acarer: Bana göre çok acil yapılması gereken 2 tane daha düzenleme var. Bunlardan bir tanesi; bot net dediğimiz ya da zombi bilgisayarlarla ilgili uygulama diğeri de kişisel hakaret içeren sitelerle ilgili uygulama. Yani kalkıyor birisi sizle ilgili bir site açıyor sizin isteğinizin dışında ve olur olmaz yalan yanlış bir şeyler yazıyor orada. Siz doğal olarak şimdi bu sitenin kaldırılmasını istiyorsunuz en doğal hakkınız bu. Ama bununla ilgili bir prosedür var ve o prosedürü açıklayınca cesaret edemiyor kimse çok uzun uğraşmak istemiyor.  Hâlbuki sizin böyle kendinizle ilgili bir site yayınlandığı zaman, İnternet'te çok basit bir merciye müracaat ederek onu kaldırma hakkınız olması lazım çünkü sizin isteğiniz dışında konmuş ve yalan yanlış bilgiler içeriyor.  Size hakaret eden veya ithamda bulunan şeyler bu o kadar çok var ki ve o kadar çok talep var ki bu konuda fakat bununla ilgili mesela o 9 katalog suçta ve 5651 sayılı Kanunda böyle bir düzenleme yok. Onun dışında zombi bilgisayar dediğimiz ya da bot net dediğimiz olayda da birileri sizin bilgisayarınızı internet ortamından kontrol altına alıyor ve sizin bilgisayarınız üzerinden pek çok işlem yapıyor yasal olmayan işlemler ve siz bunun farkında değilsiniz veya farkında olsanız bile kendinizi kurtaramıyorsunuz. Bununla ilgili bir düzenleme var. Yani şimdi bu özgürlük değil yani ben sizin isteğiniz dışında bilgisayarınız kontrol altına alıyorum ve sizin bilgisayarınız üzerinden de pek çok işlem yapıyorum. Bunun içinde pek çok kanunda suç olarak kabul edilen sitelerde dâhil veya finans işlemleri de dâhil sizin bilgisayarınız üzerinden yapıyoruz ve siz görünürde işlemi yapan siz olduğunuz için suçlu konumunda da sizsiniz bu özgürlük müdür?

Uyanış Tuğtaş: Kurumların haklılığı vardır, sorumluluklar belli kurumlardadır ya da işte yasal prosedürleri vardır. Youtube konusuna geri dönecek olursak bir video için bir mecranın kapatılması o çok doğru değil dedi Sayın Zerey. Siz de Sayın Başkan bir araç için otobanı kapatmaya benzettiniz bu konuyu.

Dr. Tayfun Acarer: Ama bir taraftan da hassasiyetler var diyorum. Yani bu hassasiyetleri de ülkelerin hassasiyetlerini de herkesin saygı göstermesi lazım yani Atatürk’e hakaret Türkiye’nin hassasiyetidir. Yine dinsel kavramlar Türkiye’nin hassasiyetleridir. Milli kavramlar Türkiye’nin hassasiyetleridir.

Uyanış Tuğtaş: Bu eleştirilen bir konu ama eleştirilen başka bir konu daha var ki istediğimiz zaman yani kullanıcı istediği zaman başka bir site üzerinden youtube’a girebiliyor dolayısıyla aslında kapatılmış mı oluyor?  Bu şekilde mi değerlendirmek gerekir?

Dr. Tayfun Acarer: İşte, zaten Sayın Başkanın söylediği gibi yani orada karşılıklı oturup sorunu aşmak istiyoruz yani.

Uyanış Tuğtaş: Ama taraflar oturmuyor.

Dr. Tayfun Acarer: Sıkıntımız o konuda.

Uyanış Tuğtaş: Peki, sıkıntınız var şimdi şu konu geçtiğimiz günlerde yine sıcak bir gelişme olarak da dilerseniz ele alalım. Sayın Başkan GSM 900 ilave frekansı ihalesi gerçekleşti. Bu ne getirecek kullanım açısından hangi kolaylıkları sağlayacak? 

Dr. Tayfun Acarer: GSM 900 MHZ çok kıymetli bir bant bildiğiniz gibi şu anda kullanılan mobil haberleşmedeki en yoğun bant. Bantın yaklaşık 10 sene önce verilişi sırasında arada koruyucu bantlar kullanılmış “guard” dediğimiz zaten koruma demektir biliyorsunuz. O koruma bantları nedeniyle de bandın tümü aktif olarak kullanılamıyor ve yaklaşık % 10’una yakın boş kısım vardı. Şimdi biz mobil GSM operatörleriyle bu konuyu uzunca bir zamandır görüşüyoruz ve dedik ki; bu bantları öyle yerleştirelim ki herkesin yani sizler işte 3 tane bant alın diğerine 5 tane verin ondan 6 tane alın diğerine verelim. Arada sadece birer tane koruma bandı olacak şekilde bant yapısını yeniden bir organize edelim. Bunu yaptığımız zaman yaklaşık on beş buçuk kanal ortaya çıktı ve bu da yani % 10’dan fazla bir boşluk demek % 11-12’lik bir boşluk demek. Bu, şu açıdan faydalı olacak; bir bizim mobil operatörlerimiz daha az sayıda miktarda cihaz ithal edecektir. Bakın bana göre en önemli noktası bu daha az oranda cihaz ithal edecekler dolayısıyla Türkiye’nin toplamda ödemiş olduğu döviz azalacak. 2.’si kanal sayısı frekans sayısı arttığı için sistemlerini daha rahat monte edecekler ve kalite ve kapsamı olumlu yönde genişleyecek bundan etkilenecek o nedenle çok önem verdiğimiz bir husustu. Cuma günü bunun ihalesini yaptık. Çok şükür bir sorun da olmadı zaten daha önce de 3 GSM operatörümüzden uzunca süren 1. ve 2. adamlar düzeyinde yaptığımız toplantılarda bir ortak konsensüse gelmiştik de iyi bir ihale oldu. Bundan belli bir miktar Türkiye frekans parası alacak ama onun ötesinde kapsama alanı ve özellikle ithal edilen cihazları olumlu yönde etkileyecek, daha az sayıda cihaz ithal edeceğimiz biçimde makro bazda Türkiye için iyi bir sonuç verecek diye ümit ediyorum.

Uyanış Tuğtaş: Peki, süremiz kısıtlı o yüzden bütün sorulara net ve kısa cevap alabilmemiz açısından bir de sanal mobil şebeke işletmeciliği konusu var ki Sayın Zerey sanırım bu sorunun muhatabı sizsiniz bize net olarak anlatabilir misiniz nedir mobil şebeke işletmeciliği? Şirketleri ilgilendiren bir konu. Konuya ilişkinde farklı eleştiriler var ama ne olduğunu sizden dinleyelim.

Galip Zerey: Sanal mobil operatörlüğü mevcut 3 tane GSM operatöründen, toptan dakika satın alarak bunun pazarlanması. Bunu Türkiye’de kimler yapabilir büyük tekstil mağazaları, büyük spor kulüpleri giderler operatörlere anlaşıp işte 5 milyon dakika satın alırlar. Toptan satın aldıkları için ciddi bir indirim alırlar ve kendi organizasyonları içinde çeşitli promosyonlarla bunları kullandırtırlar ve üzerine de ilave katma değerler ilave ederek kullandırırlar. Örneğin Boyner mağazaları kendi müşterilere dakika hediye edebilir, alış verişle ilgili duyurularını yapabilir, Fenerbahçeliler için 1907’nin numaraları verilebilir, Fenerbahçe bileti dağıtılabilir, maçlarla ilgili goller gösterilebilir. Bu şekliyle toptan dakika satın alınacağı için büyük bir indirim alacaklar kendi taraftarlarını kendi grubunu da ilave hizmetlerle bunları verecekler. Bununla ilgili şu anki sıkıntımız bir vergi problemimiz var; hazine payı vergi problemimiz. Biliyorsunuz Türkiye’de vergi almak ya da almamak kanunla olabiliyor. Biz almak durumundayız GSM operatörleriyle eşit şartlarda eşit olsun vergi diye ve almamız için de kanun gerekiyor bu konuda. Maliye Bakanlığının sorumluluğunda olan çıkarması gereken, bir kanun. Maliye Bakanlığı tarafından gerekli çalışmalar yapıldı. Meclise sunuldu şu anda, Mecliste sırada yakın zamanda çıkacağını bekliyoruz. Ön sıralarda çünkü çıkınca da bu lisansı vereceğiz.

Uyanış Tuğtaş: Tamda bu noktada belki yasal prosedürden yine bahsederken aslında eleştirilerinde bir anlamda yanıtını vermiş oldunuz.

Dr. Tayfun Acarer: Mobil sanal operatörlük aslında sektörde ciddi bir rekabet temin edecek benim kişisel kanaatim kendi adıma konuşuyorum. Ayrı bir mobil operatör, Türkiye için ciddi bir yatırıma masrafa yol açabilir ve bu operatörlerin gerçekten iyi şebekeleri var çünkü çok ciddi bir bilgi birikimine ulaştılar. Bu operatörlerin şebekelerinden yararlanarak ayrı bir şebeke kurmadan, dolayısıyla Türkiye’ye ekstra bir masraf getirmeden, ekstra baz istasyonları kuleler kurmadan hizmette çeşitlilik kalitenin artmasına yol açabilecek bir olay bu. Sayın Galip Bey’in dediği gibi bütün kulüplerimiz yani bunun içine Beşiktaş, Trabzon ve diğer hepsi de dâhil olmak üzere herkes bunu yapabilir. Pek çok mağazalar zinciri bunu yapabilir. Pek çok kuruluş bunu yapabilir ve neticede kullanıcılar hem daha ucuz hem daha içerik yönünden zengin hizmetlere ulaşacaktır ve kalite artacaktır. Yine Sayın Başkanın söylediği gibi vergi problemi vardı o tabi bizim yapacağımız bir konu değil ama bu konu Maliye Bakanlığı’nda görüşüldü onlar da bu konuyla ilgilendiler ve bir öneri hazırladılar. Yasalaştığı an yeni operatörcükler ortaya çıkacak.

Uyanış Tuğtaş: Yeni operatörcükler şeklinde evet.

Dr. Tayfun Acarer: Ama bundan ötürü mevcut şebeke kullanacaklar. Bakın, en önemlisi bu artı bir şebeke demek çok ciddi bir yatırım demek tekrar Türkiye’de yani ona da şu aşamada Türkiye için gereksiz diye ben kişisel olarak düşünüyorum.

Uyanış Tuğtaş: Peki, tüm bu gelişmeler ışığında öyle bir tablo çıkıyor ki karşımıza 2008 yılı sonunda 2009 başlarında tüm bu yeniliklerle rekabet hem kalite anlamında hem de fiyat anlamında olumlu gibi görünüyor aboneler açısından. Bunu gerçekten bu şekilde dile getirebilir miyiz? Bir yandan da tabiki vergiler, konusu da ön planda olması gerekiyor ama bu Telekomünikasyon Kurumunun sorumluluğu değil.

Dr. Tayfun Acarer: Evet, yani rekabet arttıkça fiyatlar olumlu yönde etkilenecektir. Bu konu kaçınılmaz bir şey ve her ne kadar fiyatlar yüksek deniliyorsa da bir 10 sene evvel 12 sene evvel ilk GSM ortaya çıktığındaki fiyatlarla şu anki fiyatlar arasında çok çok büyük fark var hem görüşme olarak hatta makineler olarak. Hatırlarsanız eskiden tuğla gibi makineler vardı ve 1000 dolar 1500’dı. Şimdi son derece estetik çok daha geniş kabiliyetli makineler var çok daha ucuz.

Uyanış Tuğtaş: Evet, ama dünyaya kıyasla bizde hala fiyatların pahalı hatta belki 1. sırada olduğunu söylemek mümkün mü? 10 yıl öncesine göre evet.

Dr. Tayfun Acarer: En pahalı ülke demek doğru değil ama en ucuz da değiliz.

Uyanış Tuğtaş: En pahalılardan mı? Bu anlamda dediğimiz gibi belki rekabetle birlikte tablo değişecek. Peki, o halde serbestleşme bir anlamda tabi serbestleşmeyi de biraz konuştuk ama net olarak atılan adımları yeterli görmek gerekir mi? Çünkü burada da şirketlerinde tüketicilerinde talepleri var kuşkusuz. Telekomünikasyonda serbestleşme konusunda.

Galip Zerey: İsterseniz ben cevap vereyim buna, tabi serbestleşme bir süreç biz de şuan bu süreci yaşıyoruz. Tabi bu serbestleşmeye biz Türkiye olarak biraz geç başladık. Bu geç başlamadan dolayı Avrupa’nın biraz gerisindeyiz serbestleşme olarak. Nedeni de geç başlamış olmamız Telekomünikasyon Kurumu Ağustos 2000 yılında kuruldu. Bu geç bir zaman aslında daha önce kurulmalıydı. Fakat biz Kurum olarak hızlı hareket edip, hızlı adımlar atıp bu arayı kapatacağız. Ben 3 – 4 yıl sonra 5 yıl sonra bu aranın kapatılacağı kanaatindeyim.  Türkiye’de telekomünikasyon hizmetlerinin pahalı olduğu bana göre doğru değil. Benim şahsi kanaatim Türkiye’de telekomünikasyon hizmetleri fiyatları Avrupa ortalaması civarındadır. Yalnız Türkiye’de, vergiler yüksek problemimiz o. Vergiler yüksek olduğu için hizmet pahalı gibi gözüküyor fakat ben biliyorum 2009 yılından itibaren tedricen özel iletişim vergisinden başlayarak vergiler düşürülecek yani birkaç yıl sonra o vergilerinde biraz düşürülmesini çok makul oranlara geleceği kanaatindeyim.

Uyanış Tuğtaş: Sabit ücret konusu var buda birçok kez mahkemelere taşındı.

Galip Zerey: Evet, tabi sabit ücret biliyorsunuz sabit hatlarda önemli. Sizin evinizde sabit bir telefonunuz var bu telefonun çalışır tutulabilmesi için siz kullansanız da kullanmasanız da belli bir bakım bedeli harcanıyor. Bu sabit ücrette bunun karşılığı bu mahkemelerde kesinleşmiş, mahkemeler tarafından kabul edilmiş bir konu tabi bunun oranı önemli yani ne kadar sabit ücret verdiğiniz önemli. Dolayısıyla onlarda çok makul oranlarda ortalama oranlarda olduğu kanaatindeyim ben ama birkaç yıl sonra daha makul, daha kaliteli, daha iyi fiyatlara doğru yaklaşıyoruz her sene.

Dr. Tayfun Acarer: Sayın Başkanın söylediğini destekler açıdan. Telekomünikasyon Kurumu 2000 yılında kuruldu, Ağustos ayı. Belki kuruluşu mart falan ama asıl fiili olarak harekete Ağustos ayında geçti. 2000’de.

Uyanış Tuğtaş: Tam olarak 8 yıl olmuş.

Dr. Tayfun Acarer: Tam 8 yıl. Şimdi hatırlarsanız ilk GSM 1994 yılında verildi, yani 6 sene önce. Yani, bir tarla var, tarlada düzenleme yapmadan millet gecekonduları kondurdu. Aslında tabi doğal olarak önce Kurumun kurulması, daha sonra mobil gibi, uzak mesafeciler gibi, ortak kullanımlar gibi, ondan sonra düzenleme yapılması gerekiyordu. Tabii biraz evvel söylediğiniz gibi teknoloji o kadarda hızlı gelişiyor ki, düzenleme olarak gerçekten yetiştiremedi ve geç de olsa Sayın Galip Başkanın dediği gibi 2000 yılında kuruldu ama sadece GSM’de 6 sene evvel harekete geçilmişti. 6 sene evvel frekanslar verilmiş, ihale yapılmış, imtiyaz sözleşmeleri imzalanmıştır; çok önemli bu. Şimdi sektörde bir çark döner, bu çarkı siz biraz daha hızlandırabilirsiniz, ama bir anda durdurup geri çevirdiğiniz zaman dişlilerin birçoğu kırılır. Yani, Galip Başkan çok güzel söyledi, bir süreçtir bu. Süreçte mutlaka her geçen gün iyileştirmeye gitmek gerekir, bizim yapmamız gereken de budur. Bu süreci ancak biraz hızlandırabilirsiniz ama böyle aşırı şekilde çalıştırmaya başlarsanız diş-miş kalmaz; onu söylemek istiyorum.

Vergiler konusunda da tabi Türkiye’nin birtakım gerçekleri var. İnanıyorum ki o konuda önümüzdeki dönemde birtakım iyileştirmeler olacaktır. Zaten siyasi otoritenin de sürekli söylemi bu, ama o da bizim dışımızda.

Uyanış Tuğtaş: Peki, şimdi son iki konu var ki, bunlarda yeniliklerden bahsediyoruz. Bir iki dakika içinde hem Sayın Zerey’e, hem de Sayın Acarer size soracağım.

Öncelikle dilerseniz 2007 yılındaki bir yenilikten bahsedeyim; gizli numarayla aramanın engellenmesi konusu. Ardından da Türkçe karakter kullanımına geçeceğiz SMS’te, bunlar da yenilik olarak bahsettiğimiz konular. Şimdi bu gizli numara konusunda tabi tüketiciler nezdinde geri dönüşlere baktığımızda olumlu olduğunu söylemek mümkün mü en azından 2008 yılının şu dönemine kadar?

Dr. Tayfun Acarer: Kesinlikle ikisi de öyle. Müsaade ederseniz ben gizli numarayı çok kısa bir şekilde açıklayayım; bu gerçekten çok büyük bir tüketici mağduriyetine yol açan sıkıntıydı. Özellikle de bayanlarda oluyordu ve çok da ciddi sıkıntılara yol açmıştı. Yani evde aile içinde de sıkıntılara yol açıyordu. İşte birileri arıyor ve sizi sürekli rahatsız ediyor ve arayan kişinin numarası da çıkmadığı için herhangi bir şey de yapamıyorsunuz. Çözüm ne? Telefonu kapatırsınız, ama bunu da artık insanlar yapamıyor. Geçen benim telefonumun ikisinin de pili bitti, ne yapacağımı şaşırdım. Öyle hayatımızın bir ayrılmaz parçası haline geldi ki, ben cüzdanımı evde unuttuğum zaman gidip almıyorum geri ama telefonları evde unuttuğum zaman gayri ihtiyari insan geri dönüyor. Şimdi telefonu da kapatamıyorsunuz, ama birileri de sürekli sizi rahatsız ediyor. Telefonu açmazsanız belki başkası arayabilir beklediğiniz ya da önemli olan birisi. Açsanız abuk sabuk konuşmalara muhatap kalıyorsunuz, işte gizli numarayla bu engellendi. Eğer siz isterseniz şu anda üç operatörümüz de buna geçti. Şimdi bu da uzunca bir zaman, yaklaşık 2 senelik bir çalışmayı gerektiren bir husustu. Bununla ilgili de çalışmalarda iyi bir noktaya geldik ve abonelere de çok güzel bir uygulama. Mesela, mevzuatı veya işlemi şöyle çıkarsaydık: Siz bunun için bir notere gideceksiniz, oradan alacağınız belgeyle abone merkezine başvuracaksınız, orada şu formu doldurup oradan TK’ya getireceksiniz falan gibi, kimse buna girmezdi. Ama şu anda aboneler kendi makineleri üzerinden bunu çok kolay bir şekilde yapıyorlar, hemen üç tuşla gizli aramayı kapatabiliyorlar, üç tuşla da bunu açabiliyorlar, herhangi bir ücret de ödemiyorlar ve istedikleri zaman bundan da hemen vazgeçebiliyorlar, tekrar açabiliyorlar. Bana göre çok başarılı bir düzenleme. Çok şikâyet alıyordum tanıdıklarımdan veya tanıdıklarımın tanıdıklarından rahatsız edenler var şeklinde, ama şu anda 1 Ocak 2008 tarihinden beri bu sıkıntı ortadan kalktı.

Uyanış Tuğtaş: Sayın Zerey, son olarak 1 dakika içinde sizden de Türkçe karakterlerin kullanılması konusundaki çalışmaları dinleyelim.

Galip Zerey: Şimdi bildiğiniz gibi daha önce biz cep telefonlarımızdan mesaj attığımızda mesajın içinde Türkçe karakter olursa 2 veya 3 mesaj parası ödüyorduk, bu ciddi anlamda tüketici mağduriyetine yol açıyordu. Bunun nedeni de cep telefonlarımızın Türkçe karakterleri tanımıyor olması. Bununla ilgili uzunca süren bir çalışma yaptık üç GSM operatörü ve ithalatçı firmalarla. Sonunda Türkçe karakterlerin uluslararası alanda, cep telefonlarında olmasını, tanınmasını, standartlara girmesini sağladık.  Şu anda 3 GSM operatöründen de mesaj attığınızda, mesajınızın içinde Türkçe karakter var ise sadece 1 mesaj parası veriyorsunuz, daha fazla para ödeyip tüketici mağduriyeti olmuyor. Bu da, başarılı bir çalışmadır diye düşünüyorum.

Dr. Tayfun Acarer: Şimdi Galip Başkanın söylediği bu husus gerçekten yine 2 yıla yakın bir çalışma ve sağ olsun Sayın Ulaştırma Bakanı’nın da büyük desteği var o konuda bize. Başarıya ulaştı ve Türkçe karakter, yani işte bildiğiniz gibi “ğ” gibi, “ç” gibi, “ş” gibi karakterler uluslararası alfabede kabul edildi. Şimdi burada Türkiye olarak bir sorunu çözdük ama, inanın bu çalışmayla bizim gibi özel karaktere sahip olan birçok ülkenin alfabe sorununu da çözdük, sadece bizim sorun çözülmedi. Mesela, Haziran başında İspanya ve Portekiz de kendi karakterlerini kabul ettirdi bizim o hazırladığımız sisteme ilave olarak; bu çok güzel bir şey Türkiye için. 

Uyanış Tuğtaş: Cep telefonu ve internet belirttiğimiz gibi hayatımızın vazgeçilmezleri, onlar olmadan ne yapıyorduk onu hatırlamıyoruz, dolayısıyla bu noktada bütün sorulara elimizden geldiği kadar yanıt vermiş olduk kısa süre içinde. Çok teşekkür ediyoruz sağ olun.

 

(*) Konuşma metni yazı diline çevrilirken, tekrarların, konuşma diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler yapılmıştır.

 

 
 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir