Uyanış Tuğtaş
: “Ekonomi Politik” özel yayınına hoş
geldiniz. Sayın Seyirciler,
Telekomünikasyon konusunda tüm merak
edilenleri yayınımızda yayınlayacağız.
Rekabet koşulları ve yeni düzenlemelerle
iletişim Türkiye için artık ucuzlayacak
mı? 3G ve numara taşınabilirliği tam
olarak ne zaman hayata geçecek
serbestleşmenin neresindeyiz? Bu
konuları ele alacağız. Telekomünikasyon
Kurum’u Başkanı Dr. Tayfun Acarer ve II.
Başkanı Sayın Galip Zerey bizlerle
olacak efendim hoş geldiniz yayınımıza.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr.
Tayfun Acarer:
Hoş bulduk.
Telekomünikasyon Kurumu 2. Başkanı Galip
Zerey:
Hoş bulduk. Teşekkür ederiz.
Uyanış Tuğtaş:
Şimdi dilerseniz Telekomünikasyon Kurumu
konusunda merak edilenleri daha doğrusu
düzenleyici ve denetleyici bir Kurum
olarak en çok merak edilen konulardan
bir tanesi şu ki; özellikle Türkiye’de
bakıldığında Telekomünikasyonda maalesef
bir türlü ucuzluk sağlanamadı. Özellikle
GSM ve sabit telefonlar açısından
bakıldığında. Bu gerçekten ne zaman
hayata geçecek aslında en çok merak
edilen konulardan sorulardan bir tanesi
bu. Sayın Acarer sizinle başlayalım mı
dilerseniz bu konuya?
Dr. Tayfun Acarer:
Teşekkür ederim. Rekabet arttıkça
ucuzluk da olacaktır. Ben bu konuda
rekabetin her geçen gün daha da
arttığını düşünüyorum. Bununla beraber
pek çok kampanyalar bildiğiniz gibi
yapılıyor ve gerçekten de çok ucuz
paketler ortaya çıkıyor. Tabi bu arada
özellikle belirtmek istediğim bir husus
genelde operatörlerin kendi şebekeleri
içindeki fiyatlar gerçekten ucuz ancak
şebekeler arası aramada fiyatlar şebeke
içine göre 5-6 kat hatta daha fazla
oranda yüksek. Bunu bildiğimiz için
birkaç senedir bu özellikle arabağlantı
ücreti dediğimiz yani şebekeler arasında
aramalardaki ücretlerde ciddi indirimler
yaptık. Bu sene % 33’le 35 oranında
şebekeler arası aramalara indirim oldu.
% 33 oranında değil ama şebekeler arası
aramalardaki indirimin en az % 10’na
yakın faturalara yansıması gerekir. Ben
şunu ilave edeyim Avrupa Birliği
Ülkeleri içinde arabağlantı ücretlerinin
bizden düşük an herhalde 1 veya 2 tane
ülke var. Onun dışındaki ülkelerin
tamamından ve Avrupa Birliği
ortalamasında şu anki arabağlantı
ücretleri en az % 30 daha ucuz. Yani
şebekeler arası arama ücreti daha ucuz.
Uyanış Tuğtaş:
Türkiye’de ama tabi geçtimiz günlerde
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın
söyledikleri de dikkat çekiciydi.
Sizinde oradaki konuşmalarınız
arabağlantı ücretlerinin bedava olması
gerektiği yönünde kendisinin de bir
görüşü vardı. Bir de tabiki yine Sayın
Bakanın SKY Türk’te cevapladığı bir
soruydu bu, özel iletişim vergileri
kalkacak bunu ilk kez açıkladı
kaldırılmalı daha doğrusu biz bunun için
çaba sarf ediyoruz şeklinde. Tüm bunlar
hayata geçebilecek mi? Gerçekten kısa
sürede bunu yaşaya bilecek miyiz? Türk
halkı olarak.
Dr. Tayfun Acarer:
Tabi vergiler konusunda Sayın Bakanın
görüşleri çok önemli. Ama vergiler
konusu tabi Telekomünikasyon Kurumu
düzenlemelerinin dışında ama Sayın
Bakanın bu konuda birçok defa söylevi
var.
Uyanış Tuğtaş:
Evet, peki numara taşınabilirliği
uygulaması uzun bir süredir tartışma
konusuydu. Sayın Zerey'e bu soruyu
yöneltelim. Şimdi evet, 2008 yılında
hayata geçecek burada merak edilen
birçok konu vardı ama asıl merak
ettiğimiz Sayın Zerey daha önce Sayın
Acarer’le de bu konuyu gündeme
getirmiştik. GSM operatörlerine örneğin
Turkcell’e bağlı bir abone
karşısındakinin numara taşınabilirliği
hayata geçtiği zaman Turkcell'e mi ait
olduğunu ya da hangi GSM operatörünü
aradığını bilmeyecek. Dolayısıyla burada
bir sınır ya da bunu gösteren bir ölçek
olmalı diye düşünüyoruz. Bu nasıl hayata
geçirilecek ve uygulanacak?
Galip Zerey:
Şimdi bu sorduğunuz sorunun cevabını
bizde düşündük, düzenlemelerimizi
yaparken bunu da hesaba kattık.
Başlangıç olarak karşımızda aradığımız
abone farklı bir operatöre bağlı ise
yani örneğin Turkcell'in abonesi
Turkcell'in numarası diye bilinen
numaraları kullanıyor fakat Vodafone
geçmiş daha sonra biz de bunu
bilmiyoruz. O aboneyi aradığımızda
Vodafone’da olduğunu sinyal sesiyle,
yani duyduğumuz sesle anlayabileceğiz
başlangıç olarak. Arkadaşlarımız yeni
bir çalışma daha yapıyorlar belki
ilerideki aşamada bunu sesli olarak da
vermeyi planlıyoruz. İlk başlangıçta
sadece ses olarak yani sinyal sesi
olarak çalan sesle anlayabilecek bunu ve
bu şekilde ona göre konuşacak ona göre
kısa tutacak veya uzun tutacak. Yani
herhangi bir abone mağduriyeti söz
konusu olmayacak bu durumda.
Uyanış Tuğtaş:
Dolayısıyla müşteriler aboneler bu
şekilde karşısındakinin hangi GSM
operatörüne ait olduğunu bilecek peki 3G
ve numara taşınabilirliliği her zaman
birlikte ele alındığı için soruyorum net
olarak ne zaman hayata geçecek? Yani
buna ilişkin olarak tabi ki açıklamalar
yapıldı ama son noktayı ne şekilde
koyabiliriz?
Galip Zerey:
Numara taşınabilirliği Türkiye’de 9
Kasım sabahı uygulamaya başlanıyor.
Uyanış Tuğtaş:
9 Kasım 2008’de
Galip Zerey:
Bu tarih kesindir ve uygulanacak
herhangi bir değişme söz konusu değil
bütün çalışmalar yapıldı. Şu an testler
yapılıyor operatörler de hazır
vaziyetteler. 9 Kasım 2008 günü
Türkiye’de uygulamaya başlayacağız. Bu
tabi mobil tarafta, fiks tarafta
biliyorsunuz 9 Kasımdan 6 ay sonra
olacak.
Dr. Tayfun Acarer:
Şimdi numara taşınabilirliği ilgili
süreç aslında bizim geçen sene
başlattığımız ondan öncede
hazırlıklarını uzun süre yaptığımız bir
süreç. Numara taşınabilirliğinde biraz
evvel söylediğiniz gibi tüketicinin
mağdur olmaması son derece önemli. Çünkü
biraz evvel de söylediğim gibi şebeke
içi görüşmeler oldukça ucuz ama
şebekeler arasındaki görüşmeler ki
arabağlantıya gidiyor bu oldukça pahalı.
İşte biz onu indiriyoruz. Şimdi numara
taşınabilirliğinde siz eğer şebeke
aradığınız şebekenin operatör
değiştirdiğini bilmezseniz çok ciddi
maddi olarak mağdur duruma
düşebilirsiniz. Sayın Başkanın söylemiş
olduğu şey siz aradığınız zaman eğer
aradığınız kişi numarasını değiştirmişse
o konuyu bilmeniz lazım, aksi taktirde
çok ciddi maddi olarak mağdur duruma
düşebilirsiniz. Onunla ilgili çalışma
uzun zamanımızı aldı. Bu arada biz
yönetmeliği çıkarttık ama o yönetmelikte
mahkemeye taşındı. Mahkeme bu konuda
bizim lehimizde karar verdi, yürütmenin
durdurulmasına ret verdi, dava devam
ediyor halen. Ama Galip Bey’in söylediği
gibi süreç bizim için devam ediyor ve 9
Kasım’da mobil tarafta numara
taşınabilirliği
başlayacak.
Uyanış Tuğtaş:
Evet, numara taşınabilirliği ile belki
tüketici olarak biraz iyimser mi
düşünüyoruz ya da gerçekten bu olacak
mı? Rekabet çok fazla olacak ve GSM’ de
şirketler belki çok daha ciddi
indirimlere gidebilecekler şeklinde bir
ön bilgi ya da bir beklenti var ama bu
gerçekten olabilir mi size göre?
Galip Zerey:
Evet, bizde böyle bir şey bekliyoruz 3
mobil operatörden önemli sayılabilecek
indirimle ilgili kampanyalar bekliyoruz.
Kıyasıya bir rekabet bekliyoruz ve
kaliteli hizmet daha kaliteli hizmet
vereceklerini, kapsama alanını daha
geniş yayacaklarını bekliyoruz. Tabi bu
da bizim amaçlarımızdan bir tanesi fakat
biliyorsunuz dünyada numara
taşınabilirliği devreye girdiğinde yer
değiştiren numara yüzdesi % 8’dir
ortalama. Dolayısıyla bizde dünya
paralelinde Türkiye’de 3 operatör
arasında % 8 civarında bir abone kayması
bekliyoruz hep beraber göreceğiz.
Uyanış Tuğtaş:
Peki, o halde yine uzun bir süredir
aslında üzerinde çalışılan ve belki de
çalışılmaya devam edecek mobil
iletişimle ilgili kapsama alanının
genişletilmesi konusundaki çalışmalar
kuşkusuz yakından izleniyor. Bu noktada
Sayın Acarer çalışmalarda bu konuya
ilişkin olarak gelinen nokta ve
Türkiye’de ki duruma bakıldığında nedir?
Dr. Tayfun Acarer:
Şimdi biraz evvelde söylediğiniz gibi
Sayın Ulaştırma Bakanı gerçekten bu
konuda çok büyük çabaları var. Siyasi
iradenin söylemiş olduğu şey mutlaka
temel haberleşme hizmetinin Türkiye’nin
en ücra köşesine kadar götürülmesi.
Aslında gerçekten bu konuda
Telekomünikasyon Kurumu olarak biz de
üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Çünkü
İstanbul’da İstanbul’un merkezindeki bir
yaşayan abonenin ne kadar haberleşme
hakkı varsa Türkiye’nin en ücra
köşesinde bir köyde mezrada çalışanların
da en azından temel haberleşme ihtiyacı
vardır diye düşünüyoruz. Belki içerik
olarak zengin, bant olarak daha geniş
hızlı şeyler şehir merkezlerinde daha
gerekli olabilir özellikle özel sektör
için. Ama en azından temel haberleşmenin
de Türkiye’nin en ücra köşesine kadar
gitmesi gerekir. Bununla ilgili Kurum
olarak GSM operatörlerinden bir çalışma
başlattık mobil haberleşmeyi
götürebilmek için. Tabi nüfus belli bir
sayının altına düştüğünde ekonomik
olmaktan çıkıyor olay. Yani yatırım size
amorti etmeyebiliyor ticari açıdan
baktığınız zaman. Ama kabul etmek
gerekirse gerçekten bu konuda üzerlerine
düşeni fazlasıyla yapıyorlar 3 operatör
de. Ve bazı noktalarda kendilerince
ticari olmasa dahi oralara imtiyaz
sözleşmesinde de böyle bir zorunluluk
olmamasına rağmen. İmtiyaz sözleşmesinde
10.000 ve üstü yerleşim yerleri zorunlu
tutulmuş doğru ya da yanlış yani böyle
bir yükümlülük var. Ama mobil
operatörlerimiz 3 operatör de 1000 hatta
500 üstündeki yerleri kapsamayı taahhüt
ettiler ve bu yıl içinde çok büyük
ölçüde bunu tamamlayacaklar. Beş yüzün
altındaki yerlerde Sayın Ulaştırma
Bakanımızın desteği ile bu tür yerlere
de mobil iletişimi götürecekler tabi bu
çok güzel bir şey. Türkiye coğrafi
olarak zor bir ülke. Yani Avrupa’nın pek
çok ülkesi gibi düz bir alan değil orada
yüksekçe bir direğin üzerine baz
istasyonlarınızı koyduğunuz zaman baz
istasyonu antenlerini koyduğunuz zaman
çok geniş alanı kapsamanız mümkün. Ama
Türkiye oldukça dağlık bir ülke orada
aynı alanı kaplamanız için bir değil bir
çok baz istasyonu kurmanız gerekir. İşte
bu konudaki zorlukta inşallah Sayın
Bakanın desteğinden aşılacak diye
düşünüyorum.
Uyanış Tuğtaş:
Peki, şimdi öyle bir hale geldik ki, bu
anlattıklarımız ışığında aslında
Türkiye’de Telekomünikasyonda çok fazla
ilerleme sağlanmış gibi görünüyor. Yani
olumlu bir pozitif bir ışıktan
bahsediyoruz ama diğer taraftan tabiki
olumsuz gelişmelerle bizi etkileyen
süreçler de var. Bu internet
kullanımında da var bilindiği gibi
youtube’nin kapatılması konusu ve diğer
taraftan tabiki internet üzerinde işte
sanal kumarhane konuları çok fazla
konuştuk milyarlarca YTL kayba neden
olan konular şimdi burada tabiki şu soru
akla geliyor acaba burada devletin rolü
nedir, bu yasaklar işe yarıyor mu? Çünkü
bilindiği gibi mesela youtube’yi örnek
alacak olursak 5 Mayıs yanılmıyorsam 5
Mayıs tarihinden buyana kapalı ve açılsa
da işte tekrar kapanan dünya’da 4
ülkeden bir tanesi. Türkiye’de bunlar
işe yarıyor mu ya da nedir bu konuda ki
gelişmeler nasıl yanıtlamak gerekir?
Galip Zerey:
Biliyorsunuz bu
İnternet Güvenliği Başkanlığı
Telekomünikasyon Kurumu’nun
bölümlerinden bir tanesi. Şimdi bizim
olaya kesinlikle yasakçı bir yaklaşımla
bakmıyoruz ve aldığımız, uyguladığımız
bütün kararlar daha önce Yargıtay
içtihatlarına uygun. Bu konuda
kamuoyunun bildiği hukuk çevrelerinin
bildiği kararlar yeni bir şey yok.
Yalnız youtube konusunda sıkıntımız biz
belli bir içeriği kanun gereği ve hâkim
kararıyla kapatmaya karar verdiğimizde
youtube’den o içeriğin çıkarılmasını
istiyoruz. Yani belli bir görüntünün
belli bir videonun çıkarılması bizim
amacımız; doğrusu da zaten. Yani bizim
yasamıza aykırı olan görüntüyü youtube
çıkardığı anda problem bitiyor. Fakat
youtube ile olan görüşmelerimizde
youtube bu görüntüyü çıkarmamakta ısrar
ediyor. Problemimiz bu, çıkarsa zaten
hiç konuşulacak bir şey yok. Şimdi iş
karşılıklı böyle bir inatlaşmaya
gittiğinde bizim Türkiye’deki
hâkimlerimiz de görüntüyü kaldırmadığı
için mecburen youtube’nin tamamını
kapatma kararı veriyor. Bu bizim
istediğimiz bir şey değil doğru da değil
ama hâkimlerimiz mecbur kalıyor bunu
yapmaya. Sıkıntı youtube’dan
kaynaklanıyor. Ben zaman içinde
karşılıklı birbirimizi anlayacağımızı ve
youtube’nin sadece içeriği hâkim
kararıyla istediğimiz zaman kaldıracağı
kanaaitindeyim ve bu iş belli bir süre
sonra normal hale gelecektir.
Dr. Tayfun Acarer:
Youtube’nin şu ana kadarki kapatılması
kanunda sayılan 9 tane katalog suçtan
bir tanesinin içine girmesi. Ya da
birden fazlasının içine girmesi. Şimdi
Türkiye’nin hassasiyetleri var yani
Türkiye’nin hassasiyetlerine herkesin
saygı göstermesi lazım. Tabiki amaç
otoyolun kapatılması değil otoyol
üzerindeki tehlikeli aracın oradan
çıkartılması ama ısrarla o araç otoyolda
devam ediyorsa yargı kararları da bunun
önlenmesine yönelik oluyor. Bu internet
konusu aslında yani sadece Türkiye’de bu
tür uygulamalar yapılmıyor pek çok
ülkede de benzer uygulamalar var
hassasiyetler konusunda. İnternet
özgürlükler ortamıdır ama özgürlüklerin
de sınırı vardır. Benim özgürlüğümün
sınırı sizinle kesişmemesi lazım yani
benim özgürlüğümün sizin sınırınızda
bitmesi lazım. İnternet tabi çok hızlı
gelişen bir sistem bununla ilgili
düzenlemeler daha sonradan geliyor.
Nitekim Avrupa ülkeleri de bununla
ilgili düzenleme yapma içindelere çok
hızlı geliştiği için düzenlemeler bunun
arkasından yetişemiyor. Yani öyle ki
içerik teknoloji bile içeriğe
yetişemiyor. Teknoloji içeriği takip
etmeye çalışıyor. Düzenlemeler hem
teknolojiye hem içeriğe yönelik
yapılmaya çalışılıyor.
Uyanış Tuğtaş:
Düzenlemede belki teknolojinin gerisinde
kalıyoruz.
Dr. Tayfun Acarer:
Bana göre çok acil yapılması gereken 2
tane daha düzenleme var. Bunlardan bir
tanesi; bot net dediğimiz ya da zombi
bilgisayarlarla ilgili uygulama diğeri
de kişisel hakaret içeren sitelerle
ilgili uygulama. Yani kalkıyor birisi
sizle ilgili bir site açıyor sizin
isteğinizin dışında ve olur olmaz yalan
yanlış bir şeyler yazıyor orada. Siz
doğal olarak şimdi bu sitenin
kaldırılmasını istiyorsunuz en doğal
hakkınız bu. Ama bununla ilgili bir
prosedür var ve o prosedürü açıklayınca
cesaret edemiyor kimse çok uzun uğraşmak
istemiyor. Hâlbuki sizin böyle
kendinizle ilgili bir site yayınlandığı
zaman, İnternet'te çok basit bir merciye
müracaat ederek onu kaldırma hakkınız
olması lazım çünkü sizin isteğiniz
dışında konmuş ve yalan yanlış bilgiler
içeriyor. Size hakaret eden veya
ithamda bulunan şeyler bu o kadar çok
var ki ve o kadar çok talep var ki bu
konuda fakat bununla ilgili mesela o 9
katalog suçta ve 5651 sayılı Kanunda
böyle bir düzenleme yok. Onun dışında
zombi bilgisayar dediğimiz ya da bot net
dediğimiz olayda da birileri sizin
bilgisayarınızı internet ortamından
kontrol altına alıyor ve sizin
bilgisayarınız üzerinden pek çok işlem
yapıyor yasal olmayan işlemler ve siz
bunun farkında değilsiniz veya farkında
olsanız bile kendinizi
kurtaramıyorsunuz. Bununla ilgili bir
düzenleme var. Yani şimdi bu özgürlük
değil yani ben sizin isteğiniz dışında
bilgisayarınız kontrol altına alıyorum
ve sizin bilgisayarınız üzerinden de pek
çok işlem yapıyorum. Bunun içinde pek
çok kanunda suç olarak kabul edilen
sitelerde dâhil veya finans işlemleri de
dâhil sizin bilgisayarınız üzerinden
yapıyoruz ve siz görünürde işlemi yapan
siz olduğunuz için suçlu konumunda da
sizsiniz bu özgürlük müdür?
Uyanış Tuğtaş:
Kurumların haklılığı vardır,
sorumluluklar belli kurumlardadır ya da
işte yasal prosedürleri vardır. Youtube
konusuna geri dönecek olursak bir video
için bir mecranın kapatılması o çok
doğru değil dedi Sayın Zerey. Siz de
Sayın Başkan bir araç için otobanı
kapatmaya benzettiniz bu konuyu.
Dr. Tayfun Acarer:
Ama bir taraftan da hassasiyetler var
diyorum. Yani bu hassasiyetleri de
ülkelerin hassasiyetlerini de herkesin
saygı göstermesi lazım yani Atatürk’e
hakaret Türkiye’nin hassasiyetidir. Yine
dinsel kavramlar Türkiye’nin
hassasiyetleridir. Milli kavramlar
Türkiye’nin hassasiyetleridir.
Uyanış Tuğtaş: Bu eleştirilen bir
konu ama eleştirilen başka bir konu daha
var ki istediğimiz zaman yani kullanıcı
istediği zaman başka bir site üzerinden
youtube’a girebiliyor dolayısıyla
aslında kapatılmış mı oluyor? Bu
şekilde mi değerlendirmek gerekir?
Dr. Tayfun Acarer:
İşte, zaten Sayın Başkanın söylediği
gibi yani orada karşılıklı oturup sorunu
aşmak istiyoruz yani.
Uyanış Tuğtaş:
Ama taraflar oturmuyor.
Dr. Tayfun Acarer:
Sıkıntımız o konuda.
Uyanış Tuğtaş:
Peki, sıkıntınız var şimdi şu konu
geçtiğimiz günlerde yine sıcak bir
gelişme olarak da dilerseniz ele alalım.
Sayın Başkan GSM 900 ilave frekansı
ihalesi gerçekleşti. Bu ne getirecek
kullanım açısından hangi kolaylıkları
sağlayacak?
Dr. Tayfun Acarer:
GSM 900 MHZ çok kıymetli bir bant
bildiğiniz gibi şu anda kullanılan mobil
haberleşmedeki en yoğun bant. Bantın
yaklaşık 10 sene önce verilişi sırasında
arada koruyucu bantlar kullanılmış
“guard” dediğimiz zaten koruma demektir
biliyorsunuz. O koruma bantları
nedeniyle de bandın tümü aktif olarak
kullanılamıyor ve yaklaşık % 10’una
yakın boş kısım vardı. Şimdi biz mobil
GSM operatörleriyle bu konuyu uzunca bir
zamandır görüşüyoruz ve dedik ki; bu
bantları öyle yerleştirelim ki herkesin
yani sizler işte 3 tane bant alın
diğerine 5 tane verin ondan 6 tane alın
diğerine verelim. Arada sadece birer
tane koruma bandı olacak şekilde bant
yapısını yeniden bir organize edelim.
Bunu yaptığımız zaman yaklaşık on beş
buçuk kanal ortaya çıktı ve bu da yani %
10’dan fazla bir boşluk demek %
11-12’lik bir boşluk demek. Bu, şu
açıdan faydalı olacak; bir bizim mobil
operatörlerimiz daha az sayıda miktarda
cihaz ithal edecektir. Bakın bana göre
en önemli noktası bu daha az oranda
cihaz ithal edecekler dolayısıyla
Türkiye’nin toplamda ödemiş olduğu döviz
azalacak. 2.’si kanal sayısı frekans
sayısı arttığı için sistemlerini daha
rahat monte edecekler ve kalite ve
kapsamı olumlu yönde genişleyecek bundan
etkilenecek o nedenle çok önem
verdiğimiz bir husustu. Cuma günü bunun
ihalesini yaptık. Çok şükür bir sorun da
olmadı zaten daha önce de 3 GSM
operatörümüzden uzunca süren 1. ve 2.
adamlar düzeyinde yaptığımız
toplantılarda bir ortak konsensüse
gelmiştik de iyi bir ihale oldu. Bundan
belli bir miktar Türkiye frekans parası
alacak ama onun ötesinde kapsama alanı
ve özellikle ithal edilen cihazları
olumlu yönde etkileyecek, daha az sayıda
cihaz ithal edeceğimiz biçimde makro
bazda Türkiye için iyi bir sonuç verecek
diye ümit ediyorum.
Uyanış Tuğtaş:
Peki, süremiz kısıtlı o yüzden bütün
sorulara net ve kısa cevap alabilmemiz
açısından bir de sanal mobil şebeke
işletmeciliği konusu var ki Sayın Zerey
sanırım bu sorunun muhatabı sizsiniz
bize net olarak anlatabilir misiniz
nedir mobil şebeke işletmeciliği?
Şirketleri ilgilendiren bir konu. Konuya
ilişkinde farklı eleştiriler var ama ne
olduğunu sizden dinleyelim.
Galip Zerey:
Sanal mobil operatörlüğü mevcut 3 tane
GSM operatöründen, toptan dakika satın
alarak bunun pazarlanması. Bunu
Türkiye’de kimler yapabilir büyük
tekstil mağazaları, büyük spor kulüpleri
giderler operatörlere anlaşıp işte 5
milyon dakika satın alırlar. Toptan
satın aldıkları için ciddi bir indirim
alırlar ve kendi organizasyonları içinde
çeşitli promosyonlarla bunları
kullandırtırlar ve üzerine de ilave
katma değerler ilave ederek
kullandırırlar. Örneğin Boyner
mağazaları kendi müşterilere dakika
hediye edebilir, alış verişle ilgili
duyurularını yapabilir, Fenerbahçeliler
için 1907’nin numaraları verilebilir,
Fenerbahçe bileti dağıtılabilir,
maçlarla ilgili goller gösterilebilir.
Bu şekliyle toptan dakika satın
alınacağı için büyük bir indirim
alacaklar kendi taraftarlarını kendi
grubunu da ilave hizmetlerle bunları
verecekler. Bununla ilgili şu anki
sıkıntımız bir vergi problemimiz var;
hazine payı vergi problemimiz.
Biliyorsunuz Türkiye’de vergi almak ya
da almamak kanunla olabiliyor. Biz almak
durumundayız GSM operatörleriyle eşit
şartlarda eşit olsun vergi diye ve
almamız için de kanun gerekiyor bu
konuda. Maliye Bakanlığının
sorumluluğunda olan çıkarması gereken,
bir kanun. Maliye Bakanlığı tarafından
gerekli çalışmalar yapıldı. Meclise
sunuldu şu anda, Mecliste sırada yakın
zamanda çıkacağını bekliyoruz. Ön
sıralarda çünkü çıkınca da bu lisansı
vereceğiz.
Uyanış Tuğtaş:
Tamda bu noktada belki yasal prosedürden
yine bahsederken aslında eleştirilerinde
bir anlamda yanıtını vermiş oldunuz.
Dr. Tayfun Acarer:
Mobil sanal operatörlük aslında sektörde
ciddi bir rekabet temin edecek benim
kişisel kanaatim kendi adıma
konuşuyorum. Ayrı bir mobil operatör,
Türkiye için ciddi bir yatırıma masrafa
yol açabilir ve bu operatörlerin
gerçekten iyi şebekeleri var çünkü çok
ciddi bir bilgi birikimine ulaştılar. Bu
operatörlerin şebekelerinden
yararlanarak ayrı bir şebeke kurmadan,
dolayısıyla Türkiye’ye ekstra bir masraf
getirmeden, ekstra baz istasyonları
kuleler kurmadan hizmette çeşitlilik
kalitenin artmasına yol açabilecek bir
olay bu. Sayın Galip Bey’in dediği gibi
bütün kulüplerimiz yani bunun içine
Beşiktaş, Trabzon ve diğer hepsi de
dâhil olmak üzere herkes bunu yapabilir.
Pek çok mağazalar zinciri bunu
yapabilir. Pek çok kuruluş bunu
yapabilir ve neticede kullanıcılar hem
daha ucuz hem daha içerik yönünden
zengin hizmetlere ulaşacaktır ve kalite
artacaktır. Yine Sayın Başkanın
söylediği gibi vergi problemi vardı o
tabi bizim yapacağımız bir konu değil
ama bu konu Maliye Bakanlığı’nda
görüşüldü onlar da bu konuyla
ilgilendiler ve bir öneri hazırladılar.
Yasalaştığı an yeni operatörcükler
ortaya çıkacak.
Uyanış Tuğtaş:
Yeni operatörcükler şeklinde evet.
Dr. Tayfun Acarer:
Ama bundan ötürü mevcut şebeke
kullanacaklar. Bakın, en önemlisi bu
artı bir şebeke demek çok ciddi bir
yatırım demek tekrar Türkiye’de yani ona
da şu aşamada Türkiye için gereksiz diye
ben kişisel olarak düşünüyorum.
Uyanış Tuğtaş:
Peki, tüm bu gelişmeler ışığında öyle
bir tablo çıkıyor ki karşımıza 2008 yılı
sonunda 2009 başlarında tüm bu
yeniliklerle rekabet hem kalite
anlamında hem de fiyat anlamında olumlu
gibi görünüyor aboneler açısından. Bunu
gerçekten bu şekilde dile getirebilir
miyiz? Bir yandan da tabiki vergiler,
konusu da ön planda olması gerekiyor ama
bu Telekomünikasyon Kurumunun
sorumluluğu değil.
Dr. Tayfun Acarer:
Evet, yani rekabet arttıkça fiyatlar
olumlu yönde etkilenecektir. Bu konu
kaçınılmaz bir şey ve her ne kadar
fiyatlar yüksek deniliyorsa da bir 10
sene evvel 12 sene evvel ilk GSM ortaya
çıktığındaki fiyatlarla şu anki fiyatlar
arasında çok çok büyük fark var hem
görüşme olarak hatta makineler olarak.
Hatırlarsanız eskiden tuğla gibi
makineler vardı ve 1000 dolar 1500’dı.
Şimdi son derece estetik çok daha geniş
kabiliyetli makineler var çok daha ucuz.
Uyanış Tuğtaş:
Evet, ama dünyaya kıyasla bizde hala
fiyatların pahalı hatta belki 1. sırada
olduğunu söylemek mümkün mü? 10 yıl
öncesine göre evet.
Dr. Tayfun Acarer:
En pahalı ülke demek doğru değil ama en
ucuz da değiliz.
Uyanış Tuğtaş:
En pahalılardan mı? Bu anlamda dediğimiz
gibi belki rekabetle birlikte tablo
değişecek. Peki, o halde serbestleşme
bir anlamda tabi serbestleşmeyi de biraz
konuştuk ama net olarak atılan adımları
yeterli görmek gerekir mi? Çünkü burada
da şirketlerinde tüketicilerinde
talepleri var kuşkusuz.
Telekomünikasyonda serbestleşme
konusunda.
Galip Zerey:
İsterseniz ben cevap vereyim buna, tabi
serbestleşme bir süreç biz de şuan bu
süreci yaşıyoruz. Tabi bu serbestleşmeye
biz Türkiye olarak biraz geç başladık.
Bu geç başlamadan dolayı Avrupa’nın
biraz gerisindeyiz serbestleşme olarak.
Nedeni de geç başlamış olmamız
Telekomünikasyon Kurumu Ağustos 2000
yılında kuruldu. Bu geç bir zaman
aslında daha önce kurulmalıydı. Fakat
biz Kurum olarak hızlı hareket edip,
hızlı adımlar atıp bu arayı kapatacağız.
Ben 3 – 4 yıl sonra 5 yıl sonra bu
aranın kapatılacağı kanaatindeyim.
Türkiye’de telekomünikasyon
hizmetlerinin pahalı olduğu bana göre
doğru değil. Benim şahsi kanaatim
Türkiye’de telekomünikasyon hizmetleri
fiyatları Avrupa ortalaması
civarındadır. Yalnız Türkiye’de,
vergiler yüksek problemimiz o. Vergiler
yüksek olduğu için hizmet pahalı gibi
gözüküyor fakat ben biliyorum 2009
yılından itibaren tedricen özel iletişim
vergisinden başlayarak vergiler
düşürülecek yani birkaç yıl sonra o
vergilerinde biraz düşürülmesini çok
makul oranlara geleceği kanaatindeyim.
Uyanış Tuğtaş:
Sabit ücret konusu var buda birçok kez
mahkemelere taşındı.
Galip Zerey:
Evet, tabi sabit ücret biliyorsunuz
sabit hatlarda önemli. Sizin evinizde
sabit bir telefonunuz var bu telefonun
çalışır tutulabilmesi için siz
kullansanız da kullanmasanız da belli
bir bakım bedeli harcanıyor. Bu sabit
ücrette bunun karşılığı bu mahkemelerde
kesinleşmiş, mahkemeler tarafından kabul
edilmiş bir konu tabi bunun oranı önemli
yani ne kadar sabit ücret verdiğiniz
önemli. Dolayısıyla onlarda çok makul
oranlarda ortalama oranlarda olduğu
kanaatindeyim ben ama birkaç yıl sonra
daha makul, daha kaliteli, daha iyi
fiyatlara doğru yaklaşıyoruz her sene.
Dr. Tayfun Acarer:
Sayın Başkanın söylediğini destekler
açıdan. Telekomünikasyon Kurumu 2000
yılında kuruldu, Ağustos ayı. Belki
kuruluşu mart falan ama asıl fiili
olarak harekete Ağustos ayında geçti.
2000’de.
Uyanış Tuğtaş:
Tam olarak 8 yıl olmuş.
Dr. Tayfun Acarer:
Tam 8 yıl. Şimdi hatırlarsanız ilk GSM
1994 yılında verildi, yani 6 sene önce.
Yani, bir tarla var, tarlada düzenleme
yapmadan millet gecekonduları kondurdu.
Aslında tabi doğal olarak önce Kurumun
kurulması, daha sonra mobil gibi, uzak
mesafeciler gibi, ortak kullanımlar
gibi, ondan sonra düzenleme yapılması
gerekiyordu. Tabii biraz evvel
söylediğiniz gibi teknoloji o kadarda
hızlı gelişiyor ki, düzenleme olarak
gerçekten yetiştiremedi ve geç de olsa
Sayın Galip Başkanın dediği gibi 2000
yılında kuruldu ama sadece GSM’de 6 sene
evvel harekete geçilmişti. 6 sene evvel
frekanslar verilmiş, ihale yapılmış,
imtiyaz sözleşmeleri imzalanmıştır; çok
önemli bu. Şimdi sektörde bir çark
döner, bu çarkı siz biraz daha
hızlandırabilirsiniz, ama bir anda
durdurup geri çevirdiğiniz zaman
dişlilerin birçoğu kırılır. Yani, Galip
Başkan çok güzel söyledi, bir süreçtir
bu. Süreçte mutlaka her geçen gün
iyileştirmeye gitmek gerekir, bizim
yapmamız gereken de budur. Bu süreci
ancak biraz hızlandırabilirsiniz ama
böyle aşırı şekilde çalıştırmaya
başlarsanız diş-miş kalmaz; onu söylemek
istiyorum.
Vergiler konusunda da tabi Türkiye’nin
birtakım gerçekleri var. İnanıyorum ki o
konuda önümüzdeki dönemde birtakım
iyileştirmeler olacaktır. Zaten siyasi
otoritenin de sürekli söylemi bu, ama o
da bizim dışımızda.
Uyanış Tuğtaş:
Peki, şimdi son iki konu var ki,
bunlarda yeniliklerden bahsediyoruz. Bir
iki dakika içinde hem Sayın Zerey’e, hem
de Sayın Acarer size soracağım.
Öncelikle dilerseniz 2007 yılındaki bir
yenilikten bahsedeyim; gizli numarayla
aramanın engellenmesi konusu. Ardından
da Türkçe karakter kullanımına geçeceğiz
SMS’te, bunlar da yenilik olarak
bahsettiğimiz konular. Şimdi bu gizli
numara konusunda tabi tüketiciler
nezdinde geri dönüşlere baktığımızda
olumlu olduğunu söylemek mümkün mü en
azından 2008 yılının şu dönemine kadar?
Dr. Tayfun Acarer:
Kesinlikle ikisi de öyle. Müsaade
ederseniz ben gizli numarayı çok kısa
bir şekilde açıklayayım; bu gerçekten
çok büyük bir tüketici mağduriyetine yol
açan sıkıntıydı. Özellikle de bayanlarda
oluyordu ve çok da ciddi sıkıntılara yol
açmıştı. Yani evde aile içinde de
sıkıntılara yol açıyordu. İşte birileri
arıyor ve sizi sürekli rahatsız ediyor
ve arayan kişinin numarası da çıkmadığı
için herhangi bir şey de yapamıyorsunuz.
Çözüm ne? Telefonu kapatırsınız, ama
bunu da artık insanlar yapamıyor. Geçen
benim telefonumun ikisinin de pili
bitti, ne yapacağımı şaşırdım. Öyle
hayatımızın bir ayrılmaz parçası haline
geldi ki, ben cüzdanımı evde unuttuğum
zaman gidip almıyorum geri ama
telefonları evde unuttuğum zaman gayri
ihtiyari insan geri dönüyor. Şimdi
telefonu da kapatamıyorsunuz, ama
birileri de sürekli sizi rahatsız
ediyor. Telefonu açmazsanız belki
başkası arayabilir beklediğiniz ya da
önemli olan birisi. Açsanız abuk sabuk
konuşmalara muhatap kalıyorsunuz, işte
gizli numarayla bu engellendi. Eğer siz
isterseniz şu anda üç operatörümüz de
buna geçti. Şimdi bu da uzunca bir
zaman, yaklaşık 2 senelik bir çalışmayı
gerektiren bir husustu. Bununla ilgili
de çalışmalarda iyi bir noktaya geldik
ve abonelere de çok güzel bir uygulama.
Mesela, mevzuatı veya işlemi şöyle
çıkarsaydık: Siz bunun için bir notere
gideceksiniz, oradan alacağınız belgeyle
abone merkezine başvuracaksınız, orada
şu formu doldurup oradan TK’ya
getireceksiniz falan gibi, kimse buna
girmezdi. Ama şu anda aboneler kendi
makineleri üzerinden bunu çok kolay bir
şekilde yapıyorlar, hemen üç tuşla gizli
aramayı kapatabiliyorlar, üç tuşla da
bunu açabiliyorlar, herhangi bir ücret
de ödemiyorlar ve istedikleri zaman
bundan da hemen vazgeçebiliyorlar,
tekrar açabiliyorlar. Bana göre çok
başarılı bir düzenleme. Çok şikâyet
alıyordum tanıdıklarımdan veya
tanıdıklarımın tanıdıklarından rahatsız
edenler var şeklinde, ama şu anda 1 Ocak
2008 tarihinden beri bu sıkıntı ortadan
kalktı.
Uyanış Tuğtaş:
Sayın Zerey, son olarak 1 dakika içinde
sizden de Türkçe karakterlerin
kullanılması konusundaki çalışmaları
dinleyelim.
Galip Zerey:
Şimdi bildiğiniz gibi daha önce biz cep
telefonlarımızdan mesaj attığımızda
mesajın içinde Türkçe karakter olursa 2
veya 3 mesaj parası ödüyorduk, bu ciddi
anlamda tüketici mağduriyetine yol
açıyordu. Bunun nedeni de cep
telefonlarımızın Türkçe karakterleri
tanımıyor olması. Bununla ilgili uzunca
süren bir çalışma yaptık üç GSM
operatörü ve ithalatçı firmalarla.
Sonunda Türkçe karakterlerin
uluslararası alanda, cep telefonlarında
olmasını, tanınmasını, standartlara
girmesini sağladık. Şu anda 3 GSM
operatöründen de mesaj attığınızda,
mesajınızın içinde Türkçe karakter var
ise sadece 1 mesaj parası veriyorsunuz,
daha fazla para ödeyip tüketici
mağduriyeti olmuyor. Bu da, başarılı bir
çalışmadır diye düşünüyorum.
Dr. Tayfun Acarer:
Şimdi Galip Başkanın söylediği bu husus
gerçekten yine 2 yıla yakın bir çalışma
ve sağ olsun Sayın Ulaştırma Bakanı’nın
da büyük desteği var o konuda bize.
Başarıya ulaştı ve Türkçe karakter, yani
işte bildiğiniz gibi “ğ” gibi, “ç” gibi,
“ş” gibi karakterler uluslararası
alfabede kabul edildi. Şimdi burada
Türkiye olarak bir sorunu çözdük ama,
inanın bu çalışmayla bizim gibi özel
karaktere sahip olan birçok ülkenin
alfabe sorununu da çözdük, sadece bizim
sorun çözülmedi. Mesela, Haziran başında
İspanya ve Portekiz de kendi
karakterlerini kabul ettirdi bizim o
hazırladığımız sisteme ilave olarak; bu
çok güzel bir şey Türkiye için.
Uyanış Tuğtaş:
Cep telefonu ve internet belirttiğimiz
gibi hayatımızın vazgeçilmezleri, onlar
olmadan ne yapıyorduk onu
hatırlamıyoruz, dolayısıyla bu noktada
bütün sorulara elimizden geldiği kadar
yanıt vermiş olduk kısa süre içinde. Çok
teşekkür ediyoruz sağ olun.
(*) Konuşma metni yazı diline
çevrilirken, tekrarların, konuşma diline
ait sözcüklerin çıkarılması gibi
düzeltmeler yapılmıştır.