Ropörtaj
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | Erişim | E-Posta | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

English 

 
 

 

 

 

   ET

21.01.08

HABERTÜRK-SABAH RAPORU (*)

 

Açıl Sezen : Evet piyasa tarafını sıklıkla konuşuyoruz sıklıkla değerlendiriyoruz, ekonominin tüm dinamikleri üzerinde elbette bunlar çok etkili ancak az öncede ifade ettiğimiz gibi Türkiye’de son dönemlerde belkide en fazla konuşulan konulardan bir tanesi telekomünikasyon ve GSM sektörü bu konudaki gelişmeleri bu alandaki gelişmeleri sektörün en yetkili ismi Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Sayın Tayfun Acarer’le konuşmaya başlayalım diyoruz.

    

Tekrar hoş geldiniz diyelim, aslında telekomünikasyon sektörü dediğimiz zaman cep telefonu operatörlerinin son dönemde rekabetinin oldukça setreleştiğini beklide bugüne kadar olmadığı kadar kırıcı bir rekabet ortamına ulaştığımızı görüyoruz özelliklede bunun doruk noktasını 3G ile ilgili yapılmış ihale ile yani yeni jenerasyon cep telefonu teknolojileri ile ilgili yapılmış ihalede ortaya çıktığını gördük dilerseniz önce 3G ihalesinde Türkiye neler yaşadı bunu içeren bir bandımız var bunu inceleyelim bu bandı izleyelim ardından yansımaları ne olacak bundan sonraki süreç nasıl şekillenecek ve aslında herkesin bildiği gibi top burada hala Telekomünikasyon Kurumunun üzerinde mi değil mi onu konuşmaya başlayalım.

 

Perfore : Basit anlatımıyla hızlı ve görüntülü iletişim olarak bilinen 3G teknolojisi Türkiye’nin 2007 yazında en çok konuştuğu konulardan biri oldu Avrupa ülkeleri içinde Makedonya ve Arnavutlukla birlikte 3G hizmetinin verilmediği üç ülkeden biri olan Türkiye’ye Mayıs ayında yapılacak ihaleye hazırlanıyordu, ancak Mayıs’taki ihale yeterli koşulların oluşmadığı gerekçesiyle Eylül’e ertelendi, böylece 2007 yazı üç operatörün 3G ve numara taşınabilirliği tartışmaları ile geçti, Avea ve Vodafone 3G’nin Türkiye için gerekli olmadığını öne sürerken öncelikle numara taşınabilirliğininde devreye sokulmasını istediler yinede 7 Eylül’de yapılacak ihale için Türkiye’de ki üç mobil telefon operatörünün yanı sıra France Telekom şirketi de şartname aldı ihalede A lisansı için 252 milyon Euro B lisansı için 224 milyon Euro C lisansı için 196 milyon Euro D lisanlı içinde 140 milyon Euro asgari değer belirlendi devletin ihaleden beklentisi ise 2 milyar Dolara ulaşıyordu, ihaleden bir gün önce Vodafone Avea ve France Telekom numara taşınabilirliğinin gerçekleşmemesini gerekçe göstererek teklif vermedi, Turkcell teklif veren tek firma olarak kalınca bu kez ihalenin yapılıp yapılmayacağı sorusu gündeme geldi Telekomünikasyon Kurulu ihalenin yapılacağını açıklayınca tek katılımca olarak ihaleye giren Turkcell A lisanslı ihalesini 321 milyon Euro teklifle kazandı, ihaleyi kazanan Turkcell 3G alt yapısı için yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapmaya hazırlanırken 19 Eylül günü Telekomünikasyon K urumu tek şirketin katıldığı 3G ihalesini rekabet koşulları oluşmadığı gerekçesiyle iptal ettiğini duyurdu.

 

 Bu  arada 2007 yılının son günlerinde Danıştay Numara Taşınabilirliği Yönetmeliğinin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Turkcell’in açtığı davada yürütmenin durdurulması istemini reddetti, Danıştay davanın esasına ilişkin kararını ise henüz açıklamadı.

 

Açıl Sezen : Evet Türkiye 3G ihalesiyle ilgili olarak bunları yaşadı bakalım Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Sayın Dr. Tayfun Acarer bunlarla ilgili olarak ne söyleyecek, 3G ihalesi ihaleye çıkıldı ardından gerçekleşmedi bir takım sıkıntılar oldu şu anda hangi noktadayız 3G ihalesiyle ilgili

 

Dr. Tayfun Acarer : Teşekkür ederim aslında önemli bir husus 3G ihalesiyle ilgili süreç bildiğiniz gibi Eylül ayının başında yapılan ikinci ihale yeterli katılımın olmaması ve rekabet koşullarının sağlanmaması nedeniyle iptal edildi, bundan sonra yeni bir süreç başlıyor, yalnız bu yeni süreç içinde özellikle Türkiye’deki koşullar Türkiye’deki mobil haberleşme alt yapısının iyileştirilmesi ve rekabetin tam tesisi birinci öncelik verdiğimiz husus.

 

 Burada da iki tane önemli kavram ortaya çıkıyor tam rekabet . İyi bir rekabet için numara taşınabilirliğinin tam olarak gerçekleşmesi ve önündeki engellerin ortadan kalkması diğeri de özellikle kapsama alanı ile ilgili iyileştirme, bildiğimiz gibi bu gecen süreç içinde numara taşınabilirliğiyle ilgili yüce yargıdan yürütmenin durdurulmasına ret kararı çıktı bu son derece önemli bir olay ve bu konudaki sıkıntıyı çok önemli bir ölçüde aşıldı.

 

Açıl Sezen : Şimdi belki izleyicilerimizin kafası bu konuda karışık numara taşınabilirliğiyle ilgili olarak bunu numara taşınabilirliği dediğimiz konu sadece diğer operatörlerin bir operatörün elindeki numaraları paylaşması anlamına mı geliyor yada bütün operatörlerin numara paylaşımı anlamına geliyor diğer taraftan da buradaki numaraların şuan mevcut kullanılan numaraların 3G sistemi içerisinde kullanılmasını da mı içeriyor çünkü kilit noktası burası.

 

Dr. Tayfun Acarer : Çok güzel ikinci husus hep dikkatlerden kaçtı bizim de söylediğimiz husus oydu, bildiğiniz gibi numara taşınabilirliği demek kullandığınız bütün numarayı operatörlerin kimliklerini de belirleyen alan kodları da dahil başka bir operatöre tüketicinin operatörü olabilmesidir hep bilinen tartışılan husus bu oldu ama bizim özellikle ikaz ettiğimiz dikkat çektiğimiz bir husus daha var eğer numara taşınabilirliği tümüyle iptal olsaydı bu taktirde mevcut numaralarla üçüncü nesil sistemlere abone olmak olanaksız hale gelebilirdi. Yani şu anda yıllardır kullandığınız numarayı üçüncü nesil aynı operatörden dahi  alsanız kullanamayacak hale gelebilirdiniz o nedenle bence işin ikinci tarafı çok çok daha önemliydi o zamanda şöyle bir kavram ortaya çıkacaktı bildiğiniz gibi bugün özellikle serbest çalışanlar basın mensupları bir den fazla telefon hattı ve telefon makinesi kullanıyorlar. Bir de üçüncü nesil’e abone olduklarında bir o kadar da telefon kullanıcısı olacaktı ve de ceplerinizde dört tane beş tane telefonla herkes dolaşacak hale gelebilir o yüzden ikinci husus bence çok daha önemliydi.

 

Açıl Sezen : Şimdi orda aslında, asıl itiraz noktalarından bir tanesini de Vodafone ve Avea’nın mevcut aboneleri için şu ana kadar yapmış oldukları yatırımları 3G’ye taşıyamama tehlikesi olduğu konuşuluyordu şimdi Turkcell’de bir, bir noktaya kadar gelinmiş durumda frekanslarla ilgili olarak ve Turkcell’de yeni frekans açılmasını istiyor diğer taraftan Vodafone ve Avea bugüne kadar geriden gelerek yaptıkları bazı yatırımlar var bunların taşınmasını istiyorlar ve ortada bir kilit durum söz konusu, şimdi burada konu yeni ihaleye yönelik konu ve düzenleme kimin uhdesindedir Telekomünikasyon Kumrunun mu? Yoksa burada siyasi irademi daha fazla ön plana çıkmak durumunda yasal düzenleme açısından.

 

Dr. Tayfun Acarer : Muhakkakki ihaleyi Telekomünikasyon Kurumu yapacaktır. Mevcut mevzuata göre bu konu mevcut mevzuattaki düzenlemeye göre devam edilecek ama ben özellikle biraz evvel belirttiğim hususu altını çizmek istiyorum. Türkiye’de bu konudaki ihalede birinci derece sıkıntı arz eden husus numara taşınabilirliği konusuydu ordaki belirsizlikte yüce yargı bu konuda ilk aşamada yürütmenin durdurulmasına ret vererek bu konudaki devam sürecini işletti. Ama ikinci husus kapsama alanı şimdi bu konunun da aslında ayrı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bildiğiniz gibi mevcut imtiyaz sözleşmelerine göre kapsama alanı konusu 10.000 ve üzerindeki yerleşim yerlerini ilgilendiriyor yani şu andaki üç GSM operatörü sadece 10.000 ve üzerindeki yerleşim yerlerinde kapsama yapabilir imtiyaz sözleşmelerine göre ancak şu da bir gerçekki mevcut GSM operatörleri şu anda 2000 hatta 1000’in altındaki yerleşim yerlerine dahi indiler kapsamayı buralarda temin ediyorlar hatta bize vermiş oldukları yazılı beyanlarında da 2008’in sonuna kadar 1000 ve üzerindeki yerleşim yerlerinin tamamını kapsama alanına alacaklarını taahhüt ettiler. Bu tabi çok güzel bir gelişme ancak 1000 ve altı burada da bir mihenk noktamız var 500 ve 1000 arası, 500 ve altı, şimdi rakamlar küçüldükçe yerleşim yerlerinin sayısı artıyor şöyle söyleyebilirim 500’ün altında yaklaşık 7000 civarında yerleşim yeri var Türkiye’de. Toplam TÜİK istatistiklerine göre geçen dönemki 38.312 yerleşim yeri var Türkiye’de, 10.000 ve üzerindekilerin sayısı 645 tane dikkat edin imtiyaz sözleşmesi kapsamına giren 645 tane nerdeyse %5’i. Onun dışında 37.500 tanesinde kapsama ile ilgili bir yükümlülük yok ama tekrar ediyorum operatörlerin üçü de 1000 ve üzerindeki kapsama yerlerini, yerleşim yerlerini kapsamına alacaklarını taahhüt ettiler.

 

Açıl Sezen : Ki imtiyaz sözleşmesinin içerisinde bu yer almıyor olmasına rağmen

 

Dr. Tayfun Acarer : Almıyor olmasına rağmen tabi buralarda bir ticari kazanç vardır. Şu anda da zaten  bir çok 2000’in altında yerlerde de kapsama  sağlanmış vaziyette ama Türkiye’nin coğrafi koşullarını dağınık yerleşim yerini ve özellikle dağınık birçok yerinin olduğu düşünülürse burada yaşayan milyonlarca insanı da göz önüne aldığınızda gerçekten büyük şehirdeki vatandaşların ne kadar haberleşme hakkıysa bu tür köylerde mezralar da beldelerde yaşayanlarında en azından temel haberleşme hakkıdır diye düşünüyoruz. Bu konuda da operatörlerin ciddi bir çalışması var bir dizi toplantı yaptık en üst düzeyde ve bu konuda da hepsi de olumlu yaklaşıyor.

 

Ben şunu söyleyebilirim bu konuyla sonuç olarak 2008’de kapsama alanı çok daha genişleyecektir ve üçüncü neslin tesisine imkan verecek hale gelecektir kaldı ki bu tür yatırımlar üçüncü nesilde de alt  yapıyı hazır hale getirecek mevcut direkler kullanacak baz istasyonlarına belki ufak modifikasyonlar yapılacak yine aynı antenler aynı anten  direkleri kullanılacak.

 

Açıl Sezen : Yani  Avrupa’daki kadar büyük bir yatırım ihtiyacı bir yatırım  açığı oluşmayacak diyorsunuz. Çünkü lisanslara çok büyük paralar yatırıldı. Örneğin İngiltere de 30 milyar dolar gibi bir para yatırıldı lisanslar için.

 

Dr. Tayfun Acarer : Çok büyük bir hatadır.

 

Açıl Sezen: Yatırım yapacak para kalmadı hiç kimsenin elinde bir sürü büyük operatörde bu yüzden zor durumda kaldı.

 

Dr. Tayfun Acarer : Yine bildiğiniz gibi oradaki bu tür yanlış uygulamalar neticesinde ilk 36 lisansları 2000 yılında verildi ve dört hatta 5 sene 3G hiç gelişemedi.

 

Açıl Sezen : Bu arada diğer teknolojiler gelişti ama örneğin bir Wimax teknolojisi var çoğu yerde 3G’ye ilahesine alternatif olarak kullanılabileceği söylenilen bir uygulama geleceğin birazda Wimax’a doğru kaydığı konuşuluyor telekomünikasyon pazarında katılıyor musunuz?

 

Dr. Tayfun Acarer : Bu konu aslında çok geniş tartışması gereken bir konu buradaki en önemli şey şu, mevcut GSM sisteminizin bir ileri aşaması 3G’deki “WCDMA” teknolojisi.

 

Açıl Sezen : Görüntülü aktarım teknolojisi?

 

Dr. Tayfun Acarer : Görüntülü aktarım teknolojisi. Wimax’ta da tabi benzer şeyler var fakat en önemli husus bana göre kullanılan terminaller farklı şimdi çok önemli bir husus bu dikkate çekmek istediğim bir husus Türkiye’de yaklaşık  87 milyon aktif kullanılan cep telefonu var yani bunların aslında hangisi daha iyidir den ziyade hangisi ne zaman bir noktaya gelecekler? Yani bir terminal iki sistemde de ne zaman kullanılır hale gelecek aksi takdirde bir 87 milyon  makineye daha ihtiyaç duyulabilir.

 

Açıl Sezen : Peki ne zaman gelecek?

 

Dr. Tayfun Acarer : Bilmiyorum anlatabildim mi bu dediğimi?

 

Açıl Sezen : Tabi ki.

 

Dr. Tayfun Acarer : Geldikleri nokta 4. Nesil olacak işte.

 

Açıl Sezen : Dolayısıyla orada yeni bir teknoloji daha ortaya çıkacak. Peki bu arada yapılan yatırımlar Wimax için olsun, 3G için olsun.

 

Dr. Tayfun Acarer : Bunlar 4. Nesil’de birleşiyorsa boşa giden yatırımlar olmayacak.

 

Açıl Sezen: Ama birleşmiyorsa o zaman boşa giden yatırımlar olacak. Öyle mi ?

 

Dr. Tayfun Acarer : Dördüncü Nesil’in zaten hedefi o, Dördüncü Nesil’in daha doğrusu tanımı o yani bütün teknolojilerin bir noktada birleştiği sistem. Tabi ki Wimax gereklidir. Türkiye için özellikle kırsal alanlardaki haberleşme için oraya getirdiği geniş bant ve hızlı erişim için çok gereklidir. Ama şu anda onla ilgilide çalışmalar özellikle mobilitede sabitte Wimax’ta bir sorun yok onla ilgili de çalışmalar yapılıyor en kısa zamanda onun da lisansları verilebilir. Ancak mobilite konusunda şuanda henüz tam sonuç alınamadı dünyada da.

 

Açıl Sezen : Orada hat spot dediğimiz vericilerin  bir miktar yaygınlaşması daha efektif  kullanılabilmesi gibi çalışmalar devam ediyor  bildiğim kadarıyla Wimax  için.

 

Dr. Tayfun Acarer : Şu anda ikinci nesle nasıl her ortamda hareketli olarak kullanabiliyorsunuz. Araba kullanırken veya herhangi bir mekan fark olmadan kullanabiliyorsunuz. Wimax’ta da bu noktaya yakında gelinecek. Yani yakında gelinecek ama Wimax’ın sabitinde bir sorun yok şu anda o sistem çalışıyor. Zaten tahmin ediyorum sabit kısmı verilecek ondan sonra tam özellikler oturduğunda da mobil kısmı verilecek. 

 

Açıl Sezen : Şimdi 3G’ye geri dönecek olursak o konuyu tamamlayabilmek adına soruyorum bu konuda yeni bir ihale süreci gerçekleşecek ne kadarlık bir süreç içerisinde gerçekleşebilir ve siz aslında geçici yetki ile bu ihaleyi açmıştınız geçen sefer oradaki süre neydi. Yeni bir yetki ihtiyacınız doğacak mı yeni bir ihale için.

 

Dr. Tayfun Acarer : Bakanlar Kurulundan Telekomünikasyon Kurumu olarak altı aylığına yetki alınmıştı. O süreç tamamlandı yeniden yetki süreci başladığında normal ihale prosedürüne uygun olarak bunlar yapılacak. Dediğim gibi öncelikle alt yapı’nın Türkiye’nin her noktasında yaygınlaşması ile ilgili çalışmaların başlaması ve belli bir noktaya gelmesi çok önemli.

 

Açıl Sezen : Burada bir zaman aralığı var mı yani şu kadarlık bir periyot içerisinde bu alt yapı çalışmaları belli bir noktaya gelebilir mi?

 

Dr. Tayfun Acarer : Burada tabi operatörlerin çabaları çok önemli.

 

Açıl Sezen : Tabi ki ama onlar bu süreci tamamladıklarında yeni bir ihale söz konusu olabilecek diyorsunuz.

 

Dr. Tayfun Acarer : Açıl Bey şu çok önemli İstanbul’un herhangi bir semtindeki haberleşme hakkı kadar Anadolu’daki bir mezrada yaşayanlarında haberleşme hakkıdır. İhtiyaçlar artık son dönemlerde bazı değişiklikler geçirdi ve bazı yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı. Haberleşmede son derece gerekli olan bir ihtiyaç olarak ortaya çıktı. Özellikle sosyal açıdan sağlık açısından hatta güvenlik açısından. Türkiye’deki yerleşim olan her yere  yol güzergahlarına hatta demir yolu güzergahlarına bu kapsamanın götürülmesi gerekir.

 

Açıl Sezen : O zaman şöyle bir toparlarsak evet yada hayır diye yanıtlarsanız bunun sonucunu 3G konusunu kapatmak istiyorum. Diyorsunuz ki Bakanlar Kurulundan bize yeni bir ihale için yetki verildikten sonra bu yetkide özellikle alt yapı çalışmaları ile ilgili gelişmeler tamamlandıktan sonra verilirse yeni bir ihaleyi biz açmaya hazırız numara taşınabilirliği ile ilgili hukuki sorunun da çözüldüğüne göre.

 

Dr. Tayfun Acarer : Evet tabi  Bakanlar Kurulundan bizim istememiz gerekecek öncelikle.

 

Açıl Sezen : Siz isteyeceksiniz o görünüyor artık.

 

Dr. Tayfun Acarer : Tabi burada koşullar tam uygun hale geldiğinde olacak.

 

Açıl Sezen : Peki şimdi 3G konusunu burada isterseniz kapatalım bir başka önemli noktaya gelelim. Şimdi tüketici olarak en azından ben kullanıcı olarak baktığım zaman kendi kullandığım operatörün tarifesini diğer operatörlerle kıyaslamakta hangisi ucuz hangisi pahalı bunu görmekte çok zorlanıyorum. Özellikle de numara taşınabilirliğinin 3G İhalesini ilgilendiren ikinci tarafı değil de birinci tarafına baktığımda yani numara taşınabilirliği gerçekleştiği zaman tüketicinin karşısına onlarca tarife onlarca seçenek çıkacak ve içinden çıkılması da zor bir durum olacak. Burada toplu bir düzenlemeye gidilemez mi bir sadeleştirilmeye gidilemez mi? Telekomünikasyon Kurumu burada bir rol üstlenemez mi? Tabi ki  operatörlerin uhdesindedir ticari faaliyet olarak ama Telekomünikasyon Kurumu burada toparlayıcı bir rol üstlenir mi? Üstlenmez mi? diye danışmak istiyorum size 

 

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi seçeneklerin olması güzel bir şey. Bilmiyorum hatırlar mısınız yaklaşık on sene öncesine kadar tek bir sabit operatör vardı Türk Telekom ve onunda tek bir tarifesi vardı ben çok iyi hatırlıyorum birçok kişi bundan rahatsızdı. İşte ben yoğun kullanmıyorum ben işte o telefonu yazın kullanıyorum kışın kullanmıyorum şeklinde pek çok eleştiri vardı. Fakat Telekomda daha özelleşmeden bile rekabetin arttığını gördüğü için yedi, sekiz sene evvel farklı tarifeler getirdi. Yani o zaman özelleşmemiş Telekom ve rakibi de yoktu bu bir ihtiyaç. Şimdi  GSM sektöründe çok ciddi bir rekabet var ve üç tane kuvvetli operatör var. Türkiye’de en  az aboneye sahip operatörün  abone sayısı 10 milyonu aştı. 10 milyon abone demek bugün Avrupa’daki pek çok ülkenin nüfusundan çok daha fazla demektir.

 

Açıl Sezen : Şimdi Türk Telekomu da katmak lazım bence içine 4 tane operatör var aslında bakacak olursanız. Bunlarda tarifede yapılan düzenlemelerden sonra hani sabit telefondan da GSM’i aramak GSM’den de sabit telefonu aramak belli bir noktada alternatif oluşturdu.

 

Dr. Tayfun Acarer : Doğru. İleride Yaınsama dediğimiz geçişlerle sabit mobil belli entegrasyonu da sağlanacak bütün bunlar çok hızlı gerçekleşiyor dediğiniz gibi Telekom sektöründe gerçekten baş döndürücü bir hız var. Telekomünikasyon Kurumu’ndaki uzman arkadaşlarımız çok kalifiye personel bu gelişmeleri takip edebiliyoruz. Burada özellikle belirtmek istediğim konulardan bir tanesi de muhakkak  farklı tarifeler var. Biz Kurum olarak burada üst sınırı belirliyoruz bunun dışına çıkıldığı zaman tüketiciye zarar verir diyoruz. Alttaki marj içinde operatörler doğal olarak abonelerini arttırmak mevcutlarını korumak içinde bir takım alternatifler getiriyorlar bu tarifeler düzenlenebilir mi belki belli başlıklar altına toplanabilir ama bu sefer serbest rekabet ortamına müdahale olarak yorumluyoruz biz bunu ama tabi incelenmesi gerekir.

Açıl Sezen : Ama sizin o noktada çok bir müdahale niyetiniz olmadığını anlıyorum. Belki inceleyecekseniz ama kırıcı.

 

Dr. Tayfun Acarer :  Öldürü rekabeti engellemeye çalışıyoruz. Belirlediğimiz üst sınırın altında operatörler serbest rekabet ortamı içinde tüketicilere en iyi ortamı sunmak durumundalar zaten serbest rekabet ortamının da özelliği bu.

 

Açıl Sezen : Şimdi bir başka önemli nokta geçtiğimiz yıl boyunca çok çok tartışılan konulardan bir tanesiydi. Cep telefonlarındaki IMEI numarasının uygulaması kaçak telefon girişi bu çok ciddi anlamda önlendi. Bunu biliyoruz ancak sevindirici olan bir başka nokta daha var. Burada Emniyetten yapılmış açıklamalar burada % 90’na % 95’e varan oranlarda. Cep telefonundaki kap kaç olayların engellendiği ve asayiş açısından da bu uygulamanın olumlu sonuçlar verdiğine dönük. Burada baktığımızda hangi noktaya geldik. Kaçak telefon girişini hangi ölçüye kadar engelleyebildik ve asayiş açısından da gelinen noktayı siz nasıl değerlendirirsiniz bu uygulamanın mimarı olarak.

 

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi bu geçen dönemde yapılan telekomünikasyon sektörüyle ilgili en önemli düzenlemelerden bir tanesi idi. Sayın Ulaştırma Bakanı’nın gerçekten büyük çaba sarf ettiği bir yasal düzenlemeydi. Ben göreve başladığımda bu düzenleme yapılmıştı ve uygulaması evet bize nasip oldu. Gerçekten çok önemli bir konu fakat olayın ekonomik tarafının ötesinde bana göre sosyal tarafı çok daha önemli bilmiyorum bu son emniyet kayıtları var mı sizde  kapkaç olaylarında?

 

Açıl Sezen : Evet, biz geçtiğimiz günlerde bunu gazete portal’da haberleştirdi. Habertürk’te de diğerlerinde de hem sitelerde hem televizyonlarda da haber oldu % 90, % 95’lere varan bir azalma söz konusu. Aslında Türkiye’nin en büyük dertlerinden bir tanesiydi can güvenliğini tehlikeye atar boyutlara ulaşmıştı.

 

Dr. Tayfun Acarer : Evet bu  son derece önemli bir konu çünkü benim öğrencilerimden bir tanesi de ölenlerden biriydi. 7 kişi ölmüştü bu tür olaylardan ve  22 yaşındaki bir çocuk bildiğiniz gibi hatırlarsanız trenden atılmıştı maalesef öldü. Türkiye’de sosyal sorun haline gelmişti bu konu. 7 kişi Emniyet Kayıtlarından aldığımız bilgiler. Kapkaç olayları nedeniyle cep telefonu ile ilgili 600’ün üzerinde yaralanma olayı vardı. Yine bize yansıyan ama belki emniyete de yansımayan pek çok olay var 30.000 üzerinde. Yine emniyete yansıyan ama eminim ki o 30.000 sayısı da belki 100.000’lerin üzerinde. Bende telefonumu çaldırdım demeyim de unuttum veya kayboldu.

 

Açıl Sezen : Yani sizinde telefonunuz çalındı yada kayboldu.

 

Dr. Tayfun Acarer : Çalıntı demeyim ben unuttum ama ondan sonra çalıntı haline geldi o telefon.

 

Açıl Sezen : Peki sizin elinizde bu kadar imkan var bulma şansınız olmadı mı daha sonra?

 

Dr. Tayfun Acarer : Bu olay 6, 7 sene önce oluyor. Ama tabi daha ötesi bu bir gasp nedeni haline geldi çünkü insanların cüzdanlarında çok az para var ama ceplerinde bir milyarlık  yada bellerinde bir milyarlık telefon var ve onu paraya çevirebiliyorsa o zaman çok riskli bir hale geliyor. Ben görüyordum ki bende dahil pek çok kişi telefonunu açık yerde veya özellikle sessiz ıssız ortamlarda kullanmak istemiyorlardı.

 

Açıl Sezen : Hatta şöyle şehir efsaneleri bile dolaşıyordu İstanbul’un belirli bölgelerinde gidiyorsunuz sipariş veriyorsunuz ertesi güne çalıntı telefonu size veriyorlar. Şu modeli istiyorum diyebiliyorsunuz o telefonu getirebiliyorlar. Hani bu tür şehir efsaneleri bile dolaşmaya başlamıştı.

 

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi buradaki en önemli şey sosyal açıdan bu tür sorunlar çok büyük ölçüde önlendi. Dediğiniz gibi % 95’e varan oranda önlenmişse bu çok büyük bir başarıdır. Bu yasal düzenleme için çok büyük bir başarıdır emeği geçenlere aslında teşekkür etmek lazım. Türkiye’nin bir sorunu çözülmüş gibi gözüküyor. İşin ekonomik tarafı daha vahim çünkü 87 milyon telefon var bu kanun ilk çıktığında 19 milyon kayıtlı telefon vardı. Yani arada 64 milyon telefon kaydedildi. Bana göre bunun bedeli de yaklaşık 10 milyar dolardır. 10 milyar dolarlık bir değer ekonomiye kazandırılmıştır ve bundan sonra daha da önemlisi tüketici bilinçlenmiştir. Bugün gidin mağazalara herkes telefonu alırken bunun kayıtlı olup olmadığını özellikle kontrol ediyor, faturasını istiyor, IMEI’sinin temiz olduğunu görmek istiyor. İşte bu çok önemli bir husus ama tekrar ediyorum bütün bunların ötesinde bana göre işin sosyal tarafı,

 

Açıl Sezen : Çok daha önemli diyorsunuz?

 

Dr. Tayfun Acarer : Güvenlik tarafı, can sağlığı tarafı, can emniyet tarafı çok daha önemliydi.

 

Açıl Sezen : Şimdi yeni uygulamalarınızdan bir tanesi Telekomünikasyon Kurumu olarak, gizli numara ile aramanın engellenmesine yönelik bir çalışma var. Burada neyi amaçladık? 1. Hangi noktadayız? 2. Ne kadarlık bir süreç içerisinde burada ulaşılmak istenen sonuçlara ulaşılabilir? Çünkü uygulama aslında başlamış bir taraftan da.

 

Dr. Tayfun Acarer : Doğru çok önemli bir gelişme diye görüyorum. Sizde şahitsiniz belki sizde aynı şekilde rahatsızlığınız var gizli aramalar, ben kişisel olarak rahatsız oluyordum. Bir numara beni arıyor ve kimliği belirli değil ben açıkça bu numaraya cevap vermek istemiyorum ama ısrarla da çalıyor. Telefonumu kapatsam bu sefer diğer aramalar engelleniyor. Gizli numara ile aranma hususunu yalnız açıklamakta yarar var tüm gizli aramalar engellenmiyor. Siz istediğiniz takdirde gizli numara ile aramaları kendi telefonunuzda engelliyorsunuz.

 

Açıl Sezen : Bunun için sadece operatörünüze başvurmanız yeterli olur mu?

 

Dr. Tayfun Acarer : Yeterli. Yani tüm gizli aramalar engellendi ifadesi yanlış olur isteyen abone, isteyen kullanıcı gizli numara ile aranmayı engelleyebiliyor.

 

Açıl Sezen : Önemli bir noktaya gelmiş durumdayız.

 

Dr. Tayfun Acarer : Bununla ilgili süreç 1 Ocak 2008’de başladı biraz evvel işaret ettiğiniz gibi ve sorunsuz devam ediyor. Üç operatörde bu uygulamaya alt yapılarını buna uygun hale getirdiler. Bir süre vermiştik Telekomünikasyon Kurumu olarak bu süreye uyuldu ve bu uygulama başladı. Çok basit birkaç komutla, bu operatöre göre değişiyor o yüzden şu diye vermek istemiyorum. Ama yıldız, bir numara birde kare kullanarak telefonunuzu gizli aramalara kapalı hale getirebiliyorsunuz. Gizli bir numara sizi arayamıyor yani telefonunuz çaldıramıyor işin güzel tarafı o.

 

Açıl Sezen : Şimdi önemli bir nokta daha var Telekomünikasyon Kurumu dediğimiz zaman tabi bunun altında sadece GSM operatörleri veya sadece telekomünikasyon sektöründe erişim hizmeti gelmiyor aynı zamanda bir internette sizin kontrolünüz altındaki konulardan bir tanesi. Şimdi internette yeni bir başkanlık oluşturdunuz, bu başkanlığın yapmış olduğu bazı uygulamalar var, yapacağı da bazı uygulamalar var. Burada hangi noktadayız internet şu anda Türkiye’de en fazla kullanılan erişim teknolojisi haline geldi belki ama önü de çok açık.

 

Dr. Tayfun Acarer : Daha da gelişecek.

 

Açıl Sezen : Şimdi burada birkaç tane temel nokta var. Hileye hurdaya çok açık bir alan olduğunu kabul etmek lazım internet sektörünün ama internetin bir düzenlemeye ihtiyacı olduğu da ortada. Bu bir yandan yasal düzenleme ama diğer taraftan da bir regülasyon yani hani faaliyetlerin düzenlenmesi sadece yasa ile değil kontrol anlamında da gerekiyor gibi görünüyor. Burada neler yapıyorsunuz yada neler yapacaksınız kısa ve orta vadede?

 

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi bu konu ile ilgili iki şey söyleyeyim. Birincisi, dediğiniz gibi internet yoğun kullanımı olan bundan sonra giderek kullanımı artacak olan güncel yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bir teknoloji. Yoğunluk arttıkça kullanım çoğaldıkça bir takım sorunlar ve ihtiyaçlarda ortaya çıkıyor işte internetle ilgili düzenlemede bu yoğun kullanım sonucunda ortaya çıkmış bir ihtiyacın ürünüdür birinci olarak bunu söylemek istiyorum. İkincisi, Türkiye olarak pek çok ülkeden pek çok Avrupa ülkesinden daha ileride olduğumuz dört tane konu var ve bu konularda gerçekten benim katıldığım Rügülasyon Başkanları toplantısında da değişik toplantılarda da Türkiye’den görüşler soruluyor ve bazı uluslararası toplantılarda biz şu anda geldiğimiz noktalarda bildiriler sunuyoruz ve çok ilgi ile izleniyor ve bizden gerçekten bu konudaki bilgilerimizin, deneyimlerimizin paylaşılması isteniyor. Bunlardan bir tanesi biraz evvel sizin söylediğiniz kayıt dışı telefonlarla ilgili. İşin ekonomik tarafının ötesinde dediğim gibi sosyal tarafının çok daha vahim olması nedeni ile çok önemli bir kavram. Burada Türkiye gerçekten çok iyi bir noktaya geldi. İkincisi, İletişim Başkanlığı ile ilgili yani dinlemelerin hukuksal zeminde yapılması ve mutlaka bir hukuk kararına dayanılarak yapılması ile ilgili düzenleme.

 

Açıl Sezen : Şimdi onu bir parça açmakta fayda var. Türkiye’de herkes telefonlarının dinlendiğini zannediyor.

 

Dr. Tayfun Acarer : Hayır dinlenmiyor öyle düşünülmesin.

 

Açıl Sezen : Herkes öyle zannediyor yani herkeste bir, benim telefonum dinleniyor endişesi.

 

Dr. Tayfun Acarer : Kesinlikle düşünülmesin.

 

Açıl Sezen : Bürokratı da var, siyasetçisi de var, akademisyeni de, gazetecisi de   var herkeste bir telefonum dinleniyor endişesi var.

 

Dr. Tayfun Acarer : Telefonlar dinlenebilir, ancak bununla ilgili istemin mutlaka bir hakim kararı, mahkeme kararı ile olduğu takdirde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından, Telekomünikasyon Kurumunun bünyesindeki bir birim tarafından mahkeme kararı değerlendirilip kanuna uygun halde görüldükten sonra bu dinleme yapılmasına izin verilebilir. Bir dinleme birimi sizin hakkınızda bir ihtiyaç duymuş dinleme ile ilgili ve bununla ilgili de bir hakim kararı alınmış bu da kanuna uygun hale gelmişse ben şahsen beni dinlesinler diyorum yani böyle bir ihtiyaç varsa.

 

Açıl Sezen : İşte burada bu sade vatandaş için bu dinleme prosedürünün bu şekilde bürokrasi ile sağlıklı bir şekilde işliyor ise iyi bir şey.

 

Dr. Tayfun Acarer : Tüm vatandaşlar için.

 

Açıl Sezen : Ama diğer taraftan örneğin terörle ilgili bazı uygulamalarda buradaki bürokrasinin zaman yitirmeye neden olduğuna dairde istihbarat birimlerinde özellikle endişeler olduğunu biliyoruz.

 

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi terörle ilgili bir ihbar olduğunda bununla ilgili artık otomatiğe bağlı çok hızlı bir şekilde mahkemeden savcılıklar veya dinleme yapmak isteyen birimler karar alabiliyor, ama çok acil durum varsa, kanunda onunla ilgili de bir husus var. Yani çok aciliyet içerdiği zaman yirmi dört saat içinde hakim kararını getirmek kaydı ile şeklinde bir ifade var.

 

Açıl Sezen : Önce dinlemeyi yapıp ondan sonra hakim kararı getirilsin diye.

 

Dr. Tayfun Acarer : Evet. Bütün diğer kayıtlarının da tabi. İletişim Başkanlığı burada tutuyor ve eğer bu karar getiremezse bunları da imha ediyor. Dediğim gibi Türkiye’de çok önemli bir düzenlemedir bu da. Tabi bunların hepsi yasal düzenlemedir bu Telekomünikasyon Kurumu’nun çıkardığı yönetmelik yada genelge türü şeyler değil hepsi yasal düzenlemelerdir ve çok yararlı oldukları zaman içinde görülmüştür. En azından bütün dinlemelerin artık hukuksal zeminde değerlendirilmesi ve hakim kararı ile yapılması çok önemli bir gelişimdir, süreçtir diye düşünüyorum.

 

Türkiye’de yapılan önemli düzenlemelerden bir tanesi elektronik imza ile ilgilidir ve çok yakın bir süreçte ortaya çıkan mobil imza ona paralel olarak.

 

Açıl Sezen : Mobil imza cep telefonu üzerinden bütün bankacılık  işlemleri olsun diğer işlemler olsun yapılmasını sağlayan.

 

Dr. Tayfun Acarer : Dördüncüsü de dediğiniz gibi İnternet Başkanlığı ile ilgilidir. Bu dört konuda gerçekten Türkiye şu anda model ülkeler durumunda yani faaliyetleri gerçekten bütün ülkeler tarafından ilgi ile izleniyor. İnternetle ilgili de daha iki hafta evvel Avrupa Birliğinden gelen bir yazı vardı. Bu ihtiyaç sadece Türkiye’de çıkmıyor pek çok ülkede daha doğrusu internetin kullanıldığı hemen hemen tüm ülkelerde var hatta bazı ülkeler isim vermek istemiyorum ama internetin kontrolünü tümü ile yapıyorlar yani bütün girişleri kontrol ediyorlar.

 

Açıl Sezen : Doğru. Şimdi orada benim iki tane dikkat çekmek istediğim önemli nokta var, bunlardan bir tanesi sanal kumarla ilgili olarak yapılmış olan bir düzenleme var. Buradaki düzenleme ile bu tür sitelere erişim imkanı kısıtlandı. Sizin gazetelere de yansıyan bir açıklamanız var bizimde bununla ilgili hazırlamış olduğumuz bir bandımız var. Bu bandı izleyelim kısa sürende bir bant ve sanal kumar uygulamalarının boyutu ile ilgili internet üzerinde bizi bilgilendirecek olan bir bant. Dönüşte Tayfun Acarer’le bu konu ile ilgili görüşlerini de soralım.

 

Perfore : İnternette sanal kumarla başlatılan mücadele konunun çok ciddi boyutlara ulaştığını ortaya çıkardı. İnternet üzerinde sanal kumar oynayanlar adeta bağımlı hale gelirken bu siteler üzerinden yurt dışına giren para yarım milyar dolara yaklaştı. Sanal kumarla ilgili en önemli mücadeleyi yeni kurulan İnternet Güvenliği Başkanlığı yürütüyor. Başkanlık, sanal kumarla mücadele kapsamında öncelikle kumar oynatan siteleri tek tek belirledi. Başkanlık çoğu Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde bulunan sitelere yönelik trafiği mercek altına aldı. Türkiye’den kumar sitelerine yönelik tahminlerin çok ötesinde olağanüstü bir trafiğin olduğu gözlendi. Mücadeleye başlamadan önce böyle bir yoğunluk beklemeyen yetkililer sürekli takip edilen kumar sitelerine erişimi engelleyince kullanıcıların yoğun tepkisi ile karşılaştı. Kumar siteleri üzerinden her yıl yurt dışına 300 ila 500 milyon dolar aralığında para aktarılıyor. Kredi kartı numarası verilerek oynanan sanal kumarda yurtdışına gönderilen paraya ilişkin tutarın daha da artmasından endişe ediliyor.

 

Açıl Sezen : Evet internette sanal kumar uygulamaları ile ilgili durum böyle. Aynı zamanda Tayfun Bey bu uygulamalar ciddide bir kara para aklama mekanizması olarak kullanılıyor. Bunu hatta Türkiye’de çok bilinen bazı kişilerin, internet camiasında bazı kişilerin belki ajanslarında uyguladığını, yaptığını biliyoruz bununla ilgili yargılama süreçleri olduğunu da biliyoruz. Nasıl bir önlem alınabilir yada nasıl bir önlem alınacak bundan sonraki süreçte bu uygulamaların daha da genişlememesi, serpilmemesi için?  

 

Dr. Tayfun Acarer : Açıl Bey, bazı konuları açıklığa kavuşturmak lazım yani olayın hukuksal tarafı nedir? TK olarak bizim yetkimiz nedir? Ne tür önlemler alınabilir? Şimdi biraz evvel söylediğim gibi bu da yasal bir düzenlemedir. Bu yasal düzenleme bir ihtiyaca göre yapılmıştır. İhtiyaç on sene evvel yoktu çünkü 10 sene evvel internet bu kadar yoğun değildi 10 sene sonra çok çok daha yoğun olacak. Belki pek çok hizmet internet üzerinden olacak giderek yoğunlaşıyor. O nedenle de bana göre Türkiye’de tam zamanında bir düzenleme yapılmıştır ama bu düzenlemeyi biraz açmak istiyorum. Bu düzenlemede sınırları çok net olarak çizilmiş, tanımları çok net yapılmış sekiz tane katalog suç var yani bu sekiz katalog suça giriyorsa İnternet Başkanlığı’nın görevine giriyor onun dışındakiler İnternet Başkanlığı’nın görevine girmiyor.

 

Açıl Sezen : Nedir o katalog suçlar? Başlık başlık söylerseniz.

 

Dr. Tayfun Acarer : Bunlardan bir tanesi biraz evvel söylediğiniz internet ortamında kumar. Bir tanesi çocuk pornosu, biliyorsunuz gerçekten toplumda bir infial haline gelmişti ve bir ortak konsensüs içinde bu yasanın hazırlanması istenmişti. Gerçekten de çok doğru ve gerekli hatta çok yerinde bir düzenlemedir bu. İnternet ortamında yine fuhuş, intihara teşvik yani böyle çok belli olan konular. Bir tanesi de Atatürk’e hakaret yine çok  net.

 

Açıl Sezen : Ki son dönemde YouTube’da buna yönelik yapılmış olan bir düzenlemede var ama şimdi YouTube’a erişimi engelliyorsunuz ama ben çok basit bir internet kullanıcısı düzeyindeki bilgi ile dahi YouTube başka kaynaklar üzerinden ulaşabiliyorum. Belki arama motorları üzerinde belki birkaç site dolaşarak onların üzerinden giderek yine ulaşabiliyorum.

 

Dr. Tayfun Acarer : O konuyu da biraz açıklamakta yarar var. YouTube’a erişim mahkeme kararı ile engellenmiştir. Bu konuda YouTube’la görüşme tahmin ediyorum şu sıralar sürüyor. O, Atatürk’e hakaret, Türklüğe hakaret sadece Atatürk değil Türklüğe hakaret, Türk bayrağına hakaret gibi çok hassas olmamız gereken konularda ısrarla yayına devam etmiştir YouTube ve o nedenle de mahkeme kararı bize tebliğ edilmiştir bizde bu mahkeme kararına göre işlem yapmışızdır. Tabi burada erişim sağlayıcılarında hassas olması lazım yani özgürlük ama sınırsız özgürlük olmaz herkesin özgürlüğü diğerinden sınırlı olması lazım yani benim özgürlüğüm size zarar veriyorsa buna özgürlük demek doğru değil.

 

Açıl Sezen : Doğru söylüyorsunuz. Şimdi bir başka önemli nokta daha var internetle ilgili olarak sormak istediğim. Örneğin televizyonları ele alacak olursak Radyo Televizyon Üst Kurumu televizyonlardaki reytinglerin ölçümü ile ilgili olarak bir yasa çerçevesinde bir uygulaması var, orada bir takım sıkıntılarda var doğrudur, yanlıştır tartışılır ancak internet tarafında yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi ölçümleme sorunu. İnternet reklam pastası işte yaklaşık 50, 60 milyon Dolarlara yaklaşıyor ve buradaki pastada bir ölçümleme sorunu var. Burada Telekomünikasyon Kurumu öncülüğünde bir ölçümleme mekanizması yada desteği ile bir ölçümleme mekanizması kurulamaz mı? Çünkü hani böyle bir para bu kadar etkili olabilecek bir mecra içerisinde tamamen körü körüne dağılıyor gibi görünüyor.

 

Dr. Tayfun Acarer : Açıl Bey, söyledikleriniz doğru bir hususu belirtmek istiyorum. Yapılan yasal düzenlemeye göre İnternet Başkanlığı 23 Kasım 2007 tarihinde yani yaklaşık iki ay evvel kuruldu. Takdir edersiniz ki benzeri olmayan hatta yurt dışında bile benzer modellerini inceleyemediğimiz bir yapı bu., buraya personel takviyesi yapıldı, sistemler alındı apayrı bir birim teşkil edildi. Şimdi daha olay çok yeni bizdeki istatistiklerinde çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum yani süreç ne kadar genişlerse istatistikler o kadar daha gerçekçi olur ancak ilgimi çeken husus, bir kere öncelikle bu sekiz katalog dediğimiz suçun neredeyse tamamı yani % 98’den fazlasının kaynağı yurt dışından yani bir çocuk pornosunun kaynağının nerdeyse tamamı yurt dışı. Bir fuhuş sitelerinin neredeyse tamamı yurt dışı kaynaklı ancak ilgimi çeken şey bu internette, sanal ortamdaki kumar tahminlerden çok daha fazla oynanıyor şu ana kadarki edindiğimiz istatistikler, biraz evvel verdiğimiz rakamlarda yani şu an için söylenebilir ama tam sağlıklı veriler belki altı ay sonra hatta bir sene sonra ortaya çıkar. Ne kadar arama yapılıyor ve bu aramanın yaklaşık tahmini bedeli ne olabilir? Dediğimiz şekilde reklamlarında buradaki dağılımı, payının da belki ancak o zaman daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

 

Açıl Sezen : Yani önce bir sizin sektörü ölçmeniz gerekecek Daire Başkanlığı olarak?

 

Dr. Tayfun Acarer : Kesinlikle.

 

Açıl Sezen : Ki ondan sonra bununla ilgili bir düzenleme ama gündeminizde, ajandanızda konulardan bir tanesi olduğunu görüyorum doğru mu?

 

Dr. Tayfun Acarer : Evet. Fakat ilk gördüğümüz şey tahminlerin çok üstünde Türkiye’de sanal olarak kumar oynanıyor.

 

Açıl Sezen : Kumarın ötesinde bir içerik açısından da baktığımızda kirlenmişliğe doğru gidildiğini görüyoruz.

 

Dr. Tayfun Acarer : Kesinlikle.

 

Açıl Sezen : Yani çok büyük sitelerde dahi örneğin haber sitelerinde sürekli size işte tıklatarak daha fazla tık alabilmeye yönelik uygulamalarla haber okutulduğunu görüyoruz bunlar sizi rahatsız ediyor mu?

 

Dr. Tayfun Acarer : Kesinlikle rahatsız ediyor birde gerçekten çok zor. Yani şöyle söyleyeyim mesele mücadele yapılıyor bununla ilgili fakat mücadelede kaynağa hemen ulaşamıyorsunuz? Yani işte örneğin porno sitelerine, porno yazıp o sitelerin tamamını göremiyorsunuz çok ilgisiz adlarla bir bakıyorsunuz karşınıza porno sitesi çıkmış. Yani çok farklı bir site adı ile veya çok farklı bir konu ile aramaya başladığınızda karşınıza bir porno sitesi çıkabiliyor. Aynı şekilde kumarda da böyle yani kumar.com.tr veya kumar.com diye arayamıyorsunuz…

 

Açıl Sezen : Kumar yazdığınızda başka bir sitenin altında başka bir şekilde çıkıyor sizin karşınıza.

 

Dr. Tayfun Acarer : Çok farklı isimlerin altında kumar siteleri çıkabiliyor ve ilginç buda çok,

 

Açıl Sezen: Çok kolay bir mücadele değil hakikaten.

 

Dr. Tayfun Acarer : Çok hızlı bir şekilde de bilgi dağıtılabiliyor yani bir siteyi blok ettiğiniz zaman başka bir isimle,

 

Açıl Sezen : Alan adını değiştirerek aynen gelebiliyor.

 

Dr. Tayfun Acarer : Çıkabiliyor ve kullanıcılar arasında da çok hızlı bir şekilde bilgi hemen ulaşıyor.

 

Açıl Sezen : Belki bu konuyu daha detaylı olarak daha geniş bir programda ayrıca tartışmakta da fayda var. çok teşekkür ediyoruz katıldığınız için. Sorularımıza açık yüreklilikle yanıtladığınız için. Evet Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Sayın Tayfun Acarer’in son derece önemli açıklamaları oldu programımız içerisinde.

 

 

 

 

(*) Konuşma metni yazı diline çevrilirken, tekrarların, konuşma diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler yapılmıştır.

 

 

 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir