|
Açıl Sezen : Evet piyasa
tarafını sıklıkla konuşuyoruz sıklıkla değerlendiriyoruz, ekonominin tüm
dinamikleri üzerinde elbette bunlar çok etkili ancak az öncede ifade
ettiğimiz gibi Türkiye’de son dönemlerde belkide en fazla konuşulan
konulardan bir tanesi telekomünikasyon ve GSM sektörü bu konudaki
gelişmeleri bu alandaki gelişmeleri sektörün en yetkili ismi
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Sayın Tayfun Acarer’le konuşmaya
başlayalım diyoruz.
Tekrar hoş geldiniz diyelim, aslında
telekomünikasyon sektörü dediğimiz zaman cep telefonu operatörlerinin
son dönemde rekabetinin oldukça setreleştiğini beklide bugüne kadar
olmadığı kadar kırıcı bir rekabet ortamına ulaştığımızı görüyoruz
özelliklede bunun doruk noktasını 3G ile ilgili yapılmış ihale ile yani
yeni jenerasyon cep telefonu teknolojileri ile ilgili yapılmış ihalede
ortaya çıktığını gördük dilerseniz önce 3G ihalesinde Türkiye neler
yaşadı bunu içeren bir bandımız var bunu inceleyelim bu bandı izleyelim
ardından yansımaları ne olacak bundan sonraki süreç nasıl şekillenecek
ve aslında herkesin bildiği gibi top burada hala Telekomünikasyon
Kurumunun üzerinde mi değil mi onu konuşmaya başlayalım.
Perfore : Basit anlatımıyla
hızlı ve görüntülü iletişim olarak bilinen 3G teknolojisi Türkiye’nin
2007 yazında en çok konuştuğu konulardan biri oldu Avrupa ülkeleri
içinde Makedonya ve Arnavutlukla birlikte 3G hizmetinin verilmediği üç
ülkeden biri olan Türkiye’ye Mayıs ayında yapılacak ihaleye
hazırlanıyordu, ancak Mayıs’taki ihale yeterli koşulların oluşmadığı
gerekçesiyle Eylül’e ertelendi, böylece 2007 yazı üç operatörün 3G ve
numara taşınabilirliği tartışmaları ile geçti, Avea ve Vodafone 3G’nin
Türkiye için gerekli olmadığını öne sürerken öncelikle numara
taşınabilirliğininde devreye sokulmasını istediler yinede 7 Eylül’de
yapılacak ihale için Türkiye’de ki üç mobil telefon operatörünün yanı
sıra France Telekom şirketi de şartname aldı ihalede A lisansı için 252
milyon Euro B lisansı için 224 milyon Euro C lisansı için 196 milyon
Euro D lisanlı içinde 140 milyon Euro asgari değer belirlendi devletin
ihaleden beklentisi ise 2 milyar Dolara ulaşıyordu, ihaleden bir gün
önce Vodafone Avea ve France Telekom numara taşınabilirliğinin
gerçekleşmemesini gerekçe göstererek teklif vermedi, Turkcell teklif
veren tek firma olarak kalınca bu kez ihalenin yapılıp yapılmayacağı
sorusu gündeme geldi Telekomünikasyon Kurulu ihalenin yapılacağını
açıklayınca tek katılımca olarak ihaleye giren Turkcell A lisanslı
ihalesini 321 milyon Euro teklifle kazandı, ihaleyi kazanan Turkcell 3G
alt yapısı için yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapmaya hazırlanırken 19
Eylül günü Telekomünikasyon K urumu tek şirketin katıldığı 3G ihalesini
rekabet koşulları oluşmadığı gerekçesiyle iptal ettiğini duyurdu.
Bu arada 2007 yılının son günlerinde
Danıştay Numara Taşınabilirliği Yönetmeliğinin iptali ve yürütmesinin
durdurulması için Turkcell’in açtığı davada yürütmenin durdurulması
istemini reddetti, Danıştay davanın esasına ilişkin kararını ise henüz
açıklamadı.
Açıl Sezen : Evet Türkiye 3G
ihalesiyle ilgili olarak bunları yaşadı bakalım Telekomünikasyon Kurumu
Başkanı Sayın Dr. Tayfun Acarer bunlarla ilgili olarak ne söyleyecek, 3G
ihalesi ihaleye çıkıldı ardından gerçekleşmedi bir takım sıkıntılar oldu
şu anda hangi noktadayız 3G ihalesiyle ilgili
Dr. Tayfun Acarer : Teşekkür
ederim aslında önemli bir husus 3G ihalesiyle ilgili süreç bildiğiniz
gibi Eylül ayının başında yapılan ikinci ihale yeterli katılımın
olmaması ve rekabet koşullarının sağlanmaması nedeniyle iptal edildi,
bundan sonra yeni bir süreç başlıyor, yalnız bu yeni süreç içinde
özellikle Türkiye’deki koşullar Türkiye’deki mobil haberleşme alt
yapısının iyileştirilmesi ve rekabetin tam tesisi birinci öncelik
verdiğimiz husus.
Burada da iki tane önemli kavram ortaya
çıkıyor tam rekabet . İyi bir rekabet için numara taşınabilirliğinin tam
olarak gerçekleşmesi ve önündeki engellerin ortadan kalkması diğeri de
özellikle kapsama alanı ile ilgili iyileştirme, bildiğimiz gibi bu gecen
süreç içinde numara taşınabilirliğiyle ilgili yüce yargıdan yürütmenin
durdurulmasına ret kararı çıktı bu son derece önemli bir olay ve bu
konudaki sıkıntıyı çok önemli bir ölçüde aşıldı.
Açıl Sezen : Şimdi belki
izleyicilerimizin kafası bu konuda karışık numara taşınabilirliğiyle
ilgili olarak bunu numara taşınabilirliği dediğimiz konu sadece diğer
operatörlerin bir operatörün elindeki numaraları paylaşması anlamına mı
geliyor yada bütün operatörlerin numara paylaşımı anlamına geliyor diğer
taraftan da buradaki numaraların şuan mevcut kullanılan numaraların 3G
sistemi içerisinde kullanılmasını da mı içeriyor çünkü kilit noktası
burası.
Dr. Tayfun Acarer : Çok
güzel ikinci husus hep dikkatlerden kaçtı bizim de söylediğimiz husus
oydu, bildiğiniz gibi numara taşınabilirliği demek kullandığınız bütün
numarayı operatörlerin kimliklerini de belirleyen alan kodları da dahil
başka bir operatöre tüketicinin operatörü olabilmesidir hep bilinen
tartışılan husus bu oldu ama bizim özellikle ikaz ettiğimiz dikkat
çektiğimiz bir husus daha var eğer numara taşınabilirliği tümüyle iptal
olsaydı bu taktirde mevcut numaralarla üçüncü nesil sistemlere abone
olmak olanaksız hale gelebilirdi. Yani şu anda yıllardır kullandığınız
numarayı üçüncü nesil aynı operatörden dahi alsanız kullanamayacak hale
gelebilirdiniz o nedenle bence işin ikinci tarafı çok çok daha önemliydi
o zamanda şöyle bir kavram ortaya çıkacaktı bildiğiniz gibi bugün
özellikle serbest çalışanlar basın mensupları bir den fazla telefon
hattı ve telefon makinesi kullanıyorlar. Bir de üçüncü nesil’e abone
olduklarında bir o kadar da telefon kullanıcısı olacaktı ve de
ceplerinizde dört tane beş tane telefonla herkes dolaşacak hale
gelebilir o yüzden ikinci husus bence çok daha önemliydi.
Açıl Sezen : Şimdi orda
aslında, asıl itiraz noktalarından bir tanesini de Vodafone ve Avea’nın
mevcut aboneleri için şu ana kadar yapmış oldukları yatırımları 3G’ye
taşıyamama tehlikesi olduğu konuşuluyordu şimdi Turkcell’de bir, bir
noktaya kadar gelinmiş durumda frekanslarla ilgili olarak ve Turkcell’de
yeni frekans açılmasını istiyor diğer taraftan Vodafone ve Avea bugüne
kadar geriden gelerek yaptıkları bazı yatırımlar var bunların
taşınmasını istiyorlar ve ortada bir kilit durum söz konusu, şimdi
burada konu yeni ihaleye yönelik konu ve düzenleme kimin uhdesindedir
Telekomünikasyon Kumrunun mu? Yoksa burada siyasi irademi daha fazla ön
plana çıkmak durumunda yasal düzenleme açısından.
Dr. Tayfun Acarer :
Muhakkakki ihaleyi Telekomünikasyon Kurumu yapacaktır. Mevcut mevzuata
göre bu konu mevcut mevzuattaki düzenlemeye göre devam edilecek ama ben
özellikle biraz evvel belirttiğim hususu altını çizmek istiyorum.
Türkiye’de bu konudaki ihalede birinci derece sıkıntı arz eden husus
numara taşınabilirliği konusuydu ordaki belirsizlikte yüce yargı bu
konuda ilk aşamada yürütmenin durdurulmasına ret vererek bu konudaki
devam sürecini işletti. Ama ikinci husus kapsama alanı şimdi bu konunun
da aslında ayrı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bildiğiniz gibi
mevcut imtiyaz sözleşmelerine göre kapsama alanı konusu 10.000 ve
üzerindeki yerleşim yerlerini ilgilendiriyor yani şu andaki üç GSM
operatörü sadece 10.000 ve üzerindeki yerleşim yerlerinde kapsama
yapabilir imtiyaz sözleşmelerine göre ancak şu da bir gerçekki mevcut
GSM operatörleri şu anda 2000 hatta 1000’in altındaki yerleşim yerlerine
dahi indiler kapsamayı buralarda temin ediyorlar hatta bize vermiş
oldukları yazılı beyanlarında da 2008’in sonuna kadar 1000 ve üzerindeki
yerleşim yerlerinin tamamını kapsama alanına alacaklarını taahhüt
ettiler. Bu tabi çok güzel bir gelişme ancak 1000 ve altı burada da bir
mihenk noktamız var 500 ve 1000 arası, 500 ve altı, şimdi rakamlar
küçüldükçe yerleşim yerlerinin sayısı artıyor şöyle söyleyebilirim
500’ün altında yaklaşık 7000 civarında yerleşim yeri var Türkiye’de.
Toplam TÜİK istatistiklerine göre geçen dönemki 38.312 yerleşim yeri var
Türkiye’de, 10.000 ve üzerindekilerin sayısı 645 tane dikkat edin
imtiyaz sözleşmesi kapsamına giren 645 tane nerdeyse %5’i. Onun dışında
37.500 tanesinde kapsama ile ilgili bir yükümlülük yok ama tekrar
ediyorum operatörlerin üçü de 1000 ve üzerindeki kapsama yerlerini,
yerleşim yerlerini kapsamına alacaklarını taahhüt ettiler.
Açıl Sezen : Ki imtiyaz
sözleşmesinin içerisinde bu yer almıyor olmasına rağmen
Dr. Tayfun Acarer : Almıyor
olmasına rağmen tabi buralarda bir ticari kazanç vardır. Şu anda da
zaten bir çok 2000’in altında yerlerde de kapsama sağlanmış vaziyette
ama Türkiye’nin coğrafi koşullarını dağınık yerleşim yerini ve özellikle
dağınık birçok yerinin olduğu düşünülürse burada yaşayan milyonlarca
insanı da göz önüne aldığınızda gerçekten büyük şehirdeki vatandaşların
ne kadar haberleşme hakkıysa bu tür köylerde mezralar da beldelerde
yaşayanlarında en azından temel haberleşme hakkıdır diye düşünüyoruz. Bu
konuda da operatörlerin ciddi bir çalışması var bir dizi toplantı yaptık
en üst düzeyde ve bu konuda da hepsi de olumlu yaklaşıyor.
Ben şunu söyleyebilirim bu konuyla sonuç
olarak 2008’de kapsama alanı çok daha genişleyecektir ve üçüncü neslin
tesisine imkan verecek hale gelecektir kaldı ki bu tür yatırımlar üçüncü
nesilde de alt yapıyı hazır hale getirecek mevcut direkler kullanacak
baz istasyonlarına belki ufak modifikasyonlar yapılacak yine aynı
antenler aynı anten direkleri kullanılacak.
Açıl Sezen : Yani
Avrupa’daki kadar büyük bir yatırım ihtiyacı bir yatırım açığı
oluşmayacak diyorsunuz. Çünkü lisanslara çok büyük paralar yatırıldı.
Örneğin İngiltere de 30 milyar dolar gibi bir para yatırıldı lisanslar
için.
Dr. Tayfun Acarer : Çok
büyük bir hatadır.
Açıl Sezen: Yatırım yapacak
para kalmadı hiç kimsenin elinde bir sürü büyük operatörde bu yüzden zor
durumda kaldı.
Dr. Tayfun Acarer : Yine
bildiğiniz gibi oradaki bu tür yanlış uygulamalar neticesinde ilk 36
lisansları 2000 yılında verildi ve dört hatta 5 sene 3G hiç gelişemedi.
Açıl Sezen : Bu arada diğer
teknolojiler gelişti ama örneğin bir Wimax teknolojisi var çoğu yerde
3G’ye ilahesine alternatif olarak kullanılabileceği söylenilen bir
uygulama geleceğin birazda Wimax’a doğru kaydığı konuşuluyor
telekomünikasyon pazarında katılıyor musunuz?
Dr. Tayfun Acarer : Bu konu
aslında çok geniş tartışması gereken bir konu buradaki en önemli şey şu,
mevcut GSM sisteminizin bir ileri aşaması 3G’deki “WCDMA” teknolojisi.
Açıl Sezen : Görüntülü
aktarım teknolojisi?
Dr. Tayfun Acarer :
Görüntülü aktarım teknolojisi. Wimax’ta da tabi benzer şeyler var fakat
en önemli husus bana göre kullanılan terminaller farklı şimdi çok önemli
bir husus bu dikkate çekmek istediğim bir husus Türkiye’de yaklaşık 87
milyon aktif kullanılan cep telefonu var yani bunların aslında hangisi
daha iyidir den ziyade hangisi ne zaman bir noktaya gelecekler? Yani bir
terminal iki sistemde de ne zaman kullanılır hale gelecek aksi takdirde
bir 87 milyon makineye daha ihtiyaç duyulabilir.
Açıl Sezen : Peki ne zaman
gelecek?
Dr. Tayfun Acarer :
Bilmiyorum anlatabildim mi bu dediğimi?
Açıl Sezen : Tabi ki.
Dr. Tayfun Acarer :
Geldikleri nokta 4. Nesil olacak işte.
Açıl Sezen : Dolayısıyla
orada yeni bir teknoloji daha ortaya çıkacak. Peki bu arada yapılan
yatırımlar Wimax için olsun, 3G için olsun.
Dr. Tayfun Acarer : Bunlar
4. Nesil’de birleşiyorsa boşa giden yatırımlar olmayacak.
Açıl Sezen: Ama
birleşmiyorsa o zaman boşa giden yatırımlar olacak. Öyle mi ?
Dr. Tayfun Acarer : Dördüncü
Nesil’in zaten hedefi o, Dördüncü Nesil’in daha doğrusu tanımı o yani
bütün teknolojilerin bir noktada birleştiği sistem. Tabi ki Wimax
gereklidir. Türkiye için özellikle kırsal alanlardaki haberleşme için
oraya getirdiği geniş bant ve hızlı erişim için çok gereklidir. Ama şu
anda onla ilgilide çalışmalar özellikle mobilitede sabitte Wimax’ta bir
sorun yok onla ilgili de çalışmalar yapılıyor en kısa zamanda onun da
lisansları verilebilir. Ancak mobilite konusunda şuanda henüz tam sonuç
alınamadı dünyada da.
Açıl Sezen : Orada hat spot
dediğimiz vericilerin bir miktar yaygınlaşması daha efektif
kullanılabilmesi gibi çalışmalar devam ediyor bildiğim kadarıyla Wimax
için.
Dr. Tayfun Acarer : Şu anda
ikinci nesle nasıl her ortamda hareketli olarak kullanabiliyorsunuz.
Araba kullanırken veya herhangi bir mekan fark olmadan
kullanabiliyorsunuz. Wimax’ta da bu noktaya yakında gelinecek. Yani
yakında gelinecek ama Wimax’ın sabitinde bir sorun yok şu anda o sistem
çalışıyor. Zaten tahmin ediyorum sabit kısmı verilecek ondan sonra tam
özellikler oturduğunda da mobil kısmı verilecek.
Açıl Sezen : Şimdi 3G’ye
geri dönecek olursak o konuyu tamamlayabilmek adına soruyorum bu konuda
yeni bir ihale süreci gerçekleşecek ne kadarlık bir süreç içerisinde
gerçekleşebilir ve siz aslında geçici yetki ile bu ihaleyi açmıştınız
geçen sefer oradaki süre neydi. Yeni bir yetki ihtiyacınız doğacak mı
yeni bir ihale için.
Dr. Tayfun Acarer : Bakanlar
Kurulundan Telekomünikasyon Kurumu olarak altı aylığına yetki alınmıştı.
O süreç tamamlandı yeniden yetki süreci başladığında normal ihale
prosedürüne uygun olarak bunlar yapılacak. Dediğim gibi öncelikle alt
yapı’nın Türkiye’nin her noktasında yaygınlaşması ile ilgili
çalışmaların başlaması ve belli bir noktaya gelmesi çok önemli.
Açıl Sezen : Burada bir
zaman aralığı var mı yani şu kadarlık bir periyot içerisinde bu alt yapı
çalışmaları belli bir noktaya gelebilir mi?
Dr. Tayfun Acarer : Burada
tabi operatörlerin çabaları çok önemli.
Açıl Sezen : Tabi ki ama
onlar bu süreci tamamladıklarında yeni bir ihale söz konusu olabilecek
diyorsunuz.
Dr. Tayfun Acarer : Açıl Bey
şu çok önemli İstanbul’un herhangi bir semtindeki haberleşme hakkı kadar
Anadolu’daki bir mezrada yaşayanlarında haberleşme hakkıdır. İhtiyaçlar
artık son dönemlerde bazı değişiklikler geçirdi ve bazı yeni ihtiyaçlar
ortaya çıktı. Haberleşmede son derece gerekli olan bir ihtiyaç olarak
ortaya çıktı. Özellikle sosyal açıdan sağlık açısından hatta güvenlik
açısından. Türkiye’deki yerleşim olan her yere yol güzergahlarına hatta
demir yolu güzergahlarına bu kapsamanın götürülmesi gerekir.
Açıl Sezen : O zaman şöyle
bir toparlarsak evet yada hayır diye yanıtlarsanız bunun sonucunu 3G
konusunu kapatmak istiyorum. Diyorsunuz ki Bakanlar Kurulundan bize yeni
bir ihale için yetki verildikten sonra bu yetkide özellikle alt yapı
çalışmaları ile ilgili gelişmeler tamamlandıktan sonra verilirse yeni
bir ihaleyi biz açmaya hazırız numara taşınabilirliği ile ilgili hukuki
sorunun da çözüldüğüne göre.
Dr. Tayfun Acarer : Evet
tabi Bakanlar Kurulundan bizim istememiz gerekecek öncelikle.
Açıl Sezen : Siz
isteyeceksiniz o görünüyor artık.
Dr. Tayfun Acarer : Tabi
burada koşullar tam uygun hale geldiğinde olacak.
Açıl Sezen : Peki şimdi 3G
konusunu burada isterseniz kapatalım bir başka önemli noktaya gelelim.
Şimdi tüketici olarak en azından ben kullanıcı olarak baktığım zaman
kendi kullandığım operatörün tarifesini diğer operatörlerle kıyaslamakta
hangisi ucuz hangisi pahalı bunu görmekte çok zorlanıyorum. Özellikle de
numara taşınabilirliğinin 3G İhalesini ilgilendiren ikinci tarafı değil
de birinci tarafına baktığımda yani numara taşınabilirliği gerçekleştiği
zaman tüketicinin karşısına onlarca tarife onlarca seçenek çıkacak ve
içinden çıkılması da zor bir durum olacak. Burada toplu bir düzenlemeye
gidilemez mi bir sadeleştirilmeye gidilemez mi? Telekomünikasyon Kurumu
burada bir rol üstlenemez mi? Tabi ki operatörlerin uhdesindedir ticari
faaliyet olarak ama Telekomünikasyon Kurumu burada toparlayıcı bir rol
üstlenir mi? Üstlenmez mi? diye danışmak istiyorum size
Dr. Tayfun Acarer : Şimdi
seçeneklerin olması güzel bir şey. Bilmiyorum hatırlar mısınız yaklaşık
on sene öncesine kadar tek bir sabit operatör vardı Türk Telekom ve
onunda tek bir tarifesi vardı ben çok iyi hatırlıyorum birçok kişi
bundan rahatsızdı. İşte ben yoğun kullanmıyorum ben işte o telefonu
yazın kullanıyorum kışın kullanmıyorum şeklinde pek çok eleştiri vardı.
Fakat Telekomda daha özelleşmeden bile rekabetin arttığını gördüğü için
yedi, sekiz sene evvel farklı tarifeler getirdi. Yani o zaman
özelleşmemiş Telekom ve rakibi de yoktu bu bir ihtiyaç. Şimdi GSM
sektöründe çok ciddi bir rekabet var ve üç tane kuvvetli operatör var.
Türkiye’de en az aboneye sahip operatörün abone sayısı 10 milyonu
aştı. 10 milyon abone demek bugün Avrupa’daki pek çok ülkenin nüfusundan
çok daha fazla demektir.
Açıl Sezen : Şimdi Türk
Telekomu da katmak lazım bence içine 4 tane operatör var aslında bakacak
olursanız. Bunlarda tarifede yapılan düzenlemelerden sonra hani sabit
telefondan da GSM’i aramak GSM’den de sabit telefonu aramak belli bir
noktada alternatif oluşturdu.
Dr. Tayfun Acarer : Doğru.
İleride Yaınsama dediğimiz geçişlerle sabit mobil belli entegrasyonu da
sağlanacak bütün bunlar çok hızlı gerçekleşiyor dediğiniz gibi Telekom
sektöründe gerçekten baş döndürücü bir hız var. Telekomünikasyon
Kurumu’ndaki uzman arkadaşlarımız çok kalifiye personel bu gelişmeleri
takip edebiliyoruz. Burada özellikle belirtmek istediğim konulardan bir
tanesi de muhakkak farklı tarifeler var. Biz Kurum olarak burada üst
sınırı belirliyoruz bunun dışına çıkıldığı zaman tüketiciye zarar verir
diyoruz. Alttaki marj içinde operatörler doğal olarak abonelerini
arttırmak mevcutlarını korumak içinde bir takım alternatifler
getiriyorlar bu tarifeler düzenlenebilir mi belki belli başlıklar altına
toplanabilir ama bu sefer serbest rekabet ortamına müdahale olarak
yorumluyoruz biz bunu ama tabi incelenmesi gerekir.
Açıl Sezen : Ama sizin o
noktada çok bir müdahale niyetiniz olmadığını anlıyorum. Belki
inceleyecekseniz ama kırıcı.
Dr. Tayfun Acarer : Öldürü
rekabeti engellemeye çalışıyoruz. Belirlediğimiz üst sınırın altında
operatörler serbest rekabet ortamı içinde tüketicilere en iyi ortamı
sunmak durumundalar zaten serbest rekabet ortamının da özelliği bu.
Açıl Sezen : Şimdi bir başka
önemli nokta geçtiğimiz yıl boyunca çok çok tartışılan konulardan bir
tanesiydi. Cep telefonlarındaki IMEI numarasının uygulaması kaçak
telefon girişi bu çok ciddi anlamda önlendi. Bunu biliyoruz ancak
sevindirici olan bir başka nokta daha var. Burada Emniyetten yapılmış
açıklamalar burada % 90’na % 95’e varan oranlarda. Cep telefonundaki kap
kaç olayların engellendiği ve asayiş açısından da bu uygulamanın olumlu
sonuçlar verdiğine dönük. Burada baktığımızda hangi noktaya geldik.
Kaçak telefon girişini hangi ölçüye kadar engelleyebildik ve asayiş
açısından da gelinen noktayı siz nasıl değerlendirirsiniz bu uygulamanın
mimarı olarak.
Dr. Tayfun Acarer : Şimdi bu
geçen dönemde yapılan telekomünikasyon sektörüyle ilgili en önemli
düzenlemelerden bir tanesi idi. Sayın Ulaştırma Bakanı’nın gerçekten
büyük çaba sarf ettiği bir yasal düzenlemeydi. Ben göreve başladığımda
bu düzenleme yapılmıştı ve uygulaması evet bize nasip oldu. Gerçekten
çok önemli bir konu fakat olayın ekonomik tarafının ötesinde bana göre
sosyal tarafı çok daha önemli bilmiyorum bu son emniyet kayıtları var mı
sizde kapkaç olaylarında?
Açıl Sezen : Evet, biz
geçtiğimiz günlerde bunu gazete portal’da haberleştirdi. Habertürk’te de
diğerlerinde de hem sitelerde hem televizyonlarda da haber oldu % 90, %
95’lere varan bir azalma söz konusu. Aslında Türkiye’nin en büyük
dertlerinden bir tanesiydi can güvenliğini tehlikeye atar boyutlara
ulaşmıştı.
Dr. Tayfun Acarer : Evet bu
son derece önemli bir konu çünkü benim öğrencilerimden bir tanesi de
ölenlerden biriydi. 7 kişi ölmüştü bu tür olaylardan ve 22 yaşındaki
bir çocuk bildiğiniz gibi hatırlarsanız trenden atılmıştı maalesef öldü.
Türkiye’de sosyal sorun haline gelmişti bu konu. 7 kişi Emniyet
Kayıtlarından aldığımız bilgiler. Kapkaç olayları nedeniyle cep telefonu
ile ilgili 600’ün üzerinde yaralanma olayı vardı. Yine bize yansıyan ama
belki emniyete de yansımayan pek çok olay var 30.000 üzerinde. Yine
emniyete yansıyan ama eminim ki o 30.000 sayısı da belki 100.000’lerin
üzerinde. Bende telefonumu çaldırdım demeyim de unuttum veya kayboldu.
Açıl Sezen : Yani sizinde
telefonunuz çalındı yada kayboldu.
Dr. Tayfun Acarer : Çalıntı
demeyim ben unuttum ama ondan sonra çalıntı haline geldi o telefon.
Açıl Sezen : Peki sizin
elinizde bu kadar imkan var bulma şansınız olmadı mı daha sonra?
Dr. Tayfun Acarer : Bu olay
6, 7 sene önce oluyor. Ama tabi daha ötesi bu bir gasp nedeni haline
geldi çünkü insanların cüzdanlarında çok az para var ama ceplerinde bir
milyarlık yada bellerinde bir milyarlık telefon var ve onu paraya
çevirebiliyorsa o zaman çok riskli bir hale geliyor. Ben görüyordum ki
bende dahil pek çok kişi telefonunu açık yerde veya özellikle sessiz
ıssız ortamlarda kullanmak istemiyorlardı.
Açıl Sezen : Hatta şöyle
şehir efsaneleri bile dolaşıyordu İstanbul’un belirli bölgelerinde
gidiyorsunuz sipariş veriyorsunuz ertesi güne çalıntı telefonu size
veriyorlar. Şu modeli istiyorum diyebiliyorsunuz o telefonu
getirebiliyorlar. Hani bu tür şehir efsaneleri bile dolaşmaya
başlamıştı.
Dr. Tayfun Acarer : Şimdi
buradaki en önemli şey sosyal açıdan bu tür sorunlar çok büyük ölçüde
önlendi. Dediğiniz gibi % 95’e varan oranda önlenmişse bu çok büyük bir
başarıdır. Bu yasal düzenleme için çok büyük bir başarıdır emeği
geçenlere aslında teşekkür etmek lazım. Türkiye’nin bir sorunu çözülmüş
gibi gözüküyor. İşin ekonomik tarafı daha vahim çünkü 87 milyon telefon
var bu kanun ilk çıktığında 19 milyon kayıtlı telefon vardı. Yani arada
64 milyon telefon kaydedildi. Bana göre bunun bedeli de yaklaşık 10
milyar dolardır. 10 milyar dolarlık bir değer ekonomiye kazandırılmıştır
ve bundan sonra daha da önemlisi tüketici bilinçlenmiştir. Bugün gidin
mağazalara herkes telefonu alırken bunun kayıtlı olup olmadığını
özellikle kontrol ediyor, faturasını istiyor, IMEI’sinin temiz olduğunu
görmek istiyor. İşte bu çok önemli bir husus ama tekrar ediyorum bütün
bunların ötesinde bana göre işin sosyal tarafı,
Açıl Sezen : Çok daha önemli
diyorsunuz?
Dr. Tayfun Acarer : Güvenlik
tarafı, can sağlığı tarafı, can emniyet tarafı çok daha önemliydi.
Açıl Sezen : Şimdi yeni
uygulamalarınızdan bir tanesi Telekomünikasyon Kurumu olarak, gizli
numara ile aramanın engellenmesine yönelik bir çalışma var. Burada neyi
amaçladık? 1. Hangi noktadayız? 2. Ne kadarlık bir süreç içerisinde
burada ulaşılmak istenen sonuçlara ulaşılabilir? Çünkü uygulama aslında
başlamış bir taraftan da.
Dr. Tayfun Acarer : Doğru
çok önemli bir gelişme diye görüyorum. Sizde şahitsiniz belki sizde aynı
şekilde rahatsızlığınız var gizli aramalar, ben kişisel olarak rahatsız
oluyordum. Bir numara beni arıyor ve kimliği belirli değil ben açıkça bu
numaraya cevap vermek istemiyorum ama ısrarla da çalıyor. Telefonumu
kapatsam bu sefer diğer aramalar engelleniyor. Gizli numara ile aranma
hususunu yalnız açıklamakta yarar var tüm gizli aramalar engellenmiyor.
Siz istediğiniz takdirde gizli numara ile aramaları kendi telefonunuzda
engelliyorsunuz.
Açıl Sezen : Bunun için
sadece operatörünüze başvurmanız yeterli olur mu?
Dr. Tayfun Acarer : Yeterli.
Yani tüm gizli aramalar engellendi ifadesi yanlış olur isteyen abone,
isteyen kullanıcı gizli numara ile aranmayı engelleyebiliyor.
Açıl Sezen : Önemli bir
noktaya gelmiş durumdayız.
Dr. Tayfun Acarer : Bununla
ilgili süreç 1 Ocak 2008’de başladı biraz evvel işaret ettiğiniz gibi ve
sorunsuz devam ediyor. Üç operatörde bu uygulamaya alt yapılarını buna
uygun hale getirdiler. Bir süre vermiştik Telekomünikasyon Kurumu olarak
bu süreye uyuldu ve bu uygulama başladı. Çok basit birkaç komutla, bu
operatöre göre değişiyor o yüzden şu diye vermek istemiyorum. Ama
yıldız, bir numara birde kare kullanarak telefonunuzu gizli aramalara
kapalı hale getirebiliyorsunuz. Gizli bir numara sizi arayamıyor yani
telefonunuz çaldıramıyor işin güzel tarafı o.
Açıl Sezen : Şimdi önemli
bir nokta daha var Telekomünikasyon Kurumu dediğimiz zaman tabi bunun
altında sadece GSM operatörleri veya sadece telekomünikasyon sektöründe
erişim hizmeti gelmiyor aynı zamanda bir internette sizin kontrolünüz
altındaki konulardan bir tanesi. Şimdi internette yeni bir başkanlık
oluşturdunuz, bu başkanlığın yapmış olduğu bazı uygulamalar var,
yapacağı da bazı uygulamalar var. Burada hangi noktadayız internet şu
anda Türkiye’de en fazla kullanılan erişim teknolojisi haline geldi
belki ama önü de çok açık.
Dr. Tayfun Acarer : Daha da
gelişecek.
Açıl Sezen : Şimdi burada
birkaç tane temel nokta var. Hileye hurdaya çok açık bir alan olduğunu
kabul etmek lazım internet sektörünün ama internetin bir düzenlemeye
ihtiyacı olduğu da ortada. Bu bir yandan yasal düzenleme ama diğer
taraftan da bir regülasyon
yani hani faaliyetlerin düzenlenmesi sadece yasa ile değil kontrol
anlamında da gerekiyor gibi görünüyor. Burada neler yapıyorsunuz yada
neler yapacaksınız kısa ve orta vadede?
Dr. Tayfun Acarer : Şimdi bu
konu ile ilgili iki şey söyleyeyim. Birincisi, dediğiniz gibi internet
yoğun kullanımı olan bundan sonra giderek kullanımı artacak olan güncel
yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bir teknoloji. Yoğunluk
arttıkça kullanım çoğaldıkça bir takım sorunlar ve ihtiyaçlarda ortaya
çıkıyor işte internetle ilgili düzenlemede bu yoğun kullanım sonucunda
ortaya çıkmış bir ihtiyacın ürünüdür birinci olarak bunu söylemek
istiyorum. İkincisi, Türkiye olarak pek çok ülkeden pek çok Avrupa
ülkesinden daha ileride olduğumuz dört tane konu var ve bu konularda
gerçekten benim katıldığım Rügülasyon Başkanları toplantısında da
değişik toplantılarda da Türkiye’den görüşler soruluyor ve bazı
uluslararası toplantılarda biz şu anda geldiğimiz noktalarda bildiriler
sunuyoruz ve çok ilgi ile izleniyor ve bizden gerçekten bu konudaki
bilgilerimizin, deneyimlerimizin paylaşılması isteniyor. Bunlardan bir
tanesi biraz evvel sizin söylediğiniz kayıt dışı telefonlarla ilgili.
İşin ekonomik tarafının ötesinde dediğim gibi sosyal tarafının çok daha
vahim olması nedeni ile çok önemli bir kavram. Burada Türkiye gerçekten
çok iyi bir noktaya geldi. İkincisi, İletişim Başkanlığı ile ilgili yani
dinlemelerin hukuksal zeminde yapılması ve mutlaka bir hukuk kararına
dayanılarak yapılması ile ilgili düzenleme.
Açıl Sezen : Şimdi onu bir
parça açmakta fayda var. Türkiye’de herkes telefonlarının dinlendiğini
zannediyor.
Dr. Tayfun Acarer : Hayır
dinlenmiyor öyle düşünülmesin.
Açıl Sezen : Herkes öyle
zannediyor yani herkeste bir, benim telefonum dinleniyor endişesi.
Dr. Tayfun Acarer :
Kesinlikle düşünülmesin.
Açıl Sezen : Bürokratı da
var, siyasetçisi de var, akademisyeni de, gazetecisi de var herkeste
bir telefonum dinleniyor endişesi var.
Dr. Tayfun Acarer :
Telefonlar dinlenebilir, ancak bununla ilgili istemin mutlaka bir hakim
kararı, mahkeme kararı ile olduğu takdirde Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı tarafından, Telekomünikasyon Kurumunun bünyesindeki bir birim
tarafından mahkeme kararı değerlendirilip kanuna uygun halde görüldükten
sonra bu dinleme yapılmasına izin verilebilir. Bir dinleme birimi sizin
hakkınızda bir ihtiyaç duymuş dinleme ile ilgili ve bununla ilgili de
bir hakim kararı alınmış bu da kanuna uygun hale gelmişse ben şahsen
beni dinlesinler diyorum yani böyle bir ihtiyaç varsa.
Açıl Sezen : İşte burada bu
sade vatandaş için bu dinleme prosedürünün bu şekilde bürokrasi ile
sağlıklı bir şekilde işliyor ise iyi bir şey.
Dr. Tayfun Acarer : Tüm
vatandaşlar için.
Açıl Sezen : Ama diğer
taraftan örneğin terörle ilgili bazı uygulamalarda buradaki bürokrasinin
zaman yitirmeye neden olduğuna dairde istihbarat birimlerinde özellikle
endişeler olduğunu biliyoruz.
Dr. Tayfun Acarer : Şimdi
terörle ilgili bir ihbar olduğunda bununla ilgili artık otomatiğe bağlı
çok hızlı bir şekilde mahkemeden savcılıklar veya dinleme yapmak isteyen
birimler karar alabiliyor, ama çok acil durum varsa, kanunda onunla
ilgili de bir husus var. Yani çok aciliyet içerdiği zaman yirmi dört
saat içinde hakim kararını getirmek kaydı ile şeklinde bir ifade var.
Açıl Sezen : Önce dinlemeyi
yapıp ondan sonra hakim kararı getirilsin diye.
Dr. Tayfun Acarer : Evet.
Bütün diğer kayıtlarının da tabi. İletişim Başkanlığı burada tutuyor ve
eğer bu karar getiremezse bunları da imha ediyor. Dediğim gibi
Türkiye’de çok önemli bir düzenlemedir bu da. Tabi bunların hepsi yasal
düzenlemedir bu Telekomünikasyon Kurumu’nun çıkardığı yönetmelik yada
genelge türü şeyler değil hepsi yasal düzenlemelerdir ve çok yararlı
oldukları zaman içinde görülmüştür. En azından bütün dinlemelerin artık
hukuksal zeminde değerlendirilmesi ve hakim kararı ile yapılması çok
önemli bir gelişimdir, süreçtir diye düşünüyorum.
Türkiye’de yapılan önemli düzenlemelerden
bir tanesi elektronik imza ile ilgilidir ve çok yakın bir süreçte ortaya
çıkan mobil imza ona paralel olarak.
Açıl Sezen : Mobil imza cep
telefonu üzerinden bütün bankacılık işlemleri olsun diğer işlemler
olsun yapılmasını sağlayan.
Dr. Tayfun Acarer :
Dördüncüsü de dediğiniz gibi İnternet Başkanlığı ile ilgilidir. Bu dört
konuda gerçekten Türkiye şu anda model ülkeler durumunda yani
faaliyetleri gerçekten bütün ülkeler tarafından ilgi ile izleniyor.
İnternetle ilgili de daha iki hafta evvel Avrupa Birliğinden gelen bir
yazı vardı. Bu ihtiyaç sadece Türkiye’de çıkmıyor pek çok ülkede daha
doğrusu internetin kullanıldığı hemen hemen tüm ülkelerde var hatta bazı
ülkeler isim vermek istemiyorum ama internetin kontrolünü tümü ile
yapıyorlar yani bütün girişleri kontrol ediyorlar.
Açıl Sezen : Doğru. Şimdi
orada benim iki tane dikkat çekmek istediğim önemli nokta var, bunlardan
bir tanesi sanal kumarla ilgili olarak yapılmış olan bir düzenleme var.
Buradaki düzenleme ile bu tür sitelere erişim imkanı kısıtlandı. Sizin
gazetelere de yansıyan bir açıklamanız var bizimde bununla ilgili
hazırlamış olduğumuz bir bandımız var. Bu bandı izleyelim kısa sürende
bir bant ve sanal kumar uygulamalarının boyutu ile ilgili internet
üzerinde bizi bilgilendirecek olan bir bant. Dönüşte Tayfun Acarer’le bu
konu ile ilgili görüşlerini de soralım.
Perfore : İnternette sanal
kumarla başlatılan mücadele konunun çok ciddi boyutlara ulaştığını
ortaya çıkardı. İnternet üzerinde sanal kumar oynayanlar adeta bağımlı
hale gelirken bu siteler üzerinden yurt dışına giren para yarım milyar
dolara yaklaştı. Sanal kumarla ilgili en önemli mücadeleyi yeni kurulan
İnternet Güvenliği Başkanlığı yürütüyor. Başkanlık, sanal kumarla
mücadele kapsamında öncelikle kumar oynatan siteleri tek tek belirledi.
Başkanlık çoğu Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde bulunan sitelere yönelik
trafiği mercek altına aldı. Türkiye’den kumar sitelerine yönelik
tahminlerin çok ötesinde olağanüstü bir trafiğin olduğu gözlendi.
Mücadeleye başlamadan önce böyle bir yoğunluk beklemeyen yetkililer
sürekli takip edilen kumar sitelerine erişimi engelleyince
kullanıcıların yoğun tepkisi ile karşılaştı. Kumar siteleri üzerinden
her yıl yurt dışına 300 ila 500 milyon dolar aralığında para
aktarılıyor. Kredi kartı numarası verilerek oynanan sanal kumarda
yurtdışına gönderilen paraya ilişkin tutarın daha da artmasından endişe
ediliyor.
Açıl Sezen : Evet internette
sanal kumar uygulamaları ile ilgili durum böyle. Aynı zamanda Tayfun Bey
bu uygulamalar ciddide bir kara para aklama mekanizması olarak
kullanılıyor. Bunu hatta Türkiye’de çok bilinen bazı kişilerin, internet
camiasında bazı kişilerin belki ajanslarında uyguladığını, yaptığını
biliyoruz bununla ilgili yargılama süreçleri olduğunu da biliyoruz.
Nasıl bir önlem alınabilir yada nasıl bir önlem alınacak bundan sonraki
süreçte bu uygulamaların daha da genişlememesi, serpilmemesi için?
Dr. Tayfun Acarer : Açıl
Bey, bazı konuları açıklığa kavuşturmak lazım yani olayın hukuksal
tarafı nedir? TK olarak bizim yetkimiz nedir? Ne tür önlemler
alınabilir? Şimdi biraz evvel söylediğim gibi bu da yasal bir
düzenlemedir. Bu yasal düzenleme bir ihtiyaca göre yapılmıştır. İhtiyaç
on sene evvel yoktu çünkü 10 sene evvel internet bu kadar yoğun değildi
10 sene sonra çok çok daha yoğun olacak. Belki pek çok hizmet internet
üzerinden olacak giderek yoğunlaşıyor. O nedenle de bana göre Türkiye’de
tam zamanında bir düzenleme yapılmıştır ama bu düzenlemeyi biraz açmak
istiyorum. Bu düzenlemede sınırları çok net olarak çizilmiş, tanımları
çok net yapılmış sekiz tane katalog suç var yani bu sekiz katalog suça
giriyorsa İnternet Başkanlığı’nın görevine giriyor onun dışındakiler
İnternet Başkanlığı’nın görevine girmiyor.
Açıl Sezen : Nedir o katalog
suçlar? Başlık başlık söylerseniz.
Dr. Tayfun Acarer :
Bunlardan bir tanesi biraz evvel söylediğiniz internet ortamında kumar.
Bir tanesi çocuk pornosu, biliyorsunuz gerçekten toplumda bir infial
haline gelmişti ve bir ortak konsensüs içinde bu yasanın hazırlanması
istenmişti. Gerçekten de çok doğru ve gerekli hatta çok yerinde bir
düzenlemedir bu. İnternet ortamında yine fuhuş, intihara teşvik yani
böyle çok belli olan konular. Bir tanesi de Atatürk’e hakaret yine çok
net.
Açıl Sezen : Ki son dönemde
YouTube’da
buna yönelik yapılmış olan bir düzenlemede var ama şimdi
YouTube’a
erişimi engelliyorsunuz ama ben çok basit bir internet kullanıcısı
düzeyindeki bilgi ile dahi
YouTube başka kaynaklar üzerinden
ulaşabiliyorum. Belki arama motorları üzerinde belki birkaç site
dolaşarak onların üzerinden giderek yine ulaşabiliyorum.
Dr. Tayfun Acarer : O konuyu
da biraz açıklamakta yarar var.
YouTube’a erişim mahkeme kararı ile
engellenmiştir. Bu konuda YouTube’la
görüşme tahmin ediyorum şu sıralar sürüyor. O, Atatürk’e hakaret,
Türklüğe hakaret sadece Atatürk değil Türklüğe hakaret, Türk bayrağına
hakaret gibi çok hassas olmamız gereken konularda ısrarla yayına devam
etmiştir YouTube ve o nedenle de mahkeme kararı bize tebliğ edilmiştir
bizde bu mahkeme kararına göre işlem yapmışızdır. Tabi burada erişim
sağlayıcılarında hassas olması lazım yani özgürlük ama sınırsız özgürlük
olmaz herkesin özgürlüğü diğerinden sınırlı olması lazım yani benim
özgürlüğüm size zarar veriyorsa buna özgürlük demek doğru değil.
Açıl Sezen : Doğru
söylüyorsunuz. Şimdi bir başka önemli nokta daha var internetle ilgili
olarak sormak istediğim. Örneğin televizyonları ele alacak olursak Radyo
Televizyon Üst Kurumu televizyonlardaki reytinglerin ölçümü ile ilgili
olarak bir yasa çerçevesinde bir uygulaması var, orada bir takım
sıkıntılarda var doğrudur, yanlıştır tartışılır ancak internet tarafında
yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi ölçümleme sorunu. İnternet
reklam pastası işte yaklaşık 50, 60 milyon Dolarlara yaklaşıyor ve
buradaki pastada bir ölçümleme sorunu var. Burada Telekomünikasyon
Kurumu öncülüğünde bir ölçümleme mekanizması yada desteği ile bir
ölçümleme mekanizması kurulamaz mı? Çünkü hani böyle bir para bu kadar
etkili olabilecek bir mecra içerisinde tamamen körü körüne dağılıyor
gibi görünüyor.
Dr. Tayfun Acarer : Açıl
Bey, söyledikleriniz doğru bir hususu belirtmek istiyorum. Yapılan yasal
düzenlemeye göre İnternet Başkanlığı 23 Kasım 2007 tarihinde yani
yaklaşık iki ay evvel kuruldu. Takdir edersiniz ki benzeri olmayan hatta
yurt dışında bile benzer modellerini inceleyemediğimiz bir yapı bu.,
buraya personel takviyesi yapıldı, sistemler alındı apayrı bir birim
teşkil edildi. Şimdi daha olay çok yeni bizdeki istatistiklerinde çok
sağlıklı olduğunu düşünmüyorum yani süreç ne kadar genişlerse
istatistikler o kadar daha gerçekçi olur ancak ilgimi çeken husus, bir
kere öncelikle bu sekiz katalog dediğimiz suçun neredeyse tamamı yani %
98’den fazlasının kaynağı yurt dışından yani bir çocuk pornosunun
kaynağının nerdeyse tamamı yurt dışı. Bir fuhuş sitelerinin neredeyse
tamamı yurt dışı kaynaklı ancak ilgimi çeken şey bu internette, sanal
ortamdaki kumar tahminlerden çok daha fazla oynanıyor şu ana kadarki
edindiğimiz istatistikler, biraz evvel verdiğimiz rakamlarda yani şu an
için söylenebilir ama tam sağlıklı veriler belki altı ay sonra hatta bir
sene sonra ortaya çıkar. Ne kadar arama yapılıyor ve bu aramanın
yaklaşık tahmini bedeli ne olabilir? Dediğimiz şekilde reklamlarında
buradaki dağılımı, payının da belki ancak o zaman daha sağlıklı
olacağını düşünüyorum.
Açıl Sezen : Yani önce bir
sizin sektörü ölçmeniz gerekecek Daire Başkanlığı olarak?
Dr. Tayfun Acarer :
Kesinlikle.
Açıl Sezen : Ki ondan sonra
bununla ilgili bir düzenleme ama gündeminizde, ajandanızda konulardan
bir tanesi olduğunu görüyorum doğru mu?
Dr. Tayfun Acarer : Evet.
Fakat ilk gördüğümüz şey tahminlerin çok üstünde Türkiye’de sanal olarak
kumar oynanıyor.
Açıl Sezen : Kumarın
ötesinde bir içerik açısından da baktığımızda kirlenmişliğe doğru
gidildiğini görüyoruz.
Dr. Tayfun Acarer :
Kesinlikle.
Açıl Sezen : Yani çok büyük
sitelerde dahi örneğin haber sitelerinde sürekli size işte tıklatarak
daha fazla tık alabilmeye yönelik uygulamalarla haber okutulduğunu
görüyoruz bunlar sizi rahatsız ediyor mu?
Dr. Tayfun Acarer :
Kesinlikle rahatsız ediyor birde gerçekten çok zor. Yani şöyle
söyleyeyim mesele mücadele yapılıyor bununla ilgili fakat mücadelede
kaynağa hemen ulaşamıyorsunuz? Yani işte örneğin porno sitelerine, porno
yazıp o sitelerin tamamını göremiyorsunuz çok ilgisiz adlarla bir
bakıyorsunuz karşınıza porno sitesi çıkmış. Yani çok farklı bir site adı
ile veya çok farklı bir konu ile aramaya başladığınızda karşınıza bir
porno sitesi çıkabiliyor. Aynı şekilde kumarda da böyle yani
kumar.com.tr veya kumar.com diye arayamıyorsunuz…
Açıl Sezen : Kumar
yazdığınızda başka bir sitenin altında başka bir şekilde çıkıyor sizin
karşınıza.
Dr. Tayfun Acarer : Çok
farklı isimlerin altında kumar siteleri çıkabiliyor ve ilginç buda çok,
Açıl Sezen: Çok kolay bir
mücadele değil hakikaten.
Dr. Tayfun Acarer : Çok
hızlı bir şekilde de bilgi dağıtılabiliyor yani bir siteyi blok
ettiğiniz zaman başka bir isimle,
Açıl Sezen : Alan adını
değiştirerek aynen gelebiliyor.
Dr. Tayfun Acarer :
Çıkabiliyor ve kullanıcılar arasında da çok hızlı bir şekilde bilgi
hemen ulaşıyor.
Açıl Sezen : Belki bu konuyu
daha detaylı olarak daha geniş bir programda ayrıca tartışmakta da fayda
var. çok teşekkür ediyoruz katıldığınız için. Sorularımıza açık
yüreklilikle yanıtladığınız için. Evet Telekomünikasyon Kurumu Başkanı
Sayın Tayfun Acarer’in son derece önemli açıklamaları oldu programımız
içerisinde.
(*)
Konuşma metni yazı diline çevrilirken, tekrarların, konuşma diline ait
sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler yapılmıştır.
|