Ropörtaj
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | Erişim | E-Posta | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

English 

 
 

 

 

 

   ET

27.02.2007

 TRT 2 - EKO GÜN (*)

 

Mesut Ertugay : Telekomünikasyon Kurumu Kurul Başkanı Dr. Sayın  Tayfun Acarer ile birlikteyiz. Sayın Başkan hoş geldiniz, günaydın.

Dr. Tayfun Acarer : Teşekkür ederim.

Mesut Ertugay : Evet yüzyılın en hızlı gelişen belki de gelişmeye devam edecek olan teknolojisi iletişim teknolojisi. Yakalamak mümkün değil. Şimdi 3. nesil gsm’ler söz konusu. Bilmiyorum doğru kullanıyor muyum jargonu ve en çok bunu merak ediyoruz. Buradan başlayalım isterseniz. 3. nesil ne demek? Nasıl bir yeni teknoloji ile insanlığın hizmetine geliyor.

Dr. Tayfun Acarer : Mesut Bey dediğiniz çok doğru. İletişim sektörü diğer sektörleri de çok önemli ölçüde etkileyen ve değişimine yol açan bir sektör. Çok hızlı gelişiyor. Bu gerçek. 3. nesil sistemler de bunun bir parçası. Aslında şu anda kullandığımız 2. nesil sistemler. 2’nin de aslında üstünü kullanıyoruz. GPRS’de bunun üstüne çıkmış vaziyetteyiz. 2,5 hatta 2,75’teyiz şu anda. 3. nesille gelen teknolojide aslında çok büyük bir fark yok. Tek fark teknolojideki fark hızlı erişim ve geniş bant olması. Bu ne anlam ifade ediyor. İşte görüntü nakli mümkün hale geliyor. Fakat görüntüden ziyade bence asıl büyük değişiklikler içerikte olacak. Çünkü görüntülü telefon olduğunda karşılıklı görüştüğünüz kişiyle görüntülü olarak görüşmek mümkün hale gelecek ama ben kullanım açısından 100 görüşmeden  1 tanesinin belki böyle yapılacağını düşünüyorum. Ancak onun için kimse telefona bakarak konuşmaz. Herkes telefonu yine kulağına dayayacaktır. Ama belki mesela  eşiniz sizi kontrol etmek istiyorsa bulunduğunuz mekanı bir kontrol etmek amacıyla telefonu bir dolaştırın der onun için de tabi bir takım çözümler hazırlanıyor.

Mesut Ertugay : Öyle mi?

Dr. Tayfun Acarer : Tabi. Yani bulunduğunuz mekanı önceden kayda alıp sonra onu kullanabilirsiniz. Ama tabi bu işin şaka tarafı. Asıl büyük değişiklikler içerikte olacak. Yani bütün yayıncılık bence çok büyük ölçüde etkilenecek. Bu yeni nesil üstünden haberleri anında izlemek ne bileyim bir filmi izlemek bir spor müsabakasını izlemek veya bir gün önce indirilen bir programı takip etmek. Onun dışında internet aracılığıyla check in yaptırmak rezervasyon yaptırmak. Belki daha da ileride evinizdeki bazı sistemlerin uzaktan kontrolü olarak çalıştırmak mümkün hale gelecek.

Mesut Ertugay : Yani cep telefonu küçük bir el televizyonu haline gelebilecek galiba.

Dr. Tayfun Acarer : Küçük bir el televizyonu küçük bir bilgisayar mobil olan yani hareketli olan bir televizyon, bilgisayarın belki hepsi bir araya gelecek. Dediğim gibi içerik çok önemli olacak ve tabi tahmin etmek şimdiden çok zor ama ileride içerikle ilgili bir takım düzenlemeler gerekebilecek.

Mesut Ertugay : Düzenlemeler derken teknik düzenlemeler mi yasal düzenlemeler mi?

Dr. Tayfun Acarer : Yani içeriğe yönelik düzenlemeler olacak.

Mesut Ertugay : Anladım. Peki bu yeni teknoloji birlikte yeni bir parasal ortamı da yaratacak herhalde. Yani cep telefonları değişecek, cihazlar değişecek. Türk halkının bu tür yeniliklere nasıl açık olduğunu biliyoruz. Bir çok şeyden kısıp ekonomik durumu elverişsiz olsa bile yeni teknolojiye yönelebiliyor. Bu yeni bir pazar oluşturacak. Bu pazarda ne kadar büyük bir ekonomi gündeme gelecek. Hiçbir fikriniz var mı bununla ilgili acaba?

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi biz bununla ilgili çalışmayı yapıp siyasi otoriteye sunarken bu dediğiniz çok önemli bir husus mevcut 2. nesil sistemlerin de en azından belli bir süre kullanımın devamını istedik. Çünkü bugün Türkiye’de 73 milyonun üstünde kayıtlı cep telefonu var. Şimdi 3. nesil ile beraber bu tür telefonların hepsinin bir anda kullanım dışı kalması milli ekonomi için çok büyük zarardır. O nedenle biz bu 3. nesil ile ilgili teknik hususları belirlerken 2. nesil sistemlerle de uyumlu olmasını özellikle istedik. Ve bunu da siyasi otoriteye arz ettik. Buradaki husus şöyle olacak. Kesinlikle 2. nesil kullanılabilecek ama 3. nesil makineniz varsa 3. nesilin imkanlarından da yararlanacaksınız. Yani bir geçiş süreci içinde mevcut makineleri de kullanımını amaçladık.

Dr. Tayfun Acarer : Evet. Süreç başladı. Lisans verilecek. Tabi Türkiye’de kanuni bir takım süreçler var. Bu süreçleri azaltmak ya da artırmak mümkün değil. O süreçler takip edilecek ama 6 ay içersinde sistem faaliyete geçer diye ümit ediyorum. Eğer süreçlerde bir aksama olmazsa.

Mesut Ertugay : Evet Sayın Başkan, 73 milyon kayıtlı telefon var dediniz. Hemen aklıma belki kısaca değinmek isterseniz. Cep telefonları geçen sene kayıt altına alınmaya başlandı. Nedir son durum? Yani Türkiye’deki bütün cep telefonları şu anda kayıt altında mı?

Dr. Tayfun Acarer : Hayır. Tabi kayıt dışı telefonlar da var. Kapatılan telefonlar da var. 13 Temmuz 2005 tarihi itibariyle bu kanun çıkmıştı. O zaman Türkiye’de 18,5 milyon kayıtlı telefon vardı. Yani  Tk kayıtlarında 18,5 milyon telefon gözüküyordu. Diğer telefonlar kayıt dışıydı. Sonra o yine o kanun kapsamında bir düzenleme ile yaklaşık 18 milyon telefon daha kayıt altına alındı. Şu anda 73 milyon telefon var. Yani kanunun çıktığı süreç yaklaşık 19 ay oldu. 19 ayda 35 milyondan fazla telefon kayıt altına alındı. Tabi bu kayıt dışı ekonomi ile yapılan mücadele için çok önemli bir adım olarak değerlendiriyorum. Ama onun da ötesinde yani bu kayıt dışı telefonların ekonomik getirisinin ötesinde sosyal boyut bence çok daha önemliydi. Biliyorsunuz bu telefon çok ciddi bedellere ulaşan bir cihaz olduğu için gasp olayları hatta buna bağlı yaralanma hatta maalesef birçok ölüm olayı da yaşanmıştır.

Mesut Ertugay : İkinciye de çok güçlü bir alan.

Dr. Tayfun Acarer : Evet hemen paraya çevrilebilen yani insanların cüzdanında 150-200 milyon veya 150-200 YTL para oluyor ama yanında 1 milyarlık bir telefon taşıyabiliyordu. Ve o telefon da çok hızlı el değiştirebiliyordu. Şimdi çok şükür bu olaylarda çok  büyük ölçüde azalma oldu. Artık halk bilinçlendi. Bir makine aldığı zaman öncelikle bunun kayıtlı olup olmadığını soruyor. Faturasını istiyor. Imei’sini kontrol ediyor. Gerçekten de bence işin daha güzel tarafı.

Mesut Ertugay : Devam etmeden önce 3. nesile dönmek istiyorum. Şimdi teknoloji son derece hızlı gelişiyor dedik ve bu iletişim teknolojisi de en hızlı gelişen teknoloji. Tabi az önce konuşurken de söylediniz 3. nesilden sonra 4.nesil de gelecek ama ne kaldı geriye. Yani görebiliyoruz, geniş bant dediniz, bir çok olanağı aynı yerde bulabiliyoruz, kullanabiliyoruz. Hatta film seyredebiliyoruz. Haber izleyebiliyoruz. Ne kaldı geriye?

Dr. Tayfun Acarer : Tabi 4. nesilde bu farklı teknolojilerin neticede birleştirilmesi hedefleniyor teknoloji olarak. Ama içerik olarak açıkça tam koşulları da konmadı. Tabi bunlar çok hızlı bir değişim süreci olduğu için belki önümüzdeki günlerde onlar kararlaştırılır.

Mesut Ertugay : Gelişen teknoloji ile ilgili olarak  konuşmaya devam edersek eğer Türkiye bu tür basamakları ne kadar hızlı çıkıyor? Yani 3. nesli neresinden yakaladı. Olası bir 4. nesli neresinden yakalayacak? Geçmişle kıyaslandığımız zaman müthiş bir hız içinde Türkiye’de. Doğrudan ayak uydurabiliyor mu?

Dr. Tayfun Acarer : Valla çok güzel bir yerden giriyor. Mükemmel bir zamanlama benim hep tanımlamam o. Çünkü biliyorsunuz 3. nesil lisansları ilk 2000 yılında verildi. Ve 3 sene 3. nesil hiçbir hareket yapamadı. Lisans bedelleri çok yüksekti. Ve bebek doğmadan öldü. Ölmedi çok ağır hastalandı. Daha sonra 2004’ten sonra 3. nesil toparlanmaya başladı. İşte 2005’te ve 2006’da hızlandı. Yani tam yerinden giriyoruz. Bu bir orda yapılan büyük lisans bedelleri ile ilgili hatalar yapılmıyor. 2.’si teknoloji olarak da o zaman tam 3G’idi. Şimdi bizim işletmelerimiz 3’ten değil 3,5’tan hatta 3,75’ten girecekler. Yani HSDPA’den girecekler. Bu işte laboratuarlarda şu anda 14,4 giga byte hız tartışılıyor. 7,2 rahatlıkla verilebiliyor. Yani müthiş bir hıza ulaşmış vaziyette.

Mesut Ertugay : Evet bir parça sabit operatörlere de bakalım isterseniz. Bir tane var şu anda  Türk Telekom. İşte 100 küsur yıllık geçmişi olan müthiş bir alt yapı ile Türkiye’de hizmet veren bir sistem ama basında sizi izlediğim kadarıyla yanlış söylemiyorsam 2007 yılından itibaren yenilerinin devreye girmesinden söz ettiniz. Böyle bir olanak var. Yeni sabit telefon operatörleri. Burada ne aşamadayız. Böylece bir tekel de ortadan kalmış olacak. Belki eğer olursa.

Dr. Tayfun Acarer : Valla ümit ediyoruz. Aslında bu konudaki çalışmayı biz Telekomünikasyon Kurumu olarak tamamladık. Ulaştırma Bakanlığımız aracılığıyla bu yasalaştı. Ama bu 6 ay oldu aşağı yukarı ve şu ana kadar herhangi bir müracaat yok. Biz bekliyoruz ümit ediyoruz Telekom’un yeni rakipleri çıkar diye.

Mesut Ertugay : Telekom gibi bir şirket varken buna rakip olmanın zorluğundan kaynaklanan nedenlerle mi rakip olunamıyor, yatırımın yüksek olmasından dolayı mı, ne dersiniz?

Dr. Tayfun Acarer : Tabi dediğiniz gibi pek çok faktör var ama burada en önemli gerçek Telekom tamam piyasada tek, tekel ama yani bu tekel olması kanundan kaynaklanmıyor. Rakipleri girmediği için olmuyor. Veya kimse girmediği için olmuyor. Yoksa şu anda siz isterseniz yeni bir Telekom kurmak için bizden çok rahatlıkla  yetkiyi alır ve kurarsınız.

Mesut Ertugay : Demek ki yatırımcı rasyonel görmüyor diyebilirim herhalde?

Dr. Tayfun Acarer : Zor tabi. Zor uzun süreçli ve pahalı bir yatırım.

Mesut Ertugay : Peki sabit telefonlardan konuşurken Perşembe gününden itibaren Telekom’un yeni bir fiyat ayarlaması devreye girecek. Şehir içi şehir dışı aynı ücret olacak. Bunun makul bir fiyat ayarlaması olduğu söylendi ama buna karşı da duruldu. Hem dünyadaki benzerleriyle fiyatlama sistemiyle bunu kıyaslarsanız hem de ne kadar rasyonel bir fiyatlama olduğunu nasıl açıklayabilirsiniz bunu?

Dr. Tayfun Acarer : Aslında bu soru biraz önceki konuyla bağlantılı. Yani Telekom bir 10 sene evvel gerçekten tekeldi. Tekel demek ne demek rakibinin olmaması demek. Şu anda da tek ama yani yasal bir sınırlama yok. İsteyen yeni bir Telekom kurabilir. Sabit Telekomlar kurabilir. Burada Telekom artık bana göre tekel değil çünkü en büyük rakibi mobil. Yani 2. nesil şimdi 3. nesil sistemler. 3. nesil sistemler daha da kabiliyetli olarak geliyor. O nedenle Telekom fiyatlarını GSM’le rekabet edecek hale getirmek durumunda. Biliyorsunuz GSM’de şehir içi şehirlerarası aynıdır.

Mesut Ertugay : Dünya’nın her yerinde aynıdır.

Dr. Tayfun Acarer : Dünya’nın her yerinde aynıdır. Telekom’da yapılmak istenen işlev de bu. Şehir içi ile şehirlerarasını aynı hale getirmek. Dolayısıyla mobil ile daha kolay rekabet edebilmek.

Mesut Ertugay : Evet ama böyle giderse mobil telefona mobil telefonun sunduğu olanaklara yetişmek ya da onunla rekabet etmek çok kolay olmayacak.

Dr. Tayfun Acarer : Kesinlikle aynı kanaatteyim. Hele 3. nesilden itibaren bence yani sizler bile içerik konusunda tekrar değerlendirme yapmak durumundasınız. Çünkü çok daha hızlı insanlar bilgi ihtiyacını isteyecekler. Bilgiye çok daha kolay hızlı ulaşmak isteyecekler. O nedenle bir çok programın güncel olması lazım. Anlık olması lazım.

Mesut Ertugay : Belki televizyonun iletişim hızından çok daha yüksek bir hızla bu sistem hizmette.

Dr. Tayfun Acarer : Kesinlikle. Yani neticede yine stüdyodan yayınlar yapılacak ama bu yayınlarda kullanılacak araç televizyondan mobil cihazlara doğru kayacak.

Mesut Ertugay : Sayın Başkan, şu sırada aklıma geldi. Telefon basit tanımlamasıyla iletişim sağlayan bir araçtır. Yani birbirimizle haberleşmeyi sağlayan bir araçtır. Mevcut sistem içinde bunun dışında hangi alanlarda kullanılıyor. Böyle bir araştırmanız böyle bir gözleminiz var mı? Yani iletişim dışında. Örneğin az önce dedik ki 3. nesil ile film seyretmek gündeme gelecek. İşte şimdi başka şeyler yapılabiliyor mevcut teknoloji içinde.

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi dünyadaki bütün trendlerde ses giderek azalıyor. Yani bu sabitte de böyle, mobilde de böyle. Ses giderek azalıyor toplam trafiği. Bunun yerine data haberleşmesi giderek ve çok hızlı bir şekilde artıyor. Datanın artması bunun kabiliyetine bağlı. O da neye bağlı. Hızı ve bant genişliğine bağlı. Yani dar bir bantta siz her fonksiyonu yapamıyorsunuz ama bandınız genişleyip hızınız arttığı zaman pek çok şeyi yapabiliyorsunuz. Nedir o işte? Mesela film seyredebiliyorsunuz, televizyon yayınını anında seyredebiliyorsunuz. Bu geniş bantla olur. Bant ne kadar genişlerse kaliteniz o kadar artar. O yüzden 3. nesillerde daha sonra 4. nesillerde bant çok genişleyecek. Dolayısıyla normal bir televizyondan seyrettiğiniz belki kalitede televizyon seyredeceksiniz. Belki uzak bir yere gittiğinizde telefondan yayını alıp bunu notebook’a aktarıp oradan geniş ekranda seyretme olanağınız olacak. Bu söylediklerim hayal değil şu anda  yapılmış şeyler yani teknoloji olarak hepsi mümkün olan şeyler. Tabi bunun dışında geniş bantla olmadığı için yapamadığımız pek çok şey işte biraz evvel söylediğim gibi mesela bir check in yapmak rezervasyon yapmak hatta daha da ilerde evde akıllı cihazlar olduğu zaman daha doğrusu cihazları kumanda eden bir akıllı cihaz olduğu zaman o cihazların uzaktan kontrolünü yapmak mümkün olacak. Ne olacak mesela? İşte fırını çalıştıracaksınız. Doğalgazı yakacaksınız veya kaloriferi yakacaksınız. Bütün gün kalorifer sönük olacak siz gelmeden yarım saat evvel ateşleyebileceksiniz yani bütün bunlar ancak geniş bantla. Bandınız ne kadar genişlerse yapacağınız şey o kadar artacak.

Mesut Ertugay : Hayal etmenin sonu yok. Son zamanlarda numara taşıma yine sektörün önemli başlıklarından biri haline geldi. Herhangi bir operatörden kişi kullandığı numara ile başka bir operatöre geçmek olarak tanımlanıyor galiba. Değil mi?

Dr. Tayfun Acarer : Numara taşınabilirliliğinin bir miktarı daha önce hatta şu anda da uygulanıyor. Yani alan kodunun dışındaki diğer numaraları siz başka bir operatörde siz aynen kullanabiliyorsunuz. Eğer müsaitse ama numara taşınabilirliğindeki asıl amaç alan kodu ile beraber yani 532, 542, 505 ile beraber değişim. Yani bütün numaraların hepsinin değişimi. Dolayısıyla bir operatöre bağlı olan abone aynı numarayla başka bir operatöre geçebilecek. Bu aslında yeni bir uygulama değil. Birkaç zamandır özellikle son yıllarda yaygın olarak yapılan bir uygulama. Gene Türkiye fazla bir gecikme olmadan bana göre tam zamanında giriyor. Çünkü dünyadaki değişik örnekleri de aldı. Avrupa ülkeleri ile mukayese edersek % 10-12 civarında bir şey var mevcut abonelerin numara değiştirme oranı var. İşte bazı ülkelerde bu daha da yüksek. Mesela İspanya’da biraz daha yüksek. Tabi buradaki numarayı sadece gsm olarak veya mobil olarak düşünmemek lazım. Sabit operatörde de numara değişimi mümkün hale gelecek.

Mesut Ertugay : Sabit operatörde şöyle bir şey yaşıyoruz. Örneğin bir semtten bir semte taşındığınız zaman numara değişiyor.

Dr. Tayfun Acarer : Bu sorunu çözeceğiz.

Mesut Ertugay : Ev telefon numarası uzunca bir süre taşınabilecek.

Dr. Tayfun Acarer : Tabi.

Mesut Ertugay : Peki örneğin bugün kullandığımız gsm numaramızı saklı tutarak yani numarayı başka bir operatörden almak mümkün olabilecek mi? Örneğin işte 0111 diye bir numara 0222 yine aynı numara. İkisini de kullanmak mümkün olabilecek mi?

Dr. Tayfun Acarer : Tabi tabi.

Mesut Ertugay : Yoksa birini iptal etmek mi gerekiyor?  

Dr. Tayfun Acarer : Yok hayır kesinlikle.

Mesut Ertugay : Aynı numarayı farklı operatörlerden kullanmak. Bunun yararı ne olacak?

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi biliyorsunuz bu özellikle GSM sektöründe şu anda bir takım alternatifler sunuluyor operatörler tarafından. Ciddi bir rekabet var. Bu arada tabi bir de hizmet kalitesi de son derece önemli. Kullanıcılar bu sunulan seçeneklere göre tercih etmek durumunda kalıyorlar operatörü değiştirmeyi fakat numarasını da değiştirmek istemiyorlar. Çünkü bilinen bir numara. Onu tanıyan herkese tek tek numarasını yeniden vermesi lazım. Yani çok daha rahat istediği operatörü seçme olanağı olacak sunulan kendisine alternatiflere göre.

Mesut Ertugay : Evet. Yine sunulan hizmetlerden son olarak elektronik imzaya değilim. Sonra başka konuları gündeme getirelim isterseniz. Elektronik imza çok yaygın değil zannediyorum ki. Önce ne demek olduğu işte imza sahibini yasal olarak nasıl temsil ettiğini ne kadar geçerli olduğunu anlatır mısınız bize?

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi söze başlarken güzel bir ifade kullandınız. Gerçekten iletişim teknolojisi çok hızlı gelişiyor diye. Elektronik imza da bunun ayrılmaz bir parçası. Tabi bu da aslında  gelişen alt yapı ile beraber ortaya çıkan bir şey. Her şeyden evvel kolaylık getiriyor. Ve ama bu kolaylık aynı zamanda yasal yükümlülüğü de getiriyor. Yani öyle bir şey olması lazım ki sizin ıslak imza olarak elle attığınız imzanın yerine geçecek bir şey olması lazım. Çok basit bir örnek. Siz İstanbul’da oturuyorsunuz. İşte Van’daki bir üniversiteyi bitirdiniz. Ankara’da Milli Eğitim’in kadrosuna  müracaat etmek istiyorsunuz. Yapmanız gereken işte şey eğer diplomanızı almadıysanız Van’a gideceksiniz. Van’dan alacaksınız bunu Ankara’ya geleceksiniz. Müracaat edeceksiniz.

Mesut Ertugay : Bizim yaptığımız gibi.

Dr. Tayfun Acarer : Evet yıllardır yapılan gibi. Şimdi böyle değil. Şimdi bazı kurumlarımızda işte internete geçtiler, web sayfalarını açtılar ama şimdi oradan sadece istenenleri okuyabiliyorsunuz bir de boş forumları alabiliyorsunuz. Ama gene gitmek durumundasınız. Halbuki elektronik imzadaki amaç bu değil. Oturduğunuz yerden sizin aynı attığınız imza gibi yani bizzat yerine gidip oradan alırken atmış olduğunuz imza gibi gitmeden uzaktan bu işi halledebilmeniz. Bunu sağlıyor size. Sadece tören gerektiren evlilik gibi miras gibi olaylarda yani şahit gerektiren olaylarda geçerli değil ama onun dışında şahit gerektirmeyen tören gerektirmeyen her olayda size bu olanağı sağlıyor. Yani bunu basit bir örnek verirsek tekrar pasaport alacaksınız. Siz işte emniyetin kayıtlarına girip bunla ilgili bütün işlemlerinizi tamamlayıp elektronik imza ile kimliğinizi onayladıktan sonra sadece gidip pasaportu almanız.

Mesut Ertugay : Oluyor mu peki?

Dr. Tayfun Acarer : Şu anda olmuyor tabi. Elektronik imzada hedeflerden bir tanesi bu. Bu arada biliyorsunuz siyasi otoritenin sürdürdüğü e-devlet uygulaması var. E-devlet ile ilgili iyi bir noktaya gelindi. Çok yol alındı. Elektronik imza da buna bir yerde paralel olarak gidiyor. Yaygınlaştığı zaman e-devlet olayı da gerçekten çok yaygınlaşacak.

Mesut Ertugay : Evet. Sayın Acarer şimdi Telekomünikasyon iletişim başkanlığı diye bir başkanlık var. Bu tanımlamanın yanına hemen popüler yakıştırmasıyla  tele kulak geliyor gündeme.

Dr. Tayfun Acarer : O yüzden güldüm zaten.

Mesut Ertugay : Nedir efendim bu başkanlık? Ne yapıyor? Hangi alanda çalışıyor? Nasıl bir hizmet veriyor?

Dr. Tayfun Acarer : Teşekkür ederim aslında çok güzel bir konu bu. Güldüm çünkü tele kulak diyorlar ama hemen açıklığa kavuşturmak lazım. Burası dinleme yapmıyor. Sadece kayıt yapıyor. Şimdi diyeceksiniz hem dinleme yapmıyor hem kayıt yapıyor ne demek.

Mesut Ertugay : Dinlemeden kayıt yapıyor.

Dr. Tayfun Acarer : Dinlemeden kayıt yapıyor. Tam açığı bu. Dinleme yapan birimlerin taleplerini değerlendiriyor ve o dinleme yapan birimlerle aboneleri irtibatlıyor. Fark ne? Eskiden de yapılabiliyordu bu arada bir fıtrin anlamı ne? Şimdi dinleme yapmak isteyen birimler güvenlik kuvvetleri bunu tamamen hukuksal olarak gerekçesini açıklamak zorunda. Kanunla getirilen şey iletişim başkanlığı özü burada. Bununla ilgili hakim kararını alıyor. Örneğin bir birim sizin dinleyecekse bununla ilgili hakim kararını iletişim başkanlığına iletiyor. İletişim başkanlığı bu  tekrar değerlendiriliyor ve daha sonra sizin dinlenilmenize izin veriyor.

Mesut Ertugay : Yani iletişim başkanlığı hakim kararına rağmen ben bunu dinlemiyorum diyebiliyor mu?

Dr. Tayfun Acarer : Mevzuatta veya şeklen bir problem olduğu zaman buna tabi karar verebiliyor. Bunun dışında çok acil bir durum var. Bir eylemden endişe ediliyorsa o zamanki talep hakim kararı olmadan yapılabiliyor ancak 24 saat içinde hakim kararı getirilmek kaydıyla diye izin veriliyor ve eğer getirilemezse bütün kayıtlar da imha ediliyor. Bu son derece önemli. Yani bir kişi ya da kişiler hakkında güvenlik güçlerince dinlemenin yapılması eğer hukuksal bir gerekçeyle ispat ediliyor ve hakim kararı getiriliyorsa artık ona yapılacak hiçbir şey yoktur. Yani mutlaka bir gerekçesi vardır. Çünkü artık hukuksal olarak da bunun ihtiyacı ortaya konmuş demektir.

Mesut Ertugay : Kısaca yasal prosedür içinde talep edilen yasal olarak talep edilen görevleri diyelim artık çünkü görevi kapsamında yerine getiriyor ve yasal prosedürü içinde işlemesini gözetliyor diyebilir miyiz?

Dr. Tayfun Acarer : Evet kesinlikle öyle ve gerçekten de kurulduğu günden faaliyete geçtiğinden beri de gerçekten çok güzel işler yapıldı. Tabi bunun detayına girmek istemiyorum ama bu muhabere açısından ihtiyacın kesintisiz sağlanması açısından çok büyük hizmetler yaptı.

Mesut Ertugay : Tabi bu dinleme gizemlerle dolu bir şey. Herkes bu konuda bir şey üretebilir. Hatta şehir efsaneleri bile dolaşabilir ama teknolojik olarak soruyorum ben şu anda teknoloji şu anda  yapılan bütün konuşmaları bir düğmeye basarak dinlemeye muktedir midir? Yoksa dinlenecek kişi seçilir bir teknik düzenleme ve ayarlama yapılır ondan sonra mı dinlenir? Nasıl olur bu iş teknolojik olarak?

Dr. Tayfun Acarer : Şimdi olayı tam ikiye ayırmak lazım. Çok güzel bir nokta. Birincisi sizin kullandığınız iletişim araçları haberleşme araçları üzerinden dinleme yapılabilir. İşte zaten iletişim başkanlığı ve buna bağlı bunun kurulmasına yol açan kanunun hedefi de bu. Bu yasal olsun, hukuksal mevzuata uygun olsun, hakim kararı olsun şeklinde. Yani sizin cep telefonunuz veya sabit telefonunuz dinlenebilir. Bu nereden olur? Santralden olur. Yani bu sizin bağlı olduğunuz operatör üzerinden yapılabilir. Bunun için hukuksal bir gerekçe olması gerekir. Hakim kararı ve bununla ilgili de iletişim başkanı onay vermesi gerekir. Şuan ki  işin yasal tarafı o. Ama bunun dışında da dinleme olabilir. Nasıl olabilir? İşte kravatınızın arkasında bir yere veya  masanızın altına bir alıcı yerleştirilebilir. 

Mesut Ertugay : Filmlerdeki gibi yani.

Dr. Tayfun Acarer : Evet. Böcek yerleştirilebilir. Bunun üzerinden yapılabilir. Yalnız bu dinleme tabi  bizim güvenlik güçlerimiz hiçbir zaman böyle bir şey yapmaz. Çünkü güvenlik güçlerimiz bu işin yasal olarak yapılması için sorumlu. Çünkü onlar da Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin birer güvenlik organları ve büyük hizmetler yapıyorlar. Bu başka bir amaçla yani bizim güvenlik güçlerimizin dışında örneğin sizi şantaj amacıyla dinleme yapmak isteyen bir birim ya da kişi tarafından ama bence bunlar yasal olmayan güçler olarak tanımlıyorum. Fakat kanunun güzel tarafı bu yapılan dinlemeyi hukuksal olarak geçersiz olduğuna karar veriyor.

Mesut Ertugay : Ona bakarak herhangi bir sonuç çıkamaz.

Dr. Tayfun Acarer : Ama yani dediğim gibi bir alıcı yerleştirmekle bu yapılabilir ama dediğim gibi hiçbir hukuksal tarafı yok bunun artık.

Mesut Ertugay : Efendim çok teşekkür ediyorum katkınız için. Bizim teknolojiye yetişemediğimiz kısımlar var mı diye soracaktım ama maalesef zamanımız bitti. Daha neler bekliyor bizi diye ama 3. nesil yavaş yavaş hayatımıza girmeye başladıkça biz en azından bundan yararlanacağız diye sizi belki yeniden stüdyomuza davet edeceğiz. Tekrar teşekkür ediyorum Sayın Acarer katkınız için.

 

 

(*) Konuşma metni yazı diline çevrilirken, tekrarların, konuşma diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler yapılmıştır.

 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir