|
Telekomünikasyon Kurulu
Başkanı Dr. Tayfun Acarer ile Radyo ve
Televizyon Üst Kurulu Başkanı Dr. A.
Zahid Akman’ın RR-06 Konusunda Ortak
Basın Toplantısı
(*)
Dr. Tayfun Acarer :
Değerli basın mensupları öncelikle
hepinize hoşgeldiniz diyorum. RRC-06
olarak tanımlanan, bundan önceki en
büyüğü 45 yıl önce 1961 yılında yapılmış
daha sonra 1989 yılında aynı büyüklükte
olmasa da benzeri yapılmış güncel
yayıncılık hayatımızı çok yakından
ilgilendiren sayısal yayın ile ilgili
frekans planlamasının yapıldığı bir
konferans. Bu konferans 5 hafta sürdü. 5
haftalık yorucu bir çalışmadan sonra
konferans Türkiye açısından başarıyla
tamamlandı. Bu konferansa katılan
başlıca kurumlar Telekomünikasyon
Kurumu, Radyo Televizyon Üst Kurulu,
TRT, Ulaştırma Bakanlığı Haberleşme
Genel Müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığı.
Bu konferansta ayrıca Kıbrıstan bir
heyet Türk delegasyonu içinde yer aldı.
Konferansta bulunduğumuz coğrafi konum
nedeniyle 22 ülke ile frekans planlaması
yapmak durumunda kaldık. 22 ülke ile
sayısal yayıncılıkta kullanılacak 1085
frekans kanalıyle ilgili görüşme yaptık
ve toplam 1052 kanalın, yaklaşık oran
%97 Türkiye’ye tahsisi sağlandı. 5
haftalık konferansa toplam 12 personel
dönüşümlü olarak katıldı. Belirtmek
istediğim önemli bir husus daha önce de
değişik vesilelerle söylemiştim, RTÜK
ile TK arasındaki işbirliği bundan
sonra sayısal yayıncılıkla daha da
ilerisinde üçüncü nesil telekomünikasyon
sistemleri konusunda artarak devam etmek
zorunda. Çünkü özellikle üçüncü nesil
sistemlerde işin teknik tarafından
ziyade artık içerik daha çok önem
kazanıyor. Bildiğiniz gibi ikinci nesil
sistemlerde ses ve data var ama üçüncü
nesil sistemlerde ses ve datanın
ötesinde multimedya dediğimiz yayın çok
daha öne çıkıyor. Bu nedenle
Telekomünikasyon Kurumu’nun bu konudaki
faaliyetlerinde biz Radyo ve Televizyon
Üst Kurulu ile çok daha sıkı işbirliği
içinde olmamız gerekiyor. Nitekim
Telekomünikasyon Kurumu bünyesindeki
Milli Monitör Sisteminin aktivitesinin
arttırılması ile ilgili çalışmalar da
son noktaya geldi ve bu sistemin ortak
amaçlarda kullanmak amacıyla da
geçtiğimiz ay içinde RTÜK ile bir
protokol imzaladık. Sayın Zahid Akman,
özellikle bu konferansın içeriği ve
sayısal yayıncılık ile ilgili gelişmeler
konusunda bilgi verecek, dediğim gibi bu
konu bizim RTÜK ile bundan sonraki
yıllar yeni emisyon noktalarının
tesbiti, frekans planlaması konusunda
ortak çalışma yapacağımız en büyük ilgi
alanını teşkil ediyor. Hepinize tekrar
hoşgeldin diyorum ve sözü sayın başkana
bırakıyorum.
Dr. A. Zahid Akman :
Teşekkürler sayın başkan, değerli basın
mensupları gerçekten ülkemizi son derece
ilgilendiren önemli bir toplantıdan
olumlu sonuçlar alarak gelen bir heyet
olarak huzurlarınıza gelmiş bulunuyoruz.
20’nin üzerinde ülke ile yapılan görüşme
ve pazarlıklar sonrasında önümüzdeki
dönemde kullanacağımız frekansların
%97’si ülkemize tahsis edilmiş olması,
toplantıyı başından sonuna takip eden
uzman arkadaşlarımızın ve
yöneticilerimizin başarısı olarak
görülmesi gerekir. Özellikle bazı komşu
ülkelerimizin davranışlarında iyi
niyetten çok kasıtlı tavırlarda olmasına
rağmen arkadaşlarımızın ısrarlı,
başarılı ve sabırlı çalışmaları
sonrasında ülkemiz kullanacakları
frekansları yaklaşık %97’sini elde ve
önümüzdeki dönemde sayısal karasal yayın
ile ilgili projelerimizin ve
planlarımızın gerçekleşmesi noktasında
en önemli aşamayı merhaleyi başarıyla
katetmemizi sağlamışlardır. Hepinizin
bildiği gibi Haberleşme Yüksek
Kurulu’nda alınan kararla ülkemizde
karasal sayısal yayına geçme kararı
alınmıştır. Bu toplantı ülkemizde bu
konuyla ilgili alınan kararın ne kadar
yerinde, haklı zamanlamasının ne kadar
yerinde olduğunu ortaya koyması
açısından da önemlidir. Bu toplantıda
alınan kararla özellikle avrupa
ülkelerinde 2015 yılına kadar tüm
karasal analog yayınlara son verilecek
ve bu ülkelerde karasal sayısal yayına
geçilecektir. Gazeteci deyimiyle ifade
etmek gerekirse karasal analog yayınlar
2015’de artık tarihin tozlu raflarına
kaldırılmış olacaktır. Ülkemizde bu
konuyla ilgili şu ana kadar çok önemli
aşamalar kaydedildi. Biliyorsunuz bu
yılın Şubat ayının başında devlet
bakanımız Beşir Atalayın ve Ulaştırma
Bakanımız Binali Yıldırım’ın da
katkılarıyla İstanbul, Ankara ardından
da İzmir’de sayısal karasal yayına geçiş
ile ilgili deneme yayınlarına başlandı.
Türkiye Radyo Televiyon Kurumu sürekli
olarak kanallarımızda dönüşümlü olarak
bu test yayınlarını şu anda sürekli
olarak sürdürmekteler. Değerli
arkadaşlar önümüzdeki günlerde
özellikle nüfus yoğunluğunun bol olduğu
ve frekans karmaşasınının en fazla
yaşandığı İstanbul, İzmir ve Ankara’da
özel televizyon kanallarımızın ve
TRT’nin katkılarıyla boşaltılacak altı
frekanstan karasal sayısal yayına
sürekli geçiş imkanını bulacağız. Tahmin
ediyorum bu yılın sonuna doğru büyük
vilayetlerimizde TRT ve tüm özel karasal
yayın yapan kuruluşlarımız sayısal
yayına geçecekler ve 2007’nin başından
itibaren de ülkemizin dört bir tarafında
karasal sayısal yayınla birlikte karasal
analog yayınla birlikte
sürdürülecektir. Elde edilen bu
frekanslar Telekomünikasyon Kurumu
tarafından bir frekans planı haline
dönüştürülecek ver tahmin ediyorum Kasım
– Aralık ayı içerisinde ülkemiz ile
ilgili karasal sayısal frekans planı
ortaya çıkmış olacaktır. Bu planın
Haberleşme Yüksek Kurulu’nda
onaylanmasının hemen ardından ülkemizde
karasal yayın yapmakta olan başta ulusal
kanallarımız olmak üzere bölgesel ve tüm
yerel kanallarımızın hangi frekanslardan
hangi güçlerde yayın yapacağı
belirlenecek ve Haberleşme Yüksek
Kurulu’nda belirlenen usulle bu
frekanslar ilgili kuruluşlara tahsis
edilecektir. Onun ardından da
lisanslama şu anda ülkemizde yayın
yapan yayın kuruluşlarının karasal
sayısal yayın alma süreci
başlatılacaktır. Bu ülkemizde sayısal
yayına geçişte en önemli aşamaydı. Biraz
önce de ifade ettim bu toplantı
başarıyla sonuçlandı şimdi sırada bir
frekans planı yapılması gerekiyor onun
ardında da özel yayıncı kuruluşların,
TRT’nin birlikte oluşturacağı şirketin
hayata geçirilmesiyle ülkemizin dört bir
tarafında şu anda yayın kalitesini
olumsuz etkileyen koşulların tamamını
ortadan kaldıracak ve başarılı bir
şekilde frekans planıyla yayın yapmasını
sağlayacak bir yayın düzeni
gerçekleştirilmiş olacaktır. Değerli
arkadaşlar Radyo Televizyon Üst Kurulu
ile Telekomünikasyon Kurulu arasında
geçtiğimiz aylarda imzalanan protokol
çerçevesinde Milli Monitoring
Sisteminden yararlanma başlamıştır. Yeni
frekans planıyla bizim son yaptığımız
çalışma frekans kullanım bedeli alınması
uygulaması sonrasında frekansların
kimler tarafından kullanıldığı bu
frekansların kimler adına kayıtlı olduğu
bilgileri de Milli Monitoring Sistemie
kayıt edilerek ülkemizin dört bir
tarafında hangi frekanslarda kimler ne
yayın yapıyor bundan sonra günlük olarak
takip edilme fırsatı da bulunacaktır.
Baştan beri ifade etmek istediğim konu
şudur altını tekrar çizerek söylemek
istiyorum. Yaklaşık 16 yıllık geçmişi
olan ülkemizde özel televizyon ve radyo
sürecinde maalesef bir türlü
sağlanamayan düzenli yayın yapma durumu
bu toplantının hemen ardından
hazırlanacak frekans planıyla ve özel
kanalların katkısıyla gerçekleştirilecek
şirketin ve yayın dağıtımının
sağlanmasıyla yayın hayatında ciddi bir
düzenleme gerçekleşecek ve umuyorum 2007
yılında artık herkesin yayın lisansına
sahip hangi frekanstan yayın yapacağını
bileceği ve hangi güçte yayın yapacağını
bileceği seyrüsefer güvenliği ve
muhaberat güvenliğini sağlayan bir yayın
düzenine kavuşmuş olacağız. Böyle güzel
ve hayırlı bir sonucun doğması
noktasında ilk aşama olan bu toplantının
başarıyla sonuçlanmasına katkı sağlayan
başta Telekomünikasyon Kurulu değerli
başkanı, üyeleri ve bürokratları olmak
üzere ben de kendi kurul üyelerim ve
bürokratlarıma, TRT çalışanlarına ve
Ulaştırma Bakanlığı’nın değerli
bürokratlarına huzurlarınızda teşekkür
etmek istiyorum. Kısaca ifade etmek
gerekirse ülkemizde karasal sayısal
yayınla ilgili artık engeller teker
teker aşılmakta ve bu kararlılıkla
başarılı sonuca ulaşmak için başta TRT
olmak üzere tüm özel kanallar özveriyle
çalışmaktadırlar. Hepinize
teşekkürlerimi sunuyorum. Sorularınız
varsa konuyla ilgili sayın başkanımız
hem de ben cevaplandırmaya çalışacağız.
Dr. Tayfun Acarer :
Sayın başkanım ben sorulara geçmeden bir
iki cümle eklemek istiyorum. Öncelikle
altını çizmek istediğim hususlardan bir
tanesi kamuoyunun beklentisi olan
devletin, ülkenin değişik organları
arasındaki işbirliğinin azami ölçüde
sağlanmasıdır. Bu konuda diğer
kuruluşlarla olduğu gibi özellikle RTÜK
ile TK arasında son dönemlerde çok ciddi
bir işbirliği gerçekleşmiştir. Bu konuda
hem sayın başkana hem RTÜK’ün değerli
üyelerine ve kendi Kurumumdaki başta II.
Başkanımız olmak üzere tüm arkadaşlarıma
teşekkür ediyorum. Bu gerçekten
Türkiye’de olması gereken bir şeydir. Bu
konferansta elde edilen başarıda bunun
çok önemli bir rolü vardır. Tabii sayın
başkanın dediği gibi bu konferansta
alınan kararlar sadece orada kalmayacak
asıl bundan sonra başta emisyon
noktaları tesbiti, frekans planlamasının
Türkiye’de oturtulması şeklinde bundan
sonra da uzunca bir zaman devam
edecektir. Başkan bir ifade kullandı
alınan karar ve zamanlamanın ne kadar
önemli olduğunu söyledi bu çok önemli
bir şey. Türkiye’de Haberleşme Yüksek
Kurulu’nda Ulaştırma Bakanımız Binali
Yıldırım ve devlet bakanımız Beşir
Atalay’ın başkanlıklarında yapılan
toplantılarda bu frekans planının
Türkiye’de 2015’i beklemeden çok daha
kısa süre içerisinde gerçekleştirilmesi
istendi. Bu nedenle de 2006 yılında yine
başkanın dediği gibi İstanbul ve
Ankara’da sayısal yayın denemeleri
başladı, İzmir’de başlamak üzere.
Önümüzdeki yıldan itibaren de bu
yaygınlaştırılacak.Bu son derece önemli
ve Türkiye sayısal yayına geçme
konusunda Avrupa’daki pek çok ülkeden
daha iyi daha hızlı hareket edecek. Bu
konu devletimizin en üst noktasında
sayın bakanlarımızın da başkanlığında
özellikle Binali Yıldırım ve Beşir
Atalay’ın başkanlıklarındaki
kuruluşlarda da özellikle isteniyor.
Belirtmek istediği ikinci konu; şu anda
yaklaşık 9000 civarında analog yayında
kullanılan vericiler var. Bu vericilerin
çok büyük bir kısmı sayısal yayıncılıkta
kullanılamayacak. Bu konuda gönlümüz
istiyor ve çalışmalarımız o yönde devam
ediyor bu yeni sistemde kullanılacak
vericilerin çok büyük bir bölümü
ülkemizde üretilsin. Dolayısıyla ileride
bu sistemin işletilmesi ile ilgili
olarak da yedek malzeme ve devamı
konusunda ülkede bir katma değer meydana
gelsin gerçekten bunu çok istiyoruz. Son
olarak da biraz evvel söylediğim gibi
RTÜK ile TK arasındaki işbirliği bundan
sonra da gerek sayısal yayıncılıkta
gerekse üçüncü nesil telekomünikasyon
sistemlerinde artarak devam edeceğini
ümit ediyorum. Bunun da Türkiye için çok
gerekli ve faydalı olacağını
düşünüyorum. Saygılar sunuyorum
hepinize. Sorularınız varsa alalım.
Fatma Ağaç (Telepati) :
Karasal sayısal yayınla ilgili lisanlar
bu yıl içerisinde verilecek mi?
Dr. A. Zahid Akman :
Süreci ifade etmeye çalışmıştım.
Telekomünikasyon Kurulu Cenevre’deki bu
toplantı kararları çerçevesinde ulusal
frekans planını gerçekleştirecek sonra
Haberleşme Yüksek Kurulu’nda onaylanacak
ardından bu frekanslar yine Haberleşme
Yüksek Kurulu’nun uygun gördüğü bir
yöntemle ülkemizdeki ulusal, bölgesel ve
yerel kanallara tahsis yapılacak.
Ardından da lisanslama süreci
tamamlanmış olacak. RTÜK,
Telekomünikasyon Kurulu olarak
Haberleşme Yüksek Kurulu’ndaki
yaklaşımı da dikkate alarak şunu
ifade ediyoruz 2007 yılı sonuna kadar
tahmin ediyorum ülkemizde 16 yıldır
gerçekleştirilemeyen karasal yayın
lisansı verme süreci tamamlanmış olacak.
Bu konuda tabii özveride bulunması
gereken kuruluşların başında TRT ve
özel yayıncı kuruluşlar geliyor.
Onlarında yaklaşımları şu anda çok
olumlu.
Olcay Aydilek (Sabah Gazetesi) :
Bunun için ihale mi açılacak yoksa sizin
belirlediğiniz bir yöntemle mi olacak?
Dr. A. Zahid Akman :
Dediğim gibi bunun yöntemini Haberleşme
Yüksek Kurulu belirleyecek. İhale de bu
yöntemlerden biri ama dijital teknoloji
son derece büyük imkanlar sunduğu için
ortaya çıkan bu frekansların ne şekilde
kullanılacağı yeni teknolojileri dikkate
alarak nasıl tahsis edileceği konusu
uzun çalışmaları görüşmeleri
gerektiriyor. Ama biz bir şekilde
2007’de bu lisanlamayı
gerçekleştireceğiz ve bu lisanlamanın da
elbette bir bedeli olacak.
Olcay Aydilek (Sabah Gazetesi) :
Sayın başkanım bu planlamada şu anda
bölgesel, yerel ya da ulusal düzeyde
yayın yapan tüm televizyon ve radyolar
faaliyetlerini sürdürebilecekler mi? Bir
ayıklama olacak mı?
Dr. A. Zahid Akman :
Elbette. Şu anda yayın lisansı olan ve
yayın yapma izni olan yayıncı
kuruluşların hepsi yayınlarını
sürdürecek.
Basın Mensubu :
anlattığınız bu durum 2007’de sayısal
karasal yayın ülkemiz açısında çok
önemli bir adım ancak izleyiciler
açısından 2007’de sayısal karasal yayına
geçme teknolojiyi bilmeyenler açısından
nasıl bir fark yaratacak? Cihazlarını
değiştirmek zorunda kalacaklar mı?
İkinci sorum da ülkemiz açısından zaman
zaman sorunlar yaratan uydu ile evlere
ulaşan yayınları engelleme anlamında
herhangi bir önlem getirecek mi?
Taha Yücel (RTÜK Üyesi) :
Süreç sayın başkanlarımın da bahsettiği
gibi iki aşamadan oluşuyor. Frekans
planlarının hazırlanması, nihaî
yayınlara geçiş ve analog yayınların
kapatılması. Fakat herhangi bir izleyici
açısından karmaşaya yol açmamak
izleyicinin mağdur olmaması açısından
bir paralel süreç tanımlanıyor. 2007
başından itibaren başlanması planlanan
süreç paralel yayın süreci yani hem
analog yayınlar devam edecek hem de
sayısal yayınlar. Frekans kullanım
bedeli alınarak boşaltılan ve
yayıncılarla koordine edilerek paralel
10 büyük ilde analog ve sayısalın
yaşayacağı bir ortamı 2007 yılının
başından itibaren başlatacağız. Ama
ardından analog yayınların artık
izleyici tarafından fazlaca
alınmadığının tesbiti halinde, yani
kamuoyu araştırmaları ile bu tesbit
edilecek. İzleyicinin mağdur olmaması
için periyodik kamuoyu araştırmaları
yapılacak ve bunun sonucunda da sayısal
karasal yayın alış penetrasyonu %80 ve
benzeri bir düzeye ulaştığında yani
yaygınlaştığında, belli bir kapatılma
tarihi verilerek yani bundan %80
ulaşmadan itibaren 6 ay gibi bir süre
daha verilerek ve yoğun bir kampayayla
%100’e sayısal yayını
yaygınlaştırmasıyla analog yayınlar
kapatılacak. İşte ondan sonrası aslında
sadece sayısal yayının devam ettiği
tamamen lisanslanan bütün yayıncıların
artık frekanslarının lisans durumlarının
netleştiği bir yayın sürecine ondan
sonra geçecek ama bu paralel süreç yani
2007’den itibaren başlayacak olan
paralel süreç hem analog yayınlarının
olduğu hem de sayısal yayının paralel
sürdüğü bir süreç bu süreci atlattıktan
sonra da sayısal yayına tamamen geçmek
söz konusu olacak. Bu sürecin bu şekilde
kademeli olmasının belki bir avantajı da
şu olacak sayısal yayına geçişe büyük
illerden başlandığı için büyük illerdeki
analog yayının kapatılmasıyla küçük
illerde kurulacak vericiler bu büyük
illerdeki vericilerin dönüştürülmesiyle
de sağlanabilecek. Çünkü asıl analog ve
sayısal verici birbirine çok yakın
sadece modülatör kısmında bir
modifikasyonla eğer verici yaklaşık 5
yıllık veya daha yeni bir vericiyse
analogdan sayısala dönüştürülmesi
mümkün. Bu tür büyük illerde kapatılan
analog vericilerde küçük illerde veya
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde sayısal
yayına dönüştürülerek kullanılacak
böylece aslında bir ekonomide sağlanacak
bir yandan da üreticilerinde çalışmaları
var hem alıcı cihaz üretiminde sayısal
cihaz üreticileri bu konuda
hazırlıklarını yapıyor hem de verici
cihazı ile ilgili pek çok firma ile hem
RTÜK hem TK görüşmeler yapıyor yerli
üretimi de teşvik ediyoruz burada yani
sayısal karasal alıcı ve vericileri yurt
içinde üretme imkanı da arıyoruz.
Evlerindeki alıcı cihazları yani şu anda
yaklaşık 15 milyon civarında televizyon
hanesi var ve belki 20 milyona yakın
alıcı var bu hanelerde, çünkü bazı
hanelerde birden çok alıcı var. Bu
alıcılar eğer ilave bir set üstü kutusu
dediğimiz bir kutu eklenirse sayısal
yayını da almaya devam edecek kendini
zorunlu hissetmiyorsa yeni bir
televizyon almasına belirli bir
mecburiyeti yok ama izleyiciler buarada
piyasaya çıkan analog ve sayısal yayını
birarada alan yani sayısal yayını alma
kabiliyeti içinde bulunan cihazlarda
piyasaya çıkacak bunları da alabilirler.
Yeni televizyon almak isteyenler bu tür
sayısal yayını alabilen televizyonları
da alabilecekler ama evindeki
televizyondan memnun olanlar sadece bir
set üstü kutusu ilave ederek sayısal
yayını almaya devam edecekler. Yani
evdeki televizyonların aslında
değişmesine gerek yok yalnızca bir set
üstü kutusu ilave edecekler bunların da
fiyatları hızla düşüyor yerli üretimle
birlikte daha makul düzelere inecek.
Kullanılan teknoloji ile alakalı bu şu
anki yaygın olan MPG2 teknolojisini
düşünürsek eğer 50$ civarında set üstü
kutuları. Fakat MPG4 dediğimiz daha
ileri teknolojisi var aslında biz
Türkiye’de bunu kullanmayı da arzu
ediyoruz bunları değerlendiriyoruz
bunlarda 100$ civarında. Tabii hızlıca
yaygınlaşarak yani milyonlarca alıcının
satılacağı düşünülürse bunlarında yine
MPG2 alıcılarının seviyesine inmesi
beklenebilir önümüzdeki günlerde daha
netleşecek şu anda belli bir rakam
söylemek yanlış olur.
Dr. A. Zahid Akman
: Tabii dijital teknolojinin
getirdiği avantajları dikkate
aldığımızda bu maliyeten gerçekten son
derece düşük ve katlanılabilir bir
maliyet oluyor. Ülkemizin dört bir
yanında bir çok insan yayın alamadığı
için çanak anten takarak yayınları
izlemeye çalışıyorlar şu anda bu set
üstü kutusunun minik anteni ile insanlar
şu anki yayın kalitesinden neredeyse
%100 ya da çok daha fazla yayını
izleyebiliecekler. Bu süreçteki bu
maliyet tahmin ediyorum yayın
kuruluşlarımızın promosyonlarıyla bir
takım kuruluşların reklam için yapacağı
fiyat indirimleriyle aşılabilecek ve bu
süreç ülkemizdeki insanların,
vatandaşlarımızın teknolojiye olan yakın
ilgisini de dikkate aldığımızda çok
hızlı bir şekilde aşılabilecek.
Enterfere dediğimiz yayınların birbirini
etkilemesi tamamen ortadan kalkacak.
İkincisi görüntü olarak şu anda aynı
alıcıları ile izledikleri görüntüyü %100
ve daha kaliteli alacak. Eğer söylemiş
olduğumuz gibi MPG4 teknolojisi dikkate
alınırsa interaktif özelliği de olacağı
için interaktif yayıncılığın sağladığı
tüm imkanlardan yararlanabilecekler.
Bunlar tüketicilerin yayını izleyenlere
sağlanan imkanlar. Bunun dışında bir çok
vatandaşımızın söylemiş olduğum gibi
çatı antenleri ile yayın
izleyemediğinden çanak antenle yayın
almak durumundalar buna ihtiyaç da
ortadan kalkacak ve şu anda çok ciddi
çevre kirliliğine neden olan çanak
antenlerde hızla azalacak. Biliyorsunuz
siyah-beyaz televizyonlar varken renkli
teknolojiye geçildi. Bunun da bir
maliyeti oldu bu da aynı onun gibi bir
şey. Bütün dünyanın kabul ettiği
yakaladığı teknoloji imkanını biz de
vatandaşlarımıza getiriyoruz. Hakikaten
her şeyin en güzekine layık olan
vatandaşlarımıza tüm dünyanın kullandığı
bu en son teknolojiyi sunuyoruz. Bunun
maliyetleride düşük olacağını ifade
ediyorum çünkü gerçekten şu an MPG2
teknolojisi kullanılırsa 50$ civarında
olacak ki ülkemizde bu set üstü
kutuların üretimin önemli bir kısmı
bizim ülkemizdeki büyük fabrikalar
tarafından gerçekleştiriliyor.
Avrupa’daki tüketicilerin ihtiyacını
bizim ülkemizdeki üreticiler sağlıyor.
Tahmin ediyorum çok daha düşük
maliyetlerle bu çoğaltılacak. Dijital
teknolojinin sağladığı imkanlarla bunun
bedeli olarak ortaya çıkan maliyetleri
düşündüğümüzde son derece mütevazi bir
maliyet olduğunu ifade edebilirim.
Maliyeti olacak diye bu tür
güzelliklerden vatandaşımızı mahrum
etmeye de kimsenin hakkı yok.
Dr. Tayfun Acarer :
Sayın başkanın sözlerine bir şey ilave
etmek istiyorum, multimedya imkanı.
Multi medyayı incelemenizi tavsiye
ederim. Multimedya ile interaktif
haberleşme ortaya çıkıyor. İstanbul’da
ve Ankara’da yapılan test yayınlarında
ses ve görüntü kalitesinde çok büyük
artışlar var bu doğru ama sayısal
yayıncılıkla multimedya imkanı
karşılıklı iletişim yani siz
televizyonunuzla rahatlıkla bir bankaya,
banka hesabınıza ulaşabilirsiniz.
Değişik vesilelerle hep söylediğim
üçüncü nesil sistem telekomünikasyon
hizmetleri. Nedir bu hizmetler görüntülü
konuşma var ama onun dışında geniş bant
erişim hizmeti de ortaya çıkıyor. Geniş
banttan da siz cep telefonunuzdan
televizyonda seyrediyorsunuz. Aynı
şekilde sayısal yayıncılıkla çok önemli
yayın imkanları ortaya çıkacak bunun
üstünde durulmasında ve bütün
yayıncıların bu konuda hazırlıklı
olmasında yarar var diye düşünüyorum.
Dr. A. Zahid Akman
:
Arkadaşlar hepinize çok teşekkür
ediyoruz.
(*) Konuşma metni yazı
diline çevrilirken, tekrarların, konuşma
diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi
düzeltmeler yapılmıştır.
|