Ropörtaj
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | Erişim | E-Posta | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
English 
 
 
 

 

 

 


 

 


09.03.2006

 

 NTV - BASIN ODASI (*)

MURAT BİRSEL : Dr. Tayfun Acarer buradadır, Telekomünikasyon Kurulu Başkanı. Doğan Erdoğan Referans Gazetesi’nden  ve Serdar Turan burada İnfomag Genel Yayın Yönetmeni hıoşgeldiniz.

Sayın Acarer, sizde çok haber var ve inşallah müjdeler de var. Bizde de çok soru var. İsterseniz sizce de uygunsa ne güzellikler bekliyor Türk halkını. Hepimiz cep telefonu kullanıyoruz, bu hayatı, teknolojiyi seviyoruz. Neler bekliyor bizi onu alalım.

DR. TAYFUN ACARER : Teşekkür ediyorum Murat Bey, öncelikle tabi yeni nesil sistemler bekliyor, bu 3. nesil telefon sistemleri artı wimax dediğimiz geniş bantlı erişim sistemleri. Öncelikle bekleyenler bunlar. Tabi 3. nesli aslında aşmamız lazım. Çünkü, orada teknolojiden ziyade içerik önem kazanmaya başlıyor. Onu biraz detaylandırmamız gerekir. Tabii bu arada medyayı özellikle ilgilendiren sayısal yayıncılık şu günlerde son derece ivme kazanmış vaziyette.

MURAT BİRSEL : Başkan, sayısal yayıncılık deyince biz burada hepimiz anlıyoruz. Fakat şimdi, beni izleyenler arasında çok geniş bir kitlemiz var, sayısal yayıncılık deyince ne oluyor? daha mı net göreceğiz televizyonu?

DR. TAYFUN ACARER   : Evet, öncelikle daha net görülecek. Ama, bunun ötesinde biliyorsunuz Büyükşehirlerde bir çok noktada, küçük şehirlerde de en az bir noktada anten kirliliği dediğimiz çok sayıda antenin, anten direğinin bulunduğu ortamlar var. Tabi sadece anten kirliliği de değil olay, burada çok sayıda anten olduğu için de ciddi bir elektromanyetik kirlilik söz konusu. İşte sayısal yayıncılıkla hem kalite arttırılırken aynı zamanda bu anten kirliliğine de köklü bir çözüm getiriliyor.

MURAT BİRSEL  : Güzel, o zaman sorulara başlayalım.

SERDAR TURAN  : Evet, Sayın Başkan aslında yenilikleri gayet güzel özetledi ama, bunların detaylarına girmek gerekiyor Sayın Başkan’ın da söylediği gibi.

Öncelikle Sayın Başkanım 3. nesil lisanslarını ne zaman veriyoruz?

DR. TAYFUN ACARER  : Serdar Bey, Kanunda tanımlanmış bir görev yapısı var. Telekomünikasyon Kurumu mevcut teknik gelişmeler çerçevesinde bütün gelişmeleri hazırlar, bununla ilgili çalışmaları yapar ve neticede bunları siyasi otoriteye sunar. Mevcut mevzuata göre bu yeni nesil hizmetlerde bunun kaç operatöre verileceği, ne zaman verileceği, süresinin ne olacağı, bedelinin ne olacağı tamamen siyasi otoritenin inisiyatifindedir. Biz bu konuda Sayın Ulaştırma Bakanımıza sürekli ve düzenli bilgiler sunuyoruz. Kendisi de gerçekten mesaisinin çok önemli bir kısmını bu son dönemlerde bu konuya ayırmaya başladı.

Türkiye, 3. nesilde dünyada yaşanan sıkıntıları yaşamadı, çok önemli. Bu konuda çok ciddi ekonomik sorunlara uğramadı, çok güzel bir zamanlama var, ama tabii karar siyasi otoritenin.

Şu anda 3. nesilde çığ etkisi başladı. Yani, abone sayısı artık katlaya katlaya gidiyor, logaritmik olarak artıyor ve 3. nesilde bu son dönemlerdeki artış oranı 2. nesil ortaya çıktığındaki artış oranından daha yüksek. 3. nesil, ne farkı var? İşte görüntülü telefon deniliyor, tabi bu basit bir ifade, hiç kimse telefonu karşısına alarak da konuşmaz. Asıl buradaki fark; geniş bant ve hızlı erişim.

Bana göre 3. nesilde en önemli fark, 2. nesile nazaran içerikte meydana geliyor. İçerik çeşitlerini şu ana kadarki özellikle GSM adı verdiğimiz 2. nesilde temel iki tane fonksiyon var; biri ses biri data. Halbuki 3. nesilde sadece ses, data değil, onun üzerinde pek çok sosyal işlevler. Örneğin; reklamlar, müzik yayınları, videolar, sinemalar, haberler, aklınıza ne gelirse. Japonya’da gibi ülkelerde insanlar sürekli yolda, özellikler ulaşım araçlarında gazete okurlardı. 3. neslin yaygınlaştığı ülkelerde şu anda genelde telefona bakıyorlar.

MURAT BİRSEL   : O zaman mesela Basın Odası’nı, bu yayınları televizyonu, otobüste, trende seyahat ediyorsunuz, o anda izlemek mümkün yani.

DR. TAYFUN ACARER  : Evet, aynen öyle ve medyaya ayrı bir konu geliyor, medya artık 3.  nesil mobil sistemlere yönelik bir medya gelişmesi lazım. Ve burada da Türkiye için çok güzel fırsatlar var.

DOĞAN ERDOĞAN   : Ben bu internet telefonu üzerine bir soru sormak istiyorum. Sektörün son günlerdeki, son aylardaki en sıcak konusu internet telefonu, teknolojiyle birlikte telekom sektörü çok büyük değişim içinde. Özellikle şimdi hızlı internetin gelmesiyle iki messenger, skype tarzı programları biliyoruz. Türkiye’de de 100 binlerce kullanıcısı var bunların. Bu iki ADSL kullanıcısı arasında bedava telefon konuşmaları gündeme gelecek, internet sayesinde, yani internetin bir bedava ses mucizesiyle tanışıyoruz, siz bu alanda neler yapıyorsunuz, çünkü özellikle bunu düzenleme tarafında top sizde, birtakım izinler veriyorsunuz, messenger’in yerli versiyonları üretiliyor, fakat bu konuda Telekomünikasyon Kurumunun henüz gerekli izinleri vermediği de belirtiliyor. Bu konuda siz, internet telefonu konusunda neler yapıyorsunuz.

DR. TAYFUN ACARER  : Tabii, bu teknoloji şu anda iki bilgisayar arasında geçerli, yani bilgisayardan mobil ya da sabit telefona ya da telsiz şeklinde de örnekleri var ama henüz daha  yaygınlaşmadı. Şimdi, bizim yapacağımız tüm hareketler mevcut mevzuat çerçevesindedir. Bazı şeyler mevzuata uymuyorsa önce mevzuatta değişim yaparız, sonra uygularız. Bununla ilgili çalışmalar gerçekten şu anda Telekomünikasyon Kurumu’nun en yoğun faaliyetlerinden biri, hatta biraz önce buraya gelirken böyle bir sunumdan çıkıp geldim.

DOĞAN ERDOĞAN : Teknoloji inanılmaz hızlı gelişirken bir geride kalma durumu olabilir mi?

DR. TAYFUN ACARER   : Hayır, Telekomünikasyon Kurumu olarak gerçekten bütün teknolojiler anında izleniyor ve onunla ilgili de ayrı ayrı çalışma grupları var, çok kalifiye ve yetişmiş personelimiz tarafından her konuda ayrı ayrı gruplar halinde inceleniyor.

MURAT BİRSEL  : Biz dünyada ne olduğunu iyi görüp öne geçen bir ülkeyiz değil mi?

DR. TAYFUN ACARER   : Türkiye gerçekten çok ilginç bir ülke, çok genç bir nüfusu var, çok atak ve kıvrak zekalı bir halkız biz. Ve bir ülke düşünün 70 milyonun yarısı 25 yaş ve altı. Bazı fırsatlar kaçtı, bunu inkar edemeyiz. Ama, bazı fırsatları hâlâ yakalayabiliriz.

Bu 3. nesille ilgili yaklaşık iki hafta evvel İspanya’da büyük bir kongre vardı, belki 50 binden fazla insanın katıldığı. Orada bir takım ödüller verildi, o ödüller çok ilgimi çekti, bu ödüllerin yarısından fazlası içeriğe yönelikti, teknolojiye yönelik değil. Ödüllerden bir tanesi en iyi makine, en iyi hizmet sağlayıcı gibi ama daha fazlası en iyi reklam ödülü, en iyi haber ödülü, en iyi spor, magazin ödülü daha ziyade içeriğe yönelik.

Şimdi, 3. nesilde biz teknolojiyi kaçırdık, gerçekçi olmak lazım, teknolojiyi kaçırdık, artık herkes santral, baz istasyonu, buna göre tesis etti. 3. nesilde bizim yakalayabileceğimiz tek şey bu yayınların içeriği. Türkiye’de genç girişimcilerle bunu yakalayabilir, buna inanıyorum.

MURAT BİRSEL  : Ve orada çok para var, onu söyleyelim. Serdar Bey sizin alanınıza giriyor.

SERDAR TURAN  : Kesinlikle doğru söylüyorsunuz Murat Bey, Sayın Başkan’ın da dediği gibi dünyada ciddi bir trend var, medyalar arasında da ciddi bir değişim var. Bugün konvansiyonel medya olarak adlandırılan televizyon gibi mecralar git gide önemini kaybediyor. Amerika’da bakıyorsunuz reklam harcamalarının artık önemli bir kısmı internet reklamlarına kaymaya başladı. Zira mobil teknolojilerin getirdiği kişiselleştirme gibi konum bazlı hizmetler gibi uygulamalar reklamları çok daha etkin ve geri dönüşümü güçlü kılabiliyor. Bunların hepsini eminim ki reklam camiası da, habercilik camiası da dikkate alıyordur. Sayın Başkan’a şunu sormak isterim, tabii iş içeriğe gelince özellikle Türkiye’de içeriğin büyük bir kısmı medya tarafından sağlanıyor olacak. Burada da sizin Radyo Televizyon Üst Kurulu’yla ciddi bir iş ortaklığına gitmeniz gerekiyor, orada nasıl şu anda dengeler?

DR. TAYFUN ACARER   : Serdar Bey, yüzde yüz katıldığım bir nokta. 2. nesle kadar telekomünikasyon sektörünün düzenlemeleri Telekomünikasyon Kurumu’na aitti. Bundan sonra özellikle içerik konusunda Radyo Televizyon Üst Kurulu’yla çalışmamız lazım. Çünkü, teknoloji bizim çalışma alanımız, ama içerik Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun olması gerekiyor.

SERDAR TURAN   : 3. nesille ilgili bir konu daha var merak ettiğim. Sayın Bakan da bunu dile getiriyor, yanılmıyorsam siz de dönem dönem söylediniz. 2. nesilde düşülen bazı hatalar oldu, bunlara 3. nesilde düşmek istemiyoruz dediniz, kısaca bu hatalar neydi ve nasıl engelleyeceksiniz?

DR. TAYFUN ACARER   : Hakikaten bu konu gerçekten çok geniş bir konu, ayrı bir gündem olarak belki tartışılması gereken bir konu. Çünkü, tartışarak ortak konsensüs bulmak, doğruyu bulmak daha kolay, ama kısaca şöyle söyleyim: Mesela 2. nesilde ulusal dolaşım olmaması özellikle şehir dışlarında pek çok gereksiz yatırımın yapılmasına yol açtı. En azından bu konuda bir çalışma yapılabilir.

İkincisi, özellikle şehir içlerinde birtakım önlemler alınabilir. Gerçekten çok sayıda yatırım yapıldı. Bu yatırım sırasında özellikle Sayın Bakan’ın da altını çizerek söylediği bir şey var, Türkiye’de bu yatırımdan yararlanılması gerekiyor, yani bu yatırımın bir kısmı Türkiye’de üretilebilirdi. 20 milyar doların üstünde GSM sektörüne bir yurtdışından ithal ettik. Yani, hiç olmazsa bunun yani % 20’si olsa 4-5 milyar dolarlık bir katkı sağlanırdı. Ne mobil tarafında, ne bunun altyapı tarafında bunu sağlayamadık, oyunu kaybettik.  3. nesilde de teknolojide yapabileceğimiz fazla bir şey yok, maalesef bunu söylemek lazım. Daha güzel şeyler söylemek isterim ama, gerçekçi olmak lazım. Yani, halkı farklı yönlere sevketmememiz lazım.

3. nesilde burada yapabileceğimiz şey içerikte. Bundan sonra bizim yapacağımız şey, ki yapmaya başladık 4. nesildeydi. 4. nesille ilgili biz şu anda üniversitelerin bir kısmında AR-GE projeleri geliştirmeye başladık.

Biliyorsunuz Murat Bey bu arada Elektronik Haberleşme Yasa Tasarımız Mecliste Genel Kurulda, orada bir ilginç madde var: “Kurum gelirlerinin Kurulca belirlenecek miktarı Türkiye’de telekomünikasyon sektöründeki AR-GE ve yerli fikrî mülkiyete aktarılacaktır” diye bir husus var. Biz sektörü bu şekilde finanse edip ayağa kaldırmak istiyoruz.

MURAT BİRSEL : Şimdi, mesela Kandilli Rasathanesi’nden  programa geldiler, ondan sonra belediye başkanlarımız geliyor, valilerimiz geliyor, onlarla konuşurken ben bezen deprem bekleyen bir şehir durumumuz nasıl, işte afet merkezleri… geçenlerde kar yağdı, yine afet merkezinde hepimiz toplandık, orada tekrar sorduk. Efendim, durum şu: Gazeteciler, bizler de sağ olalım, herkes bu cep telefonlarını biliyor ve Kandilli Rasathanesi’ne biz mesela kilitliyoruz, bir deprem olduğunda, en ufak bir yer sallandığında. Onlar başa çıkamıyorlar, vali de bulunamıyor, kimse birbirini bulamıyor. Mesela, işte silahlı kuvvetlerin kendine ait bir sistemi var, asla giremiyorsun, kendi aralarında rahat rahat konuşuyorlar, böyle bir paralel sistemin kurulması ve işlemesi şart denmişti, yani hem afet anının koordinasyonu hem de işte can kurtarılması için. Bu oldu mu efendim?

DR. TAYFUN ACARER   : Bu konuda siyasi otoritenin özellikle Ulaştırma Bakanımızın Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısına eklettiği bir madde var. Bu yasa gerçekleştikten sonra, ben onun hızla gerçekleşeceğine inanıyorum. Sadece bu işe yönelik bir alternatif alt yapının kurulması gerçekleşecektir, buna inanıyorum.

MURAT BİRSEL  : Ama, hâli hazırda mevcut değildir.

TAYFUN ACARER  : Şimdi, bununla ilgili değişik kurumların da çalışmaları var, örneğin İstanbul Valiliği’nin bu konuda bir çalışması var. Tabii bu yasa çıktıktan sonra bunların bir entegre proje halinde değerlendirilmesi gerekir.

DOĞAN ERDOĞAN   : Çok popüler konulardan biri olan Telsim’in ihalesini kazanan Vodafone ve Vodafone’nin piyasaya yeni bir kampanyayla gireceğinden bahsediliyor. Bedava telefon kampanyası ve bu cep telefonu kullanıcılarında büyük bir beklenti yarattı. Siz bu konuda bir müdahalede bulunur musunuz? veya hangi sınırlarda müdahalede bulunursunuz böyle bir kampanya başlatılırsa?

DR. TAYFUN ACARER  : Şimdi, bakın pek çok şey ekonomiye dayanır, sadece rekabet ihlali olduğu zaman bu konuda müdahale gerekebilir ya da bu standartların dışına çıkarsa.

Burada öncelikle şunu belirlemekte yarar var: Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama vatandaşların GSM sektörüne aylık ödedikleri bedel 40 Avro civarında, Türkiye’de bu 10 Avro civarında. Şimdi, bu cep telefonunu kimse bedava vermez, belli bir süreç içinde sizi kendisine abone yapacaktır ve siz 1 yıl, 2 yıl neyse artık cep telefonunuzun bedeline göre bunu sizden bir şekilde geri alacaktır. Tabii Türkiye’de Avrupa’nın yaklaşık 4’te 1’i olduğuna göre süre çok uzaması gerekir. Umuyorum Vodafone bunu dikkate alarak böyle bir karar verecektir ya da vermeyecektir. Ama, ben şunu söyleyim; Vodafone’nin bizim telekomünikasyon sektörüne girmesi rekabeti arttıracaktır diye umuyorum.  

MURAT BİRSEL  : Peki, bir engel var mı Başkanım, yani ben isterim de ne olacak havadan cep telefonu versin bana, ister kullanayım ister kullanmayayım, bedavadan halka hizmet yani.

DR. TAYFUN ACARER  : Tabii kullanmama şansınız yok, mutlaka kullanacaksınız, yani kullanmazsanız  sabit ücret ödeyeceksiniz.

MURAT BİRSEL  : Yani, beğenmem telefonu belki. Bilmiyorum ki sonuçta başıma tabanca dayamıyor benim, bedava istersen al diyor, yani buna karşı bir engel var mı? isteyen böyle dağıtabilir mi bedava telefonu?

DR. TAYFUN ACARER  : Dediğim gibi, buradaki rekabet koşullarının son derece önemli ama, aldığınız zaman bunu belli koşullarla alacaksınız. Yani, aldım ben kullanmıyorum, Vodafone abonesi olmaktan da vazgeçtim, başka bir operatöre gidiyorum da diyemezsiniz. Aldığınız zaman Vodafone abonesi bile olsanız belli miktarda konuşmanız lazım ya da konuşmasanız bile o para sizden alınacak.

DOĞAN ERDOĞAN   : Siz bunun kontrolünü yapacak mısınız?  

DR. TAYFUN ACARER   : Tabii, buradaki koşullara biz bakacağız, eğer bu koşullar karşı tarafı yıpratacak, zarar verecek, rekabeti kötü etkileyecek şekildeyse bakarız. Ama, normal koşullar altında çizilen çerçeve içindeyse olabilir tabi. Bu  tüketiciye olumlu yansıyacaksa  tabiiki sıcak bakılır.

MURAT BİRSEL   : Diyelim ki, siz söylediniz bedava telefonu kullanmaya mecbursun, ben de dedim ki arkadan mecbur muyum acaba. Dedim ki, benim teflonum 111 11 11, ve ben Murat marka operatörü kullanıyorum, Murat marka operatör bakıyorum hiç doğru dürüst işe yaramaz, diyorum ki Doğan marka çok iyi, Serdar marka o da çok iyi, onlara geçmek istiyorum ama geçemiyorum şu anda. İleride bunu yapabileceğiz mi yani, ben bu numarayı kendi numaram olarak tutup bütün arkadaşlarıma telefon numaram değişti demeden böyle bir şey olabilecek mi?

DR. TAYFUN ACARER  : Numara taşınabilirliğinden bahsediyorsunuz. Bu tabii şu anda Telekomünikasyon Kurumu’nun gündeminde. İlk sorduğunuz soru da ne tür yenilikler var, iki tane daha farklı yenilik var, daha doğrusu pek çok yenilik var da  sayabileceklerimden iki tanesi, bir tanesi numara taşınabilirliği diğeri de numaranın gizliliği olayı.

Numara taşınabilirliği, sizin sahip olduğunuz mobil numaranın tüm karakterlerini koruyarak, hiç birini değiştirmeden, özellikle de operatörü tanımlayan ilk üç karakterini değiştirmeden başka operatöre geçmenize olanak veren bir sistem. Görünürde tabii çok güzel bir sistem tüketici için. Ama dikkat edilmezse çok ciddi tüketici mağduriyetlerine yol açabilir, çünkü siz aradığınızın hangi operatörde olduğunu biliyorsunuz ve sürenizi de ona göre ayarlayarak konuşuyorsunuz. Ama, aradığınız kişi eğer başka bir operatöre geçmişse bu sefer ciddi mağduriyetiniz söz konusu işte bununla ilgili bir çalışma yapılıyor. Belki bir merkez kurulacak, arayana en azından aradığı numaranın değiştirildiği bilgisinin gelmesi sağlanacak.

Bugün birçok kişi numarasını gizleyerek karşı tarafı arıyor. Bu tüketici için, kullanıcı için bir haktır, doğru. Ama, aranan da numarayı görme hakkına sahiptir. Bununla ilgili şu anda tüm dünyada teknolojik bir sorun var, sadece bizde değil. Bizim GSM santrallerinin üreticileri üzülerek söylüyorum yurt dışından. Şu anda yeni bir versiyon hazırlanıyor, biz de bu konuda GSM operatörlerine bir süre tanıdık, en geç 1,5 sene içinde, belki daha kısa bir süre içinde çözülecek.

MURAT BİRSEL   : Ama istesek onu bulabiliyoruz değil mi? Örneğin adamın numarasını görmüyorsun. Bu kim, çok istenirse bulunuyor kim olduğunu?

DR. TAYFUN ACARER   : Mutlaka telefonunuzu açmanız lazım, yani bağlantı kurmanız lazım, bağlı olamazsanız bu olmaz.

MURAT BİRSEL   :Olmuyor, tamam bunu da öğrendik.    

SERDAR TURAN : Sayın Başkan, özellikle bu serbestleşmeden sonra uzun mesafe telekom hizmetleri veren alternatif operatörler pazara büyük beklentilerle girdiler. Ama ne zaman onlarla sohbet etsek, hep ön plana sürdükleri bir şey vardı; Türk Telekom’un şu anki mevcut alt yapıya olan hakimiyetinden dolayı bizim hareket alanımız çok az ve buradaki düzenlemeler konusunda Telekomünikasyon Kurumu yeterli hızı, yeterli performansı gösteremiyor. Ne diyeceksiniz bu eleştirilere?  

DR. TAYFUN ACARER  : Şimdi orada tabii olayı ikiye ayırmamız lazım. Bir tanesi, alt yapı ile ilgili lisanslar, diğeri de uzak mesafecilerin Türk Telekom’la olan bağlantıları. Biz alt yapı lisanslarıyla ilgili yetkilendirmeleri yaptık ve inşallah yarın da ilk lisansları vereceğiz. Yani kendine ait alt yapıyı kuracak şirketler ortaya çıkacak artık.

SERDAR TURAN     : Bu güzel haber.

MURAT BİRSEL      : Evet, çok güzel haber.

DR. TAYFUN ACARER   : Bunu Sayın Ulaştırma Bakanımızın da katılacağı bir törenle vereceğiz yarın.

Telekom’la olan sorunlarda ise biz arabulucuyuz biliyorsunuz, mevzuatın uygulanması konusunda devreye giriyoruz. Tabii burada uzak mesafecilerin haklı olduğu noktalarda Telekom’un bunu yapmaması eğer teknik bir gerekçeden dolayı ise, o zaman onlara süre veriyoruz, genelde bu çalışıyor. Eğer Telekom bunu -Türk Telekom’dan bahsediyorum tabii- bunu her hangi özellikle rekabete veya kendi gelirlerine olumsuz yansıyacak bir nedenden dolayı yapmıyorsa, bu konuda adli gerekli müeyyideler uygulanıyor.

DOĞAN ERDOĞAN   : Kayıt dışı ve kaçak telefonların kapatılması konusunda siz bir girişimde bulundunuz, geçen sene bununla ilgili bir yasa da çıktı, fakat  şu anda yolcu beraberinde getirilen telefonların nasıl kayıt altına alınacağı ciddi bir merak konusu. O konuda nasıl bir düzenleme yapılacak.

DR. TAYFUN ACARER   : Bu konuda önce çok kısa bir bilgi vereyim. Kanun çıkmadan evvel Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına 7 tane ölüm 600’ün üzerinde yaralanma, 32 bin üzerinde de çalıntı olayı yansımış, fakat o rakam çok daha fazla. Örneğin ben de telefonumu kaybettim ama, hiç bir yere bildirmedim. Ama 7 tane ölüm, 600’den fazla da yaralanma olayı var. Bu yasa çıktıktan sonra yasa çıkmadan önce kayıt dışılarla ilgili bir formül getiriyordu, yasadan sonra da, 12 Temmuz’da çıktı bu yasa, bundan sonra yapmayın bunu dedi, yasanın özeti bu. Biz bununla ilgili çalışma yaptık, bir Bilgi İhbar Merkezi kuruldu ve bu merkez Ocak ayı itibariyle de devreye girdi çalışıyor. Şimdi, bundan sonra şu çok önemli: Telekomünikasyon Kurumundaki kayıt merkeziyle GSM operatörlerindeki merkez arasında da bir data linkleri tesis edildi ve sürekli birbirini sorguluyorlar. Bizim kayıtlarımızda olmayıp da GSM operatörlerindeki kayıtlarda olan, bize gelen makine bilgileri demek ki kaçak yoldan girmiştir. Kaçak yoldan nasıl girmiş olabilir? Bir gerçekten kaçak olarak girmiştir. İki, ithalatçılar bir nedenden dolayı Telekomünikasyon Kurumuna ithal ettikleri makineleri bildirmemişlerdir. Üçüncüsü ve en önemlisi bana göre, yurt dışından gelirken telefon makinesi almışsınızdır veya bir yakınınıza hediye getirmek amacıyla almışsınızdır. Şimdi bu çok önemli, bu konuda vatandaşlarımızı uyarmamız lazım. Burada gümrük mevzuatına göre hareket etmek durumundayız, kendi koyduğumuz yasal çerçeve içinde değil, diyor ki gümrük mevzuatında 300 avro’dan  azsa aldığınız telefon makinesi, cihazın faturasını gümrükten geçerken gümrük muayene memuruna onaylatın, sonra da bir abone merkezine telefonunuzu kaydettirin, bu kadar basit.

MURAT BİRSEL   : Bir tane makine alacağız, gümrükte ben bunu yurt dışından aldım, işte faturası, gümrük damga mı basacak?

DR. TAYFUN ACARER  : Ondan sonra kayıt merkezine getireceksiniz burada kayıt altına alacaksınız, dolayısıyla beyaz listeye dahil olacaksınız. Eğer bu yapılmazsa, sorgulamada o makine normal yolla giren bir makine, gümrükten geçmiş bir makine olmayacağı için kayıt dışıdır, kaçak makinedir diye blok edilmesi için operatöre tekrar geri gönderilecek.

Bu gerçekten çok önemli, yani bütün vatandaşları burada uyarmak istiyorum. Mutlaka yurt dışından alınan telefon makinelerinde gümrükten geçerken faturasının arkasını onaylatsınlar.

MURAT BİRSEL   : Yasak değil yani, bir tane alabiliyorsun.

DR. TAYFUN ACARER : Hayır değil. Burada bir şey daha söylemek istiyorum Murat Bey, kayıt ihbar merkezi şu an çalışıyor, buranınn numarası (312) 232 23 23. Buraya kayıt yaptırmanızı tavsiye ediyorum. İleride telefonunuzu kaybettiğinizde veya çaldırdığınızda burayı arayarak telefonunuzu bloke edebilirsiniz. Yalnız blokeyi ikiye ayırmak lazım. Biliyorsunuz GSM makinelerinde…

MURAT BİRSEL   : Başkan, şimdi bak ben Türk vatandaşı olarak şuna takılıyorum: Şimdi 0312 232 23 23, şimdi bu Ankara numarası. Şimdi ben bunu İstanbul’dan aradığımda para yazıyor mu? Yani, şuna gelmek istiyorum: Bir tane mesela 800’lü numara olsa veyahut da bir tane böyle bedava hepimizin arayabileceği, Ankara’dan İstanbul’a, bütün Türkiye’ye hizmet yapan bir numara.

DR. TAYFUN ACARER  : Doğrudur. Murat Bey, yaklaşık iki ay içinde üç karakterli bir kısa numara verilecek buna.

MURAT BİRSEL  : Bir müjde daha aldık. O zaman tekrar edeyim madem öyle, (312) 232 23 23 numaramız şimdilik..

DR. TAYFUN ACARER  : Ama bu arada tabii SIM kartının da bloke edilmesi lazım, çünkü içindeki SIM kartın çıkartır kullanabilir çalan kişi veya bulan kişi. Yani, iki olay farklıdır; birincisi SIM kart faturanıza yöneliktir. İkincisi makine, makine de görüşmeye yöneliktir.

MURAT BİRSEL  : Sorular soruyorlar ama herhalde değil mi? Yani ben mesela Serdar Beye son derece gıcığım, telefonunu da ben biliyorum, kapattırayım da görsün diyorum mesela.

DR. TAYFUN ACARER  : Çok doğru. Bunun için  siz bu ihbarı yaptıktan sonra hemen kimlik fotokopinizi istiyoruz. Bir örnek vermek istiyorum, yaklaşık 2 aylık süreç içinde Telekomünikasyon Kurumu Kayıt Merkezine 2109 tane ihbarda bulunulmuş. Bunlardan 1542 tanesinde faks gelmediği için kimlikle ilgili işlem yapılmamış, ama 567 tanesi hemen bloke ettirilmiş. O nedenle ihbar, ardından kimliğinizi ispatlayan bir belge istiyoruz.

SERDAR TURAN     : Şimdi bir fiili durum tespiti yapmakta fayda var galiba Sayın Başkanım, şöyle ki: Telekomünikasyon sektörü çok hızlı bir sektör, hem teknoloji anlamında, hem iş modelleri anlamında çok hızlı gelişiyor. Dolayısıyla, bu alanda çalışan şirketlerin rekabet avantajı elde edebilmek için aslında kısa vakitleri var.

Telekomünikasyon Kurumunun kararları mahkeme kararlarına açık, yargıya açık, bu bağlamda bir şirket Telekomünikasyon Kurumunun kararının yürütmeyi durdurmayla birlikte uzun bir mahkeme süreciyle yapmaya biliyor, bu konuda sıkıntılar yaşandığı görülüyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

DR. TAYFUN ACARER   : Doğru, herhangi bir müeyyideyi uygulamak değil onu asıl yürütmek önemli. Herhangi bir telekomünikasyon kuruluşuna işte bunu yapma dendiğinde devam ediyorsa, bir ceza verdiğinizde dahi bunu rahatlıkla mahkemeye götürüp durdurabiliyor. Şimdi bu yeni Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı bu konuyu da çözüme ulaştırıyor, herhangi bir mahkeme değil bu konuda uzman bir mahkeme, bir üst kuruluş, bu da tabii Danıştay, Danıştayda telekomünikasyon konusunda uzman bir birimin bu konudaki davalara bakmasını istiyoruz, kanunda da bu öneriliyor.

MURAT BİRSEL  : Sayın Başkan, arkadaşlar çok teşekkür ediyoruz, bu programı burada bitiriyoruz. ADSL konusunda gelen soruları ben burada soramadım ama çok mektup, e-mail geldi, onu size söyleyeceğiz. Başkanım, ADSL’nin kurulmasını kolaylaştırmak istiyoruz, interneti daha da hızlı istiyoruz yurt dışı çıkışlarını da söylemiş olalım ve bitirelim.

Çok teşekkür ederim efendim, şeref verdiniz, sağ olun.

DR. TAYFUN ACARER  : Ben teşekkür ederim.

 

(*) Konuşma metni yazı diline çevrilirken, tekrarların, konuşma diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler yapılmıştır.

 

 

 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir