|
09.03.2006
NTV - BASIN ODASI
(*)
MURAT BİRSEL
: Dr. Tayfun Acarer
buradadır, Telekomünikasyon Kurulu
Başkanı. Doğan Erdoğan Referans
Gazetesi’nden ve Serdar Turan burada
İnfomag Genel Yayın Yönetmeni
hıoşgeldiniz.
Sayın Acarer, sizde çok
haber var ve inşallah müjdeler de var.
Bizde de çok soru var. İsterseniz sizce
de uygunsa ne güzellikler bekliyor Türk
halkını. Hepimiz cep telefonu
kullanıyoruz, bu hayatı, teknolojiyi
seviyoruz. Neler bekliyor bizi onu
alalım.
DR. TAYFUN ACARER
: Teşekkür
ediyorum Murat Bey, öncelikle tabi yeni
nesil sistemler bekliyor, bu 3. nesil
telefon sistemleri artı wimax dediğimiz
geniş bantlı erişim sistemleri.
Öncelikle bekleyenler bunlar. Tabi 3.
nesli aslında aşmamız lazım. Çünkü,
orada teknolojiden ziyade içerik önem
kazanmaya başlıyor. Onu biraz
detaylandırmamız gerekir. Tabii bu arada
medyayı özellikle ilgilendiren sayısal
yayıncılık şu günlerde son derece ivme
kazanmış vaziyette.
MURAT BİRSEL :
Başkan, sayısal yayıncılık deyince biz
burada hepimiz anlıyoruz. Fakat şimdi,
beni izleyenler arasında çok geniş bir
kitlemiz var, sayısal yayıncılık deyince
ne oluyor? daha mı net göreceğiz
televizyonu?
DR. TAYFUN ACARER :
Evet, öncelikle daha net görülecek. Ama,
bunun ötesinde biliyorsunuz
Büyükşehirlerde bir çok noktada, küçük
şehirlerde de en az bir noktada anten
kirliliği dediğimiz çok sayıda antenin,
anten direğinin bulunduğu ortamlar var.
Tabi sadece anten kirliliği de değil
olay, burada çok sayıda anten olduğu
için de ciddi bir elektromanyetik
kirlilik söz konusu. İşte sayısal
yayıncılıkla hem kalite arttırılırken
aynı zamanda bu anten kirliliğine de
köklü bir çözüm getiriliyor.
MURAT BİRSEL :
Güzel, o zaman sorulara başlayalım.
SERDAR TURAN
: Evet, Sayın Başkan aslında
yenilikleri gayet güzel özetledi ama,
bunların detaylarına girmek gerekiyor
Sayın Başkan’ın da söylediği gibi.
Öncelikle Sayın Başkanım
3. nesil lisanslarını ne zaman
veriyoruz?
DR. TAYFUN ACARER :
Serdar Bey, Kanunda tanımlanmış bir
görev yapısı var. Telekomünikasyon
Kurumu mevcut teknik gelişmeler
çerçevesinde bütün gelişmeleri hazırlar,
bununla ilgili çalışmaları yapar ve
neticede bunları siyasi otoriteye sunar.
Mevcut mevzuata göre bu yeni nesil
hizmetlerde bunun kaç operatöre
verileceği, ne zaman verileceği,
süresinin ne olacağı, bedelinin ne
olacağı tamamen siyasi otoritenin
inisiyatifindedir. Biz bu konuda Sayın
Ulaştırma Bakanımıza sürekli ve düzenli
bilgiler sunuyoruz. Kendisi de gerçekten
mesaisinin çok önemli bir kısmını bu son
dönemlerde bu konuya ayırmaya başladı.
Türkiye, 3. nesilde
dünyada yaşanan sıkıntıları yaşamadı,
çok önemli. Bu konuda çok ciddi ekonomik
sorunlara uğramadı, çok güzel bir
zamanlama var, ama tabii karar siyasi
otoritenin.
Şu anda 3. nesilde çığ
etkisi başladı. Yani, abone sayısı artık
katlaya katlaya gidiyor, logaritmik
olarak artıyor ve 3. nesilde bu son
dönemlerdeki artış oranı 2. nesil ortaya
çıktığındaki artış oranından daha
yüksek. 3. nesil, ne farkı var? İşte
görüntülü telefon deniliyor, tabi bu
basit bir ifade, hiç kimse telefonu
karşısına alarak da konuşmaz. Asıl
buradaki fark; geniş bant ve hızlı
erişim.
Bana göre 3. nesilde en
önemli fark, 2. nesile nazaran içerikte
meydana geliyor. İçerik çeşitlerini şu
ana kadarki özellikle GSM adı verdiğimiz
2. nesilde temel iki tane fonksiyon var;
biri ses biri data. Halbuki 3. nesilde
sadece ses, data değil, onun üzerinde
pek çok sosyal işlevler. Örneğin;
reklamlar, müzik yayınları, videolar,
sinemalar, haberler, aklınıza ne
gelirse. Japonya’da gibi ülkelerde
insanlar sürekli yolda, özellikler
ulaşım araçlarında gazete okurlardı. 3.
neslin yaygınlaştığı ülkelerde şu anda
genelde telefona bakıyorlar.
MURAT BİRSEL :
O zaman mesela Basın Odası’nı, bu
yayınları televizyonu, otobüste, trende
seyahat ediyorsunuz, o anda izlemek
mümkün yani.
DR. TAYFUN ACARER :
Evet, aynen öyle ve medyaya ayrı bir
konu geliyor, medya artık 3. nesil
mobil sistemlere yönelik bir medya
gelişmesi lazım. Ve burada da Türkiye
için çok güzel fırsatlar var.
DOĞAN ERDOĞAN :
Ben bu internet telefonu üzerine bir
soru sormak istiyorum. Sektörün son
günlerdeki, son aylardaki en sıcak
konusu internet telefonu, teknolojiyle
birlikte telekom sektörü çok büyük
değişim içinde. Özellikle şimdi hızlı
internetin gelmesiyle iki messenger,
skype tarzı programları biliyoruz.
Türkiye’de de 100 binlerce kullanıcısı
var bunların. Bu iki ADSL kullanıcısı
arasında bedava telefon konuşmaları
gündeme gelecek, internet sayesinde,
yani internetin bir bedava ses
mucizesiyle tanışıyoruz, siz bu alanda
neler yapıyorsunuz, çünkü özellikle bunu
düzenleme tarafında top sizde, birtakım
izinler veriyorsunuz, messenger’in yerli
versiyonları üretiliyor, fakat bu konuda
Telekomünikasyon Kurumunun henüz gerekli
izinleri vermediği de belirtiliyor. Bu
konuda siz, internet telefonu konusunda
neler yapıyorsunuz.
DR. TAYFUN ACARER :
Tabii, bu teknoloji şu anda iki
bilgisayar arasında geçerli, yani
bilgisayardan mobil ya da sabit telefona
ya da telsiz şeklinde de örnekleri var
ama henüz daha yaygınlaşmadı. Şimdi,
bizim yapacağımız tüm hareketler mevcut
mevzuat çerçevesindedir. Bazı şeyler
mevzuata uymuyorsa önce mevzuatta
değişim yaparız, sonra uygularız.
Bununla ilgili çalışmalar gerçekten şu
anda Telekomünikasyon Kurumu’nun en
yoğun faaliyetlerinden biri, hatta biraz
önce buraya gelirken böyle bir sunumdan
çıkıp geldim.
DOĞAN ERDOĞAN
: Teknoloji
inanılmaz hızlı gelişirken bir geride
kalma durumu olabilir mi?
DR. TAYFUN ACARER :
Hayır, Telekomünikasyon Kurumu olarak
gerçekten bütün teknolojiler anında
izleniyor ve onunla ilgili de ayrı ayrı
çalışma grupları var, çok kalifiye ve
yetişmiş personelimiz tarafından her
konuda ayrı ayrı gruplar halinde
inceleniyor.
MURAT BİRSEL
: Biz dünyada ne olduğunu iyi görüp öne
geçen bir ülkeyiz değil mi?
DR. TAYFUN ACARER :
Türkiye gerçekten çok ilginç bir ülke,
çok genç bir nüfusu var, çok atak ve
kıvrak zekalı bir halkız biz. Ve bir
ülke düşünün 70 milyonun yarısı 25 yaş
ve altı. Bazı fırsatlar kaçtı, bunu
inkar edemeyiz. Ama, bazı fırsatları
hâlâ yakalayabiliriz.
Bu 3. nesille ilgili
yaklaşık iki hafta evvel İspanya’da
büyük bir kongre vardı, belki 50 binden
fazla insanın katıldığı. Orada bir takım
ödüller verildi, o ödüller çok ilgimi
çekti, bu ödüllerin yarısından fazlası
içeriğe yönelikti, teknolojiye yönelik
değil. Ödüllerden bir tanesi en iyi
makine, en iyi hizmet sağlayıcı gibi ama
daha fazlası en iyi reklam ödülü, en iyi
haber ödülü, en iyi spor, magazin ödülü
daha ziyade içeriğe yönelik.
Şimdi, 3. nesilde biz
teknolojiyi kaçırdık, gerçekçi olmak
lazım, teknolojiyi kaçırdık, artık
herkes santral, baz istasyonu, buna göre
tesis etti. 3. nesilde bizim
yakalayabileceğimiz tek şey bu
yayınların içeriği. Türkiye’de genç
girişimcilerle bunu yakalayabilir, buna
inanıyorum.
MURAT BİRSEL
: Ve orada çok para var, onu
söyleyelim. Serdar Bey sizin alanınıza
giriyor.
SERDAR TURAN
: Kesinlikle doğru söylüyorsunuz Murat
Bey, Sayın Başkan’ın da dediği gibi
dünyada ciddi bir trend var, medyalar
arasında da ciddi bir değişim var. Bugün
konvansiyonel medya olarak adlandırılan
televizyon gibi mecralar git gide
önemini kaybediyor. Amerika’da
bakıyorsunuz reklam harcamalarının artık
önemli bir kısmı internet reklamlarına
kaymaya başladı. Zira mobil
teknolojilerin getirdiği kişiselleştirme
gibi konum bazlı hizmetler gibi
uygulamalar reklamları çok daha etkin ve
geri dönüşümü güçlü kılabiliyor.
Bunların hepsini eminim ki reklam
camiası da, habercilik camiası da
dikkate alıyordur. Sayın Başkan’a şunu
sormak isterim, tabii iş içeriğe gelince
özellikle Türkiye’de içeriğin büyük bir
kısmı medya tarafından sağlanıyor
olacak. Burada da sizin Radyo Televizyon
Üst Kurulu’yla ciddi bir iş ortaklığına
gitmeniz gerekiyor, orada nasıl şu anda
dengeler?
DR. TAYFUN ACARER :
Serdar Bey, yüzde yüz katıldığım bir
nokta. 2. nesle kadar telekomünikasyon
sektörünün düzenlemeleri
Telekomünikasyon Kurumu’na aitti. Bundan
sonra özellikle içerik konusunda Radyo
Televizyon Üst Kurulu’yla çalışmamız
lazım. Çünkü, teknoloji bizim çalışma
alanımız, ama içerik Radyo Televizyon
Üst Kurulu’nun olması gerekiyor.
SERDAR TURAN
: 3. nesille ilgili bir konu daha var
merak ettiğim. Sayın Bakan da bunu dile
getiriyor, yanılmıyorsam siz de dönem
dönem söylediniz. 2. nesilde düşülen
bazı hatalar oldu, bunlara 3. nesilde
düşmek istemiyoruz dediniz, kısaca bu
hatalar neydi ve nasıl
engelleyeceksiniz?
DR. TAYFUN ACARER :
Hakikaten bu konu gerçekten çok geniş
bir konu, ayrı bir gündem olarak belki
tartışılması gereken bir konu. Çünkü,
tartışarak ortak konsensüs bulmak,
doğruyu bulmak daha kolay, ama kısaca
şöyle söyleyim: Mesela 2. nesilde ulusal
dolaşım olmaması özellikle şehir
dışlarında pek çok gereksiz yatırımın
yapılmasına yol açtı. En azından bu
konuda bir çalışma yapılabilir.
İkincisi, özellikle
şehir içlerinde birtakım önlemler
alınabilir. Gerçekten çok sayıda yatırım
yapıldı. Bu yatırım sırasında özellikle
Sayın Bakan’ın da altını çizerek
söylediği bir şey var, Türkiye’de bu
yatırımdan yararlanılması gerekiyor,
yani bu yatırımın bir kısmı Türkiye’de
üretilebilirdi. 20 milyar doların
üstünde GSM sektörüne bir yurtdışından
ithal ettik. Yani, hiç olmazsa bunun
yani % 20’si olsa 4-5 milyar dolarlık
bir katkı sağlanırdı. Ne mobil
tarafında, ne bunun altyapı tarafında
bunu sağlayamadık, oyunu kaybettik. 3.
nesilde de teknolojide yapabileceğimiz
fazla bir şey yok, maalesef bunu
söylemek lazım. Daha güzel şeyler
söylemek isterim ama, gerçekçi olmak
lazım. Yani, halkı farklı yönlere
sevketmememiz lazım.
3. nesilde burada
yapabileceğimiz şey içerikte. Bundan
sonra bizim yapacağımız şey, ki yapmaya
başladık 4. nesildeydi. 4. nesille
ilgili biz şu anda üniversitelerin bir
kısmında AR-GE projeleri geliştirmeye
başladık.
Biliyorsunuz Murat Bey
bu arada Elektronik Haberleşme Yasa
Tasarımız Mecliste Genel Kurulda, orada
bir ilginç madde var: “Kurum
gelirlerinin Kurulca belirlenecek
miktarı Türkiye’de telekomünikasyon
sektöründeki AR-GE ve yerli fikrî
mülkiyete aktarılacaktır” diye bir husus
var. Biz sektörü bu şekilde finanse edip
ayağa kaldırmak istiyoruz.
MURAT BİRSEL :
Şimdi, mesela Kandilli Rasathanesi’nden
programa geldiler, ondan sonra belediye
başkanlarımız geliyor, valilerimiz
geliyor, onlarla konuşurken ben bezen
deprem bekleyen bir şehir durumumuz
nasıl, işte afet merkezleri… geçenlerde
kar yağdı, yine afet merkezinde hepimiz
toplandık, orada tekrar sorduk. Efendim,
durum şu: Gazeteciler, bizler de sağ
olalım, herkes bu cep telefonlarını
biliyor ve Kandilli Rasathanesi’ne biz
mesela kilitliyoruz, bir deprem
olduğunda, en ufak bir yer
sallandığında. Onlar başa çıkamıyorlar,
vali de bulunamıyor, kimse birbirini
bulamıyor. Mesela, işte silahlı
kuvvetlerin kendine ait bir sistemi var,
asla giremiyorsun, kendi aralarında
rahat rahat konuşuyorlar, böyle bir
paralel sistemin kurulması ve işlemesi
şart denmişti, yani hem afet anının
koordinasyonu hem de işte can
kurtarılması için. Bu oldu mu efendim?
DR. TAYFUN ACARER :
Bu konuda siyasi otoritenin özellikle
Ulaştırma Bakanımızın Elektronik
Haberleşme Yasa Tasarısına eklettiği bir
madde var. Bu yasa gerçekleştikten
sonra, ben onun hızla gerçekleşeceğine
inanıyorum. Sadece bu işe yönelik bir
alternatif alt yapının kurulması
gerçekleşecektir, buna inanıyorum.
MURAT BİRSEL
: Ama, hâli hazırda mevcut değildir.
TAYFUN ACARER :
Şimdi, bununla ilgili değişik kurumların
da çalışmaları var, örneğin İstanbul
Valiliği’nin bu konuda bir çalışması
var. Tabii bu yasa çıktıktan sonra
bunların bir entegre proje halinde
değerlendirilmesi gerekir.
DOĞAN ERDOĞAN :
Çok popüler konulardan biri olan
Telsim’in ihalesini kazanan Vodafone ve
Vodafone’nin piyasaya yeni bir
kampanyayla gireceğinden bahsediliyor.
Bedava telefon kampanyası ve bu cep
telefonu kullanıcılarında büyük bir
beklenti yarattı. Siz bu konuda bir
müdahalede bulunur musunuz? veya hangi
sınırlarda müdahalede bulunursunuz böyle
bir kampanya başlatılırsa?
DR. TAYFUN ACARER :
Şimdi, bakın pek çok şey ekonomiye
dayanır, sadece rekabet ihlali olduğu
zaman bu konuda müdahale gerekebilir ya
da bu standartların dışına çıkarsa.
Burada öncelikle şunu
belirlemekte yarar var: Avrupa Birliği
ülkelerinde ortalama vatandaşların GSM
sektörüne aylık ödedikleri bedel 40 Avro
civarında, Türkiye’de bu 10 Avro
civarında. Şimdi, bu cep telefonunu
kimse bedava vermez, belli bir süreç
içinde sizi kendisine abone yapacaktır
ve siz 1 yıl, 2 yıl neyse artık cep
telefonunuzun bedeline göre bunu sizden
bir şekilde geri alacaktır. Tabii
Türkiye’de Avrupa’nın yaklaşık 4’te 1’i
olduğuna göre süre çok uzaması gerekir.
Umuyorum Vodafone bunu dikkate alarak
böyle bir karar verecektir ya da
vermeyecektir. Ama, ben şunu söyleyim;
Vodafone’nin bizim telekomünikasyon
sektörüne girmesi rekabeti arttıracaktır
diye umuyorum.
MURAT BİRSEL
: Peki, bir engel var mı Başkanım, yani
ben isterim de ne olacak havadan cep
telefonu versin bana, ister kullanayım
ister kullanmayayım, bedavadan halka
hizmet yani.
DR. TAYFUN ACARER :
Tabii kullanmama şansınız yok, mutlaka
kullanacaksınız, yani kullanmazsanız
sabit ücret ödeyeceksiniz.
MURAT BİRSEL
: Yani, beğenmem telefonu belki.
Bilmiyorum ki sonuçta başıma tabanca
dayamıyor benim, bedava istersen al
diyor, yani buna karşı bir engel var mı?
isteyen böyle dağıtabilir mi bedava
telefonu?
DR. TAYFUN ACARER :
Dediğim gibi, buradaki rekabet
koşullarının son derece önemli ama,
aldığınız zaman bunu belli koşullarla
alacaksınız. Yani, aldım ben
kullanmıyorum, Vodafone abonesi olmaktan
da vazgeçtim, başka bir operatöre
gidiyorum da diyemezsiniz. Aldığınız
zaman Vodafone abonesi bile olsanız
belli miktarda konuşmanız lazım ya da
konuşmasanız bile o para sizden
alınacak.
DOĞAN ERDOĞAN :
Siz bunun kontrolünü yapacak mısınız?
DR. TAYFUN ACARER
: Tabii, buradaki koşullara biz
bakacağız, eğer bu koşullar karşı tarafı
yıpratacak, zarar verecek, rekabeti kötü
etkileyecek şekildeyse bakarız. Ama,
normal koşullar altında çizilen çerçeve
içindeyse olabilir tabi. Bu tüketiciye
olumlu yansıyacaksa tabiiki sıcak
bakılır.
MURAT BİRSEL
: Diyelim ki, siz söylediniz bedava
telefonu kullanmaya mecbursun, ben de
dedim ki arkadan mecbur muyum acaba.
Dedim ki, benim teflonum 111 11 11, ve
ben Murat marka operatörü kullanıyorum,
Murat marka operatör bakıyorum hiç doğru
dürüst işe yaramaz, diyorum ki Doğan
marka çok iyi, Serdar marka o da çok
iyi, onlara geçmek istiyorum ama
geçemiyorum şu anda. İleride bunu
yapabileceğiz mi yani, ben bu numarayı
kendi numaram olarak tutup bütün
arkadaşlarıma telefon numaram değişti
demeden böyle bir şey olabilecek mi?
DR. TAYFUN ACARER :
Numara taşınabilirliğinden
bahsediyorsunuz. Bu tabii şu anda
Telekomünikasyon Kurumu’nun gündeminde.
İlk sorduğunuz soru da ne tür yenilikler
var, iki tane daha farklı yenilik var,
daha doğrusu pek çok yenilik var da
sayabileceklerimden iki tanesi, bir
tanesi numara taşınabilirliği diğeri de
numaranın gizliliği olayı.
Numara taşınabilirliği,
sizin sahip olduğunuz mobil numaranın
tüm karakterlerini koruyarak, hiç birini
değiştirmeden, özellikle de operatörü
tanımlayan ilk üç karakterini
değiştirmeden başka operatöre geçmenize
olanak veren bir sistem. Görünürde tabii
çok güzel bir sistem tüketici için. Ama
dikkat edilmezse çok ciddi tüketici
mağduriyetlerine yol açabilir, çünkü siz
aradığınızın hangi operatörde olduğunu
biliyorsunuz ve sürenizi de ona göre
ayarlayarak konuşuyorsunuz. Ama,
aradığınız kişi eğer başka bir operatöre
geçmişse bu sefer ciddi mağduriyetiniz
söz konusu işte bununla ilgili bir
çalışma yapılıyor. Belki bir merkez
kurulacak, arayana en azından aradığı
numaranın değiştirildiği bilgisinin
gelmesi sağlanacak.
Bugün birçok kişi
numarasını gizleyerek karşı tarafı
arıyor. Bu tüketici için, kullanıcı için
bir haktır, doğru. Ama, aranan da
numarayı görme hakkına sahiptir. Bununla
ilgili şu anda tüm dünyada teknolojik
bir sorun var, sadece bizde değil. Bizim
GSM santrallerinin üreticileri üzülerek
söylüyorum yurt dışından. Şu anda yeni
bir versiyon hazırlanıyor, biz de bu
konuda GSM operatörlerine bir süre
tanıdık, en geç 1,5 sene içinde, belki
daha kısa bir süre içinde çözülecek.
MURAT BİRSEL :
Ama istesek onu bulabiliyoruz değil mi?
Örneğin adamın numarasını görmüyorsun.
Bu kim, çok istenirse bulunuyor kim
olduğunu?
DR. TAYFUN ACARER :
Mutlaka telefonunuzu açmanız lazım, yani
bağlantı kurmanız lazım, bağlı
olamazsanız bu olmaz.
MURAT BİRSEL
:Olmuyor, tamam bunu da öğrendik.
SERDAR TURAN :
Sayın Başkan, özellikle bu
serbestleşmeden sonra uzun mesafe
telekom hizmetleri veren alternatif
operatörler pazara büyük beklentilerle
girdiler. Ama ne zaman onlarla sohbet
etsek, hep ön plana sürdükleri bir şey
vardı; Türk Telekom’un şu anki mevcut
alt yapıya olan hakimiyetinden dolayı
bizim hareket alanımız çok az ve
buradaki düzenlemeler konusunda
Telekomünikasyon Kurumu yeterli hızı,
yeterli performansı gösteremiyor. Ne
diyeceksiniz bu eleştirilere?
DR. TAYFUN ACARER :
Şimdi orada tabii olayı ikiye ayırmamız
lazım. Bir tanesi, alt yapı ile ilgili
lisanslar, diğeri de uzak mesafecilerin
Türk Telekom’la olan bağlantıları. Biz
alt yapı lisanslarıyla ilgili
yetkilendirmeleri yaptık ve inşallah
yarın da ilk lisansları vereceğiz. Yani
kendine ait alt yapıyı kuracak şirketler
ortaya çıkacak artık.
SERDAR TURAN
: Bu güzel haber.
MURAT BİRSEL
: Evet, çok güzel haber.
DR. TAYFUN ACARER :
Bunu Sayın Ulaştırma Bakanımızın da
katılacağı bir törenle vereceğiz yarın.
Telekom’la olan
sorunlarda ise biz arabulucuyuz
biliyorsunuz, mevzuatın uygulanması
konusunda devreye giriyoruz. Tabii
burada uzak mesafecilerin haklı olduğu
noktalarda Telekom’un bunu yapmaması
eğer teknik bir gerekçeden dolayı ise, o
zaman onlara süre veriyoruz, genelde bu
çalışıyor. Eğer Telekom bunu -Türk
Telekom’dan bahsediyorum tabii- bunu her
hangi özellikle rekabete veya kendi
gelirlerine olumsuz yansıyacak bir
nedenden dolayı yapmıyorsa, bu konuda
adli gerekli müeyyideler uygulanıyor.
DOĞAN ERDOĞAN :
Kayıt dışı ve kaçak telefonların
kapatılması konusunda siz bir girişimde
bulundunuz, geçen sene bununla ilgili
bir yasa da çıktı, fakat şu anda yolcu
beraberinde getirilen telefonların nasıl
kayıt altına alınacağı ciddi bir merak
konusu. O konuda nasıl bir düzenleme
yapılacak.
DR. TAYFUN ACARER
: Bu konuda önce çok kısa bir bilgi
vereyim. Kanun çıkmadan evvel Emniyet
Genel Müdürlüğü kayıtlarına 7 tane ölüm
600’ün üzerinde yaralanma, 32 bin
üzerinde de çalıntı olayı yansımış,
fakat o rakam çok daha fazla. Örneğin
ben de telefonumu kaybettim ama, hiç bir
yere bildirmedim. Ama 7 tane ölüm,
600’den fazla da yaralanma olayı var. Bu
yasa çıktıktan sonra yasa çıkmadan önce
kayıt dışılarla ilgili bir formül
getiriyordu, yasadan sonra da, 12
Temmuz’da çıktı bu yasa, bundan sonra
yapmayın bunu dedi, yasanın özeti bu.
Biz bununla ilgili çalışma yaptık, bir
Bilgi İhbar Merkezi kuruldu ve bu merkez
Ocak ayı itibariyle de devreye girdi
çalışıyor. Şimdi, bundan sonra şu çok
önemli: Telekomünikasyon Kurumundaki
kayıt merkeziyle GSM operatörlerindeki
merkez arasında da bir data linkleri
tesis edildi ve sürekli birbirini
sorguluyorlar. Bizim kayıtlarımızda
olmayıp da GSM operatörlerindeki
kayıtlarda olan, bize gelen makine
bilgileri demek ki kaçak yoldan
girmiştir. Kaçak yoldan nasıl girmiş
olabilir? Bir gerçekten kaçak olarak
girmiştir. İki, ithalatçılar bir
nedenden dolayı Telekomünikasyon
Kurumuna ithal ettikleri makineleri
bildirmemişlerdir. Üçüncüsü ve en
önemlisi bana göre, yurt dışından
gelirken telefon makinesi almışsınızdır
veya bir yakınınıza hediye getirmek
amacıyla almışsınızdır. Şimdi bu çok
önemli, bu konuda vatandaşlarımızı
uyarmamız lazım. Burada gümrük
mevzuatına göre hareket etmek
durumundayız, kendi koyduğumuz yasal
çerçeve içinde değil, diyor ki gümrük
mevzuatında 300 avro’dan azsa aldığınız
telefon makinesi, cihazın faturasını
gümrükten geçerken gümrük muayene
memuruna onaylatın, sonra da bir abone
merkezine telefonunuzu kaydettirin, bu
kadar basit.
MURAT BİRSEL
: Bir tane makine alacağız, gümrükte ben
bunu yurt dışından aldım, işte faturası,
gümrük damga mı basacak?
DR. TAYFUN ACARER :
Ondan sonra kayıt merkezine
getireceksiniz burada kayıt altına
alacaksınız, dolayısıyla beyaz listeye
dahil olacaksınız. Eğer bu yapılmazsa,
sorgulamada o makine normal yolla giren
bir makine, gümrükten geçmiş bir makine
olmayacağı için kayıt dışıdır, kaçak
makinedir diye blok edilmesi için
operatöre tekrar geri gönderilecek.
Bu gerçekten çok önemli,
yani bütün vatandaşları burada uyarmak
istiyorum. Mutlaka yurt dışından alınan
telefon makinelerinde gümrükten geçerken
faturasının arkasını onaylatsınlar.
MURAT BİRSEL :
Yasak değil yani, bir tane
alabiliyorsun.
DR. TAYFUN ACARER
: Hayır
değil. Burada bir şey daha söylemek
istiyorum Murat Bey, kayıt ihbar merkezi
şu an çalışıyor, buranınn numarası (312)
232 23 23. Buraya kayıt yaptırmanızı
tavsiye ediyorum. İleride telefonunuzu
kaybettiğinizde veya çaldırdığınızda
burayı arayarak telefonunuzu bloke
edebilirsiniz. Yalnız blokeyi ikiye
ayırmak lazım. Biliyorsunuz GSM
makinelerinde…
MURAT BİRSEL :
Başkan, şimdi bak ben Türk vatandaşı
olarak şuna takılıyorum: Şimdi 0312 232
23 23, şimdi bu Ankara numarası. Şimdi
ben bunu İstanbul’dan aradığımda para
yazıyor mu? Yani, şuna gelmek istiyorum:
Bir tane mesela 800’lü numara olsa
veyahut da bir tane böyle bedava
hepimizin arayabileceği, Ankara’dan
İstanbul’a, bütün Türkiye’ye hizmet
yapan bir numara.
DR. TAYFUN ACARER :
Doğrudur. Murat Bey, yaklaşık iki ay
içinde üç karakterli bir kısa numara
verilecek buna.
MURAT BİRSEL
: Bir müjde daha aldık. O zaman tekrar
edeyim madem öyle, (312) 232 23 23
numaramız şimdilik..
DR. TAYFUN ACARER :
Ama bu arada tabii SIM kartının da bloke
edilmesi lazım, çünkü içindeki SIM
kartın çıkartır kullanabilir çalan kişi
veya bulan kişi. Yani, iki olay
farklıdır; birincisi SIM kart faturanıza
yöneliktir. İkincisi makine, makine de
görüşmeye yöneliktir.
MURAT BİRSEL :
Sorular soruyorlar ama herhalde değil
mi? Yani ben mesela Serdar Beye son
derece gıcığım, telefonunu da ben
biliyorum, kapattırayım da görsün
diyorum mesela.
DR. TAYFUN ACARER :
Çok doğru. Bunun için siz bu ihbarı
yaptıktan sonra hemen kimlik
fotokopinizi istiyoruz. Bir örnek vermek
istiyorum, yaklaşık 2 aylık süreç içinde
Telekomünikasyon Kurumu Kayıt Merkezine
2109 tane ihbarda bulunulmuş. Bunlardan
1542 tanesinde faks gelmediği için
kimlikle ilgili işlem yapılmamış, ama
567 tanesi hemen bloke ettirilmiş. O
nedenle ihbar, ardından kimliğinizi
ispatlayan bir belge istiyoruz.
SERDAR TURAN
: Şimdi bir fiili durum tespiti yapmakta
fayda var galiba Sayın Başkanım, şöyle
ki: Telekomünikasyon sektörü çok hızlı
bir sektör, hem teknoloji anlamında, hem
iş modelleri anlamında çok hızlı
gelişiyor. Dolayısıyla, bu alanda
çalışan şirketlerin rekabet avantajı
elde edebilmek için aslında kısa
vakitleri var.
Telekomünikasyon
Kurumunun kararları mahkeme kararlarına
açık, yargıya açık, bu bağlamda bir
şirket Telekomünikasyon Kurumunun
kararının yürütmeyi durdurmayla birlikte
uzun bir mahkeme süreciyle yapmaya
biliyor, bu konuda sıkıntılar yaşandığı
görülüyor, bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
DR. TAYFUN ACARER :
Doğru, herhangi bir müeyyideyi uygulamak
değil onu asıl yürütmek önemli. Herhangi
bir telekomünikasyon kuruluşuna işte
bunu yapma dendiğinde devam ediyorsa,
bir ceza verdiğinizde dahi bunu
rahatlıkla mahkemeye götürüp
durdurabiliyor. Şimdi bu yeni Elektronik
Haberleşme Yasa Tasarısı bu konuyu da
çözüme ulaştırıyor, herhangi bir mahkeme
değil bu konuda uzman bir mahkeme, bir
üst kuruluş, bu da tabii Danıştay,
Danıştayda telekomünikasyon konusunda
uzman bir birimin bu konudaki davalara
bakmasını istiyoruz, kanunda da bu
öneriliyor.
MURAT BİRSEL :
Sayın Başkan, arkadaşlar çok teşekkür
ediyoruz, bu programı burada
bitiriyoruz. ADSL konusunda gelen
soruları ben burada soramadım ama çok
mektup, e-mail geldi, onu size
söyleyeceğiz. Başkanım, ADSL’nin
kurulmasını kolaylaştırmak istiyoruz,
interneti daha da hızlı istiyoruz yurt
dışı çıkışlarını da söylemiş olalım ve
bitirelim.
Çok teşekkür ederim
efendim, şeref verdiniz, sağ olun.
DR. TAYFUN ACARER :
Ben teşekkür ederim.
(*) Konuşma metni yazı
diline çevrilirken, tekrarların, konuşma
diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi
düzeltmeler yapılmıştır. |