Ropörtaj
Site Haritası | Ücretsiz Üyelik | Site İçi Arama | Erişim | E-Posta | ANA SAYFA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

English 

 
 

 

 

 

   ET

13.04.2006

KANAL-B  - HABERCİNİN SAATİ   (*)

 

GAMZE KOCA : İyi günler Sayın Seyirciler. Habercinin Saati’ne hoş geldiniz. Ben Kanal B Ekonomi Servisinden Gamze Koca. Bildiğiniz gibi büyük bir hızla ilerleyen teknoloji artık hayatımızın bir parçası ve telekomünikasyon arenasında yaşan gelişmeler içinde bu ilerlemede yerini alıyor. Bugün programımızda telekomünikasyon sektöründeki gelişmeleri 2005 yılını, 2006 yılını ve yeni nesil teknolojileri tartışacağız. İki tane konuğumuz var. İlk konuğumuz Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Sayın Dr. Tayfun Acarer. İkinci konuğumuz ise İkinci Başkan Sayın Galip Zerey. Öncelikle programımıza hoş geldiniz. Küçük bir hatırlatma yaparak başlamak istiyorum, sorularınız ve görüşleriniz için Kanal B yazıp boşluk bırakıp 3525’e gönderirseniz, programımızda sorularınızı yanıtlamaya çalışacağız. Evet efendim aslında baktığımız zaman Telekomünikasyon Kurumu dendiğinde geçen sene ki bir gelişme hep akıllara geliyor. Kayıt dışı telefonlarla ilgili yapılan çalışmalar. İsterseniz önce kısaca bundan bahsedelim. Şu an hangi aşamada bunu bir tartışalım.

DR. TAYFUN ACARER : Tabii öncelikle kayıt dışı telefonlar çok geniş bir kitleyi ilgilendirdiği için o hep akla geliyor ama onun dışında Telekomünikasyon Kurumunda ve telekomünikasyon sektöründe çok önemli gelişmeler var, çok önemli değişimler var ve bu süreç bu sene de aynı hızla devam ediyor. Örneğin bir elektronik imza çok kısa bir sürede yaşantımızda hızla yerini alacak bir uygulama. Bunun dışında bu yeni nesil sistemler bizim 3G dediğimiz ve görüntülü telefon diye tabir edilen ama aslında çok daha fazla kabiliyeti olan sistemler. Wimax adıyla çok hızla gelen yeni bir teknoloji. Bütün bunları hakikaten sektörün çok önemli değişimleri olarak sayabiliriz.

GAMZE KOCA : Peki basında çıkan haberlere baktığımız zaman 19 milyon telefonun artık kayıt altına alındığı yönünde çıkan haberler var. Bu rakamlar nedir ve istenilen başarılar sağlandı mı bu uygulamadan?

DR. TAYFUN ACARER : Şimdi istenilen başarı sağlandı ama olay bitmedi. Öncelikle onu açıklamak istiyorum. 19 milyon rakamı doğru. Bu rakam aslında 5392 sayılı Kanun çıkana kadar biz de dahil kimsenin tahmin etmediği bir rakamdı. Ama olayın içine girdiğimiz zaman olayın ne kadar büyük boyutlarda olduğunu gördük. Gerçekten de o zamana kadar kimsenin bilmediği bir rakamdı bu. Bunun dışında da yine bizim dahi bilmediğimiz bu klonlanmış yani seri numarası kopyalanmış telefon sayısı, bunlar da milyonlarla ifade ediliyor. Birkaç yüz bin diye düşünüyorduk. Fakat çok ciddi ve sıkıntılı bir çalışma yapıldı. Alt yapı yoktu bununla ilgili bir data base yoktu, bir sistem yoktu. Bu süre içinde sektörün tüm oyuncuları ile beraber çok sıkı bir çalışma oldu ve bu 19 milyon kayıt dışı telefon kayıt altına alındı. Süreç hale devam ediyor çünkü hala kayıt dışı telefonlar Türkiye’ye gelebiliyor ve bizim de bu telefonlarla ilgili bloke etme işlemimiz devam ediyor. Ama bunu memnuniyetle söylemek gerekirse bu konu kamuoyunda oldukça olumlu bir intiba bıraktı ki bugün biraz önce ben bu konuda Kurumumuza Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü’nce verilen Hizmet Ödülünü aldım ondan sonra buraya geldim. Ne mutluluk verici bir olay.

GAMZE KOCA : Peki bu ödülden bahsedelim biraz. Hemen apar topar geldiniz biraz bunun ayrıntısını alalım neden ödül aldınız?

DR. TAYFUN ACARER : Bu tüketicinin korunmasına yönelik bir ödüldü. Malumunuz bu kanunun çıkma nedenleri olayın hem ekonomik tarafı hem de özellikle sosyal güvenlik tarafıydı. Ekonomik tarafı milyarlarca dolarlık çok yoğun kullanılan sistem Türkiye’ye giriyordu ve son dönemlerde de artış oranı giderek fazlalaşmıştı. Yani kayıt dışı telefon makinesi kayıtlı telefonu geçmişti ve eğer bu kanun çıkmasaydı şu sıralar 2006 yılı içinde kayıtlı telefon kalmayacaktı diyebilirim. Yani o kadar büyük bir hızla kayıt dışı telefonlarda artış vardı. Tabi bunun Türkiye ekonomisine getirdiği yük o zamanlar yani ilk kanun çıktığı zaman biz 5 milyar dolar civarında hesaplıyorduk. Belki bu sayı şimdi 6-7 milyar doları geçmiş olacaktı. Ama bu ekonomik tarafının dışında olayın sosyal tarafı bana göre daha da vahimdi. Bu kanun çıkana kadar bu konu ile ilgili yani çalıntı telefonlarla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarından bize intikal eden bilgiye göre 7 kişi ölmüştü. Yani çalıntı sırasındaki o itiş kakıştan kaynaklanan ölümler. 600’ün üzerinde yine emniyet kayıtlarına yansımış yaralanma olayı vardı. Yine emniyet kayıtlarına göre 32 bin  civarında da ki bu rakam çok daha fazla örneğin bende telefonumu kaybettim ama bildirmemiştim kayıp ya da çalıntı olayı vardı. Bu rakam bana göre 150-200 bin civarındaydı ve hakikaten sosyal bir sorun haline gelmişti. İnsanlar artık cep telefonuyla dışarı çıkmaya çekiniyordu veya yolda konuşmaya çekiniyordu. Şimdi çok şükür o büyük ölçüde önlendi. Ama münferit olaylar hala var. Biz de o yüzden bu konuyla ilgili kayıt ihbar merkezimizi kurduk. Bir çalıntı olayında bu kayıt ihbar merkezine bildiride bulunarak o telefonların hemen bloke edilmesi mümkündür.

GAMZE KOCA : Hemen verelim bu numaraları seyircilerimize isterseniz.

DR. TAYFUN ACARER : Kayıt ve İhbar için üç karakterli kısa numarayı önümüzdeki ay açıklayacağız ama şu anda Ankara numaramız var. (312) 232 23 23 bu numaradan ihbarda bulunabiliyor ve o telefonlar bloke ediliyor. Yani neticede bunu bir şekilde alan çalan bulan da neticede birkaç gün sonra o telefon bloke olduğu için kullanamayacak duruma geliyor.

GAMZE KOCA : Evet aslında son derece önemli bir uygulama bu değil mi? Şimdi bir soru gelmiş ben hemen bunu yöneltmek istiyorum. Size yönelteceğim bunu. Yurt dışından eğer telefon alıp gelirsek ne yapmamız gerekiyor diye bir soru?

GALİP ZEREY : Evet yurt dışından yolcu beraberinde getirilen telefonlarda yolcunun bir tane hakkı var. Bunun değeri 300 Euro’nun altındaysa yurt dışından aldığı faturayı gümrük memuruna gösterip imza kaşe altına alıyor. Eğer 300 Euro’nun üzerinde ise sözlü beyan formu veya Gümrük beyan formu dolduruyor. Veyahut da kargo ile gelenler var. Bunlarda 100 euro’nun altında olması durumunda cihazın faturası ve Posta Gümrük Müdürlüğünden alınmış belge gerekiyor. Eğer 100 Euro’nun üzerinde ise cihazın faturası ilgili posta gümrük müdürlüğünce onaylı gümrük beyannamesi veya sözlü beyan forumu gerekiyor. Bununla ilgili detaylı bilgiler Telekomünikasyon Kurumu’nun web sayfalarında var. Benim tavsiyem yurt dışına gidecek veya dönmekte olan kişilerin bu bilgileri bir yere not edip bunlara uymaları halinde herhangi bir problem çıkmadan bunların yurt içine döndüklerinde abone merkezlerine kaydettirebilirler.

GAMZE KOCA : Peki Internet sayfası dediniz. Ben Kurumun Internet sayfasına girdim programdan önce. Bu öneri ve şikayetlere yönelik ekstra bir link var sanırım. Bunu neden ihtiyaç duydunuz böyle bir şeye ya da yeterince geliyor mu şikayet ne yönde?

DR. TAYFUN ACARER : Bir kaç önce 24 saat 365 gün çalışan merkezimiz faaliyete geçti. Çok değişik konularda şikayetler olabiliyor. Bir mağazadan aldığınız telefonda bile bir takım sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Artık bu konu düzene girdi. Yani tüketici bilinçlendi. Cihazı alırken artık kontrollü alıyor. En azından faturasını soruyor. Hatta benim özellikle tavsiyem mutlaka cihaz alırken, bir kere onun IMEI numarası biliyorsunuz *#06#’den hemen ekrana geliyor. *#06# oradaki 15 karakterli numarayı cihazın üzerinde bulunan seri numarası ve kutusunun üzerinde bulunan numarayla mutlaka karşılaştırılması gerekir. Kaldı ki bizim Internet’ten web sayfamıza girdiğinizde de bu telefonun kayıtlı olup olmadığını hemen görebiliyorsunuz. Yani bu kayıt dışı konusunda ciddi bir aşamaya geldik. Tüketicilerin cihaz alırken bunlara özellikle dikkat etmelerini rica ediyorum. Bu yapıldığı takdirde zaten sorunsuz bir cihaz alıyorsunuz demektir.

GAMZE KOCA : Peki hani diyelim ki aldık bunu kontrol ettirdiğimizde de kayıtlı çıkmadı. Bu sefer ne yapmamız gerekiyor, nasıl bir yol izlememiz gerekiyor?

DR. TAYFUN ACARER : Zaten alırken kontrol ederseniz öyle bir problemle karşılaşmazsınız. Ama bir nedenden dolayı kontrol edilmeden aldınız ve bunda sorun var. Öncelikle aldığınız yere müracaat edebilirsiniz bu makinenin kayıt dışı olduğuna dair. Onun ötesinde eğer daha farklı sorunlarla karşılaşıyorsanız bu dediğim merkezi arayarak sorununuzu aktarabilirsiniz.

GAMZE KOCA : Peki diğer gündemde olan bir gelişmeyi ben yöneltmek istiyorum size. Bu gizli numara meselesi. Çok da tartışılıyor. Hani numara gizleme hak olarak görülüyor ama karşı tarafta bunu bilmek istemesi de ayrı bir hak. Numara gizlemenin son aşaması nedir?

GALİP ZEREY : Bu numara gizleme konusunda Avea, Telsim ve Turkcell’e iki yıl süre vermiştik. Avrupa Birliği müktesabatına göre zaten bunu planlamıştık. Bunun aşağı yukarı 6 ay kadarı geçti, 1 buçuk yıl kadar daha var. Bizim mevzuatımız gereği 1 buçuk yıl sonra zaten üç operatör numara gizliliği konusunda alt yapılarını kurup işler hale getirecekler. Bundan kastımız şu: isteyen abone ilgili operatöre bir dilekçe verdiği zaman o aboneyi numarası gizli olan kişiler arayamayacaklar. Öyle bir özellik sağlanacak. Şu an böyle bir imkan yok. Çünkü operatörlerin alt yapıları buna müsait değil. Ancak şu anki haliyle gizli numarayı açmama hakkımız olabiliyor. Operatörlerle yaptığımız görüşmede bu 1 buçuk yılın uzun gibi olduğunu düşünüyoruz daha kısa sürede olabilir mi diye toplantılar yaptık. Benim tahminim 1 buçuk yıla kalmadan daha kısa süre içerisinde bu imkanı sağlayacağız.

GAMZE KOCA : Peki aslında gizlilik çok fazla kullanılıyor. Ben hani kendi çevremde de biliyorum. Bu aslında birazcık da bazı kullanıcılar için bir alışkanlık haline dönüşmüş gibi bir şey söz konusu. Peki bu değişiklik sizce bir sorun yaratır mı?

GALİP ZEREY : Hayır sorun yaratmaz. İsteyen ilgili operatöre dilekçe vererek beni numarası gözükmeyen kişiler arayamasın diyecek. Operatörde kendi alt yapısında bunu engelleyecek. Ama istemeyenler için şu anki sistem devam ediyor. Herkes kendi istediği şekliyle konuşacak, açacak, açmayacak, takip edebilecek.

GAMZE KOCA : Evet Tayfun Bey şimdi tekrar ben size dönmek istiyorum. Bir diğer konu da numara taşınabilirliği sorunu. Aslında basında bir ara çok yer aldı. Hani geçiyoruz oluyor gibi. Şu an ne durumda yani eski operatörü değiştirerek şu an kullandığımız operatörün numarası aynı oluyor. Çok karışık bir mesele. Buna bir açıklık getirmek gerekirse eğer.

DR. TAYFUN ACARER : Şimdi bu numara taşınabilirliği ve numara gizliliği genelde birbirine karıştırılıyor ama tabi çok farklı iki kavram bunlar. Numara taşınabilirliği ile ilgili çalışmalarda epeyce ilerledik. Bununla ilgili bir yönetmelik çıkardık. Bu yönetmeliğimizde bu haftadan itibaren web sayfasına koyarak ilgili tüm kuruluşların görüşlerini açtık. Numara taşınabilirliği yine bir tüketici hakkıdır. Fakat bu tabii kolay bir işlem değil. Olayın bir teknik tarafı var, bir de ekonomik tarafı var. Teknik tarafı, GSM operatörlerinde ve sabit operatörde yani Türk Telekom’da. Bir takım teknik modifikasyonlar yapmaları gerekir. Ancak bir de işin ekonomik tarafı var. O da şu: siz ait olduğunuz operatöre bağlı bir aboneyi aradığınızı düşünün. Öyle zannediyorsunuz aynı numarada çünkü. Ona göre de rahat konuşuyorsunuz. Çünkü onun bedelini tahmin ediyorsunuz. Fakat aradığınız kullanıcı başka bir operatöre geçmiş ise ve siz de bundan bilginiz yoksa çok ciddi ölçüde bir mağduriyetle karşılaşmanız kaçınılmaz olacaktır. O nedenle bu sistemi tesis ederken öncelikle arayanın karşındaki aradığının hangi operatörde olduğunu veya en azından operatör değiştirip değiştirmediğini bilme hakkı olması lazım. O nedenle bunun için bir uyarma olabilir, bir ton olabilir, bir ikaz sesi olabilir. Bunun tesis edilmesi lazım. Bununla ilgili alt yapının hazır hale getirilmesi lazım. Biz işin prosedür tarafını büyük ölçüde tamamladık ve ilgili tüm kuruluşların görüşüne açtık. Tahmin ediyorum bu yıl sonuna kadar bu konu olgunlaşacaktır.

GAMZE KOCA : Peki aslında hani buna geçmedeki  esas istek diğerlerine göre daha az kitleye hitap eden operatörlerin birazcık daha kendi promosyonlarını yada kendi alanlarının diğer müşterileri çekme anlamında yapılıyor sanırım.

DR. TAYFUN ACARER :  Biz işin o tarafına bakmıyoruz. Bu tamamen tüketicinin bir hakkı olduğunu düşünüyoruz insanlar bugün değiştirmeyişlerindeki en önemli etken yıllardır kullandığı numaranın diğer tanıdıkları tarafından iyi bilinmesi, özellikle iş sahibi iseniz yani ticaret ile uğraşıyorsanız bu çok daha önemli.Bu nedenle tüketiciler ya da kullanıcılar öyle diyelim başka bir operatöre geçmek istiyorlar daha iyi olanakları olması nedeni ile ancak o bilinen numarasını da değiştirmek istemiyor yani bütün dokuz karakteri ile geçecek oraya yani 532’li abone 555’e yada 542’ye geçecek ya da  tersi olacak bunun 542’li yada 555’li abone 532’ye geçecek aynı numaraya sahip olacak ve bu tabii kullanıcı için haktır diye düşünüyorum aynı zamanda rekabet için de çok olumlu bir etken olacaktır, tabii operatörlerin düşünceleri  bizim dışımızda.

GAMZE KOCA : Peki şunun için soracaktım bu soruyu, dünyaya baktığımızda gerçekten hani böyle bir uygulamaya geçildiğinde kayma söz konusu oluyor mu? Yüksek oranlı yoksa pek bir şey fark etmiyor mu?

DR. TAYFUN ACARER : Kayma oluyor tabii bir miktar. O kayma da genelde bu teşvik ya da rekabete bağlı oluyor bu olduğu zaman rekabet artıyor ve bu yeni aboneleri almak için operatörler biraz daha farklı imkanlar uyguluyorlar o da aslında kullanıcının lehine bir olay. 

GAMZE KOCA : Peki Galip bey tekrar size dönmek istiyorum. Birazcık konuyu değiştirelim Internet’le ilgili çok fazla soru geliyor, buna yer vermek istiyorum biraz. Şimdi öncelikle baktığımızda bundan bir 5 sene öncesine göre şu an oldukça fazla bir artış gözleniyor özellikle son 3 yılda kullanıcı sayısında ciddi bir artış var bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerçekten söylendiği gibi bir artış var mı? Ve Internet kullanımının yaygınlaşmasının ne gibi faydaları olabilir?

GALİP ZEREY : Evet sizin de dediğiniz gibi son yıllarda Internet konusunda epeyce bir yaygınlaşma oldu özellikle Türk Telekom’un ADSL ile ilgili yaptığı çalışmalar aşağı yukarı 1.5 milyon civarında ADSL abonesine ulaştı, benim izleyebildiği kadarı ile Türk Telekom ve Türk Telekom ile beraber iş birliği yapan, beraber çalışan Özel Sektör firmaları ADSL konusunda çok hızlı hareket ediyorlar, ben çok hızla ADSL bağlantılarının arttığını görüyorum. Buna paralel olarak da Internet kullanımı artıyor bu bizim çok önemsediğimiz dikkatle izlediğimiz bir konu çünkü,  özellikle kırsal kesimlerde Internet’in yaygınlaşması en azından eğitim açısından okullarda yaygınlaşması, öğrencilerde yaygınlaşması çok faydalı bir şey, bütün dünyayı oturduğunuz yerden izleyebiliyorsunuz. Ben bu artış trendinin hızla devam edeceğini düşünüyorum. Biz Telekomünikasyon Kurumu olarak bu artışı destekliyoruz ve nasıl katkıda bulunacağımız konusunda hem Ulaştırma Bakanlığı’ndaki yetkililerle, Haberleşme Genel Müdürlüğü ile  hem de Türk Telekom ve GSM operatörleri ile görüşmeler yapıyoruz. Biliyorsunuz bunun bir ayağı ucuz PC’dir. Nasıl kullanıcılara ucuz PC satılabileceği, Türkiye’de nasıl  yerli üretim yapılabileceği konusunda da çalışmalarımız var. Yurt dışındabu konulardaki çalışmaları da takip ediyoruz. Örneğin 100 dolara PC konusu Tunus’a gittiğimizde incelemiştik. Bu konudaki çalışmaların süratle devam edeceğini tahmin ediyorum ve bu tabii herkesin faydasına olacak olan bir şey. 

GAMZE KOCA : Peki.  Internet sayfasında sorulan sorular bölümünde dikkatimi çekti. Buradan da  izleyicilerimiz ile paylaşalım istiyorum. Internet Servis Sağlayıcılarında bir problem olduğunda tüketiciler ne yapmalı? Nereye başvurmalılar gibi bir soru vardı ve bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Hani evimizde olabilir, iş yerimizde olabilir bir sorun çıktığında ilk olarak ne yapmamız gerekir?

GALİP ZEREY : Ben Internet Servis Sağlayıcılarından birini kullanıyorum kendi evimde ve iş yerimde.Tabii öncelikle ilgili Internet Servis Sağlayıcının destek hattını aramak lazım, genelde bu destek hattı arandığında sorun çözülüyor, fakat tabii Internet Servis Sağlayıcı firması ile ilgili bir sıkıntı var ise bizi arayabilirler, bizim daha önce verdiğimiz numarayı veya Tüketici Hakları Merkezini arayabilirler. Bu konuda biliyorsunuz Internet Servis Sağlayıcılarından büyük çapta ADSL’e doğru bir geçiş var, bize yansıyan problemler genelde ADSL kullanımı ile ilgili. Bu problemlerin detaylarını incelediğimde büyük çapta kullanılan PC ile ilgili yani evimizde kullandığımız PC ile ilgili, virüs programları gibi, ayarlar bölümündeki problem gibi olabiliyor. Tüketicilere kullandıkları Internet Servis Sağlayıcı veya Türk Telekom’un beraber çalıştığı firmaların destek hattını aramalarını öneriyorum.

GAMZE KOCA  : Peki şimdi biraz önce programın başında bahsettiniz, Üçüncü Nesil teknolojisi, öncelikle Üçüncü Nesil nedir? Onu bir açıklayalım ondan sonra da hangi aşamada şu an ne zaman gelmesi planlanıyor? Ne gibi çalışmalar yapılıyor  bu yönde sizden bilgi alalım.

DR. TAYFUN ACARER : Şimdi Gamze hanım, Üçüncü Nesil deyince herkes görüntülü telefon diye düşünüyor yani o bana göre çok basit bir tanım çünkü hiç kimse telefonu karşısına alıp da konuşarak, bakarak konuşmaz yani bu belki yüz konuşmada bir kere ya olur ya olmaz o da tahmin ediyorum hanımlar eşlerini kontrol etmek istedikleri zaman şöyle çevreyi bir dolaştır dediklerinde olacaktır onun dışında yani görüntülü telefon  imkanı olacaktır ama pek yoğun kullanılacağını zannetmiyorum. Belki mesaj gönderirken görüntü ile beraber gönderme şeklinde olabilir. Asıl Üçüncü Nesildeki önemli etken, çok geniş bantta ve çok hızlı data iletişimini olanak veriyor bu da tabi bizim güncel yaşantımıza çok önemli değişikliklere yol açabilecek bir gelişme. Yani siz bir gece evvel indirdiğiniz filmi boş kaldığınız zaman yolda seyredebileceksiniz, haberleri izleyebileceksiniz hatta  televizyon seyredebileceksiniz, spor müsabakalarının  sonuçlarını izleyeceksiniz veya belki maç izleyeceksiniz. İkinci Nesilde asıl ağırlık ses ve datada, yani mail atıyorsunuz ya da normal Voice olarak görüşüyorsunuz. Üçüncü Nesilde, asıl ağırlık ve değişim içerikte. Üçüncü Nesilde  teknoloji ile beraber aslında, değişik bir medya sektörü ortaya çıkacak. Nasıl sinemadan televizyona geçişte çok değişik bir medya çok çeşitlendi değişti Üçüncü Nesil ile beraber de değişik bir medya ortaya çıkacak ve bu medya Üçüncü Nesil sistemlere ilişkin içeriklerle ilgili hizmet verecek Üçüncü Nesilde de asıl farklılaşma öne geçme bu içeriğin getirdiği avantajları kullananlarda ortaya çıkacak, o nedenle ben güncel yaşantımızın çok önemli ölçüde değişeceğini ve çeşitleneceğini düşünüyorum, buna da hazırlıklı olmamız lazım diyorum. Bununla ilgili biz çalışmalarımızı yapıyoruz bu çalışmaları tahmin ediyorum bu yılın ikinci yarısının sonlarına doğru bitireceğiz belki o kadar da kalmayacağız konuyu siyasi otoritenin temsilcisi olarak  Sayın Ulaştırma Bakanı da çok yakından takip ediyor ve çok ilgili. O nedenle bu konuda bu sene önemli değişiklikler olacağını zannediyorum ama tabi buradaki ilk sinyalin çıkışı muhtemelen önümüzdeki sene olacak tabi ama karar siyasi otoritenindir. 

GAMZE KOCA : Peki şu an baktığımızda önümüzdeki sene için dediniz hani tüketicilerin bunun için özel bir hazırlık yapması gerekiyor mu? Cihazları değiştirmesi gerekiyor mu? Yada bir yere  kayıt olmaları mı gerekiyor, nasıl bir süreç bekliyor?

DR. TAYFUN ACARER : Cihazlar için şu an çok erken ama eğer yeni cihaz alınacaksa bu üçüncü nesil’e de  uygun cihaz alınmasında yarar var ama tabi maalesef bizim ülkemizde cihazları kullanım ömrü çok az yani Avrupa Birliği ülkelerinden daha az, bizde iki yılın altında Avrupa Ülkelerinde yaklaşık 3 yıl civarında. Şimdi bu kayıt dışı telefonlarla ilgili ikinci yapacağımız şey bizim ikinci nesil, ikinci el telefonları daha aktif hale getirmek onların bakım onarımlarını yapmak eğer onu oturtabilirsek telefonların kullanım ömrü artacaktır diye düşünüyorum ama yeni bir telefon alınırken Üçüncü Nesil özelliğinde olmasında yarar var.Yani 1 sene 1.5 sene sonra yeni bir telefon alma ihtiyacı ortadan kalkar.

GAMZE KOCA : Evet hazırlıklı olmakta fayda var.

DR. TAYFUN ACARER : Muhakkak ki fayda var. İkinci önemli etken ise, ikinci el telefonlara rağbetin olmayışı, o da güvensizlikten kaynaklanıyor. Çünkü, ikinci el telefon aldığı zaman birisi çok kaliteli, fakat çok da iyi imkanlarla bir telefonu almak istemiyor, çünkü güvenmiyor. İşte bununla ilgili bir çalışmaya şu anda devam ediyoruz, sonuçlandırma aşamasına geldi. İkinci el telefonlarla ilgili mevzuatı hazırladık, bu mevzuat çerçevesinde ikinci el telefonu alan bir kullanıcı garantili olarak o telefonu alacak. Eğer bu oturursa Türkiye’de GSM telefon cihazlarının kullanım ömrü artacaktır. Bu önemli bir şey, çünkü Türkiye’de şu anda 45 milyon GSM abonesi var. 45 milyon GSM abonesi demek, nereden bakarsanız şu anda 50 milyon civarında telefon piyasada dolaşıyor demektir. Bu telefonların maalesef çok önemli bir kısmı, hatta tamamına yakın bir kısmı yurt dışından ithal yoluyla geliyor. Yani, bizim cep telefonlarına ödediğimiz para gerçekten çok fazla. Biz kurum olarak bu konuda büyük bir gayret içindeyiz. Sayın Ulaştırma Bakanı da bunu her fırsatta dile getiriyor ve destekliyor. Bu tür faaliyette bulunan yerlere bizzat gidiyor, desteklemek amacıyla bazen beraber gidiyoruz. Türkiye’de bir iki tane firma var çabalayan yerli üretim için, onların desteklenmesini biz istiyoruz. Bu firmaların çoğalmasını istiyoruz, Türkiye’de bu makineler üretilsin istiyoruz veya en azından makine yurt dışında üretilse bile o makinenin asıl büyük katma değerini yüzde 85-90’ı bunun içindeki işletim programı, makinenin dizaynı oluşturuyor, onlar Türkiye’de yapılsın istiyoruz.

Bir de bu makinelerin özellikle bakım onarımlarının Türkiye’de yapılmasını istiyoruz. Bakın bunun altını çizerek söylüyorum ve bütün Türkiye’ye bu tür makine temin eden sağlayıcılardan da ikinci el makinelerin Türkiye’de onarımlarını yapmalarını istiyoruz. Çok sayıda makine var ve penatrasyon oranı şu anda, yani nüfusa göre kullanıcı oranı yüzde 65 civarında Türkiye’de, yüzde 60’ın biraz üstünde ve bu oran yukarı doğru hızla gidiyor. Avrupa Birliği ülkelerinde bu yüzde 90 civarındadır biliyorsunuz. Türkiye’de de 2 ya da 3 sene içerisinde bu oranın yüzde 90’lara ulaşacağını düşünüyorum. Basit bir hesap yaparsanız, 60 milyonun üzerinde cihaz olacaktır, bunların da tabii çok ciddi ölçüde bakım onarımları gerekecektir, hala var şu anda. Ve hem iyi bir bakım servisleri kurulursa, kullanıcı alacağı ikinci el makinenin garantisine güvenirse ikinci el makine yoğunlaşacaktır. Dolayısıyla, bizim de ülke olarak yurt dışına ödeyeceğiz bedel giderek azalacaktır. Tabii Kurum olarak gönlümüzdeki yatan şey, Sayın Bakan da bunu çok çok istiyor, bu makinelerin büyük bir kısmının veya bir kısmının Türkiye’de üretilmesidir.

GAMZE KOCA  : Evet, aslında çok önemli bir noktaya değindiniz.

Bir de dikkat çeken başka bir konu da, hani çok fazla gelir düzeyiyle de cep telefonu kullanımının bağlantısı da yok.

DR. TAYFUN ACARER   : Çok doğru.

GAMZE KOCA : Bu aslında ilginç bir detay, çünkü aslında lüks tüketime giren bir cihaz sonuç itibariyle. Aslında bu bir yandan da Türk toplumunun iletişime verdiği önemi de gösteriyor sanırım. Burada da akıllara bir soru geliyor, iletişim üzerindeki vergilerin yüksekliği, şimdi ben bu konuya girmek istiyorum birazcık. Çünkü, istatistiklere baktığımızda Türkiye’de iletişim üzerindeki vergilerin oldukça yüksek olduğunu, hatta Uganda’dan sonra veya önce geliyoruz, tam hatırlamıyorum ama, bir detayını alalım sizden, önce nasıl, vergiler hakikaten söylendiği gibi yüksek mi?

GALİP ZEREY : Evet vergiler hakikaten telekomünikasyon sektöründe yüksek, bunu herkes kabul ediyor, fakat biliyorsunuz ki, Türkiye’nin bir bütçesi var, bir gelir-gider hesabı var, bunun birtakım dengeleri var. Depremden sonra geçici olarak konulan bazı vergiler daha sonra kalıcı hale getirildi. Bizim kurumumuzun da bu konuda bazı çalışmaları var. Vergilerin dünyadaki örnekleri, Türkiye’de neler yapılabileceği, hangi oranların daha makul olduğu yönünde.

Tabii şunu unutmamak lazım: Telekomünikasyon Kurumu vergiler konusunda yetkili, karar verici bir merci değil, bu tamamen Hükümetin, Bakanlığın, Meclisin vereceği kararlarla oluşan bir konu. Fakat, biz sektörle beraber çeşitli toplantılar yaparak bu konuda sadece ilgili bakanlığı bilgilendirebiliyoruz, raporlar hazırlıyoruz, bilgiler veriyoruz, dünyadaki örneklerini veriyoruz. Benim umudum, 2007 yılından itibaren tedricen vergilerin aşağıya çekilebileceği yönünde, aldığımız bilgiler de bu yönde. Fakat, kolay olmadığını, belli bir zaman gerekeceğini, ülkenin gelir ve gider dengelerine uymak gerektiğini düşünüyorum.

GAMZE KOCA : Peki, Çevre Vergisi de var değil mi son dönemde gündemde olan cep telefonları üzerine yine. Her gün baktığımız zaman faturaya, şu kadar şu vergisi, bu kadar bu vergisi, hangi insan bu yandan düşünüyor, hem bu kadar konuşuyorum, bu kadar vergi veriyorum diye. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu konuyu?

DR. TAYFUN ACARER  : Şimdi onunla ilgili bir çalışma yapılıyor, fakat siyasi otorite de, vergilerin yüksekliği konusunda aynı görüşte ve aşağı çekilmesi konusunda da görüş bildiriyor. Zaten bizim hazırlayıp siyasi otoriteye sunacağımız raporda da, belki birdenbire düşüş değil de kademeli düşüş, yani her düşüşte ne kadar vergi azaldı, aslında azaldı mı toplanacak vergi görüşme süresi artacağı için belki de artacak. Onlara böyle kademeli bir geçiş önereceğiz. Örneğin yüzde 5 düşürüp bakacağız, şu anda Türkiye’de abone başına aylık görüşme bedeli 11-12 dolar civarında. Belki bu 15 dolara çıkarsa, yani 3 dolar artarsa yüzde 5 yapılan vergideki indirimden daha fazla vergi toplanabilir. Bizim önereceğimiz değişik alternatifler olacak. Siyasi otorite de buna sıcak bakıyor bildiğim kadarıyla. Ama tabii neticede karar bizim dışımızda, umuyorum düşer.

GAMZE KOCA : Bir sorumuz daha var, ben hemen sonu yöneltmek istiyorum size. Serdar Başlı, İstanbul’dan yöneltmiş soruyu, kaçak kategorisine konup görüşmeye kapanan telefonumu şu andan itibaren açtırma imkanım var mı diye bir soru gelmiş.

DR. TAYFUN ACARER       : Şimdi onunla ilgili tabii müracaat edeceği yer var, yani abone merkezlerine müracaat edebilir veya bizim Bilgi ve  İhbar Merkezine müracaat edebilir. Ancak durumunu ispatlaması gerekir, özellikle faturası var mı, faturası varsa bunu ibraz ederek bir çözüm bulabilir. Ama faturası yoksa, bu makineyi aldığı yere müracaat etmesi en doğru yöntem, onun sorununu asıl çözecek yer makineyi aldığı yer olacaktır.

GAMZE KOCA : Bu şekilde davranmamız gerekiyormuş, onu da öğrenmiş olduk.

Şimdi yine programın başında altını çizmişti Tayfun Bey, elektronik imza, aslında bu devrim niteliğinde bir şey sanırım. Bundan 3-4 sene önce hiç hayatımızda olmayan bir şey ama, şu an baktığımızda hem devletin birçok kurumunda ve özel sektörde de giderek yaygınlaşmaya başlayan bir uygulama. Şu an ne aşamada, kurumun faaliyetleri neler?

GALİP ZEREY :  Biz kurumumuzda 2006 yılı sonuna kadar bütün çalışmalarımızla elektronik imzasını kullanacak şekilde bir plan yapıyoruz. Benim bildiğim kadarıyla diğer bakanlıklara bağlı kuruluşlarda da bu durum söz konusu. E-devlet, e-kurum çalışmaları çerçevesinde birçok  devlet kurumunda 2006 yılı sonuna kadar elektronik imzaya geçileceğini tahmin ediyoruz. Tabii burada dikkat edilecek olan konu, bildiğiniz gibi üç tane kurum bizden bu konuda yetki belgesi aldı. Devlet kurumlarında çalışanlar sadece TÜBİTAK’da elektronik imza alıyorlar. Biz bu konuda TÜBİTAK’ta çok hızlı bir hareket, çok hızlı bir imza verilmesi olacağından dolayı, ben geçen hafta Gebze’deki TÜBİTAK tesislerine gittim bu konudaki görüşmeleri yapmak üzere. TÜBİTAK hazır vaziyette, alt yapısını gayet güzel hazırlamış, arkadaşlarımız gayet iyi çalışıyorlar. Ve orada gördüğüm kadarıyla çok sayıda devlet kurumundan müracaat var. Fakat, bu müracaatlarda birtakım belgeler gerekiyor, her bir elektronik imza isteyen kişinin belli belgeleri, kimlik belgeleri doldurması lazım. TÜBİTAK’ta bu kimlik bilgileri MERNİS projesindeki bilgiler ile kontrol ediliyor, herhangi bir eksiklik varsa ilgili kişiye tekrar geri dönülüyor ve belli bir süreç alıyor. Fakat görebildiğim kadarıyla bu tempoda gider isek, 2006 yılının sonuna kadar devletin birçok kurumlarında elektronik imza kullanabileceğiz. Özel sektör de benim tahminim bankalardan başlayarak bu sürece ayak uydurmak zorunda kalacak.

Dünyadaki uygulamalarına baktığımızda, elektronik imza zorunlu hale getirilmediği zaman pek yaygınlaşamıyor. Dolayısıyla ben Türkiye’de devletin öncülük ederek elektronik imzayı hızla yaygınlaştıracağını tahmin ediyorum.

GAMZE KOCA : Peki, aslında çok büyük de bir alt yapı gerektiriyor değil mi, hani devlet kurumlarını değil kullanıcılarını da, yani karşılıklı bir gelişim…

GALİP ZEREY : Bir yazılım altyapısı. Zaten TÜBİTAK’ta toplantıda öğrendiğim kadarıyla herhangi bir devlet kurumu elektronik imza için başvurduğunda TÜBİTAK’ın yetkili uzmanları o kurumun bilgi işlem merkezine gidiyorlar, ilgili yazılım, donanım var mı, eksikse neler eksik onları belirliyorlar. O alt yapı tamamlandıktan sonra elektronik imza uygulamasına geçiliyor, dediğiniz gibi belli bir alt yapı gerekli.

GAMZE KOCA : Peki güvenilirliği ne ölçüde bu elektronik imzanın? Hani her şeyin o kadar hızlı ilerliyor ki teknoloji programı programın başında da söyledik hani hem teknoloji gelişiyor hem de bunu korsan bir yönden kırma çabaları da onla eş değer bir şekilde ilerliyor.Güvenilirliği nasıl Elektronik İmzanın yani kopyalanma gibi bir şey söz konusu mu?

DR. TAYFUN ACARER : Şimdi o konudaki algoritma oldukça sağlıklı ve çok güvenilir diye biliyoruz zaten bu ancak algoritmaya sağlayabilen üç kuruluşa Telekomünikasyon Kurumu sertifika sağlayıcı olarak izin verdi.

GALİP ZEREY : Ben daha önce de söyledim geçen hafta TÜBİTAK’taki  elektronik imza alt yapısını sağlayan Bilgi İşlem Merkezinde yaptığım ziyarette çok mutlu oldum, nedeni de hakikaten çok güzel bir alt yapı kurmuşlar, aşağı yukarı 24 yıl bilgisayar sektöründe çalışmış bir kişi olarak söylüyorum elektronik imza konusunda herhangi bir problem çıkması, kopyalanması ve taklit edilmesi mümkün değil. Hakikaten bütün güvenlik önlemleri alınmış vaziyette arkadaşlar çok titiz çalışıyorlar ve çok önemli güvenlik aşamalarını koymuşlar, bana göre elektronik imzanın kopyalanması gibi bir şey mümkün değil.

DR. TAYFUN ACARER : Gamze hanım, burada elektronik imzanın getireceği kolaylıklar çok önemli güncel yaşantımızda, bu elektronik imzayı sadece tören gerektiren yerlerde kullanamıyoruz  onun dışındaki her yerde kullanabiliyoruz. O tören de işte bu veraset ilgili ve bir de nikahta kullanılmıyor.

GALİP ZEREY : Tapu işlemleri ve nikah

DR. TAYFUN ACARER : Tapu işlemlerinde onun dışında güncel yaşantımızda her köşesinde elektronik imzayı çok yaygın bir şekilde kullanabileceğiz yani önümüzdeki günlerde tüm kamuoyu  gerçekten sektöre telekomünikasyon sektörüne çok büyük değişikliklere hazır olması lazım.

GAMZE KOCA : Evet ciddi bir değişiklik bekliyor diyelim Şimdi sizin kurumun denetleme özelliği de var  bunun altını çizerek söylemek istiyorum programda.Özellikle de bu baz istasyonlarının denetim konusuna ekstra bir önem veriyorsunuz nasıl denetliyorsunuz ve neden bu kadar önem veriyorsunuz bu konuya?

DR. TAYFUN ACARER : Şimdi çok önemli bir konu bu çünkü, toplumun çok hassas olduğu bir konu baz istasyonlarının denetimi biz şu anda Türkiye’de 3 operatörün kullandığı yaklaşık 24 bin adet baz istasyonu var. Bu 24 bin baz istasyonunu kurulurken geçici sertifikaları veriliyor tesis edildikten sonra da, bizzat yerinde gidip belirtilen teknik özelliklere uygun  tesis edilip edilmediğinin kontrol edilmesi lazım ondan sonra da Kati Sertifika verilmesi lazım. Biz geçen seneden itibaren bu konuda çok yoğun bir çalışma başlattık tüm Türkiye çapında ve baz istasyonlarına Kati Sertifika vermek için yani tesis edilmişleri yerinde bizzat denetleyerek Kati Sertifika vermek için yoğun bir çalışma yaptık bu konuda da operatörlerden ciddi destek aldık ve şu anda yaklaşık % 90 civarında baz istasyonun denetimi tamamlandı, ama devam ediyor. Bu % 90’ı bir türlü geçemiyoruz neden geçemiyoruz? Çünkü baz istasyonları  yoğun bir şekilde şu anda tesis ediliyor ya da özellikle yer değiştiriyor veya teknik özelliği değiştiriyor, antenin açısı değiştiriliyor, gücünde farklılaşma oluyor, çok yoğun bir süreç var yani % 90’da kaldık çok yoğun denetim devam ettiği halde ama inşallah bu oran %95’in üzerine çıkacak ancak 2006 yılı gerçekten çok önemli. Üç operatörde de çok ciddi yatırımlar planlanmış durumda bu nedenle bu istasyonlarla ilgili bu 2006 yılı içinde çok yoğun bir tesis ve yer değiştirme olayı gerçekleşecek.

Gamze hanım, bu arada özellikle kamu oyunun çok hassas olduğu bir noktayı açıklamak istiyorum o da işte baz istasyonlarının  can sağlığı açısından riski.Şimdi bu  konu çok önemli bir konu şöyle söyleyeyim, baz istasyonu olmadan ne GSM sektörünün ne de yeni Üçüncü Nesil dediğimiz sektörün sisteminin çalışması olanaksız yani bu bir kere bir gerçek yani işte baz istasyonlarını sökelim ama sistem çalışsın böyle bir şey olamaz yani bugünki teknoloji ile bu mümkün değil dünyada da  mümkün değil.

İkinci söylemek istediği şey bu baz istasyonlarından seyrekleştirmek aslında daha da büyük bir risk.

GAMZE KOCA : Verimliliği mi düşürüyor biraz?

DR. TAYFUN ACARER : Verimliliği düşürüyor şöyle söyleyeyim, şimdi benim şu anda cebimde iki tane cep telefonu var bu cep telefonu bana baz istasyonunda çok yakın yani vücudumun üstünde şimdi baz istasyonu seyrekleştiği zaman benim kullandığım makineler baz istasyonuna erişmek onunla irtibat kurabilmek için daha fazla enerji sarf ediyorlar, bunu rahatlıkla, seyahat yaptığınız zamanda fark edebilirsiniz piliniz, yani cep telefonunuzun pili daha çabuk biter neden? Çünkü kapsama alanı zayıfladığı zaman sizin makineniz daha fazla enerji sarf edeceği için pili daha çabuk sürede bitecektir. Peki bu makineler üstünüzde yani ya belinizde ya cebinizde bu taktirde size çok yakın olan bir elektromanyetik alet çok daha fazla enerji yayıyor demektir halbuki baz istasyonu binanın çatısında, direğin tepesinde veya bir duvarın köşesinde yani onun çok yakınında insanlar zaten yok ki, bu nedenle baz istasyonlarını seyreltmek aslında kullanıcıların makinelerindeki enerjinin artıracağı için daha da riskli.Yani bu teknolojik bir şey elektromanyetik dalga yayan her cisimde bu var yani bu risk televizyonda da var , bilgisayarda da var yani hepsinde var hatta oralarda ki elektromanyetik şiddet belki baz istasyonlarından çok daha fazla.

GAMZE KOCA : Yüksek, her zaman aslında tehlike altındayız.

DR. TAYFUN ACARER :  Tehlike altındayız yani o nedenle bu konu çok hassas bir konu yani seyreltmek bana göre daha riskli.

GAMZE KOCA : Peki şimdi çok fazla zamanımız kalmadı son 10 dakika içerisine girdik ben çok önemli gördüğüm birkaç şeyi daha sormak istiyorum.

Bu sayısal yayıncılık ile ilgili aslında dediniz çok fazla yenilik Türkiye’yi bekliyor buda çok önemli bir gelişme olacak biraz bilgi alabilir miyiz çok kısa?

GALİP ZEREY : Sayısal Televizyon konusunda İstanbul, Ankara ve İzmir’de  Sayısal Televizyon test yayınları devam ediyor, TRT sanıyorum yakın gelecekte  diğer kanallar da  test yayınlarına geçecekler. Sayısal Televizyon yayıncılığı yaygınlaştığında şu an Analog Televizyon yayıncılığı için çok sayıda anten kullanılması sonucu oluşan anten kirliliği ortadan kalkacak bir ortak anten kulesinde ortak  istasyonlarla dijital yayın daha kaliteli alınabilecek. Bununla ilgili bir plan var 2010 yılına kadar devam eden bu süreç içerisinde adım adım bu değişiklik yapılacak. Önümüzdeki yıl örneğin anolog televizyonları olan kişiler sayısal televizyonlar seyretmek istediklerinde “set top box” dediğimiz küçük bir kutuyu satın alarak ki bunun fiyatı 50 YTL - 70 YTL civarında olacağını tahmin ediyorum, bu dijital yayını seyredebilecekler.Burada bizim dikkat ettiğimiz konu bu “set top box”ları mümkün mertebe yerli üretimden yapılması şeklinde, ben şu an yerli üretim bir  “set top box” aldım kullanıyorum, dolayısı ile anolog televizyonları olanların bu kutudan almaları gerekecek.

DR. TAYFUN ACARER : Gamze hanım müsaade ederseniz sayın başkanın ifadelerine bir iki cümle ilave etmek istiyorum.Şimdi  radyo ve televizyonların bulunduğu yerler malum belli tepeler oralara sayın başkanın söylediği gibi çok ciddi ölçüde anten kirliliği var tabi oradaki görsel kirlilikten öte elektromanyetik kirlilik çok daha önemli ve oradaki alan şiddeti baz istasyonlarının alan şiddetinden yüzlerce kat fazla. Sayısal Yayıncılık, işte bu sorunu çok büyük ölçüde çözecek ve çok önemli bir karar bu Türkiye’de herkesin bu konuda azami desteği göstermesi lazım yani görsel kirliliğin ötesinde elektromanyetik kirlilik açısında çok önemli çünkü bunlar güçlü vericiler. Burada belirtmek istediğim iki husus daha var bunlardan bir tanesi Türkiye’de çok ciddi ölçüde televizyon üretimi yapılıyor belli firmalarımız, bundan gurur duyuyoruz, Avrupa’ya gittiğimiz zaman bu firmaların isimlerini marketlerde görünce mutluluk duyuyorum ben kişisel olarak. Şimdi bu firmaların şimdiden sayısal yayınları da alacak şekilde üretim yapmalarında çok büyük fayda var bunun altını çizmek istiyorum, çünkü Galip beyin söylediği gibi şu anki sistemlerle sayısal yayıncılığı alabilmeniz için ilave modem almanız lazım bunlar çok  pahalı değil ama yine de, televizyonunuzun üstüne, yanına, bir tarafa koyacağımız aletler olacak bunlar. Halbuki yerli üretim yapıyoruz biz çok büyük ölçüde Avrupa’ya da bunu satıyoruz ve şimdiden bununla ilgili planlama yapılmasından önümüzdeki seneden itibaren sayısal yayıncılığı da alacak şekilde televizyonların üretilmesinde büyük fayda görüyorum.

İkinci söylemek istediğim şey de Çanak Antenler konusu, bu konu genellikle karıştırılıyor. Çanak antenlerle bu sayısal yayıncılığın bir ilgisi yok. Çanak Antenler bildiğimiz uydu üzerinde gelen yayınların alındığı sistemler,  bu sistemler karasal olarak yayınlanan yayınları almıyor zaten bunu uydu üzerinde alıyorlar halbuki sayısal yayıncılık ile karasal olarak gönderilen sinyaller tek bir direğe ve daha düşük vericiler üzerinden daha kaliteli yayın getiriliyor ama uydu ile ilgisi yok o çanak antenler uyduya yönelik olduğu için çanak antenlerle bu işin hiçbir ilişkisi yok.

GAMZE KOCA : Evet karıştırmamak lazım. Şimdi son 3 dakikamız iki tane soru yöneltmek istiyorum çok önem verdiğim yine. Bu kablo televizyon lisansları ile ilgili çalışmalar devam ediyor sizden de Tayfun bey, Kasım ayında çok önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak Türkiye,  PP-06 etkinliğine, nasıl bir etkinlik olacak neler olması planlanıyor deyip kapatalım.

GALİP ZEREY : İsterseniz açıklamaya çalışayım.Bildiğiniz gibi Kablo TV alt yapısı şu an TÜRKSAT ’ın sorumluluğunda, TÜRKSAT ile (daha önce Türk Telekom ile) 10 yıllık anlaşma yapan 5 tane özel firma var, bu 10 yıllık süreç 2007 veya 2008 yıllarında bitecek vaziyette. Şu an TÜRKSAT ile bu firmalar işbirliği içerisinde çalışıyorlar, bu arada biz Kablo TV lisanslarının verilmesi kararı aldık, ilgili firmalara tebligatımızı yaptık, sanıyorum bir  kaç gün içerisinde bu Kablo TV lisanslarını vereceğiz. Bunun çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum çünkü Kablo TV Türk Telekom’un yegane alternatif alt yapısıdır ve çok kıymetlidir. Dolayısı ile bu lisansların alınmasından sonra süratle bu alt yapının gelişeceğini ve kullanıcı lehine ilave yeni imkanlar ve fiyat düşmeleri olacağını tahmin ediyoruz.

GAMZE KOCA : Gelelim Kasım ayındaki büyük konferansa ki  daha öncesinde bir kez daha yapılmıştı sanıyorum ve gene çok başarılı olmuştu bu sefer neler bekliyor Türkiye’yi?

DR. TAYFUN ACARER : Bu sefer ki konferans ondan biraz daha büyük süresi daha fazla, üç hafta sürecek tam çalışma süresi üç hafta, delegelerin gelme gitmesi ile bu süre belki 4 haftaya çıkacak, çok üst düzey delegelerin geleceği bir toplantı.Biz bakanlar düzeyinde de bekliyoruz bu ziyaretçileri burada ITU - Uluslararası Haberleşme Örgütü’nün yönetimine ilişkin kararlar alınacak. Biz biliyorsunuz aynı zamanda Uluslararası Haberleşme Örgütü’nün  Konsey üyesiyiz, konsey üyeliğimizin devamı da orada oylanacak,  Kurul Üyesi bir arkadaşımız burada Genel Sekreter Yardımcılığına aday, onun da seçimi yapılacak.Türkiye için çok önemli çünkü, çok üst düzeyde yapılan bir toplantı ve 3 bin civarında delege bekliyoruz muhtemelen bu delegelerin bir kısmı aileleri (eşleri ve çocukları) ile birlikte gelecek,  4 binin üzerinde bir delegenin Türkiye’ye geleceği ve Türkiye’nin tanıtımı açısından da son derece önemli olan bir Konferans olarak değerlendiriyoruz.

GAMZE KOCA : Evet aslında birkaç sorumuz daha  var ama zamanımız kalmadı maalesef artık kapatmamız gerekecek tekrar teşekkür ediyoruz katıldığınız için programımıza.

GALİP ZEREY : Biz teşekkür ediyoruz

GAMZE KOCA : Evet sevgili seyirciler bugün Telekomünikasyon Kurumu’ndaki ve telekomünikasyon arenasındaki güncel gelişmeleri değerlendirdik Habercinin Saatinde.

 

(*) Konuşma metni yazı diline çevrilirken, tekrarların, konuşma diline ait sözcüklerin çıkarılması gibi düzeltmeler yapılmıştır.

 


 

 

 

Bilgi Teknolojileri ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı  ©2004
En İyi 1024x768 (ve üzeri) çözünürlükte görülebilir